ERİKSON’UN PSİKOSOSYAL GELİŞİM DÖNEMLERİ
Erikson (1968), yaşam içerisinde her bireyin savunmasızlığın arttığı ve
potansiyelinin yükseldiği bir dizi kriz ve dönüm noktasıyla karşılaştığını ifade
etmektedir. Ona göre bu krizler, uygun bir şekilde çözüldüğünde kişilik
gelişimine ve psiko-sosyal olgunluğa katkıda bulunurlar. Her kriz ya da aşama,
bireyin gelişimini biçimlendiren ve kişiliğini değiştiren daha önceki kriz ya da
aşamaların üzerine kurulmaktadır.
Erikson, bireylerin 8 dönem içerisinde psiko-sosyal gelişimi tamamlandığını
ifade etmektedir. Bu gelişim dönemlerinin özelliği her dönem de birisi olumlu
diğeri ise olumsuz olan iki özellikten hangisinin birey tarafından kazanılıp
kazanılmadığıdır. Bu dönemler, ilk dönem olan “temel güvene karşı
güvensizlik” döneminden başlayarak birbirlerinin üzerine kurulmakta ve yaşam
boyunca bireyin sahip olacağı özelliklere etki etmektedir.
Erikson’un Psikososyal gelişim dönemleri;
1.Temel Güvene Karşı Güvensizlik (0-18 ay),
2.Özerkliğe Karşı Utanç ve Şüphe (1,5-3 yaş),
3. Girişimciliğe Karşı Suçluluk Duygusu(3-6 yaş),
4. Çalışkanlığa Karşı Yetersizlik Duygusu(6-11 yaş),
5. Kimlik Kazanmaya Karşı Kimlik Karmaşası (12-21 yaş)
6. Yakınlığa Karşı Yalıtılmışlık (Yalnızlık) (21-30 yaş)
7. Üretkenliğe Karşı Verimsizlik(Durgunluk)(30-65 yaş)
8. Benlik Bütünlüğüne Karşı Umutsuzluk(65 yaş ve sonrası)
1. Temel Güvene Karşı Güvensizlik (0-18 ay)
Erikson(1968), bireyin psikolojik olarak sağlıklı olması için temel olan birçok
ön koşul içerisinde “temel güven duygusu” nunda olduğunu ifade eder. Ona
göre temel güven duygusu, yaşamın ilk yıllarındaki deneyimlerden çıkarılan,
dünya ve diğer insanlara yönelik yaygın olan tutumlardır. “güven” kavramı,
bireyin kendisine olan güven duygusu olduğu gibi, diğer insanlara olan temel
güven duygusunu ifade eder.
Doğumdan sonraki ilk bir yıl içinde, bebekler anababalarıyla ilişkilerinin
sonucu ya temel güven duygusu kazanır ya da güvensizlik geliştirir. Yani bebek
temel güven duygusu kazanamazsa bunun yerini alır. Erikson’a göre temel
güven yaşamsal bir kişiliğin ve bir kimlik duygusunun temel yapısıdır. Daha açık
bir ifadeyle temel güven duygusu, diğer kişilerin bizimle ilgili olumlu duyguları
olduğu, onlara inanabileceğimiz, güvenebileceğimiz, yardım alabileceğimiz, diğer
kişilere bağlanabileceğimiz gibi olumlu duygu ve düşüncelerin temelini
oluşturur. Güvensizlik ise diğer kişilere karşı olumlu duygu ve düşünceler
geliştirmeyi engeller ya da sınırlar. Bu temel yapı bireyde uyumsuz ve normal
dışı davranışların kaynağı olarak kabul edilir (Arı,2005).
2. Özerkliğe Karşı Utanç ve Şüphe (18ay-3 yaş)
Bu dönem çocuğun kas sistemindeki gelişmenin etkisi altındadır. Çocuklar
özellikle bu dönemde psiko-motor hareketlerindeki kontrol ve öz-yeterliliği
denemek ve bundan haz almak isterler. Bu dönemde çocuklar bağımsızlık
kazanmak için çaba gösterirler. Bağımsızlık çocuğun hareketlerini ve vücudunu
kontrol etmesi olarak değerlendirilir. Bu dönemi başarıyla atlatan çocuklar
yeterlik duygusunu, kendine güveni, ayrıca öz değerlerini kazanmış olurlar. Bu
yeterliliği yerine getiremeyen veya engellenen çocuklar bağımlılık duyguları
yanında utanma ve kendi değerliliklerine yönelik şüpheyi yaşarlar(Özbay,2003).
3. Girişimciliğe Karşı Suçluluk Duygusu (3-6 yaş)
Erikson(1968), bu dönemde çocuğun bir kişi olarak kendisine güçlü bir
şekilde inanma duygusunun başladığını ve bir kişi olarak yapabileceklerinin neler
olduğunu keşfetmeye çalıştığını ifade etmektedir. Ona göre bu dönemde;
a. Çocuklar giderek daha çok özgür bir şekilde çevrede hareket etmeyi
öğrenir ve bu yüzden kendisi için daha geniş ve limitsiz bir şekilde
amaçlarını gerçekleştirebilecekleri bir alan kurarlar.
b. Çocuklar anlamadığı konuları tam olarak anlamaya çalışır ve sayısız
konular hakkında durmadan sorular sorabilirler.
c. Çocukların düşüncelerinde ve hayal gücünde bir artma gözlenir.
Bu dönemde yakın ve uzak çevredeki yetişkin rolleri fark edilmeye ve
yetişkinlerin dünyasına yönelik her ayrıntı büyük bir merakla soruşturulmaya
başlanır. Değişik rolleri tanıyan ve özdeşim yapan çocuk, yalnızca düşleri ve
oyunlarında kendini bu rollere sokmakla kalmaz, gerçek yaşamda da özendiği
rolleri oynama denemelerine girişir. Tüm bu rol denemelerinden çocuğun
çıkardığı özellik “girişim” duygusudur. Bu düşlerini gerçekleştirmek için işe
girişmek, amaçlarına ulaşmak doğrultusunda girişimde bulunmayı ifade
eder(Dereboy,1993).
Çocuklardaki bu girişimci duygu ebeveynler tarafından desteklenmelidir.
Çocukların koşmaları, atlamaları, oynamaları ve fırlatmaları için fırsatlar ve
ortamlar hazırlanmalıdır. Çünkü çocuklar kendilerinin kim olduklarını
yapabildikleri, başarabildikleri şeylerle (Parktaki kaydırağın merdivenlerini
yardımsız tırmanabilen bir çocuk, “ben kaydırağın merdivenlerini
tırmanıyorum” derken “ben merdivenleri yardımsız tırmanabilen biriyim”
demek istiyor olabilir) tanımlarlar. Ebeveynler çocuklardaki bu doğal girişimci
davranışları şiddetle cezalandırdıklarında çocukta suçluk duygusu
gelişir(Arı,2005).
4. Çalışkanlığa Karşı Aşağılık Duygusu (6-12 yaş)
Erikson(1968), çocuğunun bu dönemde istekli bir şekilde ve çabucak
öğrenme konusunda hiçbir zaman olmadığı kadar hazır olduğunu ifade
etmektedir. Ona göre bu dönemde, girişimcilik döneminin sonunda olduğundan
daha fazla bir şekilde, çocuğun görev paylaşımı, disiplin ve bir şeyler yapabilme
duygusunda büyük bir artma ortaya çıkmaktadır. Çocuk bu dönemde diğer
çocukları bir şeyler yapmaya zorlamak ya da kızdırmak yerine, planlı ve yapıcı
bir paylaşım duygusu içerisinde onlarla birlikte bir şeyler yapmaya eğilimlidir.
Bu yaşta çocuk pek çok kültürde okul (formal) eğitimine başlamıştır. Bir
önceki dönemdeki oedipal enerji tamamen öğrenme ve yapmaya yönelmiştir.
Daha çok yetişkinlere yönelik olarak geliştirilen taklit ve kıyaslama bu dönemde
akranlara yönelmeye başlar. Çocuk akranları arasında en iyisi olmak için çalışma
duygusu geliştirir. Çocuğun doyurulmaz merak ve enerjileri okuldaki akranları
ve sosyal çevresini tanıma ve bu ilişkilerde başarılı olma amacıyla kullanılır.
Bedensel gelişimi bir önceki döneme göre yavaşlar, sosyal ve cinsel roller daha
belirgin bir şekilde algılanmaya başlar. Bu dönemde çocuk ya çalışkan olma
duygusunu kazanacak ya da yaptığı şeyler yeterince ödüllendirilmediği veya
engellendiği için bu duyguyu kazanamayacaktır. Başarısız olduğu her deneyimden
sonra yetersizlik, aşağılık duyguları geliştirecektir. Çocuk çalışkanlık duygusunu
yaparak, yaşayarak, ödüllendirilerek, onaylanarak geliştirir. Erikson kişinin ileriki
hayatındaki çalışkanlığı ve çalışmaya karşı geliştirdiği tutumların bu dönemde
oluştuğunu ve beslendiğini söyler (Arı, Üre ve Yılmaz, 1998).
5. Kimlik Kazanmaya Karşı Kimlik Karmaşası (12-21 yaş)
Ergenlik dönemi, çocukluk ve yetişkinlik dönemi arasındaki, belirgin ve
bilinçli bir evreyi ifade eder. İlkokul yıllarının sonlarında ergenler, cinsel
olgunlaşma ilgili fizyolojik değişimler ve önündeki yetişkin rollerindeki
belirsizlik ile uğraşmak durumunda kalırlar. Ergenler, günlük hayattaki ideal
örneklerle, daha önceki dönemlerde sahip olduğu beceriler ve roller arasında
nasıl bir bağlantı kuracağı sorusunu sıklıkla düşünür(Erikson,1968).
Genç bireyin bir erişkin olarak yaşama hazır olduğunu duyumsayabilmesi
için kimlik duygusunun yeterince oturmuş olması gerekir. Bu yüzden özellikle
gençliklerinin sonuna yaklaşmış bireylerde kimlik duygusunu yeterince
oturtamamış olma bir sorun oluşturur ve kimi zaman uyumlarını belirgin
biçimde bozar(Dereboy ve Dereboy,1997). Ergenin ne olduğuna ve ne yapmak
istediğine karar vermede yaşadığı zorluk onu kimlik karmaşasına götürür. Bunun
tam tersi durumda ise kimlik kazanımı sağlanmıştır.
Erikson’a (1980)’a göre, ergenlikte bir kimlik krizinden geçmek normal
gelişimin bir parçasıdır. Bu kriz dönemi, önceden kabul edilen fikirlerin,
değerlerin ve inançların sorgulanmasını, farklı inanç sistemlerinin ve hayat
tarzlarının keşfini içerir. Kriz dönemi seçilen bir hayat yoluna ve inanç ve
değerler sistemine bağlılıkla sonuçlanır.
Marcia(1966), Erikson’un kimlik gelişimi ile ilgili görüşleri doğrultusunda
dört çeşit kimlik statüsü tanımlamıştır. Bunlar; başarılı kimlik statüsü, bağımlı
(ipotekli) kimlik statüsü, moratoryum kimlik statüsü ve kargaşalı kimlik
statüsüdür(Akt. Allison ve Schultz, 2001).