ORGANİK ÜRÜN ALDATMACASI

0


 

Genelde Bursa'da bulunur organik çilek sertifikası almış üreticiler. Yöntem hep aynı... Ellenmemiş temiz bir bahçeye yirmi - otuz fide dikerler. Bu fideler dikildikten sonra sertifika kuruluşlarından birini çağırırlar. Numune alınıyor, kontrol laboratuarına gidiyor, haliyle sağlıklı çıkıyor. Yüklüce bir ödeme de yapıldıktan sonra sertifika ellerine geçiyor. Sonra kim tutar sizi..! Önce gidip bir organik pazara kaydınızı yaptırın, ya da son zamanlarda pıtrak gibi çoğalmış organik ürün dükkanlarından biri ile anlaşın. Sonra doğru Bursa Hali'ne! Doldurun bir kamyon, yığın organik ürün pazarındaki tezgaha. Bir elinizde üzerinde ''Organik Çilek'' yazan sertifika var, önünüzde de kasa kasa kırmızı çilek... Alış bir lira, satış beş. Satın satabildiğiniz kadar. Elinizdeki sertifikada üretimin yapıldığı metrekare ile sattığınız çilek miktarı arasında mantık kurabilecek bir kurum, kuruluş var mı? Yok. Organik pazarlara gelen malı numune alarak düzenli olarak kontrol ettiren bir mekanizma? O da yok. 

Benim beş kilometre yanımda Türkiye'nin çilek cennetlerinden biri: Atça... Her gün organik pazarlara kamyonlarla çilek yolluyorlar. Kilosu elli kuruş'tan. Tek bir üretici görmedim ki yetiştirdiği çilekten bir tane yesin ya da kendi ailesine yedirsin. Ben çilek yetiştirmeye çalıştım. Azami özen, azami çalışma ile bir dekar yerde elli kilo çıktı. Reçel yaptık. Hepsi bu. Satacak kadar asla üretemiyorum. Gerçek fideler ile kimse üretemez. Buzhanelerde çıtır çıtır ithal fide var. Her yere bu dağılıyor. Hep söyledim, bir kez daha söylüyorum: Çilek yemeyin. Kesinlikle evinize sokmayın. 

Türkiye'de gerçek anlamda organik üretim yapan büyük üreticiler var mı? Var. Sadece sipariş üzerine üretim yaparlar ve üretimlerinin tamamını Almanya, Rusya, Hollanda, Belçika ve İspanya'ya gönderirler. Kotaları doldurabilmek için iç piyasaya bir kilo bile mal vermezler. Organik pazarların ürünleri nereden geliyor o halde? İki - üç çiftlik adı dönüyor piyasada. Oysa organik pazarlarda günlük 65 - 70 ton domates satılıyor mesela sadece. Dedim ya, nereden geliyor? Halden. 25 kuruş'a al, 5 Lira'ya sat. Sağ elde sertifika, sol elde domates... 

Nar ekşisi... Bununla ilgili de çok soru geliyor. Açıklamakta zorlanıyorum gerçek nar ekşisini. Kıvamı neden bu kadar sulu... Neden Antakya'da yapılanlar gibi koyu renk, yapış yapış değil? ''Sahte mi sizinki?'' diye bir soru bile geldi :)

Nar ekşisi normal nardan yapılmıyor. Deli nar, ekşi nar'dan yapılıyor. Çok az kaldı bu ağaçlardan artık. Toplanıyor, ikiye yarılıyor, kabuğundan tokaç ile vurularak dökülüyor, taneler sıkılıyor ve yayvan bir bakır leğende bu tanelerin suyu sıkılıyor. Sonra ateşe konuluyor ve kaynatılıyor. Maksimum dört saat... Bu sürede suyu uçar ama yine de gayet akışkan kalır. Bir dakika daha fazla kaynatırsanız yanar. İşte tam bu noktada iki seçeneğiniz var. Ya beş kilo nardan çıkarabildiğiniz 200 gram'lık sıvıya razı olacak ve bu zahmetli işin ürününü gerçek ekşiyi bilenlere satacaksınız; ya da ''Nar Ekşisi Yapma Formülü'' yazacaksınız Google'a, karşınıza çıkacak ekstretli, enzimli, glikozlu, kıvam arttırıcılı formüllerden birini uygulayacaksınız. Siyah, yapış yapış, ağza tatlımsı gelen şeyi bulduğu için alıcılar size teşekkür bile edebilir bunu yaparsanız hem :) 

Bu işi ciddi, layığıyla yapan yok. Bana göre kesinlikle yok. Bazen sohbet ettiğim yakın arkadaşlarıma gösteriyorum. Türkiye'nin en büyük organik ürün satıcılarından birinin internet sitesinde yayınladığı bir sertifika var. 400 metrekare alan için alınmış bu sertifika ile tonlarca mal satıyorlar. Biraz araştırın, kolaylıkla bulursunuz. Organik, naturel, ekolojik, doğal kelimeleri en nefret ettiğim kelimeler oldu sırf bunlar yüzünden. Dürüstlük adına çağrıştırdığı hiçbir şey yok. 

Geçtiğimiz haftalarda Erzurum'da yapılan Organik Tarım Ürünleri Konferansı'nda tek bir üretici bile olmadığını, sadece yeni kurulacak organik pazarlar için ''şu tezgah senin bu tezgah benim'' kavgası yapan uyanık komisyoncuların olduğunu biliyor muydunuz




Henüz yorum yazılmamış. İlk yorumlayan sen ol.

Yorum yapmak için üye ol