Çocuk ve Cinsel İstismar

1

ANKARA ÇOCUK HAKLARI PLATFORMU

Ankara Çocuk Hakları Platformu, Türkiye’de insan hakları çerçevesinde tüm çocukların, haklarının önceliği ve yüksek yararının gözetildiği, kendilerini ilgilendiren her konuda söz sahibi olduğu, kararlara etkin katılım gösterebildiği, demokratik bir toplumsal yapının oluşmasına katkıda bulunmak amacıyla bir araya gelen hükümet dışı örgütlerin oluşturduğu bir platformdur.

Çocuk ve Cinsel İstismar

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Çocuk İstismarını ve İhmalini Önleme Derneği Başkanı
Doç. Dr. Figen Şahin


http://yeniyuzyildergisi.com/makale/cocuk-ve-cinsel-istismar

Anne baba olmanın en önemli içgüdüsü “çocuğunu korumak” tır. Sürekli çocuklarımızın yanında olarak onları koruyabileceğimizi düşünsek de, bu çok gerçekçi bir düşünce değildir. Bu korumayı en iyi olarak yapabilecek kişi çocuğun kendisidir. Çocuklarımızı öz güveni ve öz saygısı yüksek bireyler olarak yetiştirmek en önemli koruma yöntemidir. Sevgi ve şefkatle, demokratik bir aile ortamında büyütülmüş çocuklar, istemedikleri şeylere “hayır” diyebilme özgürlüğünü hissedebilir ve kendilerini en iyi şekilde koruyabilirler.
Çocuklara cinsel bölgeleriyle ilgilendikleri küçük yaşlardan başlayarak merak ettikleri konularda doğru ve sağlıklı bilgiler verilmeli, cinsel bölgelerinin kendilerine özel olduğu, buralara dokunmak ya da bakmak isteyen biri olduğunda o kişiden uzaklaşıp olayı güvendikleri birine anlatmaları gerektiği vurgulanmalıdır.
Çocuklara küçük yaşlardan başlayarak, cinselliğin “ayıp, günah, yasak” bir şey değil, insan yaşamının normal ve güzel bir parçası olduğunun, ancak cinselliğin belli bir olgunluğa ulaşılınca ve uygun kişilerle yaşanması gerektiğinin öğretilmesi ile gelecek nesillerde cinsel istismar sıklığının azaltılması başarılabilir.

Çocuklara kendilerini cinsel istismardan korumayı nasıl öğretebiliriz?

Çocuğu cinsel tacize uğrayan aileler ne yapmalıdır?
Çocuğunun cinsel tacize uğradığını öğrenen ailelerin genelde en büyük kaygısı, eğer çocuk kızsa “kızlık zarının bozulup bozulmadığı”, erkekse “bu olayın ilerde çocuklarının eşcinsel olmasına yol açıp açmayacağı” olmaktadır. Bu açıdan bir sorun yoksa ailelerin tercihi olayın üstünün kapatılması olmaktadır. Oysa yapılması gereken şeyler bununla sınırlı değildir. Çocuğun cinsel istismarı onun beden sağlığına olduğu kadar ruh sağlığına da zarar verir. Ruh sağlığının bozulmasına katkıda bulunan etmenlerden biri de “kendisine kötü bir şeyler yapan kişinin cezalandırılmaması” dır. Ayrıca siz çocuğunuzu bundan sonra o kişiden koruyacağınızı düşünseniz bile, tacizci başka çocuklar için tehlikeli olacaktır. Çocuğun cinsel istismarı yasalarımıza göre bir suçtur ve o suçu işleyen kişinin yargılanması gerekir. Bu nedenle “olayın duyulması çocuğuma zarar verir, namusu kirlenir” düşüncesinde olmayıp bu konunun yetkili makamlara duyurulmasını sağlamak gerekir. Bu duyuru hastanede doktorun tutacağı adli raporla yapılabilir. Ayrıca aile doğrudan polise ya da Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurabilir.
Cinsel istismarda adli kanıt bulunabilmesi için çocuğun olayın üzerinden 72 saatten fazla zaman geçmeden muayene edilmesi, muayene öncesinde banyo yapmamış olması gerekir. Çocuğun olay sırasında üzerinde bulunan giysileri, özellikle iç çamaşırları saklanarak, gerekirse değerlendirilmek üzere Adli Tıp Kurumu’na gönderilmelidir.
Çocuklar bir cinsel tacize uğradıklarında bu olayın anlam ve önemini genelde anlamazlar. Onlar için, eğer olay canlarını acıtmışsa, bir fiziksel istismar eşdeğeridir. Henüz cinsellikle ilgili değer yargıları gelişmediyse, yaşadıkları olayın ne anlama geldiğini, anlattıkları kişinin tepkileri yoluyla değerlendirirler. Ruh sağlıklarının bu olaydan ne derece etkileneceği de bu kişilerin tepkileri ve çocuğun daha sonra yaşadıkları ile belirlenir. Ailelerin bu aşamada sıklıkla yaptıkları hatalar çocuğun anlattıklarına inanmama, onu yalan söylemekle suçlama, olaydan dolayı suçlama, yargılama ya da aşırı üzüntü tepkileri verip kendini yerden yere atmaktır. Çocuğun bu aşamada duyacağı “Yok canım sana öyle gelmiştir, hiç öyle bir insan böyle şeyler yapar mı?”, “Peki senin ne işin vardı orada, ben sana evden çıkma dememiş miydim?” gibi cümleler bazen olayın kendisinden daha yaralayıcı olabilir. Aile, olaydan dolayı ne kadar sarsılmış olsa bile sakin kalmayı başarmalı, çocuğuna inanmalı ve ona her zaman onun arkasında olacağı güvencesini vermelidir. Her aşamada çocuğa anlayışlı ve sevecen davranılmalıdır. Yaşadıklarının onun suçu olmadığı, bu olaydan dolayı çocuğun değil onu yapanın “namusunun kirlenmesi!” gerektiği vurgulanmalıdır.
Çocuğu cinsel istismara uğrayan ailelere yakınlarındaki bir hastaneye başvurmaları da önerilmelidir. Artık bir çok büyük kentimizin üniversite veya eğitim hastanelerinde bu konuda bilgili ve deneyimli ekipler bulunmaktadır. Bu ekiplerde temel olarak çocuk sağlığı ve hastalıkları, çocuk ruh sağlığı ve adli tıp uzmanları görev yapmakta, gerektiğinde diğer bölümlerden de destek alınmaktadır. Bu ekiplerde sosyal hizmet uzmanı ve psikolog gibi diğer birim elemanları da çalışmaktadır. Bulundukları ilde böyle bir ekip yoksa, bu sayılan uzmanlardan en az birinin çalıştığı bir kuruma, ya da en yakındaki sağlık kurumuna başvurulması durumunda aileye yardımcı olunacaktır.

Hangi çocuklar daha çok risk altındadır?
Çalışmalar sessiz, içe kapalı, özgüveni düşük çocukların daha çok istismara uğradığını göstermektedir. Bu çocuklar gereksinim duydukları ilgi, sevgi ve şefkati ailelerinde bulamadıkları zaman kendilerine yöneltilen cinsel davranışı bir ilgi ve sevgi gösterisi olarak algılayabilmektedirler. Kendilerine büyüklere hiç bir zaman karşı gelinmemesi gerektiği öğretilmiş olan çocuklar da böyle bir olayda karşılarındaki kişiye hayır diyememekte, o kişi bu olayın bir sır olarak saklanması gerektiğini söylediğinde de boyun eğmektedirler. Hele istismarcı aile içinden biriyse çocuk onu korumak, ailenin dağılmasına engel olmak gibi sorumluluklar üstlenerek kendini feda edebilir.
Cinsel tacize uğrama konusunda risk altında olanlar yalnızca kız çocuklar değildir. Ülkemiz gibi kız çocuklarının daha korunaklı büyütüldüğü kapalı toplumlarda, daha serbest ve başıboş durumdaki küçük erkek çocuklar da cinsel tacize uğramaktadır.

Kimler çocuğa cinsel istismarda bulunabilir?
Sanılanın aksine çocukları cinsel olarak taciz edenler, sokakta çocuklarımızı uzak tutmaya çalıştığımız serseri görünümlü, eğitimsiz, yabancılar değildir. Cinsel tacizciler her sosyokültürel düzeyde karşımıza çıkabilir. Genellikle temiz, düzgün görünümlü, çocukların güvenini kazanabilen kişilerdir. Çoğu kez çocuk tacizciyi tanımaktadır ve oldukça sık olarak bu tacizci aileden biridir. Bu nedenle çocuklarımızı korumak için “sakın sokakta tanımadığın kişilerden şeker alma, onlarla gitme” uyarısı yeterli kalmamaktadır.

Hangi davranış cinsel istismardır?
Tanım olarak çocuğun bir erişkin ya da kendisinden oldukça büyük bir kişi tarafından cinsel doyum sağlamak için her türlü kullanılması cinsel istismardır. Buna göre çocuğun cinsel organlarına ellenmesi, bakılması, erişkinin kendi cinsel bölgelerini çocuğa elletmesi, çocuğun çıplak fotoğraflarının çekilmesi gibi bir çok olay istismar tanımına girmektedir.
Çocukların yaşantısına cinsellik, 3-6 yaşlarında kendilerini bir kız ya da erkek olarak tanımlamaya başladıkları, yani cinsel kimliklerini keşfettikleri anda girer. O yaşlarda karşı cinsin kendilerinden farkını anlamak için oynadıkları “doktorculuk” oyunu tamamen normal bir gelişimsel süreçtir ve çocuğunu komşunun çocuğuyla bu oyunu oynarken yakalayan anne babanın paniğe kapılmasına gerek yoktur. Ancak aralarında 5 yaştan fazla fark olan iki çocuğun, örneğin 10 yaşındaki bir çocukla 16 yaşında bir ergenin cinsel eylemi artık normal bir oyun sınıfına alınmaz. Yaşları yakın olsa bile çocuklardan birinin zihinsel engelli olması gibi gelişimsel olarak diğer çocuktan geri olduğu durumlarda da olay istismar sayılır. Ayrıca arada tehdit ya da şiddet uygulanmışsa, çocuklardan biri kendini bu olaydan dolayı kötü hissediyor ve kurban rolüne girmişse yine cinsel istismar söz konusudur.

Cinselliğin bir tabu olduğu ve “namus” kavramının doğrudan cinselliğe bağlandığı ülkemizde çocuğun cinsel istismarı ve ensest kavramları yeni dile getirilmeye başlanmıştır. Bu konudaki farkındalık ve duyarlılıklar arttıkça bu kavramın aslında ülkemizde hiç de seyrek olmayan ama yakın zamana kadar üstü örtülerek yok sayılan bir durum olduğu görülmektedir.
Bilimsel çalışmalarla sıklığının saptanmasının çok zor olmasına karşın, elimizdeki veriler ülkemizde çocukların cinsel istismarının dünyanın başka bölgelerinde de olduğu gibi oldukça sık olduğunu göstermektedir. Bu nedenle bu alanda çalışan profesyoneller kadar ailelerin de çocuklarını istismardan korumak için ne yapmaları gerektiğini ve çocukları istismara uğrarsa nasıl davranacaklarını bilmeleri önemlidir.




1 Yorum


evren

yüksel, çok teşekkürler yazı için

Yorum yapmak için üye ol