GÜNCE...mutluanneye...

3

GÜNCE



Senin yaşındayım şimdi. Senin anlaşılamadığın, seni anlayamadığım yaşında. Bunun için öncelikle özür diliyorum senden.

Hiç yakışmıyordu başına bağladığın o anlamsız kundak. "Başımı bağladım işte!" demeye mi getiriyordun? Ama itiraf etmelisin ki sen de beni anlamıyordun.

Veli toplantılarına kendim gidiyordum. Evet, bir kere bile "gider misin?" diye sormamıştım ama; sen de önemsememiştin. Büyüdüğüm zaman evi terk etmek fikrimi unuttum. Hatta büyüdüm ama, bazen kendimi terkedip sana kaçmak istiyorum.

Büyüdüm dedim de aklıma geldi; çocuk yaşta regl olmuştum. O zamanlar bunun ne demek olduğunu bilmiyordum. Başıma gelenin tanrının bir cezası olduğunu düşündüm. Bir suç işlemiş olmalıydım ya da birini üzmüştüm. Korkunç bir şeydi ne yapacağımı bilemedim. Defterimden beyaz bir sayfa koparıp çamaşırıma koydum. Belki kanama kesilirdi. Ama kesilmiyor hatta yürüdükçe paçamdan aşağı kağıtlar düşüyordu. Bunu sana söylemedim. Kızardın yine...Tırnaklarımı uzatmak çok önemliydi benim için. Çünkü; tırnak yiyen bir kız olarak, tırnak uzatmak ne kadar güçlü olduğumun kendime bir göstergesiydi. "Tanrım" dedim, "Eğer bu illete bir son verirsen söz sana tırnaklarımı kurban edeceğim." Dinlemedi, beni kanatmasını sürdürdü. Sonra sana yakalandım . Korku dolu gözlerle benim hiç bir suçum olmadığını söyledim. Acımıştın bana ama sevmemiştin.

Seni hiç anlamıyordum, nasıl anlayabilirim ki sen benimle hiç olmadın...Gittim, sonra giderken kızkardeşime söz verdiğim gibi onu bu sevgisiz evden alamadım. Kendimi düşünerek gittim. Sonra herkes gitti. Babam da gitti; istemeye istemeye...Büyüyordum artık ve seni anlıyordum. Büyüdükçe ve sana yaklaştıkça sen oluyordum. O zamanlar bana büyük, çok büyük bir kadın gibi gelirdin. Sen sanki keyif almaz, gülemez, koşamaz, hamburger yiyemezdin. Ciklet çiğnediğini bile görmedim. Sen yaşar mıydın? Ya da ben görür müydüm? Yatak odanızdan duyardım sesinizi; senin hep oflayan sonra homurdanarak çıkışın...Sen hiç aşık olmuş muydun?

Özenle saklardın kıyafetlerini. Hala dolabında asılı durur. Korkumuzdan elbise dolabınıın kapağını açamazdık. Hazine varmış gibi korur, tüm çamaşır katlama saatlerini merakla izlerdik. Şimdi hatırladım; bir de sandığın vardı değil mi? Sandıkta çeyizin yoktu ama sanki çeyiz saklar gibi kilitlerdin. Her sandık açılışı sihirli bir kutu açılışına döner , başında nöbet tutardık. Sandıkta resimlerin vardı, kullanılmamış Bursa havluların, pazar çantaları, ağabeyimin pullarını heryere dağıtıığı sünnet pelerini, kordelalı karnelerimiz, ölen teyzemin başörtüsü, uzaklardan gelen mektuplar, saten kaplı bir yorgan...Hepsi bu...

Ağabeylerim çok üzdü seni ama iyi oldu. İyi oldu diyorum çünkü bizim farkımıza vardın. Acı çektin. Acıların seni de genç yaptı. Bize yakın oldun. Sonra ben de büyüdüm , çocukluğumu da aldım yanından başka eve getirdim. Yalnızlığın mı seni bana verdi yoksa benim kadınlığım mı beni sana yaklaştırdı bilmiyorum. "Okumalısın " dediğimde yazacağını da bilmiyordum. Yalnızlığını okumak alırdı ama sen okuyup yazdın, duyumsadığın yalnızlığını güncene döktün. "Emanetim bu sana, beni senden başkası anlayamaz, hayatım senin ellerinde..." diyerek ellerime bıraktığın hayatınmış meğer. Okudum seni ağlayarak, gülerek, şaşırarak, acıyarak okudum. Okudukça planlar kurdum, özürler diledim.

Aşık olmuşsun sen de. Benim olduğum gibi...Ve O gitmeden sırf gidişini görmemek için sen gitmişsin. Bilmediğin bir yola çıkar gibi gitmişsin. Yollar seni üzmüş ama sen geri dönmemişsin.

Güncende adını okudum O adamın ismini. ,İçimi tutamadığım bir istek kapladı. Önüne geçemedim ve aradım O adamı. Senin adın dudaklarımdan döküldüğünde O' nun sesleri kırık camlar gibi döküldü kulağıma. "Ne kadar aptalım ben " diye düşündüm içimden. Tutsam O' nu getirsem yanına olacak iş miydi? Sanki bir yerde unutmuş olduğun hırkanı sana geri getirir gibi...

Sana söylediğime pişman oldum sonra. "O yaşıyor" dediğimde sen kozandan çıktın, kelebekler gibiydin. Kısacık zamana uçuşlarını koydun. Nereye konacağını bilmez halde ordan oraya gidip geldin. Gece olunca devamlı öksürdüğünü duydum, uyumuyordun ölüyordun. Çok kötüyüm ben, çünkü sana O nun seni zor hatırladığını söyledim. "Mazi" diye bahsetti dedim. Ama sırf sen onu unut diye. Gece ölüyordun, duyuyordum. Tüm içinde yaşattığın şeylerin üç günlüğüne kanat çırptı sonra tozları döküldü. Ciğerlerinden söker gibi attın herşeyi. Daha iyi olacaksın şimdi biliyorum bunu, ben de aşık oldum. Bitince hiçbir şeyin kalmıyor, ağrıların, sancıların, sızıların hepsi geçiyor.

Ertesi gün seni daha iyi gördüm. Bana herşeyini , ne hissettiğini anlattın. Nasıl aşık olduğunu O'nu nasıl hayal ettiğini ve artık bunu konuşabildiğini. Anlattıkça yüzüne renk geldi, canlandın, tazelendin. Bir ara konuşurken bana "annem misin sen?" dedin...Ya sen, benim çocuğum musun?

Seni bu denli sevişim yalnız kalmandan veya bana çok alışmandan mı bilmiyorum. Kimbilir belki de ben çok yalnızım ve seni kendime sebep görüyorum. Ne yaparsam senin mutlu olman için yapıyorum. Kendimi mutlu hissettiğimde bunu sana söylüyorum ki mutlu ol diye. Mutlu olman için mi yoksa oynuyorum?

Sen yanımda olduğun zamanlarda, eve elim kolum dolu gelmek istiyorum. Sana oyuncaklar almak, güzel süprizler hazırlamak, gezmelere götürmek, yeni giysiler almak istiyorum. Yüzündeki o çoşku, çocuksu mutluluk beni mutlu ediyor. Daha çok daha çok vermeliyim, almadan vermeliyim, zaman gitmeden, akmadan...

Seni anlamak için senin yaşına gelmem gerekiyormuş. Keşke sen de benim annem olsaydın. Ağladığımda göğsüne yaslanıp koklasaydım ve şımarsaydım.

Anne olmak çok zormuş anne. İşte bu yüzden doğuramıyorum.


SG









3 Yorum


Mutluanne_5

Ne kadar içten yazılmış bir yazı.Çok etkilendim,o sandıktan bizim evde de vardı biliyomusun.Dediğin gibi her açılışı tören gibiydi sanki,defalarca görmüş olmamız heyecanımızdan hiçbirşey kaybettirmiyodu..

Babam uzun yol şöförüydü o zamanlar o gidince annemin sanki gülleri solar o döndüğünde yeniden canlanırdı.Annem hiç aşık olmamış daha 13 yaşında regl olmadan kocaya verilmişti.Bende ilk regl olduğumda annemden gizlemek ve bir önce dursun diye ne dualar etmiştim.Bana da bir yol yordam gösterenim olmadı ödüm patlardı.Kocaya gittiğim gün akşam olunca geri eve dönüp geleceğimi düşünecek kadar saf(yada aptal)birisiydim....şimdi komik gelebilir çoğu kişiye ama malesef öyle..Ben daha çocukken çocuk yaşta çocuk sahibi oldum.Anneliği onunla öğrendim sonra onunla birlikte çocuk oldum...

İnan bana güzel arkadaşım annelik doğurmaktan ibaret değil..

Sen yine iyisin en azından toplantıya giden bi annen varmış,benim annem okuma bilmediği için sanırım okulun yolunu bile bilmezdi...babam desen kız çocuğu okusa nolur okumasa nolur havasındaydı hep...O yüzdendir ki 4 çocuktan sonra içimde ukte kalan lise öğrenimimi tamamlamış olmanın haklı gururu var içimde....

Seni kendime neden bu kadar yakın bulduğumu bu gün bir kez daha anladım..Meğer ne çok ortak noktamız varmış :)

sevra

5/6 yıl önce yazdığım bir yazıydı...

henüz anne değildim ama anneydim işte.:)

kesin bir ortak payda var.

sen yine de çok şanslıymışsın ki lehine çevirebilmişsin çok şeyi. diyorum ya güçlü kadınsın. kızın kaderi anadanmış derler...

sevgiyle öpüyorum yüreğini.

Mutluanne_5

''kızın kaderi anadanmış'' evet aynen katılıyorum bu cümlene ve kucak dolusu sevgi yolluyorum sana :))

Yorum yapmak için üye ol