Mucize..
Burnu nerede dedim görür görmez..
Bu kadar minik burun olur muydu hiç ? Minik burun, minik burun delikleri.. Kalp gibi..
Can hıraş ağlıyordu, sanırsın ki bir yerini kesmişler.. Sustu yanıma gelince.. Gözlerime baktı, gözlerini yumdu.. Bir iç çekti, sanki güzel bir kokuyu içine çekmek ister gibiydi..
Evet, kesmişlerdi.. Tam 8 ay 3 haftadır onu yaşama başlayan kordonu kesmişlerdi.. Korunaklı alanından ilk defa dışarı çıkmış, ilk defa teni hava ile temas etmişti.. Bunların hepsi, onun için zor olmalıydı..
Ağlıyordu, ağlıyorsa sorun yoktu..
Onu ben doğurmuştum.
Doğurmak.. Enteresan kelime..
Elleri, ayakları, ağzı.. O kadar küçüktü ki.. Bir sürü saçı vardı ve anneme göre , aylarca midemin bulanmasına bu saçlar sebep olmuştu..
Küçücük ve çok savunmasızdı.. Çok muhtaç..
Halbuki hiç böyle hayal etmemiştim ben..
Aslında hiç hayal etmemişim ben..
Artık uyumalıydım ve artık ağlamamalıydım, ortada hiç bir sorun yoktu, aksine herşey çok yolundaydı..
Ama kimse bana artık kalbimin vücudumun dışında atacağını söylememişti ki..Kalbi dışardayken insan uyuyabilir mi hiç ! O’nunla beraber kalbimde dışarda kalmış..
Buna hiç hazırlıklı değilmişim, hiç hazırlayamamışım kendimi.. İnsan hazırlayabilir mi kendini hiç bilmediği birşeye ? Bilmem..
Aylardır karnımın içinde birşey dönüp duruyordu. Bazen beni zoruluyor, midemi bulandırıyor, belimi ağrıtıyor, yürütmüyordu.. Olsun, bitecekti nasılsa, dert değildi.. Ama nasıl bitecekti, annanemin anlattığı doğum hikayeleri beynimde dönüp duruyordu, hele tarlada yaptığı doğum korkunçtu.. Annem daha iyi geliyordu bana, en azından ‘bugüne kadar içinde tutabilen olmuş mu ‘ lafı çok aklıma yatmıştı.. Rahatlatıcı olmasa da gerçeği gözüme sokmaya yetmişti, yani kaçınılmaz son..
Ama yine de enteresan birşeyler oluyor bir anda.
Birden dünyanın en cesur, en güçlü insanı olup çıkıyorsun.. 72 saat uyumamış olsanda, karnın acıdan ikiye ayrılacak gibi hissediyor olsanda emziriyor, kakalı bez değiştiriyor, hatta utanmadan bu bezin kokusunu içine çekiyorsun..
Birden acayip bir şey haline dönüşüyorsun, ramazanda, savaş çıkmış gibi davula vuran ramazan davulcularının bile sesini duymazken, bir nefes değişikliğinde, minik bir öksürükte hazırola geçiyorsun..
Uyurken onu seyretmek hayatındaki en eğlenceli zamanlar oluveriyor. Sürekli ve dikkatlice seyrediyorsun, her kıvrımı hafızana kazıyana kadar..
Doyamıyor, içten içe hep korkuyorsun.. Yeniden dua etmeye başlıyor, Tanrının mucizelerine yeniden inanıyorsun..
Artık, vitamin haplarını aksatmıyor, doktor kontrollerine düzenli gidiyor, araba kullanırken mutlaka emniyet kemerini takıyor, ölmekten korkuyorsun..
Ölmekten olmasa da, ayrılmaktan,onsuz kalmaktan, yanlız bırakmaktan..
Daha daha sonra, dişi çıktı, aşısı geldi, emekledi, güldü, adım attı, yürüdü.. İnsan hayatının rutini olan şeyler, senin mucizen oluveriyor..
Aşıların anneye yapılıp, süt yoluyla bebeğe geçmesi konusunda ciddi ciddi teoriler üretiyor ve bunu bu zamana kadar düşünüp uygulayamayan bilim adamlarına küfrediyorsun..
Pantolon ütülemekten acizken, bebek kıyafetlerini sıkılmadan saatlerce ütüleyerek kendi çapında ufak rekorlara imza atıyorsun..
Dünyanın en mutlu, en güçlü ve en korkak bir şeyi olup çıkıyorsun..
Kalbin artık hep dışarda atıyor, o minik burunun minik kalbi ile aynı anda.. Aynı hızda..
23.10.2010
Ayşin
Neden Türk Çocukları Çok Ağlıyor?
Yaklaşık 8 senedir Amerika’da yaşıyorum. Restoran, park, mağaza gibi sosyal alanlarda gördüğüm ve değişik milletlerden olan arkadaşlarımızın aile yaşantısında gözlediğim kadarıyla, sosyal ortamda uslu duramama sendromu sadece Türk çocuklarına özgü değil.
Ortadoğu ve Asya ülkelerinin çoğunda durum böyle. Girdiğimiz ortamlarda kendini yerden yere atan, yemek yememek için direnen, bağırarak konuşan, ortalıkta koşuşan ne kadar çocuk varsa doğu kültüründen geldiğini görmek hem üzücü hem de hayret verici. Nedenlerini
düşündüğümde ise, faturayı sadece çocuğa çıkarmak mümkün değil. Çünkü çocuğun davranışlarını aile ve toplum şekillendiriyor.
Devamı
http://bebekveben.alifbilir.com/2012/01/29/turk-cocuklari-neden-cok-agliyor-2/
sütlü irmik helvası :)
2 su bardagı ırmık,2 subardagı,seker,1,5 su bardagı su,1,5 su bardagı sut,yarım paket margarın veya tereyag,1 kahve fıncanı sıvıyag,1 çay bardagı dolmalık fıstık..
yagı erıt,içine fıstıkları koy kavur,sonra ırmıgı ekle kokusu cıkana rengı dönene kadar kavur,su ve sutu ekle kaynamaya gözgöz oluncaya kadar karıstır,iyice cekınce sekerı ılave et,ve yıne kendını cekınceye kadar karsıtır,ocagın altını kapat,beze sar ve
dınlendır :))afıyet olsun :))))
irmik helvası
Yarim paket tereyag alt kismi genis bir tencerede eritilir ve iki su bardagi Irmik ile 1 cay bardagi dolusu fistik bu yagda kavrulurda kavrulur..
anne sütü işe başlarken
bebeğime annem bakmayacak olsa işe başlarken bir defa daha düşünürdüm kesin. ama bakıcı da hayatın sonu değil tabii.
bebeğime doyamasam da gelecekte de hiç doyamayacağımı bilerek,
işten uzak kalıp ileride işe dönmek için geç kalmamak için, e bir de ihtiyacım olduğu için, ya Allah dedim, başladım çalışmaya.
ama önce, ön hazırlık ve süt konusu önemliydi. işte tam da bunu paylaşmak istiyorum çünkü ben araştırırken şöyle madde madde yazılmış kurallar tecrübeler görememiştim, iyi bakmamış da olabilirim.
ben de bunları yakından uzaktan aldığım tavsiyeler ve okuduklarımla birleştirdim, topladım, uyguladım, biz başardık.
1. ilk üç ayında biberon ve emzik vermediğimiz oğlum, üçüncü ayda başlayan çalışmalara önce ayakdiredi. bu arada ekleyeyim, hala sadece anne sütü alıyor.
2. işe başlamama bir buçuk ay kala, yani üç aylıkken, önce annem bize daha sık gelmeye başladı. hem benim isteklerimi hem bebeğin davranışlarını tanıdı. göz teması sağladı ve şimdi kendisiyle eşitiz bebeğin davranışlarını anlamakta. ayrıca benim de sözümden
çıkmaz bu da işin ekstrası.
3. ilk hafta günde bir-iki saat annemle bebeği yalnız bıraktım. başta çok zor oldu çünkü her istediğinde beni ve memeyi bulan oğlum şaşırdı ne yapacağını bilemedi. önceleri sadece diğer odada oturup huzursuzlanınca gidip alıyordum, zamanla yürüyüşe çıkabilmeye
bile başladım.
4. her gün bebeğin en mutlu olduğu saatlerde ki bu bizde öğleden öncedir, annem bir öğünü biberonla verdi. bizimki aldı mı? hayır :) yalnız bu öğünün taze süt olmasına dikkat ettik hemen sağıp veriyordum ve ortadan kayboluyordum. beni görünce meme bekliyor
çünkü.
5. hamileliğimden beri aventin her türlü biberonunu suluğunu indirimlerden toplamış biri olarak bebek biberon almayınca bayağı üzüldüm önce. sonra da baktım beceremiyor, diliyle itiyor, sert geliyor dedim, kauçuk uçlu chicco biberon aldım. başta onu da itti.
6. gazlı bebek olduğu için başından beri kaşıkla damla şurup vs veriyorduk. genelde bir kaşığa anne sütü sağıp içine damlatıyordum. bilmeden kaşığa ve yutkunmaya alıştırmışız meğerse. bu iyi oldu, en azından biberon almazsa kaşıkla veririz dedik kendimizi
rahatlattık.
7. bu arada gece emmelerinin araları açıldığı için genelde geceleri olmak üzere süt sağıp dondurmaya da başladım. işe başladığımda sütüm azalırsa yumuşak geçişle mamaya geçebilelim diye.
8. biberonu asla kendim vermedim, hala da vermiyorum annem veriyor. etrafta başka kimse olmuyor.
9. kaşık için silikon uçlu kaşık tercih ettik.
10. biberona 15 günde alıştı. ilk günlerde çok süt döktük. çok üzüldük. emiyor gibi görünse de 10 cc içememiş olduğunu gördükçe bir de üstüne aç kalmasın diye yeni sağılmış memelerden emzirdikçe çok üzüldüm ama pes etmedim
11. ofiste üç defa süt sağacak şekilde ayarladım saatlerimi ilk başta, sık sık azar azar sağdım ki birden düzen bozulmasın.
12. şimdi günde iki defa sağıyorum.
13. sağdığım sütleri buzdolabına koyabiliyorum çok şükür buzdolabı var. ama buzluğu yok. sütleri kapaklı kaplara sağıp kapatıyorum. akşam da eve dönerken termos çanta ile getiriyorum. eve dönüşüm max bir saat sürüyor, sütler ısınmamış oluyor. poşete aktarıp
tarih atıp buzluğa koyuyorum. bu sütler en son kullanılmak üzere buzlukta sıraya giriyorlar. bu konuyu çok doktora hemşireye arkadaşa sordum. benim anladığım kurallara göre sağılan sütü ya buzluğa atacaksın veya buzdolabına koyup üç gün içinde tüketeceksin.
sıcaklık değişimine uğramaması gerekiyor. ama çalışırken bu pek mümkün olmuyor. mama da vermeyince depolamak daha uygun. umarım yanlış yapmamışızdır, hala tereddütlerim var :) ama kilomuzda vb problem de olmadı. süt yine yarıyor yani.
14. benim oğlan kauçuk uçlu biberonla alışmayı tercih etti ama şimdi bir ay oldu silikon uçlu biberonlardan da içebiliyor.
15. kaşıkla süt vermemiz hiç gerekmedi.
16. sadece pazartesileri beni arıyor, hafta sonu çok alışıyoruz birbirimize. bir de akşam eve geldiğimde beni görünce ağlıyor bazen. özlediğini görünce çok fena oluyorum.
genel gözlemlerimiz:
17. biberonla anne memesinin emilme şekli farklı. biberonu damağına yapıştırıp memeyi diliyle sağıyor. bu ikisini ayırabildiğinde başarıyor. bazı bebekler hiç almaz ama bunu da biliyorum.
18. dilinin üstüne doğru çalışmak lazım. biberon veya kaşıkla birşey verirken dili kıvrıksa dışarı atıyor. çünkü diline daha hakim değil. ağzına giren şeyi çeviremiyor ki yutsun. mama yiyen bebekler bu konuda daha başarılı oluyorlar.
19. biberonu annenin vermemesi lazım.
20. her yeniliğin güzel mutlu bir tecrübeye dönüştürülmesi lazım. huzursuz oluyorsa ısrar etmiyoruz. hemen kesiyoruz yaptığımızı. mesela pusetine koyunca korkuyordu ilk başta veya korkmak demeyelim direkt ağlıyordu ona da bir haftada alıştırdık her gün
yarım saat bir saat dolaştırarak. ama ağlayınca alarak. sonuçta kötü olarak etiketlememesi lazım.
21. her zamanki gibi etraftan gelen negatif yorumlara kulak tıkamak lazım. her telefonda her görüşmede biberon alıyor mu, işe nasıl başlayacaksın, çok zor olacak, bebek aç kalacak, annene de yazık, neee kaşıkla mı vereceksiniz hayatta olmaz... gibi pek çok
yorumu dinleseydik mamaya geçmiştik bile. gülüp geçtim valla. bebeğimi aç bırakmam dedim. gerekirse öğle tatilinde emzirip gelirim dedim. süt izni de kullanmıyorum çünkü. tam gün çalışıyorum.
bakalım ek gıdaya geçince neler olacak?
kakaolu ıslak kek
Islak Kek Tarifi
Malzemeler
4 çorba kaşığı kakao
1 paket kabartma tozu
1 paket margarin
2 su bardağı un
1 su bardağı süt
2 su bardağı şeker
4 adet yumurta
Yapılışı ;
Margarini küçük bir kaba alıp eritelim. Yumurtaları şekerle birlikte krema kıvamını alan kadar çırpalım. Şeker iyice eridikten sonra sütü, yağı ekleyip çırpmaya devam edelim. Karışım, iyice sıvı halini aldığında içine kakaoyu ekleyelim. Kakaonun topraklanmaması için bu karışımdan bir su bardağı ayıralım. Kalanın içine kabartma tozu ve unu katarak tekrar çırpalım. Daha sonra yağlanmış bir kek kalıbına boşaltalım. Orta ısılı fırında yaklaşık yarım saat kadar pişirelim. Kekin pişip pişmediğini anlamak için ortasına bir bıçak batıralım Bıçak temiz çıkıyorsa kekimiz pişmiş demektir. Kekimizi hemen servis tabağına alalım ve henüz sıcakken ayırdığımız bir bardak sosu kekin üzerine döküp emmesi için bir süre bekletelim. Kek, sosu çektiğinde servis yapalım. Not : Kakaolu kekin üzerine dökeceğiniz sosun daha bol olmasını istiyorsanız ayırdığınız bir bardak sosa biraz daha süt ve kakao ekleyin. Ayrıca sosu dökmeden önce karıştırın.
Reklam: Magic Club
Merhaba,
MAGIC CLUB Aktivite ve Eğlence Merkezi olarak sizi ailenizle, eşinizle, çocuklarınızla geçireceğiniz güzel bir 14 Şubat Sevgililer Günü için kendi pastanızı yapmaya davet ediyoruz.
SB Cookies & Pastry uzmanlığı eşliğinde 9 veya 14 Şubat günlerinde 6 saat sürecek bu sevgililer günü paketinde
-Temel pandispanya, şeker hamuru, krema
-Pastayı katlandırma, sıvama, kaplama
-Temel süsleme (fiyonk, kesme, cımbızlama gibi)
Konular teorik ve pratik olarak verilecek.
Kurslarımız kişi sayısı ile sınırlıdır.
Rezervasyon için bize sibel.birler@gmail.com veya 0532 4460403 ten ulaşabilirsiniz.
Ücret 200 TL + KDV dir.
Sevgilier Gününe özel sürprizlerimiz de sizi bekliyor olacaktır.
Çok çok sevgilerimizle,
Sibel Çatılı Birler
MAGIC CLUB
0532 4460403Dondurucu Meselesi-Kış hazırlığı
Kavrulmuş kıyma (domates soğan salçalı- yemek içlik) ve kuşbaşı et (kavurma gibi) – Dolma içi (zeytinyağlı-etli)
Zeytinyağlı veya etli yaprak sarma yada lahana sarma - çiğden
Haşlanmış mısır ister tanelerine ayırıp garnitür olarak kulanın, isterseniz bütün koyunmısırı hem haşlayıp taneleyerek dondurucuya. (haşladıktan sonra)
Sigara böreği, patatesli börek, mantı, pide, pizza gibi hamur işleri. Yufkayla hazırlanmış pişmeye hazır börekler, Buzluk böreği, sosyete mantısı sarılmış, her türlü börek çeşidi. Isınınca yeni pişmiş gibi oluyor.Çiğden konup pişirilebilir.
Kuru fasulye, nohut, yeşil mercimek, kuru börülce hafif haşlanıp dondurulur
Ekmekler kurutulup galeta yapılır. Köfte veya balık kızartmaları için kullanılır.
Artan mercimek ve ezogelin çorbası kavanoza konulur.
Ekmek – poğaça – açma- kurabiye türevleri. Pişmiş veya hamur olarak konulabilir. Hindistan cevizli Kurabiye , Tarçınlı Kurabiye, Lorlu Poğaça, Kıymalı Patatesli poğaça, Tahinli Çörek vs.
Közlenmiş kırmızı biber. Hem bütün hem doğranmış
Dolmalık biber: Çekirdekli kısımları temizleyip şapkalarını atmayın kaynar suya koyup 2-3 dk. şoklayıp çıkarın .Kuruduktan sonra yine kullanım şekline göre adet belirleyip iç içe geçirip poşetlere koyun Yapacağınızda gün önce iç harcı hazırlayıp sonra dolmalıkları çıkarın ve hemen içlerini doldurun .
Barbunya; Temizleyip, yıkayıp kurulayıp direk dondurucuya.
Bezelye ; Temizleyip, yıkayıp kurulayıp direk dondurucuya.
Taze Fasülye; temizleyip ayıklayın ve rende domates ile yağsız tavada soteleyin. Sonra soğutup istediğiniz ölçülerde kilitli poşetlere doldurun. Yapacağınız zaman soğanı doğradıktan sonra direk buzlu hali ile fasulyeleri kullanın. Ve gerekirse yine domates ekleyin
Bamya; Temizlenip limonlu suda az haşlanır. Poşetlere yada kaplara konur , üstüne yine az limon sıkılır ve domates rendesi koyulur.
Patlıcan; Közleyin, salata olacak şekilde kesip , suyunu iyice süzüp poşetlere koyun. Karnıyarıklık patlıcan temizlenip, kızartılmış, yada musakkalık doğranmış yine hafif kızartılmış olarak dondurun.
Domates; Rondodan geçirin, tencerede kaynatın. Sıcakken yeni kapaklı kavanozlara koyup ters çevirin. Kış boyunca kullanabilirsiniz.
Enginar-İç bakla; Alıp temizlenir içi çanak olarak çıkarılır ve limonlu suda az haşlanır. Sonra poşetlere konup dondurucuya kaldırılır. Hatta içine dereotu, bezelye ve taze sarımsak koyup kaldırabilirsiniz.
taze börülce:taze fasulye gibi hazırlanır. Domates eklenmeyebilir.
Kış sebzelerinden ıspanak, yine yıkanır doğranır poşetlenir.
karnıbahar hafif haşlanır, poşetlenip dondurulur
Kereviz, ayıklanır limonla ovulur ve kaldırılır. Hafif haşlayarak da kaldırılabilir.
Konservenin yanı sıra domatesleri bütün, doğranmış veya rondodan geçmiş olarak dondurabilirsiniz.
Kabak (Rende, küp doğranmış, dilimlenmiş) : Mücver, çorba, kabak muamma, börek vs için dondurulur.
Salatalık rendesi: kış cacığı için
Havuç, lahana, pırasa, kereviz rendelerinden oluşan böreklik veya çorbalık kış sebzeleri- hepsi beraber aynı poşette dondurulabilir.
Beyaz lahana ve pancar _ çiğden veya şoklama ile dondurulur.
Tavuk, et, balık, sebze suyu küpleri
Kalmış pilavlar – Yayla çorbası veya kadınbudu köfte için poşetlenip dondurulur.
Beşamel Soslu Tavuk – Fazla yapıldığında dondurucuda en rahat bekleyen yemeklerden. Isıtılıp servis yapılır.
patlıcan, sivribiber, kabak fırında domates ve az zeytinyağı ile kızartılıp dondurulur.
Kalan makarnalar dondurularak fırın makarna, makarna böreği için değerlendirilir.
Meyveler, kayısı, vişne, kırmızı erik, çilek, şeftali, muz (kabuğu ile), elma. Meyveler Donduktan sonra yemek için iyi olmuyorlar. Ancak harika reçel, komposto, puding ve dondurma oluyorlar. Donmuş meyveyi az şeker ve yoğurtla rondodan geçirince mis gibi sağlıklı dondurma hazır oluyor.
Kek, yaş pasta (meyvesiz olanlar).
Tarçınlı Kurabiye
150 gr tereyağ
Su gibi geçen 4,5 yıl.....
Su Gibi Geçen 4,5 Yıl.......................
Güzel gözlerini 6 yıl önce tam bugün açtın dünyaya, ogün yanında değildim. Hatta varlığından bile haberdar değildim. Geçen seneler içinde seni tanıdım, sevdim,büyüttüm,bağrıma bastım. Seni besledim,yıkadım,uyuttum. Çok sevdim seni.. Sen benim ilk evladımsın,
3 oğlumun en büyüğü, kızımın büyük abisisin. Sen bana anneliği öğreten ve sevdirenimsin. İlker'im, güzel kuzum. Sen bugün 6 yaşındasın. Doğım günün kutlu olsun.
Biberonun ne olduğunu biliyordum ama hiç elime almamıştım seni tanıyana kadar. Bebek bezi denen şeyi de öyle. Babacığın seninle tanışacağımızın müjdesini verdiğinde, bebekli bir arkadaşımdan alt değiştirme dersi rica etmiştim. O kadar naçar ve beceriksizdim
ki bezdeki kaka miktarına şaşırıp AAAAAAAA!!! diyince ben, bebek elimden kaçmış ve bütün evi kakaya bulamıştı. Bilmiyordum ozamanlar anne olmanın dersle, kursla falan öğrenilemeyeceğini. Ancak yaşanarak ve içgüdülerine güvenilerek öğrenilebilirdi.
Bana anneliği sen öğrettin, senin bana, benim sana olan sevgim öğretti. Seninle ilk tanıştığımızda bukadarcıktın daha :
Çok korkardım seninle dışarı çıkmaktan. İncinirsin, beceremem derdim hep. Eve kapandık ilk zamanlarda. Sonra, babacığın cesaret verdi de neyse ki çok güzel anlar yaşadık seninle sokaklarda.
Dondurma yerkeeen
Kuşlarla oynarkeeen
Hayvanları severkeeen
Ve Ankara yolunda :)
Çok güzel anlarımız oldu daha neler neler....
Kardeşin 41 günlükken kendi odasına postalanmasına rağmen, sen başkaydın. Bu, evimizdeki ilk yatağın. Babanla benim odamızda yattın bir süre. Biberon içerek uyurdun o zamanlar.
İlk evcil hayvanla tanışman da bizimle olmuştu. Deli köpeğimiz Jose ile ne kadar da eğlenmiştin :) İlk başlarda epeyce çekingen idin tabii..
Kardeşinin doğumunu heyecanla bekledin hep :) İlk kucakladığın anı hiç unutamam:
Hep çok ama çok mükemmel bir ağbi oldun. İşte bu yüzden 2. kardeşi istediğin zaman tamam dedik babanla. 3 ay sonra tekrar ağbi olacaksın. Br kız bir de erkek kardeşin daha olacak. Çok şanslı bebekler onlar çünkü senin gibi bir ağbileri var.
Daha neler neler var buraya yazaılabilecek. Sayfalar yetmez. Ve daha neler neler var yanında olmadığım. Doğumgünlerin, hastane maceraların, bademcik ve geniz eti ameliyatın, kreşe başladığın günleri karne günlerin ve daha bir sürü şey....
Biliyorsun ama değil mi yüreğim seninle. Babacğın her seferinde benim için de kucaklıyor seni.
Sen, İlker Çağatay, ilk oğlum.. Sen, benim canım,yavrum. Yüreğimdeki evlat sevgisinin bir yanı buruk kalan kısmısın hep. Seni sevmekten asla vazgeçemem. Sen de beni bırakma kim ne dersin olur mu?
Bugün 6 yaşına bastın. Gözyaşlarımla evimdeyim,sensiz. Yanında olamıyorum. Bu yazıyı yazıyorum sana sadece. Kardeşine bu sabah senin doğum günün olduğunu söyledim. Haydi noluyy abime gidelim iyki doydun demeye dedi. Getiremedim. Ama biliyorsun ki yanyana olsanız seni kocaman kucakalrdı, sen de onu.
Seni çok ama çok seviyorum benim canım oğlum, mis kokulum, ilk göz ağrım....
DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN..........................
Uyarılar
Tecrübeler
Duyurular
Mamalar / Tarifler
Oyun ve Aktiviteler
Kendin Yap
Şarkılar / Ninniler


Rss