bizim doğum hikayemiz

5

Herkesin doğum hikayesi farklı biliyorum. İşte Lütfü ve Feyza'nın biricik oğulları Harun Emre'nin hikayesi.

HAMİLELİĞİM NASIL GEÇTİ?
Hamileliğim süresince herhangi bir sağlık sorunu yaşamadım. İlk hamileliğim olduğu için ve de ben öyle istediğim için doktorumla hep normal doğumu beklemek üzere yoğunlaştık. 37. haftanın sonunda işten izne ayrıldım ve evde oğlumun gelmesini beklemeye başladım. Kulağa evde geçirilecek günler fikri çok hoş gelse de pratikte beni çok sıktı. Çünkü dev karnımla
hiç bir iş yapamıyordum, oturmak bile eziyete dönüşmüştü. Tek oturma pozisyonum köşe koltukta ayak uzatarak, tek yatma pozisyonum da sol yanıma dönerek 5 farklı yastığa sarılaraktı. Emre'nin 40. haftayı beklediği hatta 41. haftaya kalabileceği fikrini düşündükçe içime fenalıklar geliyordu.

37. haftayı evde sağ salim tamamladıktan sonra doktor kontrolümüzde herşey yine normaldi. 38. haftayı da tamamladık, gene kontrolümüz normaldi. Doktorum beni bir hafta sonra görmek istedi. Ben tabi o kadar sabırsızım ki, 1 hafta çok uzun değil mi dedim. Tabi ki doktorun dediği oldu. Başladık beklemeye.

ÇOK HAFİF VE ENERJİĞİM!

38. haftayı doldurduğum günden beri müthiş bir hafiflik ve enerji hissediyordum. Hatta doğumdan üç gün öncesi bir Pazar günüydü. Eşimle tembellik yapıp kahvaltı için dışarı çıktık. Sonra da bir alışveriş merkezine gittik, ben kendime inanamıyorum çok hafifim. Bir taraftan da amaan daha doğuma 10 gün var, doğum öncesi enerjisi bu olamaz diyorum.

Neyse 38+4. günün sabahı yatakta çok enerjik uyandım. Son 3 gecedir de öyle deliksiz uyuyordum ki. Ohh dedim son kısımları keyifli bu hamileliğin. Sonra o enerjiyle bir sürü plan yaptım. Yataktan kalktım ama bacaklarımda bir ağrı. Sanki adet olacakmışım gibi. Eşim işe gitti. Ben kendimi çok halsiz hissetmeye başladım. Dayanamayıp annemi çağırdım.

Eşimle büyüklere son ana kadar haber vermemeye karar vermiştik, çünkü çok heyecanlanıyorlar. İyi ki de annemi çağırmışım. Öğlene doğru halsizliğim arttı. Minik bir kanama başladı. Ben tabi nişan mı acaba bu derken, nişanın kendisi geldi, aynı tarif edildiği renk ve biçimde. Nişan gelmesinin benim için normal bir adet gününden hiç farkı yoktu. Hemen doktorumu aradım. Tamam kanama sürerse öğleden sonra bana gel dedi. Derken eşim hemen eve geldi. Saat 2 gibi evden çıktık hastaneye doğru. Bu arada annem de bizimle geliyor, zaptedemiyorum, seni bu halde bırakmam diyor.

NST, NST SÖYLE BANA OĞLUM GELİYOR MU?
Saat 3 gibi NST'ye bağlandım. Pek bir ağrı görünmüyor, tek tük bişeyler var. Ultrasonda herşey normal, oğlum hala yan gelmiş yatıyor, doğum kanalına falan girmemiş. Elle muayenede de açılma var ama 1 cm civarı, çok az. Doktorum bu şekilde eve gitmemi, sancılar artarsa aramamı, ertesi sabah 9 da tekrar gelmemi, duruma göre belki sezaryen yapabileceğini söylüyor. Ben nasıl yani diyorum. Bana sırasıyla bebeğin kafasının umduğumuzdan biraz daha geniş olduğunu (99 mm), bu ağrılara göre doğuma 2-3 gün olduğunu, eğer doğum kanalına kendi rızasıyla girmezse bana 2-3 gün sancı çektirmeyeceğini ve bu riske girmeyeceğini güzelce anlatıyor. Normal doğurmamı sürekli desteklemiş olan doktorumun samimiyetinden eminim, eğer böyle düşünüyorsa vardır bir bildiği diyorum ama gene de keşke sezaryen olmasam.

Hazır gelmişken de son 2-3 randevudur ertelediğimiz anestezi görüşmesini yapalım diyoruz. Görüşmede iyice kafam karışıyor, zaten ağrım var hafiften. Epidural mi genel mi, o mu bu mu derken imzalayıp kağıtları çıkıyoruz. Ertesi sabah sezaryen olasılığı olduğundan anestezi doktoru üstüne basa basa iki şey istiyor benden. Birincisi sancılar geldiğinde kesinlikle duş almamam, ikincisi de midemin boş olması, sancı gelirse ağzında lokma varsa tüküreceksin diyor.

EVE DÖNÜYORUZ
Eve gelişimiz öğleden sonra saat 5:00. Hala yorgunum, hafif kanamam var, yani ben öyle tanımlıyordum meğersem o benim suyummuş. Ben su olarak hep berrak bişey hayal etmiştim. Doktorum sancılarımı yazmamı söylüyor. Ara ara mide krampına benzer bişeyler geliyor ama hiç düzenli değil. Ben de bunların doğum sancısı olduğunu düşünmüyorum. Beklentim yarım saatlik ya da 20 dakikalık periyodları yakalamak ve doktoru aramak. Ama hiçbirşey tahmin ettiğim gibi ilerlemiyor.

Annem ve eşim etrafımda pervane oluyorlar, canım ne istiyorsa yememi istiyorlar, sabaha kadar bana çok iyi bakacaklar çünkü bir ihtimal sabah 9 da sezaryenle doğuracağım. Canım deli gibi irmik helvası çekiyor aniden. Annecim de hemen yapıyor. Saat gece 10 civarı kocamaaan bir tabak irmik helvasını mideye indiriyorum. Artık son günlerdeyim diye alacağım kilolar umrumda değil.

Saat geceyarısı olduğunda uyumamın mümkün olmadığını anladım. İsmini koyamasam da sancılar geliyor. Aklıma dakika tutmak geliyor. Bir bakıyorum ki 5 dakikada bir sancılarım var. Doktorumu arıyorum hemen. Bana göre bunlar hala doğum sancısı olamaz. 1 saatlik sancı kaydından sonra gece saat 1'de tekrar doktorumu arıyorum, kendimizi garantiye almak için beni hastaneye yönlendiriyor. NST'ye bağlanmamı, durumu ondan sonra değerlendireceğini söylüyor.

YİNE HASTANEYE GİDİYORUZ
İşte bu dakikadan sonra sancılar şiddetlenmeye başlıyor. O film sahnelerindeki gibi bir araba yolculuğu ile hastaneye varıyoruz. Hızlı araba kullanan baba, her sancıda çığlık atan anne. Çok rahatsız edici değiller ama yine de o 40 saniyelik sancı süresinde canım yanıyor.

Hastaneye geliyoruz, nöbetçi uzman ultrasonla bebeğimize bakıyor, başı hala doğum kanalında değil, durumu son derece normal görünüyor. Vajinal muayenemde de hala gündüzki kadar açılma var, sadece 1 cm. NST'ye bağlanıyorum. Ben her sancıda minik çığlıklar atıp kocamın elini sıkıyorum ama NST beni yalancı çıkarıyor. Saat gece 2'de NST bitiyor, nöbetçi uzman o kadar da sancım olmadığını söylüyor, bir serum bağlıyor ve beni sabah karşı 4'te tekrar NST'ye bağlamak üzere hastaneye yatırıyor. O ikinci NST için beklediğim 2 saatlik süre hayatımın en uzun süresiydi. Eşimin elini morartmış olabilirim. Gözüm saatte, dakikalar akmıyor. İkinci kez NST'ye bağlanıyorum, bu sefer çığlıklarımla orantılı sancılar çıkıyor ekranda. Tekrar bir muayene ve açılma hala aynı. Hemen doktorumu arıyorlar, sezaryene karar veriliyor ve doktorum 10 dakika içinde hastanede olacak.

DOĞURUYORUM
Aileleri evlerden toplayıp getirme görevi kardeşime düşüyor. Ee bizim bi de fotoğrafçımız vardı, açılma 6 cm'e varınca ona haber verecektik. Eyvah nasıl yetişecek derken o da ayarlanıyor yola çıkmış. Doktorum hastaneye geliyor, beni de ameliyata hazırlıyorlar. Hemşiremiz en son kaçta yemek yediğimi soruyor, o sancının arasında "saat 10 da irmik helvası yedim" diyorum, hemşire gülüyor. Eşim bu arada fotoğrafçımızın yolda olduğunu 15 dakika daha bekleyip bekleyemeyeceğimizi sormuş. Doktorum kabul etmemiş, 2 dakika bile bekleyemem demiş.

Sancılarım çok arttığından ağlıyorum sedyede, ameliyathane kapısına kadar eşim geliyor. Hemşirelerden biri ağlayarak girersem ağlayarak çıkacağımı söylüyor. Sakinleşmek istiyorum ama ağlıyorum. Sonrası ameliyathane ortamı, ki hayatımda ilk defa görüyorum. Sonda takılıyor, arkasından bir doktor bebek için çok hafif narkoz vereceklerini anlatıyor. Doktorum Sultan Hanım çok tatlı, onu görünce çok mutlu oluyorum. Bir aciliyet ve hızlı hareket var ameliyathanede. Kötü kokulu bir maske, son hatırladığım bu. Sonra uyandırılıyorum, tek başımayım. Karnımda bir sızı var. Aklıma ilk gelen şey bebeğim değil de karnımdaki sızı. Oradaki hemşireye sürekli  "çok acıyoo" diye sesleniyorum. Saate bakıyorum sabah 6'ya geliyor. Bebeğimin doğum saati sabah 5:04 müş.

O aradaki süreyi sonradan eşim anlatıyor. Bebeğimiz ameliyathaneden çıkınca asansörle odamızı olduğu kata gelmiş ve babası onu hemen orda karşılamış. Benim sezaryen istemememin en büyük nedeni bebek bakım odasında yalnız ağlayan bebeklerdi. Sonra babamız camın arkasındayken bebeğimizi bakım odasında kontrolleri yapılmış. Bu arada biz doğum yapmak üzere evden çıkmadığımız için bavulu yanımıza almamıştık. Bir taraftan da evdeki anneleri panikletmek istememiştik. Bebeğimiz giyinmeye hazır ama bavul annemleri de hastaneye getiren kardeşimle beraber yoldaymış. Neyse çok geçmeden bavul da gelmiş. Hemşirelerimiz bebeğimizi yıkarken babasını da içeri davet etmişler. Oğlum hayatının ilk dakikalarında yalnız kalmamış, sesini çok iyi tanıdığı babası onunla hep konuşmuş. Yıkanırken babası fotoğraflarını çekmiş. Derken dayımız gelmiş, giysileri getirmiş, hemen giydirmişler oğlumu.

OĞLUMU İLK GÖRÜŞÜM
Ben de hayal meyal odaya gelişimi hatırlıyorum. Bütün ailemiz orada, eşim yanımda. Bir de fotoğrafçı Yeşim Ablamız orada. Oğlumu getiriyorlar. Kafamı kaldırıp yüzünü göremiyorum ama koklayıp sarılıyorum, sürekli ağlıyorum. Eşime oğlumu karşıdan göster bana yüzünü göremedim hiç diyorum. Görüyorum aylardır ultrasonda yüzünü elleriyle kapatan yaramazı. Tekrar sarılıp kokluyorum ve ağlıyorum.




5 Yorum


Merih_Eylul

Kendi yaşadıklarım aklıma geldi gözlerim doldu.Allah bebeklerimizi bize bağışlasın

 Merve

canımm duygularını çok güzel dile getirmişsin, bebeğine kavuşma serüvenin biraz meşakkatli olmuş ama sonunda en mutlu sona ulaşmışsın bir ömür evladındadından güldürsün inşallah allah :)

nanna

çok güzel anlatmışsın herşeyi sanki yanındaymışım gibi hissettim ve çok duygulandım okurken.Allah isteyen her kuluna yaşatsın bu sevinci.bizlerede bebeklerimizi bağışlasın....

nec5139

doğum yapmadan önce biraz korkarak okuyordum bu hikayeleri şimdi korkmadan okuyabiliyorum ve korkacak bişey olmadığını artık söyleyebilirim.Senin hikayen biraz zorlu olmuş hem sancı hem sezaryen.Rabbim evlatlarımıza sağlık versin

ayselife

çok güzel yazmıssın bir an kızımı elime aldıgım gün geldi aklıma....

Yorum yapmak için üye ol