<>

Tiyatro :Leyla'nın Evi

01/14/2011 08:43:00 | 4 Yorum | Genel (Tümü)

Zülfü Livaneli'nin romanından , Nedim Saban tarafından uyarlanan bu oyun, Tiyatrokare tarafından sergileniyor.Ben, Kozyatağı Kozzy'deki tiyatro sahnesinde gittim oyuna.Öncelikle, Kozzy'nin tiyatro salonunun çok çok güzel olduğunu söylemeliyim.Sahneyi görememek diye bir şey sözkonusu değil,koltuklar gayet rahat ve içerisinin havalandırılması da gayet düzgün.Özellikle Anadolu yakasında oturanlar için çok büyük bir şans olduğunu düşünüyorum buranın.

Romanı okumamıştım.Öncesinde oyun hakkında da hiçbir yorum okumadım .Uzun zamandır tiyatroya gitmemiş olmanın verdiği bir heyecan ve beklenti içerisindeydim yalnız. Üstelik  de bu oyun bana yakın bir arkadaşım tarafından hediye edilmişti.Çok değerliydi bu yüzden.Konusunun derinliği daha oyunun girişinde belli ediyordu kendini.Üstelik ana karakteri oynayan oyuncunun sergileyeceği muhteşem performans ilk dakikada anlaşıldı.Yıllarca İstanbul'da, boğazdaki yalıda yaşayan Leyla Hanım(Celile Toyon), tüm hanımefendiliği,mağrurluğu,mahzunluğu, yumuşak ama aynı zamanda direnen kişiliğiyle elinden alınan evinin önünde oturmaktadır.Yıllar içerisinde ,toplumsal yapı da değişmiş, servet ve iktidarlar el değiştirmiş,kendi ailesi de bu süreçte yok olup gitmiştir.Peki Leyla Hanım, hakkını ,evini, geri alabilecek midir? Yapayalnız kaldığı bu hayatta , ona yardım edenler çıkacak mıdır ?  Leyla Hanım, kafesinden çıkarılmış bir kuş gibi yüzleştiği bu dünyayla başedebilecek midir? Bu soruların cevaplarını, yavaş yavaş oyuna dahil olan karakterlerle birlikte öğreniyoruz.Sahnenin arka planındaki görüntüler ve de müzikler de eşlik ediyor bu sürece.

Böylesine muhteşem kurgunun, tiyatro oyunu içerisinde ağır aksak ilerlemesinin sebepleri var mutlaka.Sadece bir izleyici gözüyle yorum yapabilirim elbette.Oyuncuların bazılarında görülen konsantrasyon eksiklikleri, diyalogların  ve konu aktarımının biraz fazla göstere göstere olması,buna rağmen akışkanlıktaki eksiklik , oyunun içine tam anlamıyla girmemi engelledi.

Oyundaki bir diğer müthiş performans da Leyla Hanım'ın tam zıttı karakterdeki Roxi(Ayça Varlıer)'den geliyor.Ama benim dikkatimi çeken bir diğer nokta ; Leyla Hanım dışındaki modern dünya kadınlarının  pek de olumlu karakterler olmamaları.Oyun sırasında üzerime çöken bu his de hoşuma pek gitmedi doğrusu.

Kendimce vasat diye değerlendirebileceğim  oyunun sonunda ,tabii ki alkışladım dakikalarca.Verilen emeğe,tiyatroya saygım sonsuz.

Bu oyunu nedense bir sinema filmi olarak hayal ettim.Mutluluk'dan sonra fena olmazdı hani:)

KÜBA GEZİSİ

12/01/2010 11:43:00 | 5 Yorum | Genel (Tümü)

Küba'ya bir gezi var hayalimde.Biraz biraz araştırma yapmaya başladım.Benimle tecrübelerinizi paylaşırsanız sevinirim.Ben de öğrendiğim bilgileri buraya ekleyeceğim.

-Aktarmalı olarak ve çok uzun sürelerde gidilebilen bir yer.(4-4 buçuk saat Madrid/11 saat Küba gitmiş arkadaşlar)
-Oteller pek iç açıcı değil, temiz değil .Pansiyon evler var kendi gitmek isteyenler için ama oralar da temizlik açısından kullanılamayacak yerler.
-İnanılmaz güzellikte bir doğa , sokaklarda dans eden insanlar ,farklı bir kültür.(Havana,Varadero)
-Tur ile gitmek mantıklı .
-Puro dışında alınacak bir şey yok.Ekstra para harcamıyorsun.Yemek ucuz(Deniz ürünleri,tropikal meyveler)
-Fırtına mevsimi dışındaki zamanlarda gitmek lazımmış.Kasım-Nisan arası)
-USD geçmiyor,Euro götürülüyor.

kreş mimi

11/10/2010 15:56:00 | 2 Yorum | Tecrübeler (Tümü)

KREŞ ARIYORUM

Yiğit'e anneannemiz bakıyor ama Ekim'de 3 yaşında olduğu için, yaz döneminde kreş arama çalışmalarına başladık.Anneannemiz pek sıcak bakmadı bu duruma.''Bu sene de bakayım ben '' dedi.Benim görüşüm ise ; hem annemin rahatlaması ,hem de Yiğit'in oldukça aktifleştiği,her duyduğunu kaptığı bu dönemde,yaşıtı olan çocuklarla iletişim halinde, huzurlu ve mutlu olabileceği,onun özelliklerine göre eğitim veren bir yerde günlerini geçirebilmesi idi.Kreş arama sürecine başlamadan önce ufak ufak araştırmıştım ama dananın kuyruğunun kopacağı noktada herşey daha bir zorlaştı.Önemli bir karar aşamasında olduğumuz için, stresli bir dönem geçirdik.İşin içine girmeden anlaşılamayacak durumlardan biri daha.Evin yakınında mı olsun,iyi bir yerse uzakta da olabilir mi,güvenebilecek miyim,Yiğit kaldırabilecek mi,eğitimleri nasıl olacak ,yemek yiyecek mi  gibi bir çok soruyla yüzleştiğimiz bir süreç yaşadık.Kreşleri gezmek ayrı bir mesai .Seçeneğin çok olması da kararsızlığı arttıran  bir neden.

     1.Çocuğunuzu kaç yaşında kreşe gönderdiniz/göndermeyi düşünüyorsunuz? Kreşe göndermek için beklediğiniz yaş dışında bir şey var mı?
        
        3 yaşına girmeye 1 ay varken kreşe başlattık.Ekim ayına denk gelmesi bizim için önemliydi.Kreşlerin başlangıcı Eylül ayında oluyor.Eylül ayında tatil programımız olduğu için Ekim'de başlattık.Böylece okulun programına çok geç kalmadan ama kendimizi hazır hissettiğimi bir dönemde başlatabildik.

   2.Çocuğunuza kreş seçerken sizin için en önemli kriter nedir? Olmazsa olmaz, bu sağlanmazsa evde bakılsın daha iyi diyeceğiniz.     
     
      Güven duymak.Kreşten çok yuva demek istiyorum ben aslında.Oradaki tüm çalışanların ifadelerinden,ortamdaki havadan bunu hissedebilmeliyim.Fiziksel koşulların iyi olmasının  yanında, öğretmeninden ,aşçısına, işlerini yani çocukları seven insanlar olduklarını anlayabilmeliyim.

  
3.Türkiye’deki kreşlerde rastlamadığınız, keşke olsa dediğiniz bir uygulama var mı?   
        
       Türkiye dışındaki eğitim sistemlerinden çok fazla haberdar değilim.

   4.Türkiye’deki kreşlerde yaygın olarak rastladığınız ve saçma bulduğunuz bir uygulama var mı?   
         Oluşturulan programların genelde birbirine çok benzediğini, özgün olmadığını ve  yaşlar arasında çok fazla ayrım gözeltilmediğini düşünüyorum.Kreşler, özel sektörün elinde olduğu için, fiyatları çok yüksek.Çalışan annelere yönelik,farklı bir sistem oluşturulması gerekir diye düşünüyorum.

    
5.Çocuğunuz kreşe gidiyorsa, kreşe başladıktan sonra en çok zorlandığınız konu ne oldu? Henüz gitmiyorsa zorlanacağınızı düşündüğünüz?     
        
       Çocuğumu daha önce oyun grubunu da göndermiştim ve kolay adapte olacağını düşündüm.Kreşe tam gün olarak yazdırdık ama adaptasyon için , başlangıçta birkaç saat devam etti.Tam güne geçildiğinde öğlen uykusu problemi yaşadık.Normalde 3 saat öğle uykusu uyuduğu halde ,okulda uyumadı.Kendi yaş grubundan da çok fazla öğle uykusu uyuyan olmadığı için,uyumak istemedi.Sonrasında da soğuk algınlığı geçirdi ve 1 hafta evde kaldı.Bu onun kreşten kopmasına neden oldu.Gitmek istemedi.Çözüm olarak; kreşi yarım güne çevirdik.Anneannemizin öğleden sonra bakacak olmasının avantajını kullandık.Şu anda çok daha mutlu ve adapte olmuş durumda.

   6.Çocuğunuz kreşe gidiyorsa, kreşe başladıktan sonra çocuğunuzda gözlemlediğiniz en olumlu gelişme ne oldu? Henüz gitmiyorsa kreşin gelişimine en büyük katkısı ne olur sizce?

   Gün içinde yaşadıklarını heyecanlı bir şekilde anlatıyor.Sözel yeteneğinin geliştiğini düşünüyorum.Bir sürü arkadaşı oldu ve onlara nasıl davranması gerektiğini yavaş yavaş öğreniyor.Branş derslerinden de öğrendiklerini zaman zaman söylüyor ya da gösteriyor.

KAYIŞDAĞI GOLD COUNTRY PARK

11/04/2010 15:07:00 | 0 Yorum | Genel (Tümü)

Hafta sonu gittiğimiz bir yer.Kayışdağı'nın eteklerinde.Yeditepe Ünv.'nin yan tarafında.Fındıklı semtine yakın.İçerenköy'den ya da Maltepe'den de ulaşılabiliyor.Daha çok yazın gidilecek bir mekan tabii ki ama güneşli günlerde bir uğranabilir belki.
Burada da var:PPP
http://binbirrenkle.blogspot.com/

Bir film 3 dünya

10/08/2010 08:30:00 | 0 Yorum | Genel (Tümü)

Dilediğin gibi yaz demiş Nurturia .Ben de dün akşam izlediğim filmi yazsam ayıp olmaz değil mi?
Bir İsveç filmi. Nar Morkret Faller - Karanlık Çökünce http://www.flixster.com/movie/nar-morkret-faller-when-darkness-falls

İsveç gibi dünyanın sayılı gelişmiş ülkelerinden birinden 3 ayrı şiddet hikayesi.İkisi aile içi şiddetle ilgili.
Bu film bana o kadar çok şey düşündürdü ki.Öncelikle modern dünyadaki adaletsizliğin ne kadar vahim boyutta olduğunu .Aile,gelenekler ve töre adı altında kadına uygulanan şiddetin nasıl gizlendiğini ve ortaya çıkmayan böyle binlerce hikaye olduğunu.Adalet ararken, insanların genelinin mağdurdan,haklıdan  yana değil de, güçlü olandan  yana olduğunu.Aile,gelenek,töre kutsallığı adına çocukların nasıl da beyinlerinin yıkanmaya çalışıldığı ve küçücük yaşlarda buna alet edildiği.
Tabii ki hepimizin çok aşina olduğu bu durumların aslında tüm dünyanın gerçeği olduğunu gösterdi bu film bana.Tüm bu baskılara rağmen ,insan duyarlılığı ve bilincinin, örülen duvarları nasıl yıkıp,kendi 'kader' lerini tamamen değiştirebildiğini gösterdi. İnsanın hak arayaşı ve özgürlük mücadelesinin hiç bitmeden sürekli devam ettiğini ve her gün yeni bir tarih yazıldığını bir kez daha hatırlattı.

Bireysel mücadelelerle kat edilen muazzam yolların, birlikte olunduğunda  nasıl da çığ gibi büyüyeceğini ve çocuklarımızın hak ettiği dünyayı oluşturacağımız günlere olan  umudumu körükledi bu muhteşem film.

<>
Kategoriler

Tamamen Ücretsiz

Kaydol Tecrübeli anne ve babalardan yardım al. Sen de yardım et. Anı defteri, fotoğraf albümü, sorular, gruplar...