BİZLER SUSUYORDUK

1


Ağırdı sessizliğin çuvalı.
Gerçek bu ölümde yaşam oldu.
Değişime uğradı acılar.
Karanlık kapıyı tuttu aydınlık,
Gerçeklere dönüştü bu dedikodu,
Gereken acıyı verdi bize:
Karanlıktan çıkıp gelen her haber
Bilmek acı çekmektir. Ve bildik;PABLO NERUDA Yazar : 


GEMİ
  Deniz kudurmuş. Kan yağıyor. 
Sırası geldi ciddi olmanın artık.
Karar verin, kesin bu şakayı,
Tatsız bir şakaysa bu, beyler,
İskemlemiz olmazsa nereye otururuz.?
Nerde yemek yeriz masamız olmazsa.?

Dünyanın keskin çakıllarında.?
Nasıl yürürüz kunduramız olmazsa
Kış gelecek; kış için hiç, hiç yok.
Yaklaşan güz için elbisemiz yok;

Aç ağızlar bulmayı sevmem.
Aşk ışığından yoksun boş gözler bulmayı,
Sevmem yolculukta, gizli köşelerde

Kim kaşık verdi daha doğmadan size?
Neden bu üstünlüğünüz, neden?

Oynamıyorsunuz bizimle.
Bizimle konuşmuyorsunuz,
Öyle diyorsunuz, gemide yer yok.
Hiçbir hakkımız yok şimdi elimizde,

Çalışalım diye, ağlayalım diye gördüklerimiz için.
Ellerimiz oldu zamanla, gözlerimiz oldu,
Aç doğmuştuk, çabuk çıktı dişlerimiz.

Kadınlardan, erkeklerden geliyorduk, sizin gibi.
Biz de çıplaktık, aynı yerden geliyorduk,
Her yer karanlıktı gemiye bindiğimizde.

Nasıl, ama nasıl inandıracaksınız bizi?
Olamaz diye düşünüyoruz,
Bakıyoruz bütün masalar tutulmuş şimdi.

Sizin olduğunu denizin, şarabın, gökyüzünün
Yatakların, aynaların sizin,
Bardakların, iskemlelerin,
Bilmiyorduk sizin olduğunu her şeyin,

Tabancalar kuşanmış, kimi arıyorsunuz öyle?
Neden öfkeyle vuruyorsunuz?
Sizi tedirgin eden ne?

Siz de gelin bizim gibi, biz yolcular.
Gölgede gidiyor dünya, aydınlıkta.
Deniz geçiyor yanımızdan, üstünde bir gül var,
Gidiyoruz, zamanı da götürüyoruz bizimle.

Neden edelim zaten: biz birer yolcusuyuz sadece.
Kimseyi tedirgin etmek gelmiyor içimizden.
Güneşte yanmak, tuz koklamak.
Bulutlara bakmak istiyoruz,

Neden bırakmıyorlar bizi oturalım, yemek yiyelim?
Yolculuk ücretini verdikse bu dünyada, neden




1 Yorum


hulya_Oyku

Bunca gün, ah, bunca gün

görmeyi seni böyle kırılgan, böyle yakın,

nasıl öderim, neyle öderim?

Uyandı kana susamış

ilkbaharı koruların,

çıkıyor tilkiler inlerinden

çiylerini içiyor yılanlar,

ve ben gidiyorum seninle yapraklarda

çamlar ve sessizlik arasında,

sorarak kendime nasıl, ne zaman

ödeyeceğim diye şu bahtımı

Bütün gördüklerim içinde

yalnız sensin hep görmek istediğim

dokunduğum her şey içinde

senin tenindir hep dokunmak istediğim:

seviyorum senin portakal kahkahanı

hoşlanıyorum uykudaki görüntünden

Ne yapmalıyım, sevgilim, sevdiceğim

bilmiyorum nasıl sever başkaları

eskiden nasıl severlerdi,

yaşıyorum, bakarak, severek seni,

aşk tabiatımdır benim

Her ikindi daha da hoşuma gidiyorsun.

Nerde o? Hep bunu soruyorum

kaybolduğunda gözlerin

Ne kadar geç kaldı! Düşünüp inciniyorum,

yoksul, aptal, kasvetli duyuyorum kendimi

geliyorsun sen, bir esintisin

şeftali ağaçlarından uçan.

Bu yüzden seviyorum seni, bu yüzden değil

o kadar neden var ki, o kadar az,

böyle olmalı aşk

kuşatan, genel

üzgün, müthiş,

bayraklarda donanmış, yaslı,

yıldızlar gibi çiçek açan,

bir öpüş kadar ölçüsüz.

Yorum yapmak için üye ol