<>

Neden Diyet Değil de Sağlıklı Beslenme?

06/16/2011 13:00:00 | 3 Yorum | Genel (Tümü)

    Son günlerde yöneticisi olduğum gruplarda özellikle üzerinde durduğumuz  bir şey var. Diyet değil sağlıklı beslenme. Peki ama neden? Neden gruplarımız da diyet kelimesini değil de sağlıklı beslenme, sağlıklı yaşam ifadelerini kullanmayı tercih ediyoruz? Biz artık arkadaşlarımızla birlikte girdiğimiz yolda sağlıklı beslenme ifadesini tercih ediyoruz. çünkü:
    
    Özellikle de bizim gibi ömrünün belirli bir kısmı kilo alıp verme macerası ile geçmiş olupta 30 lu yaşlarını yaşayanlar sanırım artık iyice anladı ki sağlıklı beslenmeyi bir yaşam felsefesi haline getirmek gerekiyor. Aslında gerçekten de diyet denilen şeye ihtiyaç yok eğer ağzına götürmek üzere olduğun şeye bakar ve kendine "bu benim için ne kadar sağlıklı, vücudumdan içeri girecek olan bu besin bana sağlık getirecek mi?" sorusunu sorarsan her şey yolunu buluyor zaten. Hele de diyet yapıyorum adı altında eziyet çekilmesine hepten karşıyım onu belirteyim. Önemli olan sağlığına faydası olabileceğini düşündüğün bir şeyi ölçülü yani dengeli tüketebilmek. Her gün vücuduna kendini yormayacak, mutlu edecek belirli bir aktiviteyi yaptırmak. Tüm bunları yaparken ruh sağlığını da beslemek. Sağlığın ve mutluluğun için nefes alabilmeyi başarıp. Etrafına da ışık olabilmek. Bağışlayıcı olmayı becerebilmek. Önyargılarından( ister kişisel, ister ideolojik, ister annesel) uzaklaşıp insanları ve kendini acımasızca yargılamayı bitirebilmek. Empati yeteneğini kendine ve başkalarına zarar vermeyecek şekilde geliştirip o düzeyde tutabilmek. Kendini zorlamayacak ve üzmeyecek vericiliklerde bulunmak, beklentilerini azaltmak. Kendini ve dünyayı sevmek. Kendin ve dünya için bir şeyler yaptıkça bunu farkedip kendini aferinle ödüllendirmek. Çocuklarının ve eşinin ışığı, yol açanı olduğunu unutmamak. Yenildiğinde yeni yollar olduğunu ve deneyebilecek yetenekte olduğunu farkedebilmek. Yani velhasıl kendinin farkında olmak ve kendini hiç unutmamak. Kendini dinlemeye başladın mı gerçekten aç olanın beynin mi miden mi olduğunun bilincine de varabiliyor olduğunu anlamak.
 
   Gerçekten kilo aldığınız dönemde ki hayatınızı gözlemlemeniz neyi yanlış yaptığınızı anlamanız için yeterlidir. Bir oturuşta yarım kavanoz nutella bitirebilen birinin hayatına sağlıklı beslenme anlayışını sokabilmesi için derinden hareket edip vücuduna hissettirmeden yararlı besinleri önceliğe almayı öğretmesi gerekir. Her gün yenen halley, tadelleyi sıfırlamanız bile kilo verebilmeniz için yeterlidir aslında. Siz bir de bunun üzerine sağlıklı besinleri öğünlerinize eklerseniz. Her gün sebzenizi, meyvenizi yemeyi,yeterli protein alımınızı gerçekleştirmeyi, yoğurdunuzu tüketmeyi ihmal etmezseniz yanı sıra vücudunuzu zinde tutacak 2-3 aktiviteyi, yürüyüşü, dansı hayatınıza eklerseniz o zaman bu işi sonsuza kadar gömüp rafa kaldırmışsınız demektir.

Mutlu Tuvalet Eğitimi :)

06/06/2011 12:23:00 | 0 Yorum | Genel (Tümü)


Tuvalet eğitiminde esas mesele çocuğunuzun bu duruma hazır olup olmadığını gözlemlemeniz.Yani çocuğunuz:

• Uykudan uyandığında bezi ıslak değilse veya gün içinde en az 2 saat bezi kuru kalıyorsa
• Dışkılama zamanı çok düzenli veya hemen önceden anlaşılabiliyorsa (bazı mimikler, vücut hareketleri veya sözle)
• Basit komutları yerine getirebiliyorsa
• Banyoya kendi başına gidebiliyor ve üstündekileri çıkartabiliyorsa
• Bezi kirlendiğinde rahatsız oluyor ve bezini değiştirmenizi istiyorsa
• Tuvalet veya lazımlığını kullanmak istiyorsa (Dr. Filiz Odabaşı Seeborg)
• Kakasını ya da çişini yaptığında bir köşeye çekiliyor orada yapmaya çalışıyorsa

Tuvalet eğitimine başlamaya hemen hemen hazır demektir. Genele baktığımızda 16 aylıktan itibaren bebek bu sinyalleri vermeye başlar. Ama bebeğin yeterli kas kontrolünün gelişmesi ve belirli bir bilişsel düzeye erişmesini beklemek gerektiğini savunan pozitif bilimciler 18-24 Ay arasında ki çocukların tuvalet eğitimine başlamaya hazır oduğunu belirtirler. Aslında burada ki püf nokta hangi ayda olursa olsun çocuğunuzun hazır olup olmadığını gözlemlemenizdir. Yani esas olan aydan ziyade sizin bebeğinizin verdiği sinyallerdir.

2. Aşama ve bence en önemli aşama siz hazır mısınız? Ya da şöyle de diyebiliriz çocuğun bakımı ile ilgilenen kişi hazır mı? Anne, baba, o evde birlikte yaşayanlar ya da çocuğunuzu sık görüp üzerinde hak iddia eden anneanne, babaanne, dede, teyze, v.b. hazır mı? Ya da kreşe gidiyorsa kreştekiler gerekli desteği verebilecek mi?

Eğer hem bebek hem de siz hazırsanız o halde buyurun tuvalet eğitimine:)

1. Kural: Asla çocuğa kızmayacaksın. Çocuk tuvaletle kızmayı, öfkelenmeyi, hor görülmeyi kafasında eşleştirmeyecek.

2. Kural: Başarısızlıklarda asla çocuğa olumsuz bir yansıtmada bulunmayacaksın. Mümkün olduğunca değil hiç bir şekilde kazaları görmezden geleceksin. Her kazada " aa yetişemedin mi bebeğim? Olabilir ben de öğrenirken bu tip kazalar yaşamıştım canım, sorun değil dert etme" diyeceksin. Ancak her kaza sonrası lazımlığa yine de oturtacaksın ama çok tutmayacaksın zira zaten çişini yapmış sadece asıl çiş yerinin tuvalet olduğunu idrak edebilmesi adına "dur bakalım başka kalmış mı?" şeklinde ufak bir oturtma olacak bu"çişimizi nereye yapıyorduk aa buraya " gibi

3. Kural: Halınız bulunmaz Hint kumaşından da imal edilmiş olsa çocuğunuz kadar tek ve yegane olamaz ve çocuğunuzdan kıymetli değildir. Bir halıya çocuğunuzu harcamayın. Bu tip şeyleri ne kadar önemser, ne kadar kızarsanız bunun geri dönüşü size ve bebeğinize o kadar kötü olur. Üstelik bunu bu kadar önemsediğinizi farkeden çocuk bu yöntemi bir tür ilgi çekme yöntemi ya da size sinirlendiğinde bir cezalandırma yöntemine olarak kullanmaya kadar vardırabilir. Ya da küçücük dünyasında tamamen anlamlandıramadığı bir noktada kendini ezilmiş ve çaresiz hissedebilir ve bu çaresizlik kaçınılmaz olarak ona yeniden altına kaçırma olarak geri döner.

4. Kural: Bu işte en az 4 ayı gözden çıkartmanız gerektiğini bilin. Çünkü ilk öğrendiği bir hafta muhteşem bir şekilde tuvaletini yapan bebeğiniz bir haftadan sonra bu fikrinden cayıp bezinin rahatlığına geri dönmek isteyebilir. Bu durumda sabırlı olmalısınız. Derin derin nefes alıp ilk 3 kuralı hatırlamalı ve yolunuza aynı şekilde devam etmelisiniz zira bu süreç öğrenme sürecidir ve her öğrenme sürecinde bu tip geri dönüşler yaşanabilir ama birazcık sabır ve ona göstereceğiniz destekle bu süreç rayına oturacaktır.

Biraz tersten gitmek gibi olacak ama ilk 4 kuralı bilmeden bu yola başlamamak gerektiğine inanıyorum. Onun için ilk dört kuraldan sonra nasıl bir yol izlemeniz gerektiğine dair kendi tecrübelerimi paylaşmaya başlayabilirim:

Öncelikle http://www.okuloncesimarket.com/pro/3422/45/Kizimin-Tuvalet-Kitabi" style="text-decoration:none; color:rgb(243,140,28)">"Kızımın Tuvalet Kitabı" - "Oğlumun Tuvalet Kitabı" adlı kitapları bebeğinizin cinsiyetine göre linki girip sipariş ediyorsunuz ya da dışarıdan bir kitapçıdan satın alıyorsunuz. O kitabı ballandıra ballandıra okuduktan ve görsellerine beraber baktıktan sonra ertesi gün tıpkı o kitapta ki gibi birlikte renkli külotlar ve o kitaptakine benzer lazımlık almak için alışverişe gidiyorsunuz. Eve gelince kitap yeniden okunuyor " tıpkı bizim gibi değil mi tatlım?" diye teşvik ediyorsunuz. Bir iki defa okuduktan sonra "sen de artık bez kullanmak istemiyorsun değil mi tatlım haydi bezler çöpe bizim artık lazımlığımız var ve tuvaletimizi buraya yapıyoruz" şeklinde teşvik edici cümleler kuruyoruz. Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir diğer husus "BEZDEN BİR KERE ÇIKTIKTAN SONRA BEBEĞİ TEKRAR BEZLEMEMEK" ve "gece bezleyeyim, dışarı çıkınca ya altına yaparsa en iyisi dışarıda bezleyeyim" türü şeyleri kafandan çıkartıp bu işi daha da zorlaştırıp iki aşamalı bir şekle dönüştürüp çocuğun kafasını da kendi kafanı da karıştırmamak. Bir maratona başladığını, çocuk büyütülürken bu tuvalet döneminin de aşamalardan biri olduğunu ve herkes gibi bu yoldan geçmen gerektiğini ve sabırlı davranman gerektiğini unutmayarak bezi çıkart ve gece gündüz dışarı da içeri de bezsiz külotlu dolaşmasına izin ver.

2 saatte bir "çiş var mı tatlım" diye sor ya da lazımlığa götür ama "yok" diyorsa ısrarcı davranma. Ayrıca çok sık sormamaya özen göster zira onun kendini ifade etmesine, kendi kendine çişinin geldiğini anlamasına izin ver eğer senin hatırlatmana alışırsa kendisi hatırlamaya ihtiyaç hissetmeyecektir. 2-3 saatte bir olayı zamanla onda rutine bağlanan bir iş haline gelir.

Dışarıda altına yapmasından korkma. Bırak yapsın ne olacak sen her daim yanında yedek elbise ile gez. Yaparsa uygun bir yerde siler paklar değiştirirsin sonuçta dünyanın sonu değil ya. Zor mu zor evet ama sonunda ne kadar sürecek bir zorluk? Araba koltuğu gibi şeylerin üzerine bu süreçte can bebe alt açma bezi ya da hasta alt bezi türü koruyucuları yerleştirebilir üzerini ince bir tülbentle örtebilirsin. Mümkün olduğunca korkularını ve değişiklikleri çocuğa hissettirmeden gerçekleştirmekte fayda var. Yani ya altına yaparsa, ya şu olursa ya bu olursa düşüncelerinden uzaklaşmalısın her şeyin bir çaresi vardır.

Yine dışarıda 2 saatte bir lazımlık olayına devam et. Dışarıda da tuvalet olduğunu ve yapılabileceğini öğrensin. Ben dışarıda yanımda Potette taşıyorum ama şart değil.

Tuvaletini yaptığında dünyanın en güzel şeyini görmüşsün gibi davran:) "AA canım yavrum benim seninle gurur duyuyorum. Bak babası, bak teyzesi benim yavrum çiş- kaka yaptı. Büyüdü benim canım" türü destekleyici cümleleri çocuğundan esirgememeye çalış. Alkış, devasa sevinçler çocukları şenlendirir. Çiş- kaka sonrası seramoniye devam et ve yaptığı çişi kakayı klozete dökerken arkasından "bay bay çiş denize bizden selam söyle" gibi ritüeller gerçekleştir. Her ne olursa olsun eli hiç bir yere değmese de yapılan bir tuvalet sonrası nasıl bir temizlik uygulanması gerektiğini anlayabilmesi açısından her seferinde temizliğini yapmayı, ellerini yıkamayı ihmal etme. Ki yarın bir gün yanında sen olmadığında da aynı düzeni devam ettirebilsin.

Asla çişine kakasına " ay çok kötü kokuyor, bu ne be " türü sözcükler kullanma zira bir parağraf üstte ki seramoniyi de çişi kakası şu an kontrol edebileceği bir şeyleri olduğunu gördüğü ve öğrendiği ilk şey olması ve kendinden bir parça olarak algılıyor olması sebebiyle çok kıymetli o yüzden onun değer verdiği şeylere aynı değeri vermeyi bil. Ayrıca ileride kendi kakasından korkmaması ve kabızlık problemleri çekmemesi için de bu kuralı başucu kuralın yap.

Her çiş ya da kakadan sonra sticcer yapıştırmayı deneyebilirsin. Ben linkini verdiğim kitapta günün tuvalet yıldızını seçmeleri sebebiyle yıldız çıkartmaları almıştım çişini yaptığında küçük yıldız kakasını yaptığında büyük yıldız veriyordum. Dahası ayrılmaz parçamız olan Amanda isimli bebeği de tıpkı onun gibi çiş yapmayı öğreniyordu hatta çocuğunuzdan hadi bebeğine çiş yapmayı öğretelim deyip bebeği konuşturup" .. abla,abi nasıl oluyor bana gösterir misin? Ne yapmalıyım şimdi? Şeklinde bebeği konuşturup bu şekilde bir teşvikte sağlayabilirsiniz. Tabi oyuncak bebeğe de yıldız takmayı unutmamak şartıyla:)

Bunun dışında artık tuvalet sticcerları satılıyor lazımlığın içine takıyorsun ve çiş yaptığında sticcer renk değiştirip düz zemin şekil alıyor. Kendim kullanıp denemedim ama bu da ilgi çekici olabilir. Sanırım İmaginarium mağazasında bu tip bir şey görmüştüm. Yine çiş yapmak istemediğin de ki bununla sık karşılaşacaksınız" anne çiş yoook" diyecek o zamanlar "tamam yavrum sana inanıyorum çiş yok " diyeceksiniz. Bir süre geçip unuttuktan sonra " Gel çiş yapıp rengine bakalım sarı mı mavi mi acaba? ", "aa çiş sesi dinleyelim mi, bakalım mı çişinden ses geliyor mu?" türü çocuk ruhuna dokunucu ifadelerle tuvalete çekmeye çalışmanız doğru olacaktır.
Eklemem gereken çok önemli bir nokta daha var ki o da şu. Unutmayın ki kabızlık, spastik kolon, vaginusmus gibi hastalıkların çoğu aslında erişkinlerin okul öncesi dönemde farketmeden çocuklarına yükledikleri olumsuzluklar nedeniyle oluşmaktadır. O sebeple tuvalet eğitimi verilirken "tuvaletini yapmazsan oran acır"der. Kızar, bağırırı, vururu, tehtit ederseniz ,tuvalet eğitimini bırakıp bezini geri isteyen bebeğe " bez seni pişik yapar acıtır" gibi ifadeler kullanırsanız malesef yukarıda belirttiğim hastalıklardan birine yakalanmasının önünü açmış olduğunuz gibi anal tutucu karekter (Paylaşımcı olmayan, uyumsuz, sevgi duygularını ifade etmekte zorlanan v.b.) geliştirmesine de neden olursunuz. O yüzden lütfen çocuklarınızın başarılarında onları desteklemekten, başarısızlıklarında da olsun ben senin yanındayım ve beraber yeniden deneyebiliriz duygusunu onlara vermekten gocunmayın. Bu onları huysuz, arsız, bencil yapmaz aksine uysal, hoşgörülü, sevgisini gösterebilme başarısına sahip olduğu için yalnızlıktan kurtulmuş, kendine güvenen bir bireye dönüştürür. Şimdiye kadar her şeyi yanlış yapmış olsanız bile bir yanlışa bir yerden dur demek tüm yanlışları siler. Haytta bir doğru bazen tüm yanlışlara bedeldir. Hiç bir zaman geç değildir çünkü.
Son olarak söyleyeceğim bu iş bittiğinde hem o hem siz önemli bir aşamayı birlikte atlatmanın haklı gururunu yaşıyor olacaksınız. Ve bunun güzelliği inanın her şeye değer:))

Ek Gıda

04/19/2011 12:02:00 | 3 Yorum | Genel (Tümü)

Ek gıdaya başlamak başlı başına bir deneyim. Hem çok heyecanlı, hem çok özel bir aşama. Acaba neyi sevecek? Beğenerek yiyecek mi? Ek gıdaya neyle başlanmalı? benzeri sorular bu dönemde annelerin başında dönüp duruyor. Bu aşamayı çok yakın zamanda geçiren biri olarak bir iki tavsiye de bulunmak gerekirse; işe öncelikle alerji riski en düşük besinlerden başlamak en sağlıklısı. Muz, armut, şeftali gibi meyveler bu gruba en yakın besinler. Ek gıdanın ilk başlangıcında örneğin muz, bir çatal yardımıyla iyice ezilir ve iyice yıkanmış serçe parmağınız ( çünkü meme ucuna ya da biberona alışmış bebeğe tanıdık bir his verir) ya da bebekler için üretilmiş plastik kaşıklar vasıtasıyla bebeğe az miktarda verilir. Meyveyle başlamak ileride bebeğin sebze yemesinin önüne geçer gibi şeylere ise kulak vermemek gerekir çünkü söz konusu meyveler anne sütünün tadına en yakın meyveler olduğundan ek gıdaya son derece yumuşak bir geçiş yapmanızı sağlar. Sadece dikkat edilmesi gereken meyve suyuyla değilde meyvenin kendisiyle başlamak gerektiğidir. Çünkü meyve suları hem fazla miktarda asit içermektedir hem de besinin faydalı kısmı olan posası meyve suyunda bulunmamaktadır. Bir de ilk besin olarak içlerinde süt enzimleri olduğundan yoğurt ya da peynirle başlamaktan da kaçınmak gerekiyor. 1 yaşına kadar inek sütüyle bebeği tanıştırmamanın nedeni sütün anne sütüyle biraraya geldiğinde demir emilimini azaltması ve alerji riski taşıması. Yoğurda gelince ek gıdayla tanışıldıktan 2 hafta sonra yani 3. haftada verilmeye başlanması tavsiye edilen bir besindir.Yoğurdun önemi bağırsaklarda iyi huylu bakterilerin oluşumunu sağlaması bu sayede de kötü huylu bakterilerden bağırsakları temizlemesidir. Yoğurt için kendiniz mayalandırmayı seçebileceğniz gibi Sütaş'ın prebiyotik babymix yoğurdunu da deneyebilirsiniz.Ek gıdaya başlamadan önce evinizde ailece yemek yeme alışkanlığı oluşturmanız ve bebeğiniz için uygun br mama sandalyesini yemek masasısının en uygun yerine yerleştirmeniz gerekiyor. Yine kaşığı bir oyuncak gibi ek gıdaya geçişten önce tanıştırmakta fayda var. Bunun için Joker mağazasında bulunan Beaba ürünlerini tavsiye edebilirim. Renkli ve çok güzel kaşıklar doğal bir geçiş sağlıyor :) Ek gıdaya başlamadan önce bilmeniz gereken en önemli konulardan biri de güleryüzlü bir şekilde bebeğinizi beslemeye özen göstermeniz ve yemek yediğinde "bravo- aferin- oley" :)) gibi kelimeler, yemediğinde de "tühh tühh, vahh vahh":(( gibi sesler çıkarmanızın sakıncalı olduğunu bilmeniz. Yemek yemek oldukça sıradan, normal, olması gerektiği gibi bir süreç olarak aktarıldığı sürece bu dönemde en az sorunla karşılaşma olasılığınız çok yüksek.) Ek gıda ile tanışırken  neler yasaklı onu da önceden bilmek ve bebeği sizden başka besleyecek birileri varsa onları da bu konuda bilgilendirmek gerekiyor. Bal, inek sütü,yumurta beyazı, çilek,kivi, çikolata, kabuklu yemiş ( ilk 3 yıl) , tuz, baharat ilk bir yıl kesinlikle yasak olan gıdalar. Portakal, mandalina gibi turunçgillerin kendisi ya da suyu ise ilk 8 ay yasak. Aşağıda ek gıdaya geçerken kısaca toparlanmaya çalışılmış kuralları ve örnek bir listeyi bulacaksınız. Ek gıda deneyiminizde başarılar dilerim :))Kurallar:
1. Mama sandalyesinde oturacak
2. Elinde kaşık tutacak
3. Önünde yediğinden bir parça olacak
4. 1.5 Saattir emmemiş olacak.
5. Mama sandalyesinde aile sofrasına katılacak izleyecek.
6. T.v., oyun: Hayır
7. Güler yüzle yedirilecek.
8. Endişe, kaygı,aşırı sevinç aktarılmayacak
9. Baskı, kısıtlama kurmaya çalışılmayacak.
10.Yeni besinlerde sabırlı olunacak( en az 10 deneme)

Liste:
1.Hafta: Meyve püresi ( Elma, havuç ardından muz, armut v.b.) 8.aya dek narenciye, 1 yaşa dek çilek, kivi yasak.
Saat 10:00-11:00 ilk gün 2-3 kaşık sonra her gün bir önceki günün iki katı arttırılarak 100- 150 cc miktarına ulaşılır. + vitamin ve demir damlası
2. Hafta: Sebze püresi ( patates, havuç, kabak, maydonoz,brokoli, küçük soğan,pirinç, kırmızı mercimek, 1 kaşık zeytinyağı haşlanır, tel süzgeç veya çatalla ezilir. ( sebze püresine hangi sebze konursa konsun küçük soğan, pirinç, mercimek ve z.yağı sabittir her sebze püresine konur.)
Öğlen: ilk gün 2-3 kaşık, sonra her gün 2 katına arttırılarak 100-150 cc. ye ulaşılır.
3. hafta yoğurt
İkindi: ilk gün 2-3 kaşık her gün 2 katına arttırılarak 100-150 cc ye ulaşılır.
4. Hafta: Kahvaltı: 2-3 bebe bisküvisi veya 1 dilim ekmek+40 gr. tuzsuz beyaz peynir ( bir gün önceden suda bekletildikten sonra istenilen her tür peynir kullanılabilir) + 1-2 kaşık pekmez +1-2 kaşık dövülmüş ceviz; sağılmış anne sütü veya yoğurtla karıştırılıp çatalla ezilir.

1. Hafta : Meyve
2. Hafta: Meyve+Sebze
3.Hafta: Meyve+Sebze+Yoğurt
4.Hafta Kahvaltı+ meyve+sebze+yoğurt ( 9:00 kahvaltı-11: meyve+ 13:00 sebze- 16:00 yoğurt gibi ayarlanabilir) 
Emmeye devam eder +d vitamini+ demir+su ( kaynatmaya gerek yok, hazır pet şişeler kullanılabilir,susuzluğu kadar içer yemek öncesi verilmez yemek arası yemek sonrası teklif edilebilir.)

EK GIDA 2. BÖLÜM

7.Aydan itibaren ek gıda da et dönemi başlıyor. Fayda sağlayabilecek bilgiler ve mönü örnekleri ise şöyle;

1. Et: Dana veya tavuk kıyması (30 gr/bu da yaklaşık bir köfte veya 1 yemek kaşığı kadar) sebze püresinin içine eklenir.

2. Yumurta Sarısı: Yumurta tam katı haşlanır. Beyazı ayrılır (beyazı yasak öğrendik artık  zaten ) Sarısından ilk gün bir nohut kadar başlanır, 1-2 günde bu miktar 2 katına çıkarılarak tam yumurta sarısına ulaşılır. 
3. Ev Yemekleri: Zeytinyağlı, salçasız ( salça yerine domates püresi), tuzsuz kısmından tüm etli sebzeler ve çorbalara yavaş yavaş başlanır.

Mönü Örneği
Sabah Seçenekleri;
1. Kahvaltı karışımı
2. Peynirli omlet
3. Domates rendesi, 1 kaşık z.yağ, 50 gr tuzsuz beyaz peynir, ekmek
4.Hazır tahıllı kahvaltı mamaları

Öğlen Seçenekleri;
1. Etli sebze yemeği ,(+/-) yoğurt, (+/-) ekmek
2. Çorba+ ekmek
3. Pilav/ makarna + yoğurt+ 1 köfte

İkindi ;
Meyve (+/-) yoğurt ( öğlen yoğurt vermişsen  ikindi de meyve)

Akşam Seçenekleri;
1. Etli sebze yemeği ,(+/-) yoğurt ,(+/-)ekmek
2. Çorba+ ekmek
3. Pilav/ makarna + yoğurt+1 köfte

Emmeye devam eder+ Dvitamini+ Demir+ Su

8.-9. Ay: Balık ve kurubaklagil yemekleri eklenir ( haftada birer öğün)
1 yaştan sonra: Evde yenen her şeyi yer. Abur cubur , hızlı hazır gıda ve çerezle tanıştırılmaz. İşinize yaraması dileğiyle :)


<>
Kategoriler

Tamamen Ücretsiz

Kaydol Tecrübeli anne ve babalardan yardım al. Sen de yardım et. Anı defteri, fotoğraf albümü, sorular, gruplar...