Doğduğu Günden Doğum Gününe...

9

geçen sene bu günlerde karnı burnunda dışardan bakıldığında varile benzeyen ben; içerden bakıldığından ne olduğu bilinmeyen bir dünyaya karşı sabırla bekleyen bir velet vardı.
o velet yaklaşık bir hafta sonrasında şiddetli, arası 3 dakkika olan sancılarla yola koyuldu ve annesi ona söyleniyordu; '42 haftayı bekledin de gelmek için, şimdi bu
acele niye?'...

27 ocak 2012 gece saat 2 de başladı o şiddetli sancım. halihazırda bekleyen ufak bavulumuzu alıp dışarda yağan o güzel karla beraber hastane yoluna koyulduk.
hastaneye vardık sonrasında ilk muayene ve çatı açmamış diyor ebe. çıldırdım. yalancı doğum sancısı çekiyorsun diyor dedim ne yalancısı, ölüyorum resmen.
e kal yat dinlen hastanede felan dediler. yok dedim, madem yalancı bu sancı evimde çekmeyi yeğlerim. eve geldik ki banyoya zor düştüm bir karın ağrısıyla.
tuvaletimi yaptım, kalktım, derken suyum geliverdi. dedim bi de yalancı sancıymış hobaaa yarım saat geçmeden tekrar hastaneye. bu arada evimin önü kardan kapanmış,
bi de yokuş var ki o yokuşu o sancıyla nasıl indiğimi hatırlamıyorum bile. sonrasında bağırış çağırış sancılar ve saat 7:15 o kar bebeğini gösteriyorlar bana...
dünya da gördüğüm en güzel bebek. bembeyaz teni, kocaman gözleri olan ve içli içli ağlayan o güzel pamuğum. 42 hafta sonrasında o muhteşem buluşma....
ve ben çatalda doktorum beni dikerken salya sümük ağlıyordum mutluluğun en şiddetli haliyle., yanıma koydukları o güzelliğe bakıyordum. ona ne kadar güzel olduğunu defalarca söylediğimi
hatırlıyorum. hayatımda en çok ağladığım yıl oldu sanırım bu geçen bir yıl sonrasında.

ve ahmet bera 35 günlük, gözünde aşağıya doğru kayma var , çocuk doktorumuzdayız. hemen beyin ultrasonu istiyor. ve o an HİDROSEFALİyle tanışıyoruz.
çocuk doktorumuz beklenilmemesi gerektiğini vurgulayaraktan bize hastalığı özet geçiyor ihtimaller, olasılıklar vs vs vs.
annemle bera'yı eve bırakıyoruz eşimle tekrar doktorla konuşmak için evden ayrılıyoruz. bir beyin cerrahıyla tanıştırıyor bizi, bilgilendiriyorlar felan ve
ayrılıyoruz hastaneden kafamızda 40 soruyla...eve dönerken kenan dayanamıyor arabayı çekiyor bi yere ve avazı çıktığı kadar bağırarak haykırıp ağlıyor.
hiçbişi yapamıyorum donup kalmışım. gözümde tek damla yaş yok. birinden bir sigara buluyor içiyor ben hiçbişi demiyorum sadece izliyorum onu.
sonra eve geliyoruz. bera uyuyor, annem ağlamaktan gözler şiş vaziyette... bera' yı kucağıma alıyorum sadece bakıyorum ona öyle...
ben bilmiyorum hiçbişi bilmiyorum sanki... sonra emzirme, yatırma, öyle evde o geceyi annem ben kenan birbirimizle konuşmayarak geçiriyoruz.
ve gece bir titreme nöbetiyle uyanıyorum, anne ört beni dediğimi hatırlıyorum ve hayatımda hiç üşümediğim kadar üşüdüğümü... sonrası yok.
bir daha ertesi gün kendime gelmişim. annemin anlattıığı, çığlıklar atıp ağlamış zırlamışım sabaha kadar kendimi ordan oraya atarak. ama ertesi günü uyandığım anı
çok iyi hatırlıyorum; kalbim acıyordu ve sanki üzerimde ve kalbimde 100 kilo vardı ben altından kalkamıyordum.ve hayatımda hiç bu kadar canımın yandığını
hatırlamıyordum. nefes almakta zorlanıyordum. ve sadece Allah' a soruyordum: Buna nasıl katlanılır....?

ve sonrasındaki 4-5 gün içinde internetten edinebileceğim her bilgiyi edinip, tanıdıklar vasıtasıyla da bisürü nöroşirurji uzmanıyla tanıştık.
o tanışma süreçlerinde tatsızlıklar da yaşadık. ve sonrasında nurperi hocamla tanıştık. ilk tipimize baktı kendinizi maddi açıdan zorlamayın çocuklar dedi.
devlette yaptırın taktırın şantı dedi. oysa şanttan önce eşimle biz şantsız kurtarabilmek derdindeydik bera'yı. ve ona endoskopik ameliyatı denemek istediğimizi
söyleyince durdu düşünmeye başladı. bize önce hastalığı güzelce bir daha anlattı. ama o konuştukça ben ferahlıyordum. çünkü diğer doktorların aksine,
olumsuz ihtimallerle beraber bir sürü ferahlatıcı açıklama da yapıyordu bize. ve iyi düşünmemezi vurguluyordu. ve bera' yı muayne etmek istedi.
kucağına aldı bera'yı, yaklaşık yarım dakika suratına baktı oğlumun ve bana döndü dedi ki; "bebeklere kıyamıyorum hepsini kurtarmak istiyorum, bu ameliyatı yapacağım."
çok sevindim. çünkü o pozitifliği, bera'ya bakışı öyle bir güven verdi ki bana, başkasına çocuğumuzu emanet edemeyeceğimizi anladık kenan'la.
ve en pahalı hastanelerden birinde gene o hastanenin diğer bir doktorunun bize verdiği fiyatın yarısına ilk ameliyatını(e3v) yaptı bera'nın. % 50 ihtimal vardı işe yaraması için
ama yetmedi. 6. ayında şant takıldı Ahmet Bera'ya. 5 MR 2 ameliyat toplamda 7 narkoz ve ayılma süreci ve o süreçlerde atılan imzalar ve Bera' yı her seferinde acaba
nasıl atlatacak diye beklemek... ve Bera nın her seferinden çabucak toparlaması. doktorun 1 saatte ayılmaz dediği ameliyatlardan 10 dakika sonra kendine gelmesi...
Bera isminin hakkını fazlasıyla verdi ilk 6 ayda; olgun, cesur ve savaşçı bir ruhla hepisini atlattı. ismiyle gelirmiş ya çocuk, isminide yaşatırmış... o hesap sanki.
hiç mızmızlık yapmadı bana bu süreçlerde sadece şant ameliyatından sonra ağrısı çok olduğu için onu zaptetmek zor oldu ve o an çok üzücüydü. aklımı yitireceğimi düşündüm o avaz avaz
ağlerken. ama o an gene nurperi hocam beni yığıldığım yerden kaldırdı elime tuttu ve elimi Bera' nın şantına dokundurttu : " bak bu şantı, pompası şurda. evet şu an ağlıyor
çünkü ağrısı var ve karnı aç yaklaşık 10 saattir. karnı doyunca kendine gelecek" dedi ve ben kendimi toparladım öyle... Allah başımızdan eksik etmesin Nurperi hocamızı.
ve 6 ay sonrasında tüm bu hastane, doktor ev arası bermuda üçgenimizden kurtullduk. Bera tüm annelerin güzel bebekleri gibi çabucak gelişti büyüdü hiçbir konuda
bizi endişelendirmedi (ufak tefek kazaları saymassak düşmek gibi :) ). çok gülen neredeyse hiç ağlamayan bir bebek oldu. Hemen her gün o mutlu bakan gözlerine bakıp,
hep böyle mutlu bak oğlum diyorum o'na. ve Yaradana şükrediyorum onu bana verdiği için ve şifa bekleyen tüm evlatlarla beraber dua ediyorum oğluma da, sağlıklı mutlu bir yaşam için...

ve AHMET BERA 1 yaşında :)))

oğlum;
güzel bakan, güzel yüzlü bebeğim...
seni tanıştığımız ilk günden bugüne dek hep artan bir sevgiyle seviyorum.
aşktan öte ne varmış diyenlere evlat varmış diyorum.
beni o kadar mutlu ettin ki şu bir yıl içinde; yaşadığımız o sıkıntılar, o mutlu anların yanında devede pire...
o tontiş ellerini öpüyorum ve diyorum ki sana;
seni çok seviyorum Ahmet'm Bera... hep ol, mutlu ol hep böyle güzel mutlu bak...
nice mutlu seneler....




9 Yorum


deyra

Ne güzel bir yerde, gerçek aşkın göbeğinde şansla başlamışsın hayata Ahmet Bera kuzum. Dirençli, savaşcı, kuvvetli kuzum, sağlık, hep artan bir aşk, huzur ve mutluluk diliyorum sana

Anneni de seni de öperim çok

ozalp07

bera ve size bir ömür boyu sağlıklı yıllar dilerim. çok duygulanarak okudum. son olsun inş.

Annecikk

Allah sizlere sağlık sıhhat afiyet versin inşallah.

goksuruzgar

Okurken yaşadıklarınızı içimde hissettim Rabbim evladınıza uzun sağlıklı bir ömür nasip etsin sizide onun başından eksik etmesin inş. Sevgiler

CeylinSedef

ooofff, ellerine saglik, iyi ki yazmis paylasmissin... Hep iyi olun insallah siz :)

polen

nice mutlu ve sağlıklı yıllara Ahmet Bera..savaşçı ailen ve sen hep mutlu olun...

asl22

çokkk çokkk mutlu yılları,yıllarınız olsun...

neretva

Ağlamaktan alıkoyamadım kendimi. Adıyla yaşasın, uzun ve sağlıklı bir ömrü olsun inşallah.

iboom

Ufacik bi gripte bile çaresizce iyilesmesini beklerken bu çok agir rabbim hic birimize yasatmasin onlarin derdini kederini yoklugunu göstermesin... Bi solukta okudum, okurken tutamadim göz yaslarimi. Beran hep yaninda hep saglikli olsun insallah nice mutlu yillara:)

Yorum yapmak için üye ol