Doğum Hikayem
Kadınlar Günü'ne Özel Yazım İçin Bloguma Buyrun...
Mucize..
Burnu nerede dedim görür görmez..
Bu kadar minik burun olur muydu hiç ? Minik burun, minik burun delikleri.. Kalp gibi..
Can hıraş ağlıyordu, sanırsın ki bir yerini kesmişler.. Sustu yanıma gelince.. Gözlerime baktı, gözlerini yumdu.. Bir iç çekti, sanki güzel bir kokuyu içine çekmek ister gibiydi..
Evet, kesmişlerdi.. Tam 8 ay 3 haftadır onu yaşama başlayan kordonu kesmişlerdi.. Korunaklı alanından ilk defa dışarı çıkmış, ilk defa teni hava ile temas etmişti.. Bunların hepsi, onun için zor olmalıydı..
Ağlıyordu, ağlıyorsa sorun yoktu..
Onu ben doğurmuştum.
Doğurmak.. Enteresan kelime..
Elleri, ayakları, ağzı.. O kadar küçüktü ki.. Bir sürü saçı vardı ve anneme göre , aylarca midemin bulanmasına bu saçlar sebep olmuştu..
Küçücük ve çok savunmasızdı.. Çok muhtaç..
Halbuki hiç böyle hayal etmemiştim ben..
Aslında hiç hayal etmemişim ben..
Artık uyumalıydım ve artık ağlamamalıydım, ortada hiç bir sorun yoktu, aksine herşey çok yolundaydı..
Ama kimse bana artık kalbimin vücudumun dışında atacağını söylememişti ki..Kalbi dışardayken insan uyuyabilir mi hiç ! O’nunla beraber kalbimde dışarda kalmış..
Buna hiç hazırlıklı değilmişim, hiç hazırlayamamışım kendimi.. İnsan hazırlayabilir mi kendini hiç bilmediği birşeye ? Bilmem..
Aylardır karnımın içinde birşey dönüp duruyordu. Bazen beni zoruluyor, midemi bulandırıyor, belimi ağrıtıyor, yürütmüyordu.. Olsun, bitecekti nasılsa, dert değildi.. Ama nasıl bitecekti, annanemin anlattığı doğum hikayeleri beynimde dönüp duruyordu, hele tarlada yaptığı doğum korkunçtu.. Annem daha iyi geliyordu bana, en azından ‘bugüne kadar içinde tutabilen olmuş mu ‘ lafı çok aklıma yatmıştı.. Rahatlatıcı olmasa da gerçeği gözüme sokmaya yetmişti, yani kaçınılmaz son..
Ama yine de enteresan birşeyler oluyor bir anda.
Birden dünyanın en cesur, en güçlü insanı olup çıkıyorsun.. 72 saat uyumamış olsanda, karnın acıdan ikiye ayrılacak gibi hissediyor olsanda emziriyor, kakalı bez değiştiriyor, hatta utanmadan bu bezin kokusunu içine çekiyorsun..
Birden acayip bir şey haline dönüşüyorsun, ramazanda, savaş çıkmış gibi davula vuran ramazan davulcularının bile sesini duymazken, bir nefes değişikliğinde, minik bir öksürükte hazırola geçiyorsun..
Uyurken onu seyretmek hayatındaki en eğlenceli zamanlar oluveriyor. Sürekli ve dikkatlice seyrediyorsun, her kıvrımı hafızana kazıyana kadar..
Doyamıyor, içten içe hep korkuyorsun.. Yeniden dua etmeye başlıyor, Tanrının mucizelerine yeniden inanıyorsun..
Artık, vitamin haplarını aksatmıyor, doktor kontrollerine düzenli gidiyor, araba kullanırken mutlaka emniyet kemerini takıyor, ölmekten korkuyorsun..
Ölmekten olmasa da, ayrılmaktan,onsuz kalmaktan, yanlız bırakmaktan..
Daha daha sonra, dişi çıktı, aşısı geldi, emekledi, güldü, adım attı, yürüdü.. İnsan hayatının rutini olan şeyler, senin mucizen oluveriyor..
Aşıların anneye yapılıp, süt yoluyla bebeğe geçmesi konusunda ciddi ciddi teoriler üretiyor ve bunu bu zamana kadar düşünüp uygulayamayan bilim adamlarına küfrediyorsun..
Pantolon ütülemekten acizken, bebek kıyafetlerini sıkılmadan saatlerce ütüleyerek kendi çapında ufak rekorlara imza atıyorsun..
Dünyanın en mutlu, en güçlü ve en korkak bir şeyi olup çıkıyorsun..
Kalbin artık hep dışarda atıyor, o minik burunun minik kalbi ile aynı anda.. Aynı hızda..
23.10.2010
Ayşin
Mükemmel Anneler
Bugünlerde çok sık rastladım şu "mükemmel anneler"e, dayanamadım bir şeyler yazayım dedim. Şu anneler var ya hem kendileri hem bebekleri mükemmeldir hani.
işte yeşil
Tiyatro macerası ve tilki
Birkaç gündür hazırlık yaptım. Bir sürü çocuk oyunu olan tiyatroları araştırdım. Bu arada oğlumla da sürekli konuştum "Bak tiyatroya gideceğiz, orada çok eğleneceğiz." Neyse ki en sonunda Yunus Emre Kültür merkezindeki "Ağustos Böceği ile Karınca" adlı
oyunda karar kıldım. Öyle ki tiyatroyu aradım. Oyun ve kostümler hakkında bilgi aldım. Hımım dedim bu oyun ona uygun.
Ama hiçte öyle olmadı!
Yakın bir arkadaşımız Elif teyze ve 5 yaşındaki oğlu Alper ile ailecek saat 12.30 da kültür merkezine gittik. Oyun saat birdeydi. İlk kez karşılaştığı için Alper abisiyle biraz zaman geçirdi. Saat bir oldu, herkes salona girdi. İlk başlarda müzik çaldılar,
gayet güzeldi. Oyun başladı. Ağustos böceği olan abi çıktı önce, hımım gayet iyi gidiyor. Ardından bir arı bir kelebek geldi. Herkes kışa hazırlandığını söyledi.
O esnada yerde biri yatıyordu. İşte ne olduysa o zaman oldu! Ağustos böceği tilkiyi uyandırdı! Birdenbire büyük bir gümbürtü geldi. Veeee Anılcık çığlık çığlığa bağırdı.
"Sevmedim ben bunuuuuu!"
Herkes tatlı bir gülümsemeyle bize baktı.”olur böyle” gibisinden.
Babamız Anıl’ı sakinleştirmek için elinden geleni yaptıysa da kar etmedi. Baktım olacak gibi değil kaptığım gibi dışarı çıkarttım. Hava öyle soğuk ki! Dışarıda bir şey de yok!
Hemen içimdeki büyümeyen çocuk devreye girdi ve etrafıma oğlumun gözüyle baktım. Birde ne göreyim! Yağmur birikintileri! Suyun içine daldım başladım zıp zıp zıplamaya…
Anılın gözleri parıldamaya başladı.”Anneeee, şıp şıp yapalım.” Bir süre oynadık dışarıda. Minik oğlumun burnu kızarıncaya kadar… Daha sonra tiyatronun resim sergisini gezdik. Laf aramızda bu çocuk galiba ressam olacak. Resimlere nasıl baktığını size anlatamam.
Gözleri ışıl ışıldı.
Biz hafta sonumuzu tiyatrodan nasibimizi alamadan, ama su birikintilerinden bolca keyif alarak yaşadık.
Ne yalan söyleyeyim ben ilk başlarda biraz buruktum. Hem günlerdir oğlumun ilk tiyatroya gideceğinden dolayı yaşadığım haz, hem eski günlerimdeki gibi ailecek tiyatroya gitmenin heyecanını anımsadığımdan, hem de içimdeki çocuğun çocuk oyununu seyredememesinden
dolayı üzüldüm…
Demek ki henüz zamanı değil yavrucak öyle korkmuş ki akşam eve geldiğimizde hala tilkiyi sevmediğinden bahsediyordu. Önce uzun cümleler kurdum korkmaması gerektiğiyle ilgili.
Sonrasında…
Babamız ağustos böceği oldu.
Ben de yerde yatan tilki,
Anılcıkta kendini oynadı. Seyirci olarak… Gece yatağına yatarken artık tilkiyi sevdiğinden bahsetti “o” da insanmış.
Hele son cümlesi çok güzeldi. Tilki çok tatlıymış.”Neden oğlum?”
Çünkü ANNEYMİŞ…
Sevgilerimizle,
dip Sos:eskilerden bir yazımı paylşamka istedim.Tiyatro grubunun adı AKKaş bir daha uzuuuun zaman tiyatroya beraber gidemedik:( ama okula başlayınca bu korkuyu yendik...
ilk kez
normalde de duyguları cok yogun yasarım..kafama birşeyi taktım mı, yapmadan rahat edemem.. bırsey almayı dusunursem anında alırım, alana kadar rahat etmem.. yenı aldıgım elbıseyı hiç üşenmem pazara bıle gıyerim ben..
bir de mukemmellıyetcılıgım vardır..hata yok, eksik yok, "en ıyısını" yapmak vardır..."eş" oldugumda da; "çalışan" oldugumda da;" komşu" oldugumda, ""evlat" oldugumda da durum aynıdır.. tum bunlara "anne" lik eklendi, eklendi eklenmesine de..
bu sıfat benım tahmınımden daha cok etkıleyen, bir dönüm noktası adeta..ben 28 yıldır tanıdıgım beni tanıyamıyorum..yumusadım, hata yapma şansım arttı, eskisi gibi hırslarım işkolikliğim azaldı..adımdan önce Eliz'in annesi oldugumu daha sık hatırlatıyor beynim
kendime... yeni beni zamanla daha iyi tanıyacağım ve yazacağım daha çok veri olacak elimde...
İŞE GİTMEK ZORUNDA OLAN ANNENDEN SANA MEKTUP
FERYA NİLİM’E
Biricik kızım benim, senin fotoğrafına bakıyorum şu an. Bizim misin sen ya, bu kadar tatlı bir kızımız mı var bizim. Seni öyle çok seviyorum ki canım yavrum. Bana bakışın, elimi tutuşun, gülümsemen ve sinirlenmen öyle tatlı ki.
benim kollarımda seni görene kadar. Yine ilk doğduğun günlerdeki gibi huzurlu uyuyordun yanı başımda. Kokun geliyordu burnuma, o bebek kokun, tatlı kokun. Saçlarını öpmek, tombiş ellerini okşamak öyle güzel ki uyandığımda. Ama en zoru da ne biliyor musun. Seni öylece uyurken bırakıp, yanından kalkıp işe gitmek zorunda olmak. Oldukça zorlu bir hamilelik sürecinin ardından bıraktılar senin minicik bedenini ellerime. Öyle masum, öyle tatlıydın ki. Göğsümün üzerinde uyumayı ne çok seviyordun. Orda huzurla uyuduğun her halinden belliydi. Birazcık büyüdün, birkaç ay geçti, yatağında uyuduğun zamanlar hiç o huzuru göremedim yüzünde. Ta ki uyandığımda
İlk günlerde daha da zor geldi evin kapısından sensiz çıkmak. Yolda, otobüste, yürürken, otururken senin yanımda olmaman çok garip geldi bana. Kendimi yapayalnız, ıssız hissettim. Hiç alışamadım sensiz sokağa çıkmaya. Öyle alışmışım ki sürekli yanımda seni görmeye, terledin mi, üşüyor musun diye kontrol etmeye. Gördüğüm kedileri, ilginç şeyleri sana göstermeye. Tabi mecburen bu duruma da alıştık, en azından sızı azalmasa da sızının varlığına alıştık. Ama eve döndüğümde o tatlı minicik sesinle “anne” demen, her seferinde içimi sızlatıyor, karmakarışık yapıyor beni,biliyorum, karnın acıkıyor yokluğumda, yediğin makarnalar mideni biraz olsun doyursa da, ruhunu kandırmaya yetmiyor. Annenin sıcacık tenini istiyorsun minik kızım benim. Sabahtan akşama kadar öyle özlüyorum ki seni. Biliyorum ki güvenilir ellerdesin ama saatlerin geçmesini sabırsızlıkla gözetliyorum, iple çekiyorum seni göreceğim saati. Rabbim bizi hiç ayırmasın anne kuşum. Baban, sen ve ben hep birlikte sağlıklı bir ömür geçirelim.
Eskiden rahatsızlandığımda, ya da bir hastalıkla ilgili konuşulduğunda önce kendimi düşünürdüm canım acır mı diye. Şimdi önce seni düşünüyorum kızım, bensiz kalmandan korkuyorum. Sana “anne” sevgimi, o içimdeki sonsuz, büyük sevgiyi yeterince veremeden gitmekten korkuyorum. Çünkü seni çok seviyorum ve hep yanında olmak istiyorum.
Babanı da çok seviyorum biliyor musun. Ve sen tıpkı ona benziyorsun. Seni karnımda taşırken hep ona benzemen için dua ettiğimi hatırlıyorum. Çünkü babanı da o kadar çok seviyordum ki doyamıyordum onun gözlerine bakmaya. Aynısından bir tane daha olursa daha çok sevebilirim diyordum. Ve sen geldin güzel kızım yaşamımıza. Şimdi tıpkı ona benziyorsun, ikinize de bakarken dünyanın en mutlu insanı oluyorum. Gözlerimle, bakışlarımla da seviyorum sizi. Zaten adın da, aslında bizim birbirimize olan aşkımızın simgesi:FERYA NİL
Derya ve Ferdi’nin aşklarını anlatıyorsun sen minik kızım varlığınla, isminle. Bu aşk sende anlam buldu ve daha da büyüdü, Nil nehri oldu, aktı sonsuzluğa doğru.
İyi ki varsın canım kızım, ben ve baban SENİ ÇOK SEVİYORUZ.
ANNE VE ÇOCUK ADINA YEPYENİ BİR BOYUT
Her annenin kendini çok özel hissedeceği, zengin içeriği ile dopdolu, birbirinden değerli çok sayıda yazarın yeraldığı Boyut yayın grubuna ait ”anneboyutu” beta yayını ile bizlere ”MERHABA” dedi. Beta yayını ile portal açmak herkesin cesaret edebileceği birşey değil elbette, yürek ister. Bu harika portalın Genel Yayın Yönetmenliğini, yıllarını bu işe vermiş, birbirinden önemli başarılara imza atmış ve okurlarıyla gönül dostu olmuş sevgili Mehtap Erel üstlendi. Mehtap Erel’i bilenler çok iyi bilir, eğer o inanmışsa ve taşın altına elini koymuşsa www.anneboyutu.com çok yakında herkes için çok özel bir yer olacaktır.
Böyle bir siteyle bizleri tanıştıran, bu yola gönül koyan Mehtap Erel ve ekibini kutluyorum.
İşte gerçek gerçek kadınlar, gerçek anneler, gerçek hayatların olduğu bu siteye üye olarak hayatınızda yepyeni bir boyuta sizde ”Merhaba” diyebilirsiniz.
Anne Baba Eğitimi "Çocuğumla Bağ Kurmak" 4 Haziran'da
Bu eğitimde çocuğunuzla sevgi dolu bir gönül bağı kurmanız, öfke nöbetleriyle başa çıkmanız, doğru iletişim kurup, işbirliği sağlayabilmeniz, çocuğunuzun sosyal yönünü güçlendirip özgüvenini geliştirmeniz için kullanabileceğiniz yöntemleri paylaşıyoruz.
Çocuğunuzla aranızdaki
sevgi bağını güçlendirecek adımları atacak, onun duygularını etkin dinlemeyi öğrenecek, ilişkinizi kuvvetlendirecek
iletişim dilini geliştirebileceksiniz. Korku, baskı ve ceza yerine sevgi üzerinden anne babalığa, özgüven, disiplin ve sınır koyma konularına değineceğiz.
Mutlu, kendini değerli hisseden, paylaşmayı bilen, saygılı, duygularını ifade edebilen, kendi kendini kontrol etme becerisini kazanmış
çocuklar yetiştirmek çok zor değil.
Kendimizle Bağ Kurmak
Saygı Duyarak Bağ Kurmak
Duygularını Dinleyerek Bağ Kurmak
Sevgi Kabını Doldurmak
İlişkimizi Kuvvetlendiren İletişim
Davranışların Şifresini Çözmek
Kendi İhtiyaçlarımzı Karşılamak
Eğitmen: İlkiz Özcan SÖNMEZ
Academy for Coaching Parents International
Sertifikalı Ebeveyn ve Aile Koçu
İletişim: ilkizozcan@yahoo.com
Tel: 532 5922759
Yer: Yoga Academy Kemerburgaz
Tarih: 4 Haziran 2011
Saat: 12:00 - 15:00
Ücret: 100TL
Rezervasyon yaptırmanızı rica ederiz.
Uyarılar
Tecrübeler
Duyurular
Mamalar / Tarifler
Oyun ve Aktiviteler
Kendin Yap
Şarkılar / Ninniler

