Tiyatro macerası ve tilki

0

Birkaç gündür hazırlık yaptım. Bir sürü çocuk oyunu olan tiyatroları araştırdım. Bu arada oğlumla da sürekli konuştum "Bak tiyatroya gideceğiz, orada çok eğleneceğiz." Neyse ki en sonunda Yunus Emre Kültür merkezindeki "Ağustos Böceği ile Karınca" adlı oyunda karar kıldım. Öyle ki tiyatroyu aradım. Oyun ve kostümler hakkında bilgi aldım. Hımım dedim bu oyun ona uygun.

Ama hiçte öyle olmadı!

Yakın bir arkadaşımız Elif teyze ve 5 yaşındaki oğlu Alper ile ailecek saat 12.30 da kültür merkezine gittik. Oyun saat birdeydi. İlk kez karşılaştığı için Alper abisiyle biraz zaman geçirdi. Saat bir oldu, herkes salona girdi. İlk başlarda müzik çaldılar, gayet güzeldi. Oyun başladı. Ağustos böceği olan abi çıktı önce, hımım gayet iyi gidiyor. Ardından bir arı bir kelebek geldi. Herkes kışa hazırlandığını söyledi.

O esnada yerde biri yatıyordu. İşte ne olduysa o zaman oldu! Ağustos böceği tilkiyi uyandırdı! Birdenbire büyük bir gümbürtü geldi. Veeee Anılcık çığlık çığlığa bağırdı.

"Sevmedim ben bunuuuuu!"

Herkes tatlı bir gülümsemeyle bize baktı.”olur böyle” gibisinden.

Babamız Anıl’ı sakinleştirmek için elinden geleni yaptıysa da kar etmedi. Baktım olacak gibi değil kaptığım gibi dışarı çıkarttım. Hava öyle soğuk ki! Dışarıda bir şey de yok!

Hemen içimdeki büyümeyen çocuk devreye girdi ve etrafıma oğlumun gözüyle baktım. Birde ne göreyim! Yağmur birikintileri! Suyun içine daldım başladım zıp zıp zıplamaya…

Anılın gözleri parıldamaya başladı.”Anneeee, şıp şıp yapalım.” Bir süre oynadık dışarıda. Minik oğlumun burnu kızarıncaya kadar… Daha sonra tiyatronun resim sergisini gezdik. Laf aramızda bu çocuk galiba ressam olacak. Resimlere nasıl baktığını size anlatamam. Gözleri ışıl ışıldı.

Biz hafta sonumuzu tiyatrodan nasibimizi alamadan, ama su birikintilerinden bolca keyif alarak yaşadık.

Ne yalan söyleyeyim ben ilk başlarda biraz buruktum. Hem günlerdir oğlumun ilk tiyatroya gideceğinden dolayı yaşadığım haz, hem eski günlerimdeki gibi ailecek tiyatroya gitmenin heyecanını anımsadığımdan, hem de içimdeki çocuğun çocuk oyununu seyredememesinden dolayı üzüldüm…

Demek ki henüz zamanı değil yavrucak öyle korkmuş ki akşam eve geldiğimizde hala tilkiyi sevmediğinden bahsediyordu. Önce uzun cümleler kurdum korkmaması gerektiğiyle ilgili.

Sonrasında…

Babamız ağustos böceği oldu.

Ben de yerde yatan tilki,

Anılcıkta kendini oynadı. Seyirci olarak… Gece yatağına yatarken artık tilkiyi sevdiğinden bahsetti “o” da insanmış.

Hele son cümlesi çok güzeldi. Tilki çok tatlıymış.”Neden oğlum?”

Çünkü ANNEYMİŞ…

Sevgilerimizle,

dip Sos:eskilerden bir yazımı paylşamka istedim.Tiyatro grubunun adı AKKaş bir daha uzuuuun zaman tiyatroya beraber gidemedik:( ama okula başlayınca bu korkuyu yendik...




Henüz yorum yazılmamış. İlk yorumlayan sen ol.

Yorum yapmak için üye ol