<>

Hastane Maceramız

07/04/2011 09:41:00 | 2 Yorum | Tecrübeler (Tümü)

Yaklaşık olarak 4 gün süren ateş, son deminde 39 derecenin altına düşmeyince tekrar çocuk doktorunun yolunu tuttuk.Efe'nin ateşini düşürmek için günlerdir uğraşıyorduk;ılık duşlar,ıslak bezle vücudunu silmeler, ateş düşürücü şuruplar hiçbiri kar etmemişti.Cuma sabahı doktor muayenesinden sonra Efe'nin hastanede takip edilmesine karar verildi.

Doktorumuz ''günübirlik yatıralım '' dediğinde elim ayağım boşaldı, öyle kalakaldım.Efe doğduğundan beri hastanede yatacak kadar ciddi bir durum yaşamamıştık.Oğlumla beraber yatış işlemlerini yaptırdım ve çocuk bölümüne geri çıktım, ama bu arada işlemleri nasıl yaptırdığımı hatırlamıyorum, resmen afalladım.Eşimi bile aramayı unuttum,ta ki Efe'den kan almak ve serum vermek için damar yolu açılıp da eline kelebek takılıncaya kadar.İlk şoku atlatmıştım.

Eşim apar topar hastaneye geldi.İlk önce çocuk bölümünde boş oda olmadığı için başka bir gözlem servisinde koca odada tek başımıza yattık.Serum verilmeye başlanmıştı ve oğlumun da yavaş yavaş canı sıkılmış,uykusu gelmişti.Bu arada doktorumuz kontrol etmek için uğradı ve geceyi orda geçirmemizin daha iyi olacağını söyledi.Kan tahlili sonuçlarına göre;yüksek ateş nedeniyle vücudun sıvı kaybı ve elektrolit dengesinde bozulma ve enfeksiyon varmış.Bu nedenle 16 saatlik bir serum tedavisi gerekiyormuş.

İlk şaşkınlık atıldıktan sonra yapılan tetkikler ve teşhisle ilgili double-check yapmak için Nurturia sayesinde tanıdığım canım arkadaşım Yasemin'i (ysmn) aradım, zira eşi doktordu ve bana işin tıbbi kısmıyla ilgili detaylı bilgi verebilirdi.Sağolsun çok yardımı oldu, doktorumuzun istediği testlerin ve uygulanan tedavinin doğru olduğu konusunda bir de dostlardan onay almak daha da içimi rahatlattı.

Tam da Efe uyumuşken eşimi yanında bırakarak ,eve hastane çantası hazırlamaya gittim.Kıyafetler,terlikler, kitaplar,oyuncaklar,aperatif birkaç atıştırmalık yüklendim geldim.İyi ki de getirmişim yoksa Efe'yi nasıl zaptederdik bilemiyorum.

Efe uyanınca;ben hastaneye döndükten sonra çocuk bölümüne transfer edildik.Özel odamız,wc-banyomuz,tv miz ve bir sürü kitap,dergi oyuncak derken 3 yaşında kıpır bir çocuğu oyalamak daha kolaylaştı.Zira elindeki kelebek ve serum kablosuna fena halde kafayı takmıştı.''Çıkart, istemiyorum, kalkıcam ben, pencereden denize bakıcam '' demeye başladığı anlarda Meraklı Minik'in eski sayıları kurtarıcımız oldu.Serum kablosunu söküp atmak için birkaç girişimde bulundu ama durumu nedense beklediğimden daha çabuk kabullendi.Oyuncaklarıyla oynadı, bazen tv seyretti, bazen kitap okudu, seruma verilen zorunlu aralarda çocuk servisinde dolaştı,pencereden dışarıya baktı:)))Hem kendi doktorumuz hem de nöbetçi doktorun yakın ilgisinden epey hoşlandı.Hemşirelerin etrafında dönmesi de extra bir keyifliydi onun için:)

Geceyi eşimle nöbetleşe uyur-uyanık geçirdik, bebeğimiz uykusunda bile serum kablosu ve kelebekle mücadele halindeydi.Neyseki sabah oldu ve 08:00 de doktorumuz gelip herşeyin yolunda olduğunu, uyanınca ve karnını doyurunca hastaneden çıkabileceğimizi söyledi.Yeni ilaçlarımızı da yazmıştı, iletişim halinde olacaktık.Ve öğlen olmadan hastaneden çıkmış,evimize gelmiştik.İnanılmaz derecede özlemişim evimi,1 gece hastanede kalmak bana bunu hissettirdi ya inanamıyorum.

Şimdi çok iyi oğlum ve o da evi özlemiş.Geldiğimizden beri evin altını üstüne getirdi.Hastane travması ve aşırı ilginin sonuçları olarak şımarıklık, söz dinlemezlik, herşeye HAYIR cılık dönemi doruk noktasında.Neyse ki hepsi gelip geçecek, sağlıklı ve mutlu olmasını hiçbirşeye değişmem.

Elmalı Tavuk Köftesi

06/09/2011 14:13:00 | 5 Yorum | Mamalar / Tarifler (Tümü)

1 tavuk göğsü
1 soğan
1/2 sarı yada yeşil elma
1 çay kaşığı limon suyu
Çok az tuz
1 yumurta

Bunları rondoda çekip yağsız tavada kaşık kaşık döküp pişiriyorum.Efe'nin oldum olası en sevdiği tavuk yemeklerinden biridir.Değişik bir tat.Karışım bize fazla geliyordu ben kalanını pişirmeden, öğünlük poşetlerle derin dondurucuda muhafaza ediyordum.Tarifi nerden aldığımı malesef hatırlamıyorum, bir kağıt parçasına yazmışım, muhtemelen annem bulmuştur.

EFE’NİN ÇOCUK KURABİYELERİ

04/26/2011 13:56:00 | 2 Yorum | Mamalar / Tarifler (Tümü)


          
250 gr. tereyağ.

·                     1 su bardağı pudra şekeri.

·                     1 yumurta

·                     3 su bardağı un.

·                     1 su bardağı mısır nişastası. (taze kalması için)

·                     1 paket vanilya.

·                     ½ tatlı kaşığı tarçın. ( ben herzaman koymuyorum)

Süsleme için damla çikolata.

YAPILIŞI

Yumurta ve pudra şekerini robotta krema kıvamına gelene kadar çırpın.Oda ısısındaki tereyağını ekleyip, çırpmaya devam edin.Un, nişasta ve vanilyayı da ekleyip yumuşak bir kıvam elde edin.Streç filme sarıp 20 dk. buzdolabında bekletin.Sonrasında hamuru merdane ile, 1cm. kalınlığında açın.Kalıplarla kestikten sonra  yağlı kağıt serili tepsiye dizin.Önceden ısıtılmış 180 derece fırında 15-20 dk. pişirin. (üstleri kızarmadan çıkartın).

Çocuk yüzü yapmak için yuvarlak kalıp kullanıyorum, tepsiye dizdikten sonra çatalın arka ucuyla  göz-burun-ağız çizip fırına sürüyorum.Pişmesine yakın göz olarak çizdiğim yerlere 1’er tane damla çikolata koyuyorum.Piştikten sonra çıkarıp tel üzerinde soğutuyorum ki çikolatalar sertleşsin.Bunun haricinde değişik pasta ve kurabiye süsleriyle farklı tatlar da elde edilebilir, denemeye devam J))

 

 

3 Yaş Küçük Ergen Dav.Psikolojik Danış.

04/26/2011 11:44:00 | 6 Yorum | Uyarılar (Tümü)

Dönem dönem Efe'de aile özlemi (annane-dede) patlak veriyor ve gece uykusunda sayıklamalara, akşam kreşten gelince evde bize kök söktürmelere, bağırıp ağlamalara kadar gidiyor. Efe’nin kreşe alışması 1,5 ay sürdü ki bu dönemde de yine dedemi, annanemi, teyzemi, eniştemi isterim krizlerimiz çok olmuştu. Bu krizler öyle bir raddeye geliyor ki ben ve eşim kafayı sıyıracak hale geliyoruz. Gündüz kreşte çok eğlendiği, mutlu olduğunu hatta yaramazlık yapmaya başladığını öğrendikçe hem seviniyorum hem de üzülüyorum. Çünkü akşam eve geldiğinde kreşte mutluluktan uçan çocuğun yerini bağırıp çağıran, gece uyumayan, sürekli ağlayan bir çocuk alıyor.

Efe doğduğundan beri annane-dede ve teyze-enişte ile hep içiçe olduk. Ama artık herkes kendi hayatını ve düzenini kurdu, Efe büyüdü bizim de ailenin desteğine eskisi kadar ihtiyacımız kalmadı. Benim ailem Ankara'da bizse Antalya'da yaşıyoruz.

Cuma sabahı Efe'nin doktoruna uğradım ve durumu anlattım. Bir çocuk psikiyatristi gözlemlese çok daha iyi olur, bu davranışının altında yatan nedeni keşfetmemiz lazım dedi. Bunun üzerine Psikiyatrist araştırmaya başladım ve buldum.

Cuma akşam üzeri bebemi ve babasını da alıp koştura koştura psikiyatriste gittik.Psikiyatrist doktor teyzemiz Efe'yi izledi, beraber oyun oynadılar,sohbet ettiler öyle takıldılar:)) Sanki dünyayı yıkan adam o değil, doktorun yanında müthiş uyumlu, oyun çocuğu moduna giriverdi.Doktor tabi biraz şaşkın bir şekilde, kendisiyle hangi konuda konuşmak istediğimizi sordu, bu da ayrı bir bombaydı yani.Bebe normal ama ana-baba sorunlu...Sonuçta doktor şunları söyledi;

Genel olarak; Efe'nin kreşe alışma dönemini atlatamadığı için bu şekilde hırçınlaştığını, öfkesini bize yönelttiğini söyledi.Dede - annane özleminin olabileceğini ancak hayatın akışı içinde müdahale edilemeyecek birçok şey olduğunu ve onun da bunlara adapte olacağını söyledi.Özlem duyuyorsa kreşe giderken yanında resimlerini götürebileceğini, bunun bile onu çok rahatlatacağını söyledi.Okula giderken vedalaşma sahnesinin çok kısa olmasını ve çok neşeli uğurlamamızı, asla endişeli ya da tereddütlü bir yüz ifadesi takınmamamızı söyledi.Biz ikilemde kalırsak onun bunu çok iyi anlayıp kullanacağını söyledi.

Efe'nin yeniliklere karşı mesafeli olduğunu, alıştıktan sonra da ayrılmada sorun yaşadığını, bunu nasıl önleyeceğimizi sorduk.Doktora karşı da aynı mesafeyi koydu önce ama giderken de çok sıcak davrandı mesela.Doktor Efe'nin başlama ve bitirme konusunda zor bir çocuk olduğunu;yeni bir oyuncak-kitap-arkadaş-ortam gibi şeylerle ilk başta mesafesini koruduğunu net bir şekilde görebildiğini söyledi.Bu sorunu uyku gibi temel rutinler haricinde diğer rutinleri değiştirmekle çözebileceğimizi söyledi.Mesela hep aynı parka gitmeyin, hep aynı yollardan geçmeyin, farklı ortamlara ve farklı insanlarla tanışmasına olanak verin.Bir gün AVM ye gidiyorsanız başka bir gün hiç gitmediği bir oyun alanına, restauranta ya da yeni bir kitapçıya gidin dedi.

Geceleri ve sabahları dede diye ağlayarak uyanmasının da bir soruna işaret etmediğini ve normal olduğunu söyledi.3 yaşla beraber çocuğun uykularının da büyüdüğünü, rüya görmeye başladığını ama gerçek ve rüya arasındaki farkı anlamlandıramadığı için bu şekilde sık sık uyanmalar, ağlamalar olabileceğini de blirtti. Kâbus görmesinin de ancak sabaha karşı sıçrayarak, titreyerek uyanması durumunda bir soruna işaret edebileceğini ve bunu anlamak için de emar, eeg, vs gibi tetkikler istendikten sonra bir yorum yapılabileceğini söyledi.

Bu yaş grubu çocuklarda tantrumlar çok sık görülen ve çocuğun son derece sağlıklı davranışlarıymış.Küçük bir ergen olarak görmemizi, sınırlar ve kurallar koyup uygulamamızı istedi.Kuralların esnetilebileceği durumlarda en baştan gereksiz inatlaşmalara girmeyip, yapılabilecek bir şeyse yapmamızı.Ancak dengeyi koruyup, yönetimi ona bırakmamamızı.Sağlık ve güvenlik gibi kuralların esnetilemeyeceği durumlarda asla geri adım atmayıp, net davranışlar ve kısa bir cümle ile durumu anlatıp yapılması gerekeni yapmamızı söyledi.Öfke krizi başladığında onunla gözgöze bile gelmeden, uzatmadan, kısa ve net olmamızı söyledi.( Nasıl olacak bilmiyorum ama çalışıyoruz anne-baba olarak) 

Biraz uzun oldu ama belki bu durumları yaşayan anne-babalar vardır ve onlara da bir faydası olur.


Veeee bunları anlattı anlattı en sonunda Efe'nin normal olduğunu ama istersek bize , yani anne - babaya bir ilaç yazabileceğini söyledi :))))))İyi mi ???? Bizim bu öfke nöbetleri esnasında gerilmeden, sakin kalmamız gerektiğini bu nedenle doğal yolla bunu başaramazsak, ilaç kullanabileceğimizi söyledi.

Doktorumuzun önerdiği birkaç kitabı ve yazarını da aşağıda belirttim. Aslında 1. kitabı daha önce Nurturia üyesi Şenay (senayc) önermişti ve almıştım. Ama bu dönemde yaşadığımız sinir harbi ve arkası kesilmeyen hastalıklar yüzünden okuyamamıştım, artık tam zamanı diyorum.


Eklemem gereken birşey daha var.Eğer çocuğunuz kendine yada etrafına zarar vermeye başlarsa; sandalyeye,koltuğa,vs oturup çocuk ayaktayken çocuğun bacaklarını iki bacağınızın arasına alıp kendi bacaklarınızı çaprazlıyorsunuz,kollarını da çocuğun bileklerini çaprazlayıp kucaklar gibi sarılıyorsunuz.Bu  şekilde konuşmadan sarılıp bekliyorsunuz, sakinleşince de öpüp yumuşak bir biçimde serbest bırakıyorsunuz.Ben denedim, işe yaradı gibi.Biraz acemilik var ama öğreneceğim.



1. Çocuğunuza Sınır Koyma
Robert JR. Mckenzei

2. Zor Çocuk
Leslie Tonner, Stanley Turecki

3. Kendine Güvenen Çocuk Yetiştirme Çocukların Benlik Saygılarını Geliştirme ve Utangaçlıklarını Yenme Yolları
Gael Lindenfield


<>
Kategoriler

Tamamen Ücretsiz

Kaydol Tecrübeli anne ve babalardan yardım al. Sen de yardım et. Anı defteri, fotoğraf albümü, sorular, gruplar...