Psikanaliz ve Sanatçı Ruhu

Psikanaliz ve Sanatçı Ruhu

"Üstbenlik (Süperego): İçe alınan (internalize edilen) değerler, idealler, toplumun ahlaki yargıları, alışkanlıkları, gelenek, görenek gibi şeyleri temsil eden yapı parçasıdır. Üstbenlik gelişmesi 3-4 yaşında başlasa da ödipal kompleksin çözülmesiyle büyük oranda 5-6 yaş dolaylarında oluşur. Ama üstbenliğin oluşumu genç erişkinliğe kadar; öğretmenler, roman-film kahramanları, tanınmış sanatçılar, politik liderler ve benzer kişilerden katkılar alarak sürer…

Epigenetik gelişime göre insan varlığı kademeli bir gelişim gösterir ve bir önceki dönemin deneyimleri, kazanımları ya da eksiklikleri bir sonraki dönemi etkiler. Birinci evreyi sağlıklı biçimde geçiremeyen bir çocuk temel güven duygusunu geliştiremeyecek ve ikinci evreye eksikleriyle geçmiş olacaktır. O dönemde de eksiklikler ortaya çıkarsa bir sonraki evreye sorunlu geçmiş olacaktır...

Saldırganlık ya da başka güdüleri olan çocuk, bu saldırganlığın ya da davranışın engellenmesi veya benzer nedenlerle bu içgüdüsünü, toplumun benimseyeceği, onaylayacağı, dahası alkışlayacağı bir konuma yöneltmekte ve çok iyi bir sanatçı, bilim ya da boksör olmaktadır...
Günlük psikiyatri uygulamasında yaratıcı özellikleri yoğun olan insanlar zaman zaman çizginin dışındaymış gibi değerlendirilebilmekte ve patolojik işlemi (hastalıklı) görebilmektedirler…

Freud'a göre sanatçı içedönük bir kişilik yapısına sahiptir ve nevroza yakındır. içgüdüsel gereksinimleri oldukça güçlüdür ve onların baskısı altındadır...

Bazı yazarlara göre yaratıcılık; yalnızca saklı değil aynı zamanda değişik ve karmaşık, bileşik bir olgu, birbirinden ayırması güç yetenekler demetidir. Hiçbir insan yaratıcı deneyime bir başka insan gibi bakamaz. Çünkü yaratıcılığın tanımı kişiler ve disiplinlere göre değiştiği gibi aynı insanda farklı zamanlarda farklı anlamlar taşıyabilir.

İnsanlar eski zamanlardan beri yaratıcılık ve ruhsal hastalık veya deha ve delilik arasında bir ilişki olup olmadığını merak etmişlerdir...

Freud’a göre sanatçıların zihin konusundaki bilgileri, sıradan insanlarınkinden çok daha ileridedir; çünkü onlar bilim adamlarının henüz bilim alanına sunmadığı kaynaklardan (yani bilinçdışı süreçlerden) yararlanmaktadır...

Bazı sanatçılar da kendi biçemleri ve yetenekleriyle, yitirdikleri nesnelerini (annelerini, cennetlerini, çocukluklarını vb.) aramak için sanatsal yaratıya yönelmiş, böyle bir yol bulmuş olabilirler.”

 

Yusuf Alper, Psikodinamik Açıdan Cemal Süreya ve Şiiri, Özgür Yayınları: İstanbul, 2008, s. 14-20.




Henüz yorum yazılmamış. İlk yorumlayan sen ol.

Yorum yapmak için üye ol