Cailllou üzerine

0

Bu yazıyı aslında, bir blogger'ın (hülyanıntunası) Temmuz 2011'de Caillou üzerine bir yazısına yorum olarak yazmıştım..Şimdi buraya kopyalıyorum:

Neyse, daha bir sürü şey yazabilirim, ama bu konu son zamanlarda çok tartışılıyor Kayyu izliyor olmak tukaka ediliyor otomatik bir davranışla...Oysa, bizim izleyerek büyüdüğümüz bir sürü abidik gubidik çizgi filmden bin kat daha iyi olduğunu ve bardağın dolu tarafını görmenin daha doğru olduğunu düşünüyorum. Rüya'nın da -tabii ki makul izleme süreleri dahilinde- izlemesinde hiç bir sakınca görmüyorum.

8. Karanlıktan korkma gibi bölümler, olumsuz değil tam aksi etki yapıyor kanımca..mesela, kayyu'nun çıkan seslerden, yatağındaki böceklerden korktuğu bölümde aslında gilbert'in o sesleri yaptığı, ağacın cama vurduğu gibi gerçek sebepler gösteriliyor ve kayyu ayıcığına sarılıp uyuyor...tam da 3-4 yaş çocuğunun öğrenmesi şey kanımca...

7. Kayyu'ya sürekli sorumluluklar veriliyor ve yapabileceği şeyler için motive edilip özendiriliyor...Mesela, babası şöyle diyor: "kaymanın zor olduğunu biliyorum kayyu, ama denediğin için gurur duyuyorum ve eminim biraz daha çalışırsan rahatlıkla yapabilirsin..."

6. Anne, pasta-kurabiye vs gibi şeyleri evde yapıyor..Markete gidilen bölümlerde "hayır kayyu buna ihtiyacımız yok ve almıyoruz" denilerek sadece gerekli olan şeyler alınıyor, yumurta vs gibi...
5. Bir bölümde mahallede "eski eşya pazarı" kuruluyor ve herkes evinde satmak istediği eşyaları çıkarıyor..Kayyuyu da artık oynamadığı oyuncaklarını satması için teşvik ediyorlar. Kayyu önce istemiyor ve ben hepsiyle oynuyorum diyor..anne-baba hiç zorlamadan ona pazarı gezdiriyor ve kayyu çok seveceği bir oyuncak görüyor..annesi, onu alabilmek için kendi oyuncaklarından birini satması gerektiğini söylüyor. böylece kayyu ikna oluyor ve eski bir oyuncağını bir arkadaşına verip kendisi de o başkasının eski olan oyuncağını alıyor. Alın size takas, değişim, eskilerin el değiştirmesi, tüketim karşıtlığı...
4. Anne de baba da çok iyi kriz yönetiyorlar...Yani, bizim gibi bağırıp çağırmak yerine, her seferinde durumu toparlayıcı bir çözüm yolu bulunuyor. Mesela, bir bölümde babası kayyu'yu sirke götüreceğine söz veriyor ama kayyu günleri karıştırıp 1 gün önce tutturuyor gidicem diye, hatta banyoda tepinmeye başlıyor. Babası, durumu özetleyip bugün değil yarın gideceklerini söyleyip işi şakaya vuruyor ve kahvaltıda tavalardan, ekmeklerden, süpürgeden bir sirk ortamı yapıveriyor...Bu arada, anne uyumaya devam ediyor ve çocuklara kahvaltıyı baba yaptırıyor...



3. Rozi'ye ve Kayyu'ya zaman zaman babanne-dede bakıyor..Dede de aynı şekilde ev işlerine yardımcı, torunlarıyla zaman geçiriyor, babane onları parka götürüyor, şarkılar söylüyor...

2. Kayyu'nun "farklı" arkadaşları var ve hiçbir ayrım yapmadan hepsiyle arkadaşlık yapıyor, evlerine girip çıkıyor. Çinli, siyah, engelli vs gibi..hatta bir bölümde kreşe kayyu'dan daha büyük ama zihinsel engelli bir çocuk başlıyor ve onun neden farklı olduğu ve farklılığının aslında ne kadar olumlu bir şeye çevrilebileceği ve arkadaşlık kurulabileceği anlatılıyor.

1.Hem anne hem baba çalışıyor ve dolayısıyla TABİİ Kİ evin işlerini paylaşıyorlar. Baba, evde temizlik yapıyor, yemek yapıyor, bulaşık yıkıyor, cam siliyor, bahçeyi temizliyor, çocukları uyutuyor, yediriyor.

Oldukça fazla sayıda Kayyu bölümü izlemiş biri olarak, pek çok olumlu şey sayabilirim, mesela:




Henüz yorum yazılmamış. İlk yorumlayan sen ol.

Yorum yapmak için üye ol