SAVAŞÇI CESUR CERENİMİZİN HİKAYESİ

Bu hikâye’yi yazmak için kaç kez oturdum bilgisayar başına, kaç kez vazgeçtim hatırlamıyorum inanın. Ellerim bir türlü gitmedi. Hatırlamak mı istemedim, yoksa o gücü mü bulamadım kendimde? Kızım birkaç gün sonra 20 aylık olacak. Nasıl da küçüktü bebeğim bu eve ilk getirdiğimizde. Nasıl da solgundu, yorgundu. Kolay değil çok büyük bir savaş vermişti bebeğim. Tam da ölüm kalım derler ya, aynen öyle…

Bizim hikayemiz Mısır’da geçiyor. Eşimin sınavı kazanıp da kararname de mısır’ı görünce aman çıka çıka burası mı çıkmış dediğimi hatırlıyorum. Meğer o ülke’de neler bekliyormuş beni. Türkiye’de hamile kalmış ama düşük yapmıştım. Daha kalp atışını bile duyamadan gitmişti. Tekrar hamile kalmayı çok ama çok istiyordum. Anne olmak o minicik canı kucağımda hissetmek istiyordum. Ancak bir türlü hamile kalamıyordum. Günler geçiyordu artık mısıra gitme zamanı gelmişti. Ücretsiz izne ayrılıp sevdiğim, aşık olduğum adamın peşinden hiç bilmediğim o ülkeye gözüm kapalı gittim. “Nil’in suyunu içen hemen hamile kalır, merak etme” dediler. Gerçekten geldiğimizin 2.ayında hamile kalmıştım .Eşime test çubuğunu gösterdiğimde sevinçten çok gergin bir yüz gördüm. Seviniyordu elbet ama ya bu bebeğimize de bişe olursa ya yine düşük olursa diye korkuyorduk. Hemen bir hastaneye gittik. Henüz minnacıktı, kalp atışı yok dediler. Korktuk biraz ama gönlümüzü ferah tutmaya çalıştık.          

O zaman anladım ki İngilizce çok ama çok önemliymiş! Evet ingilizce konuşuyordum ama öyle çok akıcı ve iyi değildi. Hemen ona da el attım ve oturup ders çalıştım. Bayağı ilerlettim. Mecburdum çünkü burda her işimizi ingilizce halletmek zorundaydık. Ev sahibimizden bize yardım etmesini ve iyi bir hastane ve dr.önermesini istedik. Kendisi de prod.dr.du zaten. Hemen yardım etti yurt dışında olmasına rağmen. Büyük bir heyecanla o hastaneye gittik, işte o doğum yapacağım ve yavrumu kapısında bekleyeceğim hastane karşımdaydı. O zamanlar nerden bilebilirdim ki.  

   Prof.dr.umuz çok ilgilendi. Durumu anlattık daha önce düşük yaptığımı, bu nedenle biraz korktuğumu; gelin bakalım dedi. Baktık işte ordaydı. Minnacık küçükük ama kalbi atıyordu. Allahım ne güzel bir duyguydu bu böyle. Kafası vücudu oluşmuş ne de hareketliydi. Sevinçten uçuyordum, anne olacaktım. Kendimi inanılmaz özel ve güçlü hissediyordum.

JGünler geçiyor karnım iyice belirgin olmaya başlıyordu. Minnacık canımız büyüyordu 16 haftalıkken karnımda kalp atışı gibi bir şey hisettim. Bana mı öyle gelmişti? Hayır işte ilk kez seni hissetmiştim minik minik içerde hareket ediyordun ve kendini hatırlatıyordun. Ben de burdayım! Yapılan bütün testler de herşey mükemmeldi. Gayet sağlıklı güzel bir kızımın olacağını 20 haftalık ayrıntılı ultrason esnasında öğrendim. Kızım olacaktı. Sağlıklı olsun da önemli değil diyordum ama içten içe hep bir prensesim olsun istiyordum. Allah gönlüme göre vermişti. Günler hızlıca geçiyor ve karnım gittikçe büyüyordu. Hareketleri o kadar belirgindi ki, eşim şaşırıyordu karnım dalgalandıkça. Müziği çok seviyordu, müzik dinleyince hemen içerde oynamaya başlıyordu (halen de çok sever). Kızımla konuşmaya başlayınca öylece durur dinlerdi sanki. Bir şey sorunca da bir tekme savururdu

Beynimde tümör olduğu için benim mecburen sezeryanla doğum olmak zorundaydı. Kararlaştırdık ve 1 Ocak 2011 olmasına karar verdik doktorumla. İsterdim ki, kızım istediği zaman normal doğumla gelsin ama ne yapayım benim elimde olan bir şey değildi. Hamile kalmam bile çok riskliydi benim için, ama onu o kadar çok istiyordum ki, bütün riskleri göze almıştım ve sezeryanla doğurmak zorundaydım. İçim buruktu bu konuyla ilgili ama ne yapalım sağlıkla kucağıma gelsin de gerisi önemli değildi. Yatağı kıyafetleri herşeyi hazırdı. Artık son günlerimizdi. Hastane valizimiz de hazırdı. Türkiye’den kimseyi istemedik. Zaten kimse de hemen gelelim diye ısrar etmedi. Yalnızdık. Her zaman olduğu gibi eşimle yine herşeyi yalnız başımıza yapacaktık. Vizeyi bahane ettiler nasıl alacaz gelmek zor diye. Ben de ısrar etmedim gelmeyin dedim. Kimse gelmesin ben kızıma kendim bakardım.

Son günlerde netten hep sonu mutlu biten doğum hikayeleri okuyordum. Kötü biten doğum hikayeleri ile ne işim vardı ki benim kızım sağlıklıydı ve sağlıkla kucağıma alacaktım. Okuyup da neden moralimi bozayım ki? Benim başıma gelemzdi zaten.Kim yakıştırır ki kendine böyle bir şey? Ne büyük yanılgı…

Doğum olacak günün öncesindeki gece heyecandan uyuyamadım. Kıpır kıpırdı karnımda kızım bir saniye durmuyordu. Doğum sabah olacaktı ama sonra tam hazırlandık çıkıyorken telefon geldi ve doğumu akşama olabileceğini bildirdiler. Saat 3 gibi gelin dediler. Mısırlılar işte rahat insanlar.Neyse evde takıldık sohbet ettik uzun uzun eşimle. Hazırlandık Hastahane’ye gittik. Yolda hiçbir heyecan yoktu. Çok tuhaftım. Sanki doğurmaya gitmiyordum da gezmeye gidiyordum.

Hastahane’ye vardığımızda aşağı katta girişimizi yaptılar. Pasaport fotokopileri, mısır kimliklerimizin fotokopisi.Daha önce seçtiğimiz ve beğendiğimiz odamıza geçtik. Benim yatağımın yanında eşim için de yatak vardı. Kızım da gelince hep birlikte miss gibi bu gece birlikte uyuyacaktık diye içimden geçirdim. Eşyalarımızı odaya yerleştirdik, görevli bir bayan geldi. Çok içten ve sevecendi. Çok da güzel İngilizce konuşuyordu. Bize özel İngilizce bilen hemşireler geleceğini söyledi. Koltuklara oturduk başladık beklemeye. Gelen giden yoktu saat 4 olmuştu. Hemşire geldi kapalı pek tatlı bir kızdı.Beni soydu hazırladı, karnımdaki minik meleği elindeki cihazla dinledi. Perfect, herşey mükemmeldi. Kızımın kalp atışları gayet iyiydi. Hazırdım bekliyordum. Eşim çok heyecanlıydı, nikah öncesi de böyleydi yerinde duramıyordu. Tekerlekli sandalye getirdiler beni oturttular. Eşimi öptüm o da girecekti doğuma ama ben önden gidecektim. Koridoru geçiyorduk. Hemen yan tarafta yenidoğan ünitesi vardı. Gülerek bakıyordum etrafa. Yabancı olduğum çok belli olduğu için bakıyordu koridordakiler. Öylece doğru ameliyathaneye…

DOĞUM

Ameliyathane ürkütücü gelmişti bir anda gözüme. Kocaman göbüşüm ve üzerimdeki ameliyat önlüğü ile bir acayip hissettim savunmasız aciz gibi. Hemşirelerin elinde bizim diplomatik passaport fotokopileri karışmasın diye herhalde dosyamız hazırlanmış. Kız olacağını öğrendiklerinde daha da bir sevindiler “Türk kız bebek” geliyor diye birbirlerine haber verdiler. Anestezi uzmanı sanırım bir bayan doktor geldi başıma beni yatırdı. Kollarım iki yana açılıp sabitlendi ve tansiyon ölçümü için aparatlar takıldı. Kolumu pek sıkıyordu, gıcık oldum alete. Meğer durmadan tansiyon ölçüyormuş. Bayan dr. a sordum eşim ne zaman gelecek? Dr.um ne zaman gelecek. Merak etmeyin Figen hanım hepsi gelecekler siz rahat olun dediler. Bayan hemşirler kıkrıdıyor ve yaprak dökümündeki ferhunde’ye benzediğimi söylemeye çalışıyorlardı. Türk dizileri gerçekten arapları müthiş etkiliyordu. Çok güzelmişim bebeğim de çok güzel olacakmış. Kıkır kıkır gülüp bana bakıyordu hemşirler. Ancak ebe gelince hepsi birden sustu. Sanırım onların başındaki onlardan sorumlu idi. Serum takıldı. Birden bir korku kapladı. Sanki ancak anlıyordum olacakları. Şu ana kadar sanki ben değil de bir başkası doğuma gidecekti. Ancak jeton düşmüştü sanki. Biraz sonra beni bayıltıp kesecekler diye düşününce heyecandan titremeye başladım. Dr.um hemen ne oluyor figen hanım sakin olun demeye başladı. Korkuyorudum. Hem de çok korkuyordum. Yalnızdım. Yapayalnız. Eşim yoktu yanımda. Yabancı bir ülkedeydim. Kendi dilimi konuşamıyordum herşeyi ingilizce konuşup anlatmak zorundaydım. Çok sinir bozucu bir durumdu. Dr.um hemen geldi saçlarımı okşayarak sakin ol bak birazdan bebeğine kavuşacaksın dedi. Biraz daha iyidim ama o sıkıntı geçmemişti. Tam bayıltmadan önce dr.dönüp “Kızıma iyi bakın.Önce Allah’a sonra size emanet” diyebildim…        

 

KÜVEZDEKİ MELEK        

Uyandığımda müthiş bir acı hissetmiştim. Karnım müthiş acıyordu. Gözümü acamıyordum ama inleyerek sadece “Bebeğim” diyebiliyordum. Doğumumu gerçekleştiren dr.um geldi başıma. “Figen hanım siz iyisiniz çok şükür, ama bebek iyi değil” dedi. Nasıl olur? Neden? Nerdeydi bebeğim? Nereye götürmüşlerdi onu? Gözümü açıp kendime geldiğimde ameliyathanede olduğumu anladım. Ağlamaya sesimin çıktığı kadar bağırmaya başladım”Ceren, Bebeğim” Eşimi arıyordu gözlerim ama yoktu. Dr.lar hemşireler koşuşturuyordu etrafta. Dr.um sakin olmamı, beni odaya alacaklarını, eşimin dışarda olduğunu söyledi. Koridor boyunca bağırdım. Eşim hemen geldi. Ellerimi tuttu.”Ceren nerde?” Nerdeydi kızım? Ne olmuştu? Eşim ellerimi hiç bırakmadı. Canım çok yanıyordu. Ameliyat yeri sızlıyordu resmen. Hemen yatağa geçirdiler beni. Yenidoğan prod.dr.u (sonradan da cerenin hep takibini yapan dünyalar tatlısı dr.umuz) geldi. “Kızınızı kontrol ettim. Ciğerleri açılmamış, oksijen alamamış kızınız, kan değerleri çok düşük çıktı. Hemoglobin 3 görünüyor, olması gereken değerler 17-18 arası olmalı. Gerken her türlü müdahale yapıldı, kan veriliyor şu anda kızınıza. Hayati tehlikesi var.ilk 24 saat çok kritik. Şu an için bunu söyleyebiliriz.” dedi. Doğumumu yapan prof.dr.um geldi. “Ne oldu” dedim. Neden benim kızım bu haldeydi. “Bilmiyoruz figen hanım, inanın doğumla ilgili bir durum değil. Çok rahat ve güzel bir doğum oldu. Ancak kızınız ağlamadı ciğerleri açılmadı, her türlü müdahale yapıldı çok iyi dr.larmız var elimizden geleni yapıyoruz” dedi. Yataktan kalkamazdım. Yasaktı. 7 saat geçmesi gerekiyordu. Sezeryanla doğmuştu ayağa kalkarsam hemen dikişlerim patlayabilirdi. Zaten hiç halim yoktu sadece ağlayabiliyordum. Eşim doğumu çektiği videoyu izletti. İnsanın yavrusunu ilk kez videodan görmesi ne acı. Öpüp koklayamadan, sarılamadan, kucağıma alamadan ayırmışlardı kuzumu benden. 7 saat geçmesi gerekiyordu. Gecenin 2 si olmuştu. Dr.lar bebeğimi görmeme izin verdiler o zaman. Ayağa kalkmak bir işkenceydi. Derin derin nefes alıp kalktım. Güçlü olmalıydım. Kızımın bana ihtiyacı vardı. Çok yakındı zaten yenidoğan ünitesi. Kapıyı çaldık, hemşireler açtı kapıyı. Herkes endişeli gözlerle bize bakıyordu. Karnımı tuta tuta girdim içeri. Ağlayıp duruyordum durduramıyordum kendimi. Steril önlükler galoşlar giydik. Ellerimizi yıkadık ve girdik içeri. Oda numaramız yazılı küvezi gördüm. Minnacık bir bebek vardı orda. Cansız gibi yatıyordu. Kocaman solunum cihazı bağlıydı. Göbeğinden kan veriliyordu. Her yerinde hortumlar vardı. O kadar minnacıktı ki. Her yerden bip bip sesleri geliyordu. Diğer küvezlerden de geliyordu o sesler. İçeri de durmadan bir bip sesleri sinir bozucuydu. Karnımı tutarak gittim yanına. Bembeyaz bir kızdı. Çok ama çok güzeldi. Eşimle hep merak ederdik nasıl bir şey acaba karnımda ama yüzü nasıl olacak burnu kulağı gözü nasıl olacak? Tahmin edebileceğimden, hayal edebleceğimden de güzeldi yavrum. Nasıl da babasına benziyordu. Dokunamıyorduk. Yasaktı. Henüz değil dediler. Sonra kucağınıza da alacaksınız. Ancak durumu çok kritikti, Fakat Ceren bırakmıyordu savaşıyordu. Çok güçlü bir kızımızın olduğunu söylediler. Gurur duydum kızımla. 

 Odamıza döndük. Şaşkındık, öfkeliydik. Ben iyidim ama kızım neden böyleydi? (Bunu halen bilmiyoruz) Hemşireler su içmem için ısrar ediyordu. Süt olması için su içmeli birşeyler yemeliydim. Bunu hepten unutmuştum. Süt verecek bir kızım olacak mıydı ki ne sütü? O kadar ümidimi yitirmiştim ki. O zaman çok genç bir dr.geldi odaya (sonradan bu dr.un kızıma kan verdiğini ve hayatını kurtaranın o olduğunu öğrendim) “Kızınızın en çok size ihtiyacı var.Lütfen iyi olun ve sütünüzü pompalamaya çalışın” dedi. Süt sağmak için iyi ki pompa almıştım ve yanıma da almıştım. Nasıl kullanacağımı bilmiyordum. Hemşirelerden yardım istedim. İçeride steril makinasına koyup sterile ettiler ve kurup bana getirdiler. Hemşireler çok yardım ediyordu. Bir gayret sütümü sağmaya çalışıyordum ama bir şey gelmiyordu. Umutsuzluğa kapılıyordum ama şu anda vazgeçmek gibi bir lüksüm yoktu. Kızım için belki elimden bir şey gelmiyordu şu anda ama anne sütünü verebilirdim. Buna ihtiyacı vardı. Özellikle kolostrum çok önemliyi
bebeğim için. Su gibi birşeyler geliyordu, evet bu çok merak ettiğim ve çok önemli olan ilk gelen kolostrumdu. Sonrasında da sütüm yavaş yavaş gelmeye başladı. Pompa manueldi, elektrikli o kadar aramama rağmen mısırda bulamamıştık. Sütümü sağıp hemşireler veriyordum. Şırıngayla kızımın ağzına verip cenesini oynatıp sütün gitmesini sağlamaya çalışıyorlardı. İlk 24 saat geçince 48 saat dediler. Günler geçiyor eşimle kızımızı her görmeye gittiğimizde dr.lardan umut verecek bir şey duymayı umut ediyorduk. Ama ne çok umut vermek istiyorlardı ne de umutsuzluğa kapılmamızı. 4 gün geride kalmıştı ve halen hayati tehlike vardı. Ayrıca 4 defa da havale geçirmişti. İlaçlarla uyutuluyordu. Uyandırmaya çalıştıklarında çılgınca hareketler yaptıklarından bahsediyorlardı. Sütümü sağıp vermeye devam ediyordum. 4.gün sabah küvezin başına gitmek istedik izin vermediler, içerde temizlik yapılıyor dediler. Ama dışardan camdan bakabilirsiniz dediler. Perdeleri açtılar kızım uyuyordu ama birşeyler ters gidiyordu. Vücudu kıpkırmızıydı ve şişmişti. Gözleri görünmüyordu şişlikten. Yarım saat sonra içeri girdiğimizde uzaktan gördüğümüz manzaranın çok daha vahim olduğunu anladık. Bebeğimin vücudu çok şişmişti ve hiç iyi görünmüyordu. Eşimle dedik tamam, ölüyor artık. Ağlaya ağlaya odaya geri döndük. “Nereye gömeceğiz” dedi eşim.”Gömmek mi?” dedim. O daha çok küçüktü. Yavrummm diye ağlıyordum.Dr.umuz geldi odaya “Lütfen ağlamayın, cerenin böbreği enf. kaptı, Ödemden dolayı şiş o kadar. Merak etmeyin durumu iyiye gidiyor” dedi. Kulaklarımıza inanmadık. İlk kez durumu iyiye gidiyor demişlerdi. 

4 gündür hastanede kalıyorduk eşimle ve artık çıkmamız gerekiyordu. Eve gitmek istemiyordum, kuzumu yalnız başına hastanede bırakmak istemiyordum. Ama ağlaya ağlaya gittik tabii. Arabamızın başına geldiğimizde arabamıza çok kötü bir şekilde çarpıldığını gördük. Eşimin oturduğu yerin kapısı içe çökmüştü resmen, arkadan çarpılıp boydan boya çizilmişti ve yan dikiz aynaları bilerek kırılmıştı.Müthiş bir moral bozukluğu ile eve geldik. Burada muhattap bulup şikayette bile bulunamazdık, öyle bir ülkeydi burası.  

Eve gelip odada hevesle dualarla hazırladığım kızımın boş yatağını görünce içim yandı. Nasıl ağladım nasıl boştu her yer. Hergün 2-3 defa hastaneye gidiyorduk. Ben her an sütümü sağıyordum. Doldukça hemen hastaneye gidiyorduk. Kızımızı seviyorduk, okşuyorduk. Minnacık sıcacık yatıyordu küvezin içinde. 5.gün solunum cihazından ayırmışlardı ama kafasının üstünden yine bir hortumla oksijen veriliyordu. Kendi nefes alıyordu ve bu çok önemliydi. 6.güne gelmiştik, gidip geliyor sütleri taşıyordum hemşirelere. O gün geldiğimde hemşireler beni bir sandalye’ye oturttular ve küvezin kapaklarını açıp kuzuma aldılar ve kucağıma verdiler. Allahım bu nasıl güzel bir duyguydu, ne güzel bir bebekti. Hemen koynuma sindi (şimdi bile sıklıkla öyle yapar) Emzirmeye uğraştım. Emmeye çalışıyordu bebeğim ama o kadar güçsüzdü ki. Hiç hali yoktu. Dr.lar gidip gelip soruyordu “Emiyor mu?” Emmesinin kuvvetli olması çok önemliymiş. Bebeklerdeki en önemli nörolojik göstergelerden biriymiş bebeğin emmesi.

Çok ama çok zor günler geçiyordu. Hergün hastaneye geliyor emziriyor ya da sütümü bırakıp kızımı sevip konuşuyorduk. Minnacık eliyle parmağımızı yakalıyor ve sımsıkı tutuyordu. Gözlerini çok hafif aralyıp bize bakıyordu. Kucağıma alıp sevip okşuyordum. Hemşirler ve dr.lar içerde biraz daha falza kalmamıza göz yumuyorlardı. Sonra bekleme salonuna geçip 3 saat bekleyip bir sonraki beslenme saatinden tekrar emzirebilmek için bol bol meyve suyu ve su içiyordum. Bekleme salonunda bizim gibi bekleyen anne babalar vardı. Ellerinde kuran sessizce dua ediyorlardı. Zaten yenidoğan ünitesinde de her zaman hafif olarak kuran sesi oluyordu.

Günler böyle geçiyor çok yavaş iyileşme görülüyordu. Yenidğan ünitesindeki diğer küvezlerden gelen o bip sesleri kızımı strese sokuyordu, anne-babasını özlüyordu. Bunun üzerine daha iyiye giden cerenin 16.günde çıkmasına ve eve gitmesine karar verdi prof.dr.umuz. “Evde sakin ve huzurlu olacağı için daha iyi olacaktır” dedi. Havale geçirmemesi için ilaçlara ilk 3 ay mutlaka devam edilecekti ve evimize özel hemşire gelmesini istedik. O gün bizim bayramımızdı. Kızımız cerenimiz nihayet eve gelecekti. Bizi çok ama çok zor günler bekliyordu.

MÜCADELE BAŞLIYORDU

Sütü sağıp ağzından damla damla veriyorduk, şırıngayla ilacını veriyorduk ağzına. Yemyeşil iğrenç bir ilactı. Kızımı hep uyutuyordu. Ağlamıyordu, ağlayamıyordu gücü yoktu hiç hali yoktu. Verdiği yaşama savaşından ve ilaçlardan dolayı çok yorgundu. Hep emzirmeye çalıştım saatlerce memede duruyordu, saatlerce. Her 2-3 saatte olması gereken şey biz de hep hiç bitmeden devam ediyordu. Çünkü ceren 2 saatte ancak emebiliyordu. Sonra altı değişiyordu. Ben ekmek peynir bir şeyler yiyordum sonra yine devam. Hayatımda hiç yorulmadığım kadar yorgundum.

O dönem Mısır karışmaya başladı, devrime doğru gidiyordu ülke. Küvezden yeni çıkmış bebeğimle evde korkuyla izliyorduk olanları. Hemşireler gelmemeye başladı birgün. İnternet ve cep telefonları kesildi.

 Kimseye ulaşamıyorduk onlar da bize tabii. Dışarı çıkmaya çekiniyorduk çünkü dışardan silah sesleri geliyordu. Kapana kısılmış gibiydik. Mısırlılar tahrir meydanında toplanıyor, Mübarek gitsin demekle meşguldü. Hiçbir yer güvenli değildi. Sokakta evlerini korumak için gençler ve evin erkekleri ellerinde sopalarla bekliyordu. Her yer yağmalanıyordu. Türkiye derhal Türk ailelerin tahliye edilmesi istedi. Zorla gönderilecektik. Ama eşim burada görevli olduğu için o gelemeyecekti izin vermiyorlardı. Ben bebeğimle gidecektim geride eşimi bırakarak. Zorluklarla havaalanına vardık, her yer tank, asker doluydu. Müthiş bir izdiham vardı. Herkes kaçmanın derdindeydi. Havaalanında 7 saat bekledik yeni küvezden çıkmış bir bebek ve ocak ayının soğunda. Mısırlılar bir türlü kalkış izni vermiyordu uçak için. Eşimden ayrılmanın ve küçücük bir bebekle bir başıma bir köşede beklemenin burukluğu.

Ben öyle lohusalık 40 gün yataklarda yatma nedir bilmedim, bilemedim. Kafamda kırmızı kurdele kucağımda bebeğimle olan resimler hiç olmadı.

Uçaktaydık artık Türkiye’ye gidiyordum. Geride eşimi bırakmış, ne olacağını bilemeden gidiyordum. Türkiye’de ilk işim kızımı hemen yeni doğan chek-up a sokmaktı. Gerekirse emar a da sokacaktım. Türkçe konuşan birileriyle derdimi anlatıp iyi bir şeyler duymayı umuyordum. Kızımın her şeyi çok iyiydi ancak işitme testinde sol kulağının çalışmadığını anladı kbb doktoru. “Zamanla daha iyi olur inş.” Dedi. Evet ya küvezde kalmaktan ilaçlardan dolayı ya da doğuştan. Bunu bilemiyorlardı ama kızımın sol kulağı duymuyordu. Eşime söyledim durumu anlattım, o da orada başka dertlerle uğraşıyordu. Her yer kıtlık gelmiş gibiydi, yiyecek bulmakta içecek su bulmakta zorlanıyorlardı. Benzin bulmak bile dertti. 2-3 saat benzinlikte beklemek zorunda kalkıyordu. 2 haftanın sonunda geri dönmeye ve eşimin yanında olmaya karar verdim. O nerdeyse ben ve kızım da onunla olacaktık. Zaten benim uçağa bindiğim gece Mübarek gitmiş artık Mısır biraz düzelmeye başlamıştı.

İlk fırsatta Yenidoğan prof.dr.umuza gidip anlattık durumu. Hemen bize iyi bir kbb prof. önerdi. Gittik. Testte aynı sonuçlar çıktı. Sol kulakta bişe yoktu çok ama çok az cevap veriyordu. Ama Allahtan sağ kulağımız çok iyidi. “3-4 aylıkken daha ayrıntılı bir test uygulamak istiyorum” dedi dr.umuz. Ama en büyük şansımız sağ kulağın çok iyi olması ve çok iyi çalışmasıydı.

Ceren 4 aylıkken tekrar test yaptırdık. Ceren uyumalıydı ve alnına ve iki kulak kenarına hassas alıcılar yerleştirilmişti. Sonuçlar yine aynıydı. Değişen bir şey olmamıştı. Sol kulağımız çok az çalışıyor ama sağ kulağımız mükemmeldi. Çok şükür diğer çocuklar gibi konuşabilecek ve duyabilecekti. Önemli olan da buydu.

Ceren 8 ay 6 günlükken desteksiz oturdu, 15 aylık olana kadar adım atmayı şiddetle red etti. Elinden tutup ayakta geziniyor ve yürümesi için teşvik etmeye çalışıyoruz. 3 aydır Fizik tedaviye gidiyor dr.umuzun bizi yönlendirmesi ile yol almaya çalışıyoruz.

Ama en güzeli yerde emeklerken Ceren diye seslendiğimde kafayı kaldırıp bana bakması ve o tatlı gülüşü. O gülüşü dünyadaki hiçbir şeye değişmem.   Böyle uzun uğraşlar testler ve gidilen başka dr.lar sonunda kızım 20 aylık oldu. Çok tatlı çok akıllı bir bebek oldu. Yaşadıklarının izini elbette taşıyor. 18 aylıkken Türkiye’de gittiğimiz çocuk nöroloji prof. dr.dan “nörolojik bir sorun yok görünüyor, ama tabii yaşadıklarından dolayı gelişim gecikmesi var” demesi üzerine dünyalar bizim oldu. 20 aylık emekleyen küçük biri kuzum var. Sabırsızlıkla yürümesini bekliyoruz. Çok fazla olmasa da güzelce söylediği kelimeler de var.

İşte bu da küçük melek kızımın hikâyesi. Kuzum elinden geleni yapıyor. Belki yavaş ama güzel gelişmelerimiz var. En önemlisi benim güzel meleğim çok ama çok güçlü. Bazen Anne-Babasından bile çok daha güçlü…




24 Yorum


organikanne

figen.....arkdaşım...Rabbim cerenimize,sana ve eşine güç versin..umarım herşey ama herşey çok daha güzel olacak! ceren yürüyecek,koşacak,sokakta arkdaşlarıyla oynayacak..

çok zor günler yaşamışsınız...çok büyük imtihan.Rabbim kolaylıklar versin ve bundan sonraki günleriniz çok ço kgüzel geçsin inş

dua ve sevgilerimle..

_cereninannesi_

Çok teşekkür ederim güzelim

PRENSESIMMM_2010

canım benim bak hepsi geçti gitti inşallah bak herşey şuan ne kadar da güzel umarım sende sağlığına en kısa zamanda kavuşursun kızınla doya doya yaşarsınız hayatınızı rabbimin en büyük imtihanı bunlar olmuş olsun ailenize sevgiyle...dualarımdasınız...

asyanin_annesi

Guzel savasci:)

Sen daha dogarken hayatin zorluklariyla basa cikabilmissin. Sana artik hersey viz gelir. İnsallah yasadigin en zor durumlar bunlar olur ve hepsi geride kalir. Annenin yazdigi her emekleme gunellemesine gozlerimdolarak bakiyorum. Senin adina ve anneciginin adina o kadar mutlu oluyorum ki....

Simdi sen evi kesfe ciktin annende senin hayatinin kesfini suruyo guzel kizim... Dilerim butun omrun saglikla ve mutlulukla gecer...

Ve inaniyorumki yakinda annecigin "ceren yuruyorrrrr" diye guncel giricek iste o gun bizim icin bayram sevinci gibi olucak...

Seni kocaman kucakliyorum

Sevgilerle

Aysu teyzen

Sivana

Sen de kızın da çok güçlüsünüz.çok az kaldı herşeyin bitmesine...birlikte el ele gezeceksiniz yakında.Sonra biraz buruk ama yine de gülümseyerek hatırlayacaksınız geçmişi...İyi ki tanımışım dediğim insanlardansın Figencim.allah seni Cerene Cereni de sana bağışlasın.Uzun sağlıklı ve mutlu seneler birlikte yaşayın....

DERYA_MELEK

aglattınız beni:((

nida_arda

Off çok zormuş:( Rabbim acılarını göstermesin tatlım k.b ne yazacağımı bilemedim Cerenim çok güçlü annesi gibi en kısa zamanda yürüdüğünüde yazacaksın ins öpüyoruz sizi...!

opposition

figennn, birdaha birşeye offf dersem aklıma seni getirip susucam :)

_cereninannesi_

Güzel yürekli güzel anneler... Çok teşekkür ederim...

ferya_nil

ne kadar zor şeyler yaşamışsınız, bırakın yaşamayı okuması bile öyle üzüntü verici ki, allah yardımcınız olsun, ama inanıyorum ki yaşadığınız en kötü günler onlardı ve bundan sonra herşey çok güzel olacak.

polen

okurken gözyaşlarımı tutamadım,gerçekten minik bir savaşçı kızın var.Allah seni ve kızını birbirinize bağışlasın.

CeylinSedef

Aglaya aglaya okudum. Nasil tarif ederim bilmiyorum, cok etkilendim. Masallah size, Rabbim guzel gunlerini gostersin guzel kuzucugunun. Senin de butun yasadiklarininin karsiligini ahirette versin insallah..

_cereninannesi_

Güzel dileklerde bulunan güzel annelere çok teşekkür ederim. Bu durumda olan ya da cevresinde olan anneler için yazdım. Allah kimseleri evledıyla sınamasın

versus

Kimbilir ne kadar zordu yaşadıklarınız, hayal dahi edemiyorum. Allah size kolaylıklar versin. Bundan sonra hep mutlu, sağlıklı, güzel günleriniz olsun.

SummerTime

içimi sızlattın... tüm bu yaşananlara, sıkıntılara rağmen dimdik ayakta ve kızının yanıbaşında olman kadar mutluluk verici birşey yoktur herhalde. geçmişi düşünerek üzülmektense, gelecekteki güzel günleri hayal etmek daha mutluluk vericidir. Zorluklara karşı her zaman böyle inatçı olur minik Ceren inşallah. Seni de yürekten kutluyorum, birçok kadın çocuk doğurur ama anne olamaz ya; isten sen gerçekten annesin. bu sıfatı sonuna kadar hakediyorsun bence. umarım böyle kötü günler yaşamazsınız bir daha.. o küçücük, minicik bedenin, başkalarına muhtaç halini düşünmek bile zorken, tüm bunları atlatmışsınız ne mutlu size... yazdıklarım biraz karışık oldu, yazını okuduktan sonra kelimelerimi toparlayamadım...

banu_ebru2010

Figencim yazini okurken aglayarak ve hivkirqrak okudum dimi bizde ne heycanla hazirlanmistik annelige bizimde imtihanimiz bu arkadasim allahim acilarini gostermesin

Burcing

Merhaba Figen, Ne diyeceğimi bilemiyorum.. Allah size güç, meleğine sağlık versin. Çok büyük sıkıntılar atlatmışsınız.. Ama geleceğe umutla bakın lütfen.. Herşey çok güzel olacak...

Sevgiler..

dtkeremm

Seni çok iyi anlıyorum.Ama zor günler bitmiş canım yaa çok şükür.daha daha iyi olucak inşAllah.

zynp_kys

Allah saglik sıhhat versin.. :(

ozalp07

çok güzel yazmışsın. herşey daha güzel olcak

mert_mert

çok güzel çok zorlu bir yaşam ..kızın aynı sana çekmiş yüreği büyük insanın mücadeleci kızı olur tabiki..güzel mutlu günler sizi bekliyor Allah yavrularımızı bizlere bağışlasın..

ssultan

:(((( figen yeni okudum ağlattınız beni..etkilenmiycek gibi diğil yaşadıklarınız... hani bişey var ya rabbim kimseye kaldıramayacağı yükü vermez gerçekten öyle... imtihan zor olmuş fakat bunun üstesinden gelmişsiniz cerencik ve sen...ne mutlu size:))))

aslidal26

allahım sana ve minik meleğine güç versin.

_dimple_

dağıldım, içim doldu taştı ve ağlıyorum. zorlu geçen ama sonu iyi bir hikaye bu ve daha da iyi olacak herşey. varsın geç emeklesin,geç yürüsün,az konuşsun ; sağlıklı ve mutlu olsun yeter Ceren...

hepimiz adına binlerce şükür diyorum.

gurbette olmayı da çok iyi anlıyorum...

sevgiler

Yorum yapmak için üye ol