İŞE GİTMEK ZORUNDA OLAN ANNENDEN SANA MEKTUP

1

FERYA NİLİM’E

 

Biricik kızım benim, senin fotoğrafına bakıyorum şu an. Bizim misin sen ya, bu kadar tatlı bir kızımız mı var bizim. Seni öyle çok seviyorum ki canım yavrum. Bana bakışın, elimi tutuşun, gülümsemen ve sinirlenmen öyle tatlı ki.

 

benim kollarımda seni görene kadar. Yine ilk doğduğun günlerdeki gibi huzurlu uyuyordun yanı başımda. Kokun geliyordu burnuma, o bebek kokun, tatlı kokun. Saçlarını öpmek, tombiş ellerini okşamak öyle güzel ki uyandığımda. Ama en zoru da ne biliyor musun. Seni öylece uyurken bırakıp, yanından kalkıp işe gitmek zorunda olmak.  Oldukça zorlu bir hamilelik sürecinin ardından bıraktılar senin minicik bedenini ellerime. Öyle masum, öyle tatlıydın ki. Göğsümün üzerinde uyumayı ne çok seviyordun. Orda huzurla uyuduğun her halinden belliydi. Birazcık büyüdün, birkaç ay geçti, yatağında uyuduğun zamanlar hiç o huzuru göremedim yüzünde. Ta ki uyandığımda

 

İlk günlerde daha da zor geldi evin kapısından sensiz çıkmak. Yolda, otobüste, yürürken, otururken senin yanımda olmaman çok garip geldi bana. Kendimi yapayalnız, ıssız hissettim. Hiç alışamadım sensiz sokağa çıkmaya. Öyle alışmışım ki sürekli yanımda seni görmeye, terledin mi, üşüyor musun diye kontrol etmeye. Gördüğüm kedileri, ilginç şeyleri sana göstermeye. Tabi mecburen bu duruma da alıştık, en azından sızı azalmasa da sızının varlığına alıştık. Ama eve döndüğümde o tatlı minicik sesinle “anne” demen, her seferinde içimi sızlatıyor, karmakarışık yapıyor beni,biliyorum, karnın acıkıyor yokluğumda, yediğin makarnalar mideni biraz olsun doyursa da, ruhunu kandırmaya yetmiyor. Annenin sıcacık tenini istiyorsun minik kızım benim. Sabahtan akşama kadar öyle özlüyorum ki seni. Biliyorum ki güvenilir ellerdesin ama saatlerin geçmesini sabırsızlıkla gözetliyorum, iple çekiyorum seni göreceğim saati. Rabbim bizi hiç ayırmasın anne kuşum. Baban, sen ve ben hep birlikte sağlıklı bir ömür geçirelim.

 

Eskiden rahatsızlandığımda, ya da bir hastalıkla ilgili konuşulduğunda önce kendimi düşünürdüm canım acır mı diye. Şimdi önce seni düşünüyorum kızım, bensiz kalmandan korkuyorum. Sana “anne” sevgimi, o içimdeki sonsuz, büyük sevgiyi yeterince veremeden gitmekten korkuyorum. Çünkü seni çok seviyorum ve hep yanında olmak istiyorum.

 

Babanı da çok seviyorum biliyor musun. Ve sen tıpkı ona benziyorsun. Seni karnımda taşırken hep ona benzemen için dua ettiğimi hatırlıyorum. Çünkü babanı da o kadar çok seviyordum ki doyamıyordum onun gözlerine bakmaya. Aynısından bir tane daha olursa daha çok sevebilirim diyordum. Ve sen geldin güzel kızım yaşamımıza. Şimdi tıpkı ona benziyorsun, ikinize de bakarken dünyanın en mutlu insanı oluyorum. Gözlerimle, bakışlarımla da seviyorum sizi. Zaten adın da, aslında bizim birbirimize olan aşkımızın simgesi:FERYA NİL

 

Derya ve Ferdi’nin aşklarını anlatıyorsun sen minik kızım varlığınla, isminle. Bu aşk sende anlam buldu ve daha da büyüdü, Nil nehri oldu, aktı sonsuzluğa doğru.

 

İyi ki varsın canım kızım, ben ve baban SENİ ÇOK SEVİYORUZ.




1 Yorum


sudecigdem

gözlerim dolarak okudum yazdıklarını güzel hisli anne, kızın da eşin de çok şanslılar, çok güzel ifade etmişsin sevgini, hislerini...

ben de aynı duygularla boğuşuyorum,benim de güzeller güzeli bir kızım var,bir senedir onu bırakıp her gün işe geliyorum,ama çok zor geliyor,alışırsın dediler alışamadım, özleminden kavrulduğum zamanlar oluyor,hep resimlerine,videolarına bakarak avunuyorum,saatler zor geçiyor,akşamlarsa çok çabuk :(((

Yorum yapmak için üye ol