DOKTOR SEÇİMİ – Çok Önemli Bir Süreç

1

 

            Daha dört haftalık hamileyken yani daha adetim yepisyeni gecikmişken öğrendim gebeliğimi. Yürüyüş bandında koşarken bir ses, “ Yahu dur! Çok zıplama.” Demişti ve banttan inip ertesi gün kan vermiştim. Öğrenir öğrenmez inanılmaz heyecanlanmış, mutluluktan ağlamış, sonucu veren çocuğu sarılıp öpecek hale gelmiştim ama bu halim çok sürmedi. Çevremdekilerin (- özellikle okuldaki öğretmen arkadaşların) saçma uyarıları ile hayatım 1 kaç günde zindana döndü. Uzanma, gerinme, hızlı hareket etme. Yoksa bebeğim düşermiş… (Sonradan öğrendim ki bu sebeplerle düşecek olan bebek zaten sağlıksız 1 can olurmuş.)  Onlar yüzünden bir hafta sabah yataktan kalkınca gerinemedim. Çok kötü bir duygu kolunu bacağını açamadan güne başlamak. Acilen doktor bulmalıydık. Her yönden öneriler geliyordu. Bu tavsiyelerden gına gelmişti. Dik kafalılığım tuttu. Kendim araştırıp bulacaktım doktorumu. Hakkında birkaç yazı ve röportaj okuduğum bir beyde karar kıldım. Türk Jinekoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. İsmail Mete İDİL. Sonrasında çok pişman oldum. Soğuk ve dediğim dedik bir adamdı. İkinci randevumuzdan sonra durumumla ilgili bilgi vermek için kendimi iyi hissetmediğim bir vakit telefon açtım. “- Uygun musunuz?” diye lafa başladım “- Değilim” dedi. “Peki. Sonra arayayım dedim.”, “- Yok aramayın, ben size dönücem.” dedi ve unuttu beni. Bu sorumsuzluğuna gerçekten çok bozuldum. Ege Üniversitesi’nde profesör olduğu için derslere giriyor, dernek işleri v.s. çok yoğun bir bey. Ancak ilgilenemeyeceği kadar hasta alması da onun laubaliliğinin gösteriyor bende. İstese gebelik takibi yapmaktan vazgeçebilir ya da hasta sayısını sınırlı tutabilir. Nahoş bir insandı, erken kurtulduğuma memnun oluyorum aslında. Profesör olduğu için muayene ücreti 200 TL.  idi. Sonradan bulduğum sevgili doktorumun 120TL. Bilgen ve Övünç arkadaşlarımızın doktoruna gitmeye karar verdik. Kahraman KOLDAY. Muayene hanesine girince işini ne kadar sevdiğini anlıyorsunuz hemen. Duvarları fotoğraflarla dolu. Bir duvara dev boyutlarda kendisinin yeni doğan bir bebeği elinde tuttuğu bir fotosunu nakşettirmiş. Altında da “Her Yeni Doğan’ın Bir “KAHRAMAN”ı vardır…” yazıyor. Kahraman sözcüğü de tırnak içinde. Diğer duvarlardan birinde doğumunu yaptırdığı bebeklerin minik fotolarının birleşmesi ile kolaylanmış bir çerçeve var. Bir diğerinde ise ay ay bir bebeğin üç boyutlu ultrason görüntüleri. Bekleme salonundaki masanın üstü hamilelik, sağlıklı beslenme, doğum ve sonrası ile ilgili bir çok dergi ve broşür dolu. Sekreteri çok sıcak ve konuşkan bir bayan. Sonradan öğreniyorum ki aslında esas sekreteri doğum iznine ayrılmış, bu hanımda onun hastalarından biri– yani eski gebelerinden. Doktor bey’in ricasını kıramayıp yardıma gelmiş. 3 yaşında bir kızı var. Çok güzel tiyolar, minik şık önerilerde bulundu bana. Kahraman Bey’de çok genç, dinamik, kendine güvenli bir adam. İşini iyi yapan birinin tokluğu var üzerinde. Amiosentezimi bile muayenehanesinde tek başına yaptı. Bu ciddi bir kendine güven göstergesi. Çünkü, ola ki bebeğe bu işlem sırasında bir şey olursa sorumlusu o. Bir çok doktor gidin bir yerde yaptırın diyormuş ya da hastaneye yatırıp da sıvı alımını gerçekleştiriyormuş. Bilmeyenler için açıklamak isterim ki göbekten bir iğne ile bebeğin içinden bulunduğu keseye girilip amio sıvısından 20cc alınıyor. Bu sırada iğneyi bebeğe batıranlar ya da iğneyi saçma bir noktadan sokmuş bulunup çıkarıp yeniden sokanlar olabiliyormuş. Kahraman Bey Tepecik Doğum Hastanesi’nde yıllarca çalışmış   ve orda günde 10-15 hastaya bu operasyonu yapıp fena halde pişmiş. Müziğini açıp tek seferde 2 dakika içinde sıvıyı aldı, işi bitirdi. Umarım doğumu da Kahraman Bey yaptıracak.




1 Yorum


ritalar

2'li tarama testi ve normal cıkması durumunda 3'lü tarama testi yapılıyor rutin olarak. benim 2'li tarama testimde down sendromu ile ilgili 1 değer yüksek çıktı. 3'lü teste gerek görmeden amiosenteze yöneldik. şükür ki negatif çıktı.

Yorum yapmak için üye ol