Özgürlüğün tadını çıkaralım derken suyunu çıkardık galiba

5

Kasaba esnafından biri olmalıydı kocam. Akşam, güneş batmadan Dükkanını 
kapatıp eve gelmeliydi. 

Evimiz mümkünse bahçeli olmalıydı. Yaz akşamları sulayıp serin serin oturmalıydık. 

Ben, orta boylu tıknazca, ev hanımı olmalıydım. 

Cinsiyeti önemli değil, eli ayağı düzgün iki çocuğumuz olmalıydı. 

Derslerine yardım etmeye yetecek eğitimim olmamalıydı. Ama ara sıra "Dersinizi bitirdiniz mi?" diye sormalıydım. 

Daha çok üstleri başlarıyla... 

Yedikleri içtikleriyle... 

Öksürükleri, aksırıklarıyla ilgilenmeliydim. 

Yavaştan yavaştan çeyizlerini düzmeliydim. 

Her ayın 15'i kabul günüm olmalıydı. Ellerime sağlık, kekler, poğaçalar yapmalıydım. İnce belli bardaklarda çaylar ikram etmeliydim. 

Sabahları hırkamı omzuma alıp komşuya kahve içmeye geçmeliydim. 

Patlıcan, biber kızartmalı, reçel kaynatmalıydım. 

Akşamları özene bezene sofrayı kurmalıydım. 

Kocam ajansı dinlerken ben lafa girmeliydim, o, "Sus hanım! bi dakka" demeliydi. Böyle dese de beni çok sevmeliydi. 

O uyuklamalı, ben bulaşık yıkamalı, çocuklar ders çalışmalıydı. 

Bazen akşam oturmasına komşular gelmeliydi. Öyle Haremlik selamlık gibi 
değil ama kadın erkek ayrı oturmalıydık. 

Erkekler memleketi kurtarırken biz bütün kasabayı dilimizden geçirmeliydik. 

Herkes birbirinin kocasına, karısına "Falanca Bey", "Filanca Hanım" diye hitap etmeliydi. 

Yanlışlıkla bacağımız, göğsümüz biraz açılıverse yüzümüz kızarmalı, hemen 
toparlanmalıydık. 

Kocam kırk yılda bir, bir tek atmalı, neşelenip bir hicaz şarkı mırıldanmalıydı. 

Şehvetten uzak, şefkate yakın bir cinsel hayatımız olmalıydı. 

Gözümüzü birbirimizde açmış olmalıydık, öyle de sürüp gitmeliydi. Harama uçkur çözmemeliydik. 

Zaten etrafımızda evli barklı komşularımızdan başka kadın olmadığından.... 

Dükkanda çelimsiz çıraktan gayrı, öyle sekreter falan çalışmadığından... 

Ortalıkta gidilecek bar mar bulunmadığından... 

Mankenler bizim kasabaya uğramadığından... 

e de kocam, efendi bir adam olduğundan beni aldatamazdı. 

Tamam, abarttım biraz. Belki de böyle bir aile yapısı örneği kalmamıştır artık. 

Ama, acaba diyorum... Buna benzer bir hayat tarzı beni daha mutlu eder miydi? 

Kendim de dahil uçuk kaçık insanlardan gına geldi artık. Normalliği özlüyorum... 

Özgürlüğün tadını çıkaralım derken suyunu çıkardık galiba. 

Herkes çok zeki, çok akıllı, çok bilgili, çok şu, çok bu. Ve de çok mutsuz. Depresyona giren girene. . 

Çok bilmişliğin kimseye bir faydası yok galiba. 

PAKİZE SUDA 




5 Yorum


Saduman

bende kasabalı olmayı hayal edenlerdenim:))

benan_

belkıs bu yazıyı atlamışım, iyi ki paylaştın sağol, bayıldım, vurgulanan gerçek oldukça çarpıcı

zuhal0505

evet ya çok hoş bir yazıymış.kasabalı olmak istedim. en çok da akşamları bahçeyi sulayıp eşimle oturmak, çay demleyip yudumlamak istedimm..

avdem1

Ben cocukken böyle aile tipleri vardi.cok güzeldi cocukluguma gittim.

CokBilmis

Bu yazıyı okurken darlanan bir tek ben miyim yani? Kasaba insanı değilim sanırım ben.

Ayrıca çok bilmişliğin ne zararı var yahu? :)

Yorum yapmak için üye ol