SSED (Sezaryen Sonrası Evde Doğum) Hikayem



Merhaba. SSVD yapmayı uzun süredir istiyordum. İlk doğumumda gereksiz yere sezaryene alınmıştım. Gerekçe çatının dar olduğu iddiası ve bebeğin iri olduğu yönündeki verilerdi. İstemedim, doğurabileceğime inanıyordum ama maalsef sisteme karşı tek başıma mücadele edemedim. Son anda yapılan duygusal manipülasyonlar, bebeğin ölecek, sen nasıl annesin vs. tarzı sözler sancı çekmekte ve yorgun bir anneyi derinden etkileyebiliyor. Hoş, her ne kadar nefes sayısının belli olduğunu bilsem de son direniş anlarımda kurulan korkunç senaryolar ve ölüm tellallığı  niteliğindeki sözler karşısında daha fazla direnemedim. Sezaryen masasında bile bir umudum vardı belki doğar diyordum. Nitekim üzerimde çok ciddi etkiler bırakan olumsuz bir sezaryen tecrübesi yaşadım. Doğumdan sonraki 1 yılda pek kendimde değildim. Sürekli araştırma haline girmiştim. Yerli yabancı kaynaklardan ssvd ve doğum hakkında bilgiler edinmeye başlamıştım. İri denen bebeğim 3800 gram doğmuştu. Ultrason ve NST gibi bilumum ölçüm cihazlarına güvenim sarsılmıştı. Öyle ya NST yi de karnımı bilinçli bir şekilde kasarak kandırabiliyordum...

Bir daha doğum yapar mıyım bilmiyordum ama içinize çok işleyen bir yaranız varsa o konuda herşeyi ister istemez öğreniveriyorsunuz. En azından benim durumumda böyle oldu... Nitekim bir kez daha gebeydim.

Hem heyecan hem telaş ile başladı gebeliğim. Pek çok bilgi edinmiştim. Teorik bilgi düzeyim oldukça iyiydi. SSVD yi destekleyecek bir doktor bulmam gerekiyordu. Başlarda ebe fikri aklımda yoktu. İlk 3 ay doktora gitmedim. Ama zaman ilerliyordu ve bir doktor ile temasta olmam gerektiğini düşünüyordum. Nitekim doğuma kadar 4 doktor 10'a yakın ebe ile görüştüm. Doktorların hepsi de taşın altına elini koymuş güvenilir ve iyi doktorlardı. Yalnız bazısı kilosu 3.500'ü geçerse deneyemeyiz diyor, bazısı rutin olarak suni sancı verip epizyo yapıyor, bazısı da kordonun geç kesilmesi yönündeki isteğimi karşılamıyorlardı. Ebeler ile görüşmelerim her daim daha olumlu geçiyordu. Tabi ebe hanımlardan bir kısmı ssvd olduğu için evde doğumu kabul etmiyordu. Belirli bir açıklığa kadar yanımda kalıp sonra hastaneye gitmeyi öneriyorlardı. Bu da güzel bir seçenekti lakin herşey güzel ve normal sürecinde ilerlerken bir anda evden çıkıp hastaneye gidip doğumu orada gerçekleştirmek de biraz anlamsız geliyordu bana. Hastanelere konum olarak yakındık ve bir sorun olursa evden çıkabilirdik, o ayrı... Neticede doktor ve ebe kontrollerim son haftaya kadar sürdü. Evde doğumu kabul eden 2 ebe anne ile irtibattaydım. Biri memleketindeydi ve diğer ebe anne ise doğumuma yardımcı olan ebemiz olacaktı. Bir diğer ebe anne arkadaşımız da yanımızda bize destek olacaktı. Ebelere "ebe anne" dendiğini ise daha sonradan öğrendim ve çok hoşuma gitti.

Bazı kararları doğum başlayınca vereceğimi biliyordum. Her ne kadar planı önceden oluşturmak rahatlatıcı olsa da, son anda 2. kez annelik için atan gönlümü dinlemeye kararlıydım.

Bu süreçte bol bol yürümeye gayret ettim. Yürüyemediğim zamanlar pilates topunun üzerinde vakit geçirdim. Genelde yere oturdum, yerde yemek yemeye çalıştım. Koltuk sandalye kullanmamaya özen gösterdim. Zihnimi olumsuz düşüncelerden arındırmaya gayret ettim. Binyıllardır kadınlar nasıl doğum yapıyorsa aynı şeyi ben de yaşayabilirdim. Hem doğum mucizesi dedikleri de bu olsa gerekti. Ayrıca bir çocuğun anne karnında oluşması, bir su damlası iken kanlı, canlı, sırlı bir insana dönüşmesinden daha zor olmasa gerekti doğum. Bebeğe orada can veren çıkış yolunu da gösterecekti elbet. Böyle düşününce "acaba doğurabilir miyim?" sorusu anlamını yitirdi içimde. "Acaba bebeği meydana getirebilir miyim, ona can verebilir miyim?" sorusu nasıl manasız bir soru ise "acaba doğurabilir miyim?" cümlesi de aynı manasızlığı kazanıverdi birden. Böylelikle doğuma olan inancımı tazeledim. Nasıl ki insan fıtri bir şekilde müdahaleye maruz kalmadan ölmek isterse, iradesi olsa ve gücü yetse yine o şekilde de doğmak isteyeceğine inandım. 

Standart hesapla 40. haftam dolmuştu ama gerçek hesaba göre beklemem gerekiyordu belli ki. Çünkü sancılarım gelmemişti. Sancılar gelmeden hiçbir şekilde müdahale edilmemesi gerektiğini çok iyi biliyordum. Çünkü her sancı bebeğin solunum egzersizi yapabilmesi için ona yardımcı oluyordu. Böylece ciğerleri doğum andında alacağı ilk nefese hazırlıklı hale geliyordu. Yavaş yavaş, acele etmeden... Sükunet içinde... Bebeğe, geleceğin annesine saygı duyarak... Neticede bebek dünyaya gelirken boyut değiştirecekti ve bu önemli değişimde ona yardımcı olmak istiyordum. Bebeğin doğumu anne karnında ölümü demekti.

40+6 da sabah erken saatte 4 dakikada bir gelen sancılarım başlamıştı. Epey şiddetli vuruyordu dalgalar. Öğlen saatlerine kadar 4 dakikada birden şaşmadı. Ancak öğlen saatlerinde düzenli aralığı kaybettik. Hatta 2-3 saatte 1 sancı geldiği bile oldu. Bu sırada nişanım gelmişti. Doğum aynı gün de olabilirdi 1 hafta sonra da. Bu yüzden normal hayata devam etmek gerekiyordu. Yine yürüyüşe çıktık, yol üstünde bir eczaneden evde gerekirse diye streil eldiven aldık. Eczacı hanım "ne için kullanacaksınız?" dediğinde eşim, "doğum için, evde doğum yapacağız da" dedi :) Korku ve endişe dolu gözlerle bakan eczacı hanıma gayet sükunet içerisinde, "merak etmeyin çok güzel olacak, evde kalmak değil esas hastaneye gitmek cesaret işi" dedim :) Gece olmuştu. Yazın en sıcak günleri olduğundan gece karanlığında dışarı çıkmak daha iyi oluyordu. Kısa bir yürüyüş yapıp bir külah dondurma yedik ve geceyarısı eve geldik. 2 saat kadar dinlendim.

Evet belki de o anın bu an olduğunu önceden bilseydim ne uyuyabilir ne de başka bir iş yapabilirdim. Sancılar başlamıştı. İçmek için hazırladığım çaydan bir yudum bile alamamıştım. Saat tam 3 idi. Çayı sofraya koymuş ama içememiştim. Sancılar arasında çok kısa bir aralık vardı. Ben diyeyim 30 saniye siz diyin 45 saniye :) 1 dakika bile değildi ve uzun dalgalar şeklindeydi. Bir vurdu mu yere el ve dizlerimin üzerine kapaklanıyor, geçmesini bekliyordum. Sancı aralıklarında sürekli yürüdüm. Koridorda bir o yana bir bu yana hareket halindeydim. Eşime sancı anında belime masaj yapmasını söyledim. Daha önce doğum kursuna katılmamıştık ama her öğrendiğim bilgiyi eşime de aktarmış ve özümsemesini sağlamıştım. Değişik masaj şekilleri denedik. Deneme yanılma yoluyla birkaç sancı sonra beni en çok rahatlatan masaj şekline de kavuşmuş olduk. Sancılar esnasında çenenin serbest bırakılması gerektiğini biliyordum, sesime kilit vurmamam gerektiğini de. Bebeğimin uyuduğu odanın kapısını kapattık ki sesimi duymasın, uyanmasın...

Erkenden ebe anneyi aramak istemiyordum. Belki de doğuma daha vardı. Ancak saat 4'de sancıların daha da şiddetlenmesi üzerine ebe anneyi çağırdık. 2 kez açıklık kontrolü yaptı. Doğumun açıklık kontrollerinden daha kolay olduğunu bilseydim, daha çok motive olabilirdim, ama bu gerçeği de doğumdan sonra öğrenmiş oldum. İlkinde 3 ikincisinde yaklaşık 7 cm. olduğunu söyledi. Bu süreçte ılık su dolu havuzda kaldım. Doğumda insanın zaman algısı kayboluyor, ancak sanıyorum 4 cm. ile 9 cm. açıklık arasını havuzda geçirmiş olmalıyım. Suyun rahatlatıcı etkisi yaklaşık olarak 2 saattir ve tahmin edilen doğum anına 2 saat kala girilmesi daha uygundur.

Sancılar esnasında tam bir konsantrasyon hali yaşadım. Kimsenin gözünün içine 1-2 stratejik an hariç bakmadım. Kimse ile değil gereksiz, gerekli kelamları bile edemedim. Örneğin yanan ışık beni rahatsız ediyordu, ancak eşime "ışığı söndürür müsün?" bile diyemedim. Hayal meyal perdenin ardından havanın aydınlanmaya yüz tuttuğunu gördüm.

Sancıların aralıkları hala en baştaki gibiydi. Ya 30 saniye ya 45 saniye. Daha fazla değil. Ara ara havuzdan yere sarkıp o şekilde masaj yapılmasını istiyordum. İttirme hissi geldikçe o sesi dinliyordum. Ebe annemizin ve eşimin üstü hem havanın sıcaklığından hem de havuzdan taşan sulardan sırılsıklam olmuştu bile. Ebe anne emekli bir ebe idi ve doğum anı için sırtüstü yatmamı istedi. Bir süre bunu başaramadım. Sırtüstü yatamadım. Havuzda ya da ayakta kalmayı istediğimi söyledim ama o şekilde ne bebeği tutabileceğini ne de gereken müdahaleyi yapabileceğini söyledi. Mecburen doğumun son birkaç dakikasında sırtüstü uzanmak zorunda kaldım. Doğuma çok az bir zaman kala gelen emekli bir hemşire hanım da sırtıma destek oldu. Konuşulanları algılamadığım anlarda yüzüme dokunarak dikkatimi çekti ve yapmam gerekenleri söyledi, algılamamı sağladı. Ebe anne zeytinyağını ustalıkla uyguladı. Ve bir kısa bir uzun ıkınma sonrasında bebek, geleceğin annesi artık bizlerleydi. Saat tam 7 idi ve doğum etkili sancılar ile 4 saat içinde gerçekleşmişti. O an, gerçek ile hayal arasında kararsız kaldığınız an... Yıllardır beklediğiniz, hayalini kurduğunuz, ama gerçek olduğunda bile hayal sandığınız bir an ve herşeyin bittiği an. Ne acı, ne sancı, fırtınadaki gemilerin liamana ulaştığı, fırtınanın dindiği ve etrafı taze bir esintinin kapladığı, güneşin ufuktan parıldadığı yeni bir gün... ve kucağınızda yeni bir sır, yeni bir can, yeni bir sayfa, yeni bir insan... Anne karnında yeni ölmüş ama dünyaya yeni doğmuş bir insan...

Hemen ayağa kalkmak istedim. Müsade etmediler. Mecburen yattığım yerden ebe anneye sarıldım, öptüm yanaklarından. Eşim de gözünden süzülen iki damla yaş ile alnımdan öptü beni. Psikolojik olarak kaldırabilecek her eşin şahit olması gereken bir an esasen. Hanımına, kızına ve özellikle annesine bakış açısında yeniliğe ihtiyacı olan herkes bu şekilde yenilenmeli. Kısa bir süre sonra uykusundan uyanan bebeğim de yanımıza geldi ve kardeşini öpmek istedi. "Karnın küçüldü mü anne, artık beni kucağına alabilecek misin?" diye sevinerek kucağıma tırmandı :) Ebe annemiz de çatımın doğuma çok müsait olduğunu, ilk doğumumu da çok rahat yapabileceğimi söyledi. Burada yorumu sizlere bırakıyorum...

Bir de dipnot; aslında evde doğum ya da ssvd yapanların sayısı sandığımız kadar az değil... İnternet kullanıcısı olmadığı için haberdar olmadığımız pek çok anne var. Bununla birlikte internet kullancısı olup bir şekilde ssvd yaptığından haberdar olduğumuz annelerin sayısı da çoktan 50'yi geçti belki de 100'e vardı bile. Dileyen herkesin doğumu tüm sadeliği ile yaşamasını temenni ediyorum. En çok da ülkemizde müdahalesiz doğumun ve ssvd'nin yaygınlaşmasını...




9 Yorum


eminEnes

Herşeyın gonlune göre olmasına çok sevindim..2.yı düşünmesemde eğer istersem bu konuda bende ınatçı olucam böyle yazıları okumak güç verıyor..allah razı olsun gule gule buyut bebişiyeyi ;))

eesrae

ben de doğumumu sezeryan yapmak durumunda kaldım,ve lohusalık bitipte kendime geldiğim zamandan beri de eğer ikinciyi düşünürsem ssvd yapacağım diyordum,yazınız bana güç verdi.

annevebebis

ssvd isteyen sorusu olan ya da destek isteyen arkadaşlara mesaj kutum sonuna kadar açık ;) inşallah nasip olur sizlere de.

NagehanAnne

Mutlu sonla biten kararlılık dolu bir hikaye. Doğum anınızı okurken gözyaşlarımı tutamadım. Ne yazık ki ben de ilk bebeğimi 5 ay önce sezaryenle dünyaya getirdim. Çok istediğim, çok hazır olduğum halde bebeğimin başının ve kendisinin benim vücuduma göre iri olduğu, söylendiği için, ve yine normal doğum yaparsam olabilecekler hakkında anlatılan senaryolar yüzünden, acaba ısrar ederek bebeğime zarar mı vereceğim diye sezaryen olmayı kabul ettim. Normal doğuma o kadar hazırdım ve o kadar içimde kaldı ki, lohusalığımın büyük bölümünü bebeğimin henüz hazır değilken aniden karnımdan çıkarılmış olmasına, yaşamış olacağı şoka ağlayarak geçirdim. Tek bir şansım vardı normal doğum için, onu da kaybettim diye düşünürken, SSVD yapılabildiğini öğrendim. Ama ilk doğumda bile hemen sizi kesmeye meraklı doktorlarımız arasından bu işe cesaret edebilecek birini bulmak çok zor olmalı. Son anda, yine riske atmayalım acil sezaryene alalım durumuyla karşılaşılmayacağı ne malum... O yüzden evde ebeyle doğum kararı almanız sebebiyle cesaretinizden ve normal doğum konusundaki kararlılığınızdan dolayı sizi kutlarım. İnşallah olursa ikinci doğumumda SSVD yapacağım. Siz mutlu bir doğum yaptığınız için bebeğinizin mutlu bir şekilde hayata doğduğuna eminim. Sağlıkla mutlulukla büyüsün. Sevgiler...

annevebebis

Nagehananne, merhaba. Benzer tecrübeler yaşamışız... İsemeyerek sezaryen olan her anne kolay kolay bunu sindiremiyor. SSVD artık git gide yaygınlaşıyor. Destekleyen dr. sayısı da az buz değil. Her gün bir yenisi ekleniyor. Facebook SSVD grubuna bekleriz, şu an en aktif grup bu: http://www.facebook.com/groups/ssvd1/

annevebebis

Ayrıca iyi dileklerinizi ve tebriğiniz için de teşekkür ederim. Sevgiler bizden...

Eminik

2. ve 3. doğumunuz da ssvd mi oldu? çok güzel başkalarına da cesaret veren bir hikaye. bunu başarabilmenize çok sevindim. benim de ilk bebeğim 4500 gr oldugu için suyum geldikten 6 saat sonra sezeryana alındım. şimdi yine hamileyim acaba diyorum ben de yapabilir miyim. şuan tam karar veremedim yüzde 50-50 durumdayım. kalbim doğal olanı seç diyor beynim olmaz diyor, korkuyor. kendimi yüzde 100 ikna etmek istiyorum ve bu konuda bilgimi artırmaya çalışıyorum

abbk

hikaye gibi okudum gerçekleri..yazmakla ne iyi etmişiniz.cesaretinize de hayran kaldm,eşinize de..6yıl oldu nerdeyse ama haaala sindiremiyorum içime bende.. hayırlı uzun ömürlerdilerim minik mucizelerinizle

annevebebis

eminik, nedir şu anda kararınız? elimden gelen birşey olursa mesajlaşalım... bu arada 2 bebeğim var, profildeki 3. çocuk kendimim, kendime dair notları kaydediyorum :)

abbk, çok teşekkürler, sindirmek zor, maalesef, hazmedilemeyen yalanlardan biri gereksiz sezaryenler...

Yorum yapmak için üye ol