Uzaklar

3

Bundan 4 yil once bir karar verdik. Sabaha karsi, hala kalkmamisken ve hadi artik bugun son gunumuz diyerek.. deneyecektik...  Hollanda’ya gidip, bir sure orada yasayip, sonra yine Turkiye’ye donecektik. Elimizde ne vardi? Sadece esimin kabul edildigi bir is.. Akraba, arkadas, benim icin is, egitim..? Yok.. baska hic bir sey yok.. Ama dedik deneyelim, bir daha yapamayiz, hem mutsuz olursak doneriz..

Geldik, adim adim bir hayat kuruldu. Rabbim oyle bir yardim etti ki. Olmazlar oldu, ben hayal bile edemezdim, doktoraya basladim. Arkadas cevremiz oldu, bayagi da genis. Yavas yavas yolumuzu bulmaya basladik...

Memleket hasreti mi? O hic gecmiyor.. hatta daha da buyuyor... Ama alisiyorsun derler ya, iste alistik diye kendimizi kandiriyoruz...

Bir de bebegimiz oldu bu uzak diyarlarda. Baska bir renk aldi yasam.

Simdi dusunuyorum, nedir acaba gurbette yasamak?

Gurbet demeye de dilim varmiyor ki aslinda, evinin karsisinda simit sarayi varsa, yolda surekli turkce duyuyorsan, otobus soforu ile “selamun aleykum” lesebiliyorsan, mahallede seni goren teyzeler ‘’sen kimin kizisin bakiyim?’’ diyorlarsa ne kadar gurbettir burasi yahu :)

Uzak diyelim, uzak...

Uzaklarda yasamak once biraz burukluktur, sevdiklerine  bakip bakip ic gecirmektir mesela..

Mucadeledir. Bazen tren bileti almaya calisirken, bazen de kallavi profesorlerin karsisinda ezilmemeye calisirken...

Sevinctir. Kendini devlerin arasinda urkek kucuk bir kiz cocugu gibi gorurken, sevgi dolu bir elin uzanmasina sevinmektir...

Gizliden azcik bir gururdur. Basarabildigini hissettikce, yuzunde gizli bir gulumsemeyi saklamaya calismak gibi...

Bazen cok yorucudur...saatlerce ana dilinden baska bir dilde konusup,kahve molasinda bile zihnen dinlenememektir...

Uzaklarda yasamak kendini guvende hissettigin o dairenin disinda olmaktir.. Iste tam da o nedenden hem egiticidir hem de zor, hem uzucudur hem de sevindirici...

Tam pes edecekken, birden dunyanin obur ucundan buraya senin gibi gelmis bambaska bir insanla dertlesmeye baslarsin ve yalniz olmadigini hissedersin.  Yorgun argin tramvayda otururken, yanindaki yasli hollandali teyze bir konusmaya baslar. Gozlerin kocaman kocaman acilir anlattiklarina...

Bir de memleketini uzaktan gorursun. Sivri koseler yumusar, aksakliklar bir motif gibi gorunur gozune. Bir guzellik olarak bile dusunmedigin ayrintilarin, ne kadar da onemli oldugunu hissedersin. Minibuste elden ele para uzatmayi bile ozlersin... Gece 7 den sonra da sokaklarda bir hayat olusunu, 10da bir yerde kahve icebilmeyi ararsin. Yani yasama hakim olan, en temelde duran, tanidiklik hissinin getirdigi komforu istersin.

Oysa burada diken ustundesindir. Basit gorusmeler bile seni cok rahatsiz hissettirebilir. Doktoru bile aramayi ertelersin kimi zaman, zor gelir derdini yine baska bir dilde anlatmak...

Bir de en yakin arkadaslarinin bir kahve icmeye sana gelememesidir koyan.. Ozlem ruhunu sarinca, annenin omzuna yaslanip aglayamamaktir.  Kardesinin koca delikanli olusuna sahit olamamaktir.. Bir gorursun cocuk, bir gorursun basbayagi adam...

Ama neyi ogrenirsin biliyor musun, insanlarla iletisiminde kelimelerin  yuzde 30dan fazla yer kaplamadigini.. Yoksa ana dilininin yarisi kadar bile kullanamadigin bir dil ile bambaska kulturlerden ulkelerden gelmis bu insanlarla nasil boyle bir arkadaslik kurabilirsin?

Burada senin gibi urkek serce olan arkadaslarinin adeta akraban haline geldigini ogrenirsin...Hastaneye  corba getirir dostlarin, gonlune de nese... Birlikte soylenirsin  bu ulkeye, bazen de kendi ulkene :)

Sili yemegi, bosna tatlisi yiyip,  Hollanda adetlerini ogrenebilrisin. Karnindaki yavrun bazen gun boyunca ana dilinden cok cince dinleyebilir mesela :)  Bizde boyle yapilir, sizde nasildir diye sorarsin boyna arkadaslarina :) Sonra eve misafir davet edip, onceden uyarirsin, bizim evimizde ayakkabi ile iceri girilmiyor, onceden soyliyim ona gore diye :)

Bunlar iyidir hosdur da, gun gelir  hayatinda yeni bir yola girilir. En sevdiklerinle paylasmak istedigin bir hediye alirsin Rab’den.. Bir nurtopu, elinde sekillenecek bir bebek. Senin yavrun oldugu kadar, buyuklerinin torunu, arkadaslarinin yegeni.. Ve her an hizla buyur, ellerinden akar gider ya, ne onun buyumesi durdurulabilir ne de zaman...  O zaman koyar icine iste.. Ne gerek vardi ki diyesin gelir..

Aci biber gibidir vesselam.  Acidir ama yemeden duramazsin.  Yakar ama pisirir de bir yandan.

Sonra Fahr-i Kainatín (S.A.V) bir sozu ile teselli bulursun:

“Kisi sevdigi ile beraberdir..”

 Sadaka Resullullah...

 




3 Yorum


busraa

Ağzına sağlık.. Çekip gidesim var buralardan -memleketimden- dediğim bu günlerde iyi geldi bana bu sözler

lalemehmet

yazını tesadufen okudum canım bayıldım .. rabbim sabır versin hangımız cekmıyoruz kı o hasreti özlemi türkıye de yasadıgımız halde biri bi ucta biri bi (16 saat oldg. halde ) önemli olan aradakı mesafe yollar degıl bence yüregımızdeki mesafe... sorma yani canım neyse. yüreğine saglık..

elifce

gözlerimi dolduran bir yzıyda kalemine yüreğine sağlık...

Yorum yapmak için üye ol