Çocukla İdeal Tatil - Gökçeada Rehberi

1

Aranan tatil mekanı bulundu! Özellikle çocuklu aileler için...
KEFALOZ(AYDINCIK) PLAJI http://4.bp.blogspot.com/-qp5PElBT8pM/TmPuBUcPqiI/AAAAAAAAARY/VdjdQDPPluY/s1600/134.JPG" rel="nofollow" target="_blank" style="margin-bottom:1em; margin-left:auto; clear:right; margin-right:auto">
Bunca senedir nasıl keşfedememişiz, nasıl hiç gitmemişiz, inanamıyorum! Hem de burnumuzun dibinde olmasına rağmen... Her zaman uzak olan daha kıymetli ve güzel geldiği için yakınlara bakmak çok da aklımıza gelmiyor tabii.

Yine gelmezdi ama hoş bir tesadüfle aklımıza düştü bayram tatilinde Gökçeada'ya gitmek.. Gittik ve tadı damağımızda kalarak geri döndük.

İster bekar olun, ister evli, ister 3 çocuklu olun, ister tek başınıza... Gökçeada'da muhteşem bir tatil geçirebilirsiniz. Beklentiniz ne olursa olsun, herkesi memnun etmeye hazır bir ev sahibi gibi Gökçeada.

Ayak bastığınız andan itibaren içinizi kaplayan huzur, adadan ayrılana kadar artarak devam ediyor. Sürekli iyiki diyorsunuz. ''İyi ki'' gelmişiz. İyi ki burayı tercih etmişiz. Bunu keşkeler izliyor. Keşke daha önce de gelseydik. Nasıl düşünemedik!

Neyse! Zararın neresinden dönersek kardır. Bundan sonra hafta sonu kaçamağımız bile olabilir.
LAZKOYU http://4.bp.blogspot.com/-ayZLyZ7_-kI/TmPu8c0nCbI/AAAAAAAAARc/Uip-wuWrJvc/s1600/101.JPG" rel="nofollow" target="_blank" style="margin-bottom:1em; margin-left:auto; clear:right; margin-right:auto">


Şimdi anlatmaya nereden başlasam bilemiyorum.
Bizim şans eseri yaşadığımız bu keyifli tatili herkes tatsın istiyorum.

Öncelikle Gökçeada'nın CittaSlow olmasından başlayalım:İtalyanca Citta (Şehir) ve İngilizce Slow (Yavaş) kelimelerinden oluşan Cittaslow Sakin Şehir anlamına geliyor. Küreselleşmenin yarattığı homojen mekanlardan biri olmak istemeyen, ye­rel kimliğini ve özelliklerini koruyarak dünya sahnesinde yer almak isteyen kasabaların ve kentlerin katıldığı bir birlik Cittaslow... İçinde sürekli bulduğunuz huzurun kaynağı da bu belki. Hem geçmişten kopmayan, kendine ait özelliklerini koruyan, hem de yenilikleri, değişen zamanı takip eden şirin şehirler...


Peki bu şirin şehre nasıl ulaşacağız:


 İstanbul'dan Gökçeada'ya geçmek için otobüsle (Çanakkale Truva ve Metro Turizm gidiyor) ya da arabanızla Kabatepe iskelesine kadar gelebilir, buradan Gestaş'ın düzenlediği feribot ve deniz otobüsü seferlerinden faydalanabilirsiniz. Gestaş'ın güncel tarife bilgilerine de www.gdu.com.tr. adresinden ulaşabilirsiniz. Yanlız seferler 2-3 saatte bir düzenlendiğinden Kabatepe iskelesinde yoğunluk olabiliyor. Binmeyi hedeflediğiniz sefer saatinden 2 saat önce orada bulunmanızı öneririm. Yoksa günü kaçırabiliyorsunuz. Bu tatilin tek can sıkıcı kısmı da buydu. Ama alternatifimiz yoktu. Üstelik değdi mi diye sorarsanız, kesinlikle değdi.

Bir de bu yaz Gökçeada'ya Borajet / Anadolu Jet tarafından Sabiha Gökçen Havalimanı'ndan uçak seferleri düzenlenmeye başladı. Bundan sonra düzenli olur mu bilemiyorum, ama ben bir daha ki tatil için kullanmayı düşünüyorum. (Uçak biletleriniz için http://www.onurturizm.info/ ya da (0212) 233 38 00'ı arayabilirsiniz.)

 İŞTE KARŞINIZDA LAZKOYU http://2.bp.blogspot.com/-qLgEHl1s6_A/TmPv1zeEIxI/AAAAAAAAARg/7nvoLr-xfec/s1600/074.JPG" rel="nofollow" target="_blank" style="margin-bottom:1em; margin-left:auto; clear:right; margin-right:auto"> 

Bu gereksiz kısmı hallettikten sonra tatilinizin tadını çıkarmaya başlayabilirsiniz, çünkü Ada o kadar keyifli ki çadırda bile kalsanız rahatsız olmazsınız. Gece gündüz yapacak bir yığın şey bulunabilir. Ama yine de riske girmeyelim, gitmeden konaklama işini de halledelim. Gökçeada'da konaklama genel olarak ucuz ve basit.

Diğer destinasyonlar gibi yarım pansiyon, herşey dahil, yok all inclusive gibi şeyler yok burada.
Oda+Kahvaltı ya da sadece Oda var. Herşey bu kadar yalın.
Ya bir apartta kalır kendi yemeğini kendin yaparsın, ya da adanın misafirperver küçük cafelerinden faydalanırsın.
Konaklama alternatiflerini ev pansiyonları, pansiyonlar ve butik oteller olarak sınıflandırabiliriz.
Ev pansiyonculuğu oldukça yaygın. Çoğu aile evini restore etmiş, odalarını kiralıyor. Otel olarak geçen tesisler de pansiyonla otel arasında bir yerde:) Ama temiz ve samimi. Kendinizi evinizde hissediyorsunuz.
Biz internette yaptığımız araştırmalar sonunda Kaleköy Limanı'nda yer alan, Otel Gökçeada'da rezervasyon yaptırdık. Çok iyi bir şeyle de karşılabilirdik, bir hayal kırıklığıyla da. Ama üzmedi bizi otelimiz. İlk andan itibaren bir dostumuzun evine gitmişiz gibi karşılandık. Ayrılana kadar da aynı samimiyetle ağırlandık. 1.5 yaşındaki kızımızın yaramazlıkları da güler yüzle tolere edildi. Doğum yaptığımdan beri geçirdiğim en huzurlu tatil olarak kayıtlara geçti.

Kaleköy Limanı, adanın deniz kenarında yer alan tek yerleşim bölgesi.Üstelik çok eski yıllardan beri adanın dünyayla bağlantısını sağlayan bir limanmış. Buraya adanın vitrini de deniyormuş. En cici balık restaurantlarını burada bulabilirsiniz. Lezzetli mezeleri ve canlı müzik ziyafetiyle keyifli seçenekler var. Bu yönüyle akşam saatlerinde adanın diğer yerleşim yerlerinden oldukça fazla misafir alıyor. Küçük çocuklu bir aile olduğumuzdan burnumuzun dibinde böyle alternatifler olması bizi mutlu etti. Otelin kapısından çıktığımızda olayın merkezine inmiş oluyorduk:)
Eğer Kaleköy'de kalmak istemezseniz Merkez'e, Rum Köylerine, Aydıncık Plajı civarına ya da Yeni Bademli Köyü çevresine bakabilirsiniz.

Adaya ulaştık, kalacağımız yeri ayarladık, nerede denize girelim derseniz; Aydıncık (Kefaloz) Plajını şiddetle tavsiye ederim. Burası Gökçeada'nın günübirlik tesisi olan tek plajı. 1200 metre uzunluğunda harika bir kumsal. Bir yandan rüzgar esiyor, bir yandan güneş sizi ısıtıyor, önünüzde de uçsuz bucaksız masmavi bir deniz uzanıyor. Hem de tertemiz. Ne yosun var, ne deniz anası... Kendinizi suyun kollarına rahatlıkla bırakabilirsiniz. Üstelik söylendiği kadar da soğuk değil. Ela bile rahatlıkla girebildi!
Suyun içinde sıkılırsanız, buyrun sizi suyun üzerine alalım. Rahatlıkla windsurf yapabilirsiniz. Rüzgarın şiddeti bunun için ideal. Üstelik bu plajda windsurf ve dalış dersleri veriliyor. Hem de uygun fiyatlara... Hiç aklında olmayanın bile aklına sokuyorlar. Denizin üzeri windsurfculerle rengarenk oluyor. Çeşme OUT- Kefaloz IN:)
Yüzmekten, dalmaktan ve aktiviteden yorulduğunuzda kendinizi kumlara bırakıp, rüzgarın sesini dinleyebilirsiniz. Uzun zamandır hiç bu kadar tazelenmiş, enerji depolamış ve mutlu hissetmemiştim.
Hem doğa harikaydı, hem ada halkı. Alıştığımızın aksine kimse bizi kazıklamaya, sömürmeye çalışmadı. Herkes sadece verdiği hizmetin karşılığını talep ediyordu. Kimsenin ağzından olağanüstü rakamlar çıkmıyordu. Bu bir hayalmiydi acaba:)
Neyse konuyu dağıtmayalım, Denize girilmeden dönülmemesi gereken noktalara geri dönelim.Yüzmeye doyamayacağınız bir diğer yer de Lazkoyu... Adanın güneyinde kalan bu koya, bir tepeden aşağı inerek ulaşıyorsunuz. Burada cafeye benzeyen bir tesisten başka birşey bulmanız mümkün değil. Kumsalda da sadece şemsiyeler var. O da erken gittiyseniz ve boş bir tane yakalayabildiyseniz:) Ama zaten kendisi minik bir koy olduğundan ve aynı anda 500 kişiyi ağırlayamayacağından şemsiye sayısının da pek hükmü yok. Lazkoyu'ndan tek beklentiniz denize girmek olsun. Şezlongmuş, duşmuş, yemekmiş gibi ihtiyaçlarınızı başka sahillere saklayın. Buradaki denizin tadını çıkarın. Biz eşimle düşündük, taşındık, deniziyle çok meşhur olan yerleri bile burayla kıyaslayamadık. Yüzmekten bu kadar daha zevk aldığım çok az yer olmuştur. Ada rüzgardan uçsa bile burada yaprak kıpırdamıyor. Her daim sakin bir deniz sizi bekliyor. Suyun sıcaklığı, temizliği, kumu tarifsiz. Bak, yazarken yine aklıma düştü. Şimdi çıkıp, bir yüzüp geleceğim:) Fethiye-Ölüdeniz OUT, Gökçeada-Lazkoyu IN!

Kefaloz ve Lazkoyu'ndan sıra gelirse Uğurlu Plajına, Gizli Limana bir de Marmaros'a uğrayabilirsiniz. Yanlız Uğurlu Plajı ve Gizli Liman'da şemsiye dahi yok. Hazırlıklı gidin derim.
Eğer çocukluysanız bu saydıklarım içinde en çok Kefaloz'da rahat edeceksiniz. Hem özgürce ve güvenle oynayabileceği geniş bir sahil, hem de burada ki tesislerde temel ihtiyaçlarınızı giderebileceğiniz şeyler var.

Sabah kahvaltısı için Mustafanın Kayfesine gidin. Güneş batarken Zeytinliköy'e gidip Dibek Kahvenizi için.  Akşam yemeği için Merkezde ki Yakşi Balık Restaurant'a, Kaleköy'de ki Son Vapur'a ya da Gökçeada Otel'e uğrayın. Taze deniz ürünlerinin keyfini çıkarın. Yemekten sonra Sakızlı Muhallebinin tadına bakmayı da unutmayın.

Dönerken Meydani Pastanesine uğrayıp Efibadem alın.

Ya da bunların hepsini boşverin, canınız ne istiyorsa onu yapın. Bu ada içinizden geldiği gibi yaşayacağınız muhteşem bir yer. Hep böyle kalsın, bozulmasın.

İyi Tatiller:)



Reny




1 Yorum


reny

teşekkür ederim:) ben de tatil delisiyimdir ama ela doğduktan sonra her yerde rahat edemez olduk. kötü deneyimlerin üzerine ilaç gibi geldi gökçeada, umarım size de iyi gelir:)

Yorum yapmak için üye ol