Vallahi Ben Masumum

9



Vallahi Ben Masumum



Duraklardaki herkesin yüzü herkese tanıdıktır. Yerleşim yeri küçük oldu mu adları bilmeseniz de kimin morali bozuk, kim o gün şık giyinmiş, kim işe gitmiyor anlarsınız.

Aynı duraktan bindiklerinizle selamlaşır, hatta arada sohbet eder ama bir önceki ve sonraki duraklardan binenlerle aranızda mesafe olur. Merak ederim; benim durağımdan önceki duraklardaki insanlar konuşur mu, tanışır mı, evleri nerelerde, ne iş yaparlar?

Yol boyunca benden önce inen insanların indiği yerlere göre tahminler yapar, kimin nerede, ne iş yaptığını kestirmeye çalışırım. Benden sonra otobüste kalanlar hep bilmecedir.

İşyerim oturduğum yerden yarım saat kadar uzakta olduğu için sabahın köründe otobüse biner, ayakta kendime yer bulur ve sokakları seyre dalarım. Boyum kısa olduğu için otobüsün tavanındaki borulara dizilmiş olan askılara tutunmakta zorlanır; ben de koltuk kenarlarından tutunarak ayaktaki yolculuğumu sürdürürüm.

Yine böyle bir sabah yolculuğunda kalabalıktaki yerimi alarak koltuğa tutundum. Belediye otobüslerinin o zamanlar suni deri dedikleri plastik kaplamalı döşemeleri vardı. Koltukların hemen üst kısmını insanlar tutacak olarak kullansınlar diye metalden yapmışlardı. O metal parçaları soğuk olduğu için ben plastik kaplamadan tutunmayı yeğlerdim.

Hava soğuk. Otobüs hareket eder etmez dengemi kaybetmeden koltuğa yapıştım. Yol boyunca insan ne düşünür? Ne düşündüğünü düşününce abuk sabuk birçok şey çıkıyor. Düzenli düzensiz bir yığın düşünce kafanın içine çörekleniyor, sana yoldaşlık yapıyor. Bitmez yoksa yollar. Dışarıda akıp giden ormanlar, ara sıra dönemeçlerde karşına çıkan deniz, evler,insanlar, arabalar, tabelalar...

Gözlerim akıp giden görüntüde, ellerim koltuğun ılık döşemesinde. Bir çıkıntı bulmuş parmaklarım. Dikiş yerinden bir parça... İzmit'teki boru fabrikasını aramam lazım. Kayıp saclar için bir liste fakslamalıyım. Behiç Bey ehliyet işimi ciddiye alır inşallah. Koparamadım şu çıkıntıyı.

Faks makinesini ben temizlesem ne olur? Kolonya ile sildim mi, oh ne güzel, mis gibi olur.
Tırnaklarımı kullanayım da koparayım şu parçayı.

Candan o çocukla çıktı mı acaba? Geçen görüştüğü çocuk ne demişti? Haa "vızztt Erenköy" demiş de Candan küplere binmişti. Espri seviyesine bak adamın, diye hop oturup hop kalkıyordu. Gülümsediğim belli oluyor mu? Yok yok, herkes sabah sabah ya uyukluyor ya da benim gibi dalmış gitmiş... Otomatik kantar 40 ton tartar.

Koparacağım şimdi şu zıkkımı. Ne plastikmiş yahu!

Gülüç deresi. Niye intihar etmiş o kız?

Koparacağım şimdi...

İntihar...

Niye oynuyor bu çıkıntı?

Otobüs duruyor. İnen şu kahverengi mantolu kadından sonra ben ineceğim. Unutma, sonraki durağı kaçırma...

Parmaklarımın arasındaki çıkıntı kıpırdıyor. Kıpırdamak? Çıkıntı? Gözlerimi otobüsün camından alıp ellerime kaydırıyorum.

Allah’ım öldür beni! Şimdi şu an öldür... Bu eller benim ellerim, bu parmaklar benim! Ama kes at onu başkasının olsun ben tanımıyorum, benim ellerim yok ki bak! Ellerim yok. Yok olsun...

Parmaklarımın arasındaki iri parmağa bakıyorum. Kafam otobüs camında ama gözlerim tavuk gözleri gibi yan yan bakıyor. İri kocaman ve kızarmış bir parmak. Parmağın bir eli var. Elin bir kolu, kolun bir omuzu, omuzun bir başı ve başın kırmızı yanakları ve kırmızı gözleri var. O gözler de tavuk başı gibi camdan dışarıyı seyrediyor. Gözlerin sahibini tanıyorum. Üst duraklardan binen, ne bindiği, ne de indiği yeri hiç görmediğim adam. Kızıl, kel kafalı adam. Kafasında ceviz kadar bir yumru var. Çekemiyorum elimi. Çeksem bu elin benim olduğunu anlar. Çekemiyorum. Hareketsiz kalıyorum. Bişey olsun, otobüsün zemini zırt diye açılsın ben o açılan yerden asfalta akayım. Yok yok adamın kafasına vursam bayıltsam da adam ayılınca her şeyi; beni unutmuş olsa!
Çek elini, hadi çek. Çek... Çek...

Bir an otobüs frene basıyor. Tamam işte fırsat bu fırsat elimi çekip tepemdeki askıların birine yapışıyorum. Ayaklarımın ucunda yükselerek ancak tutunuyorum askıya. Araba hareket ettikçe ileri geri kasap etleri gibi sallanıyorum. Ama güzel oldu böyle, yüzümü kapadı kolum. Hiç olmadı, adam yüzümü böyle göremez. Havaya asılmış kolumu ısırmaya çalışıyorum. Hani hayal mi değil mi anlamak açısından ama montumun kalınlığından dişim geçmiyor. İşyerim göründü.

Kara göründü. Issız bir adaya gitseydim yanıma ellerimi almazdım.

Kalabalığı yara yara otobüsten iniyorum. Gözlerimde babaannemin kalın gözlükleri var sanki. Ayaklarımın altı yokuş aşağı. Ben adımlarımı yukarıdan atıyorum yokuş yukarı oluyor. Dengemi sağlayamıyorum. Biliyorum o adam izliyor beni henüz kalkmamış otobüsten. Ayaklarım yere çarpa çarpa ilerliyorum.

Ofise girince Candan'a sesleniyorum: "Ver elini!"
Kız şaşkın şaşkın elini uzatıyor. Parmağının tırnak dibini tırnaklarımın arasına alıp cimdikler gibi yapıyorum.

"Kız delirdin mi sabah sabah açamadın kendini galiba?"

"Canın yanıyor mu Candan?"

"Ee herhalde koparacak mısın, ne yaptım kız ben sana?"

"Adamın niye canı acımadı? Acıdı da çaktırmadı mı? Niye elini çekmedi? Kanadı mı sonra acaba? Adam sapık mı? Ben mi sapığım? Adam beni sapık gibi görüyordur şimdi... Ben yarın nasıl bineceğim?"

"Kızım dur, kafayı mı yedin? İyi misin?"

Olanları Candan'a anlatıyorum. Candan gülüyor, hayır gülmüyor, dehşet içinde bana bakıyor. Ağzını kapamış garip sesler çıkarıyor...

"Adam ilk defa kendine böyle iş atıldığını görmüştür zaar..." diyor kıkırdarken...

Artık şoförün yanından bir adım öteye gidemiyorum. Her "ilerleyin" lafını duymamış gibi yapıp, şoföre bir gülücük atıyorum.

"Şoför bey, ehliyet alacağım da sizi izlemek istiyorum bir müddet..."


Sevda Güngör




9 Yorum


firis

ÇOK HOŞ BİR ANLATIM TEŞEKKÜRLER PAYLAŞTIĞIN İÇİN

SelmaOnurEmre

Cok guldum yaaaa :)) Ama adam da enteresanmis, insan hic mi ses cikarmaz canim ? :)))

sevra

Ben teşekkür ederim okuduğunuz için:)

adam hiç ses çıkarmadı:)

_yasemen_

ben de bi solukta okudum..gzl anlatmışsınız:)adam cidden enteresanmış..

sevra

teşekkür ederim soluğunuza sağlık:) ilk defa biri elini koparırcasına mıncıkladıysa şok olmuştur.:)

lopikcim

:-))) adama mı size mi üzüleceğimi bilemedim..

sevra

:)) doğru demişsiniz

arzu__arda

hay allah ya yarın o bindiğim tıklım tıkış otobüse bakış açım değişecek:)(

sevra

bakış açınız tuttuğunuz yeri dikey kessin:)

Yorum yapmak için üye ol