TAM 365 GÜN ÖNCE BUGÜN

0

-BLOĞUMDAN ESKİ TARİHLİ BİR YAZI-
Bugün çok duygusalım. Gözyaşlarım göz pınarlarıma yapışmış bekliyor, her an bağımsızlıklarını ilan edip aşağılara süzülebilirler. Dile kolay tam 365 gün ! 

365 gün önce bugün, 29+6 haftalık bir hamile olarak son zamanlardaki şişlik, ödem, ağırlaşma şikayetlerim devam ederken yarın küçük mucizelerimi kucağıma alacağım ( pardon benden ayrılıp küveze konacakları ) aklıma dahi gelmezdi. Her zamanki gibi bir gündü işte, geri sayım devam ediyordu. 
365 gün önce bugün, aklımda, araştırmaktan bir türlü karar veremediğim bebek şekerleri ve kapı süsünün ne olacağı düşüncesi,
365 gün önce bugün, iç ses : " bu hafta hastane çantamı hazırlarım artık "
365 gün önce bugün, hala işe gelip giden ve çalışan bana ait iç ses : " bir kaç hafta sonra artık evde kalmaya başlarım ve eksiklerimi tamamlarım nasıl olsa "
365 gün önce bugün, hala içimde normal doğum yapmaya dair bir istek ve doktorumu buna ikna edebileceğime dair bir inanç,
365 gün önce bugün, normal doğum yapamazsam bile epiduralli sezeryan yaparım boşver diyişim, önemli olan o ana, minnoşlarımın doğuşuna şahit olmak, onlarla göz göze gelmek, kokularını içime çekmek şeklinde kafamda dolanan düşünceler, dilime dolanan sözcükler,
365 gün önce bugün, hayalimde, ikisini de getirip yanağıma değdiren hemşirenin gülümseyişi, minnoşlarımın benim gözyaşlarımdan ıslanan yanakları,
365 gün önce bugün, iç ses : " insan anne olmaya ne zaman hazır hisseder acaba kendini, sanki ben daha hazır değil miyim ne ? "
Sen misin kendini hazır hissetmeyen, minnoşlarım biz hazırız bile çoktan dediler ve içerden çıkmaya karar verdiler.
Ne hastane çantam hazırdı, ne bebek şekerim, ne kapı süsüm, ne de ben kendim.
Ne kocam hazırdı, ne " Dün gece doğum gerçekleşti hastanedeyiz " diye sabahın köründe verilen habere, " Ee biz ne yapacağız şimdi " diye şaşkınlıkla cevap veren babam, ne de aynı habere " niye " diye abuk bir soruyla karşılık veren kayınvalidem.
Ne normal doğum yapabildim, ne de epiduralli sezeryan.
Ne doğumlarına şahit olabildim, ne koklayabildim, ne öpebildim.
Kucağım bomboş evimize döndük, bir ay boyunca sabah akşam hastaneye taşındık, her ziyaretimizde gözyaşlarımı tutamadım, her eve dönüşlerimizde içimden bir parçayı orda yoğun bakım odasında bıraktım, gece gündüz minnoşlarımın ağlamaları yerine mekanik bir motor sesiyle onlara süt yetiştirmeye çalıştım.İçtikleri bir damla sütün dahi kaydını tuttum. Damlalar çoğaldıkça hem minnoşlarımla hem de ne gariptir ki kendimle gurur duydum.
Alper hastanede babasının kucağında ağzından burnundan fışkırtarak ilk kustuğunda ve nefesi kesildiğinde, normal odaya geçtiğimizde Yiğit kucağımda biberonla beslemeye çalışırken nefes almasının durması ve morarmaya başlaması üzerine yaşadığımız korkular, bu korkular üzerine onları eve götürmek istemeyişim, kendime olan güvensizliğim, onlara bakamayacağıma dair içimdeki kuruntular, vesveseler. Evde özellikle Yiğit' i beslerken bir gözüm palsoksimetrede kulağım aletin alarmında içimden ettiğim dualar, her alarm ötüşünde Yiğit' i kendine getirmeye çalışırkenki kalp çarpıntılarım,durum normale döndüğünde tutmayan ellerim, dizlerim. Mütemadiyen hissettiğim onlara bir şey olacak korkusu ( Gerçi bu korku hiç bitmiyor, annelik sürekli edilen ' Allahım acılarını gösterme, onları elimden alma ' dualarıymış, öğrendim )
Yiğit' in başında tuttuğumuz nöbetler ( evet itiraf ediyorum : nöbet sırası bendeyken uyuyup kalmamak için internetten izleyerek bitirdiğim Lost dizisi :))
Çok çok zor günlerdi Allah bir daha yaşatmasın...   
Neticede hiçbir şey planlandığı gibi olmuyormuş, minnoşlarım herşeylerini kendileri belirlediler. 
Neticede, sonu iyi biten her şey iyidir değil mi ? Neticede hayatta hiçbirşeyin garantisi yok değil mi ? Zamanında doğan bebişler hastalanmayacak diye bir garanti mi var öyle değil mi ?
Allahıma şükürler olsun ki zor günler geride kaldı.       
Hep hayalini kuruyordum nasıl bir anne olacağımın ama bu kadar muhteşem bir duygu olacağını hiç düşünmemiştim.Karnımda minnoşlarımı severken sevgi buymuş işte dedim. Sonra onları küvezde ilk gördüğümde hamileyken hissettiğim neymiş ki asıl sevgi bu dedim. 365 gün sonra bugün anladım ki annelik sevgisi asla sabit bir ölçüde olamaz, bunu ölçecek bir birim de yok. Çünkü ben her geçen gün bir gün öncekinden daha da çok seviyorum kuzularımı, daha da çok aşık oluyorum bakışlarına, gülüşlerine. 1 yıl sonra bu haldeysem 20 yıl sonraki halimi düşünemiyorum.  
Küçük mucizelerim, bu 365 günün her bir gününde bana hayatla, bana kendinizle, bana kendimle ilgili yeni bir şeyler öğrettiniz. Cesur yüreklerim, bana mücadeleyi, inanmayı, beklemeyi, sabretmeyi ve şükretmeyi öğrettiniz.
İyi ki doğdunuz, iyi ki anne baba olarak bizi seçtiniz




Henüz yorum yazılmamış. İlk yorumlayan sen ol.

Yorum yapmak için üye ol