tüm renkler adını değiştirdi!!!
02.05.2011 de öğrendim bi bebeğimin olacağını... çok çok garipti... 15 dk sürdü ' ben hamile miyim şimdi? yani ben ben?'...
14-16. ay gelişim
*Ayda 200-250 gr alır
* Ayda 1 cm uzar
* Yılda 8 tane ateşli solunum yolu enf. hakkı var.
* Günde 2 defa yürütülmedi açık havada.
* Ardında gölgesi olunur belli edilmez.
* Düştüğü zaman düştüğü yere vurulmaz. Asla. Onun yerine onu anladığınız gösterilir. Canın acıdı değil mi? Başka biryeri suçlamak yok.
* Sterilizasyona son- Varsa tabi.
* Ayakkabı yer,terlik kemirir.
* Anne bağımlısı
* Tek başına odada kalmaz,oyun oynamaz
* Her dediğini anlar,onun hakkında negatif konuşulduğunda anlar. Onun yanında bilmesini istemediğiniz şeyleri konusmayın. Dedikodu yöntemine basvurabilirsiniz. Hayvanları ile konusarak, mesela ''Ah dodi biliyormusun bugun ECe kakasını tuvalete yaptı. Evet evet ya super dimi. Artık onu o zamazingoya goturebiliriz.''
* Yanında kavga yok,ağlamak serbest
* Akşamları,haftasonları 2 ebeveynle birlikte iken cin gibidir.
* Sorumluluk verilir.getir-götür-şurayı silermisin,burayı süpürürmüsün vb.
* Oyuncak elektrikli süpürge,el süpürgesi, vileda
* Nedensiz kabız-ishal olacak.
kabız'a: üzüm ,kayısı, k.incir/erik,kabak,irmik,yulaf
ishal'e:muz,şeftali,elma,yoğurt,kefir,
pirinç pilavı
*2-3 kelime vardır.
*UYKU gecede 2-3 kez mırıldanma normal
*Korkular-kıskançlık duyguları gelişmiştir. Anne-baba odasına-yatağına geri dönerse daha sonra ayırmak mümkün olmaz.
*Hangi yatakta uyursa orda uyanmak ister
*Gece yer değiştirir örtü istemez yerine uyku tulumu
* Masalı kitaplardan dinlemez sizi dakikalarca dinler. Kitaplara uzun süreli bakar.dergileri sever. Kitaplara bakarak uydurun.
* İki parcadan olusan puzzle.
* Tek resimli tek cümleli kitap
* Müzikli kitap (bayılırlar)
*tek puzzle kitap
*sopa-halkalar
*sihirli kuleler
*yazı tahtası*
* çanta (çanta taşımaya bayılırlar mutlaka çanta verin eline, içine istedigin doldursun)
*çek-bırak araba-top
*çekiç-top oyunu
*Kisilefon
*Kocaman peluş oyuncak
Yeşil mercimekli bulgur pilavı
1- Bir çorba kaşığı yeşil mercimek
Mucize..
Burnu nerede dedim görür görmez..
Bu kadar minik burun olur muydu hiç ? Minik burun, minik burun delikleri.. Kalp gibi..
Can hıraş ağlıyordu, sanırsın ki bir yerini kesmişler.. Sustu yanıma gelince.. Gözlerime baktı, gözlerini yumdu.. Bir iç çekti, sanki güzel bir kokuyu içine çekmek ister gibiydi..
Evet, kesmişlerdi.. Tam 8 ay 3 haftadır onu yaşama başlayan kordonu kesmişlerdi.. Korunaklı alanından ilk defa dışarı çıkmış, ilk defa teni hava ile temas etmişti.. Bunların hepsi, onun için zor olmalıydı..
Ağlıyordu, ağlıyorsa sorun yoktu..
Onu ben doğurmuştum.
Doğurmak.. Enteresan kelime..
Elleri, ayakları, ağzı.. O kadar küçüktü ki.. Bir sürü saçı vardı ve anneme göre , aylarca midemin bulanmasına bu saçlar sebep olmuştu..
Küçücük ve çok savunmasızdı.. Çok muhtaç..
Halbuki hiç böyle hayal etmemiştim ben..
Aslında hiç hayal etmemişim ben..
Artık uyumalıydım ve artık ağlamamalıydım, ortada hiç bir sorun yoktu, aksine herşey çok yolundaydı..
Ama kimse bana artık kalbimin vücudumun dışında atacağını söylememişti ki..Kalbi dışardayken insan uyuyabilir mi hiç ! O’nunla beraber kalbimde dışarda kalmış..
Buna hiç hazırlıklı değilmişim, hiç hazırlayamamışım kendimi.. İnsan hazırlayabilir mi kendini hiç bilmediği birşeye ? Bilmem..
Aylardır karnımın içinde birşey dönüp duruyordu. Bazen beni zoruluyor, midemi bulandırıyor, belimi ağrıtıyor, yürütmüyordu.. Olsun, bitecekti nasılsa, dert değildi.. Ama nasıl bitecekti, annanemin anlattığı doğum hikayeleri beynimde dönüp duruyordu, hele tarlada yaptığı doğum korkunçtu.. Annem daha iyi geliyordu bana, en azından ‘bugüne kadar içinde tutabilen olmuş mu ‘ lafı çok aklıma yatmıştı.. Rahatlatıcı olmasa da gerçeği gözüme sokmaya yetmişti, yani kaçınılmaz son..
Ama yine de enteresan birşeyler oluyor bir anda.
Birden dünyanın en cesur, en güçlü insanı olup çıkıyorsun.. 72 saat uyumamış olsanda, karnın acıdan ikiye ayrılacak gibi hissediyor olsanda emziriyor, kakalı bez değiştiriyor, hatta utanmadan bu bezin kokusunu içine çekiyorsun..
Birden acayip bir şey haline dönüşüyorsun, ramazanda, savaş çıkmış gibi davula vuran ramazan davulcularının bile sesini duymazken, bir nefes değişikliğinde, minik bir öksürükte hazırola geçiyorsun..
Uyurken onu seyretmek hayatındaki en eğlenceli zamanlar oluveriyor. Sürekli ve dikkatlice seyrediyorsun, her kıvrımı hafızana kazıyana kadar..
Doyamıyor, içten içe hep korkuyorsun.. Yeniden dua etmeye başlıyor, Tanrının mucizelerine yeniden inanıyorsun..
Artık, vitamin haplarını aksatmıyor, doktor kontrollerine düzenli gidiyor, araba kullanırken mutlaka emniyet kemerini takıyor, ölmekten korkuyorsun..
Ölmekten olmasa da, ayrılmaktan,onsuz kalmaktan, yanlız bırakmaktan..
Daha daha sonra, dişi çıktı, aşısı geldi, emekledi, güldü, adım attı, yürüdü.. İnsan hayatının rutini olan şeyler, senin mucizen oluveriyor..
Aşıların anneye yapılıp, süt yoluyla bebeğe geçmesi konusunda ciddi ciddi teoriler üretiyor ve bunu bu zamana kadar düşünüp uygulayamayan bilim adamlarına küfrediyorsun..
Pantolon ütülemekten acizken, bebek kıyafetlerini sıkılmadan saatlerce ütüleyerek kendi çapında ufak rekorlara imza atıyorsun..
Dünyanın en mutlu, en güçlü ve en korkak bir şeyi olup çıkıyorsun..
Kalbin artık hep dışarda atıyor, o minik burunun minik kalbi ile aynı anda.. Aynı hızda..
23.10.2010
Ayşin
butik tasarım kurabiye
doğum günü,babyshower ,nişan ve diğer özel günlerinize kurabiyeler yapıyorum.konsepti beraber belirliyoruz.siparişlerinizi bekliyorum :)
iletişim için: burcak_tiky@hotmail.com
Melis vs Naftalin
Kötü bir tecrübe benim için. Kimsenin yaşamasını istemem. Allah kimseye yaşatmasın.
Banyonun lavabosundan aldığım naftalinleri atmak üzere poşete koydum. Poşeti ise sandığın üzerinde dipte duran bir kutunun üzerine. Melis oraya asla (!) ulaşamaz diye düşünüyordum. Halen bile nasıl ulaştığına inanmıyorum ama bir şekilde ulaşmış işte.
Poşetin içindeki 5-6 adet naftalin yere düşmüş. Ben salondayken Melis salona girdi. Ağzında birşey gevelediğini fark ettim. Panik olmadan, yanına gittim, " ne var kızım senin ağzında" demeye kalmadan yutkunduğunu gördüm. Açtım ağzını bir şey yok. Ne olabilir diye düşünürken yerdeki naftalinleri gördüm. Melisin ağzını kokladım ve ağzındaki naftalin kokusuyla sarsıldım.
Kusturmak geçti aklımdan ama bilinçsiz bir şey yapmak istemedim. Bu tür durumlarda, kusturmak daha riskli olabiliyormuş. Buradaki arkadaşlarıma durumu bildirdim ve birisinin zehirlenme hattı yazdığını gördüm. Araştırdım "114" zehirlenme hattı numarasını aradım. Durumu bildirdim ve acil hastaneye gitmemi söylediler.
Bize en yakın hastaneye gittik, durumu bildirdik acilen müşahede odasına aldılar. Onlarda 114 hattını arayıp bilgi aldılar, ne yapılmalı, nasıl yapılmalı, uzunca konuştular. Yanıma gelip midesini yıkayacaklarını, daha sonra aktif kömür verileceğini, zor bir süreç olduğunu, canının yanacağını, yüzünde kızarıklar olabileceğini vs söylediler. Çaresizce tamam demekten başka yapabileceğim hiçbir şey yoktu.
Midesini yıkadılar kuzumun, çok öğürdü, çok ağladı, ağlarken anne demeye çalışıyordu, ağzı her boş kaldığında anne diyordu. Bu beni daha çok yıprattı. Zaten suçluluk duyuyordum. Kapının önünde beklerken ve ağlarken, hissettiğim acıyı daha önce hissetmediğimi fark ettim. Canım hiç bu kadar yanmamıştı.
Kuzumun midesinden 2-3 parçaya ayrılmış naftalin taneleri çıktı. O an üzülmekle birlikte sevindim de... İyi ki, yok ya yutmamıştır diyerek sorumsuzca davranmamışım. Olayı ciddiye almışım, iyi ki de almışım ve iyi ki yuttuğu anı görmüşüm.
İşleri nihayet bittiğinde kuzumun ıslanmış, saçlarında kusmuk parçaları, gözleri yaşlar içinde, yüzünde sivilceler çıkmış öğürmekten, kıpkırmızı. O an çok güçlü olmaya çalıştım. Melis beni görünce gülmeye başladı o an. bir yandan halen ağlarken diğer yandan da gülüyordu. Sarıldım, okşadım hemen sakinleşti.
Hastane polisi geldi bir şeyler sordu. Şikayetçi misiniz diye eşime ve bana sordu. Hayır dedik dumur bir vazitte. Bu tip durumlarda birbirinden şikayetçi olan çiftler olabiliyormuş. Bir şeyi daha öğrenmiş oldum.
Hastaneden bir sevk kağıdı yazdılar. Bir üniversite hastanesine gitmemiz gerekiyormuş. Çapa tıp fakültesi yada Cerrahpaşa tıp fakültesi seçeneklerimiz. Çapa tıp fakültesine gittik. Çok hızlı davrandılar, yatış işlemleri yapıldı ve müşahede odasına alındık. Kan alındı, sonuçlar geldi. Şimdilik herşey normal. Karakola gidip ifade vermem gerekiyormuş. Ben bebeğimiz yanında dururken apar topar evimizin olduğu bölgedeki karakola geldik ve ifade verdim. Kızımın yuttuğu şey bir kimyasal olduğundan ben şüpheli durumuna düştüm. Ne oldu, nasıl oldu anlattım, ifademi okudum, imzaladım. Eve uğrayıp, mama, bez vs aldım. Tekrar hastaneye geri geldik ki ev ile hastane arası epey uzak.
Hastaneye geldik kuzumun yanına geldim. O odada 24 saat geçirmek fikri beni mahvediyordu. Gerçi 5 saat geçmişti tüm bunları yaparken ama 19 saat daha vardı. Kalmak istemediğimi söyledik hekimlere, ancak tedavi ret yaparsam çıkabileceğimi söylediler. Yani eğer ilerleyen saatlerde Melise birşey olursa sorumluluk kabul etmeyeceklerini ve gelirsem ilgilenmeyeceklerini belirttiler. Kabul ettim. Zaten eve gelip yatmayacaktım. Özel bir hastaneye gidip orada müşahede altında olmasını sağlayacaktım. Gerekli evrakları yazdık, taburcu olduk eve geldik ki telefonum çaldı. Hastaneye geri çağırıyorlar, gelmek zorundasınız yoksa polis zoru ile getirtileceksiniz diyor telefondaki ses. Çaresiz gidiyoruz ve 24 saat dolmadan çıkamayacaksınız dediler. Kavgalar ettim, ben 11 aylık bir bebeği sedyenin üzerinde zapt edemem dedim, bu ortamda hastalık kapar dedim, neler neler dedim ama dediğimle kaldım bir de hakkımda tutanak yazdılar. Seve seve 24 saatin yolunu gözledim.
Size müşahede odasını anlatayım. Yaklaşık 30 metrekare bi oda. Yanyana 8 yatak. 8 hasta ve her hastanın başında en az bir en çok 2-3 kişi var. Ortada 5-6 tane hemşire yada hasta bakıcı yada hekim herneyse onlar var.
Aldığı her nefesi çığlıkla bitiren bir epilepsi hastası kız var. Sürekli çığlık - ağlama halinde. Ama sürekli... Arada bir, 5 dakika da bir değil, sürekli...
Nöbet geçiren yine epilepsi hastası bir erkek çocuk. Bir vücudun nasıl ikiye katlandığını görüp hayrete düştüm. Kemiklerinin şekli değişmiş o kasılmalardan. O kasılma anında vücudu taş kesiliyor ve 2-3 kişi anca zaptediyor. ( biz gittiğimizde oradaydı, 24 saat sonra biz çıktığımızda halen aynı durumda devam ediyordu. Belki 4-5 saat uyuyarak geçirdi )
diğer yanda öksüren, tıksıran, hasta bebekler, travma geçiren bebekler...
Tüm bunların içerisinde olmak beni psikolojik olarak mahvetti. Özellikle o inleyen, ağlayan kız, o çığlıklar, ağlayan bebeklerin Melis'i olumsuz etkilemesinden çok korktum. Saat 02:00 ye kadar uyumadı Melis. Artık yorgunluğuna yenik düştü ve uyudu. Tabi ki sedyenin üzerinde değil bebek arabasında. O bebek arabasını sonradan getirttim, iyi ki de getirtmişim. Kurtarıcım o oldu. Melisi tanıyan bilir. çok hareketli bir bebek ve kucaktan nefret eder. Yürümek istiyor sürekli, sedyeden aşağı inmek istiyor, Etrafta dikkatini çeken bir çok şey var. Sedyenin başında duran monitörler, kablolar, oksijen saatleri vs. Hepsine dokunmak istiyor. Elinin üzerinde damar yolunu açan şeyi çekiştiriyor, canı yanıyor, diğer koluna bağlanmış nabız kontrol monitörünün kablosunu çekiştiriyor. Ben onu sürekli tutmak zorunda olduğumdan terliyor, sıkılıyor, arada ağlıyor. Tüm bunlar olurken köşedeki kız sürekli çığlık atıyor, nöbet geçiren çocuğa annesi şişeyle su verdiğinden su akciğerlerine kaçıyor ve çocuğun solumunu duruyor, kalbi duruyor. Başındaki aletler sinyal veriyor, annesi feryat figan, birden 10 taneye yakın hekim geliyor, koşturmalar ve çocuk hayat dönüyor. Psikolojim yerlerde...
Melis uyurken uyandırıp kan alınıyor, kuzum kendine gelemeden canı acıyor. Neyse ki canı çok kıymetli değil, hemen susuyor. Bazen doktorlar bile hayret etti ağlamadan kan alınmasına.
Tartıştığım genç hekimlerden biri ona bir şey sorduğumda yüzüme bakmıyor. Olayı kişiselleştirip çocuğumla bile zoraki ilgilendi. Tutanak yazan kişi de O. Ben de onu şikayet etmeyi düşünüyorum aslında, sadece nasıl ve kime yapacağımı şuan bilmiyorum.
Gündüz Melis çokça uyudu. Saat 15:00 olana kadar çok zorlu geçmedi ama sonrasında Melisi zaptetmekte zorlandım, pusette de durmadı, yatağın üzerinde de... Kucağıma aldım gezdirdim 1 saat boyunca... Sonra oydu buydu oyaladım. Sabah nöbeti devralan hekimler içeride 1 kişiden fazla kimseyi almadılar. Tek başıma kalınca çok daha zorlandım. Çünkü gözümü bir an bile Melisten ayırıp su bile içemem. Yoksa sedyenin üzerinden anında yerde bulur kendini.
Saat 17:00 den sonra taburcu olacağım söylendi. 1-2 işlemi yaptım ve çıktım. Melisten 6 saatte bir 4 kere kan alındı. Değerler normal, Kan sayımı, kan gazı ve biyokimya diye 3 farklı tahlil yapıldı. Hiçbir sorun yok. Muayenelerinde de sorun yok. En azından tek tesellim o oldu. O 24 saat boyunca ne uyku, ne su ne de bir damla yemek yedim. Dün evimize gelip direk onu yıkadım. Mis gibi yaptım. Tüm kıyafetlerini, yanıma aldığım yedekleri vs makineye atıp yıkadım. Pusetini de özenle temizleyeceğim bugün. Hasteneden bir virüs kapmamış olmayı umuyorum. Şükürler olsun diyorum yine de. Yuttuğunu görmüş olmam ve çabuk mühalede edilmiş olması bebeğimin çok daha fazla zarar görmesini engelledi. Allah kimseye böyle bir şeyi yaşatmasın.
Siz buradaki dostlarım sürekli aradınız, mesaj attınız… Elimden geldiğince yanıt vermeye çalıştım. Yalnız olmadığımı hissetmekte bana güç verdi. Telefonum hiç durmadı. Hani açıp konuşamasam bile dua eden, iyi dilekleri olan birilerinin olması o manevi güç gerçekten çok güzel. İyi ki varsınız. Çok teşekkür ediyorum. Mesaj kutumda 40 ın üzerinde mesaj vardı. Tanıdığım, tanımadığım, listemde olmayan ya da daha önce beni silen, benim sildiğim… Çok sevindim herkesin iyi dilekleri ve duasının olmasına.
YURTDIŞINDAKİ SİTEDEN BEBEK İÇİN ALIŞVERİŞ YAPMAK
oyun
Kırmızı Kuzu'dan 50 TL Hediye Çeki !
mental aritmetik
Gizli Zeka Mental Aritmetiğin Mantığı
1. Bilimsel bir araştırma sonucuna göre 6 yaşına gelen bir insanın beyninin %60’ı gelişmiştir. 10 yaşında %95’i, 20 yaşına geldiğinde ise tamamına ulaşmaktadır.
2. Çocukların büyüme sürecindeki öğrenmelerinin geliştirilmesi sayesinde birçok alanda yeni buluşlar yapılabilecektir.
3. Uzmanların yaptığı araştırmalara göre, hiç kimse beynin tamamını kullanamamıştır. İnsan zekasının gizli kapasitesi sonsuzdur.
4. Bilimsel tahminler sonucu edinilen bilgiye göre, bir insan 10 doktora yapıp 40 ayrı dili kullanma yeteneğine sahip olsa bile, beyin kapasitesinin %50’sini ancak doldurabilir.
5. Hangi ülke veya ırk olursa olsun, çocuk beyninin gelişimine en çok önem veren ülkeler gelişip güçlenmede ön sıralara ulaşacaktır.
6. İngiliz filozof Harvey Spencer’a göre midemize nasıl davranıyorsak beynimize de öyle davranmalıyız.
7. İkinci Dünya Savaşı yenilgisinin ardından Japonya’nın ekonomik bunalıma girmesinden sonra Japonya başbakanı şöyle söylemiştir: “İlkokul öğrencilerimiz mutlak suretle Abaküs Aritmetiği öğrenmelidir.” Bunu öğrenmeleri sonucudur ki Japonlar iş dünyasında büyük
bir hızla yükselmiştir.
Gizli Zeka Program
Zihinsel Aritmetik, hesap makinesi, bilgisayar, kalem ya da kağıt gibi farklı aletler kullanmadan insan aklının zihinsel gücünü kullanarak matematiksel ya da zihinsel hesaplamalar yapabilmektir.
Çift elle öğrenilen Abaküs Mental Aritmetik çalışması, beynimizin potansiyel olarak kullanamadığımız gizli kalan kısmının çalışmasını sağlar. Aşağıda söz ettiğimiz uyarı noktalarını geliştirerek geleceğin dehaları olabilecek çocuklarımızın başarısına başarı katacaktır.
1.İşitme duyusu
2.Görme duyusu
3.Kinestetik dokunma duyusu
4.Zihinsel canlandırma ve hayal etme
Abaküs ile yapılan çalışmalar, sürekli bir şekilde uyarılan beynimizin bu dört önemli noktası sayesinde kullanamadığımız gizli zekamızı hızla devreye sokacaktır.
Gizli Zeka Mental Aritmetiğin Amacı
Mental Aritmetik Eğitimi, 4-14 yaş grubundaki çocuklar için tasarlanıp geliştirilmiş bir programdır. Amacı, her çocukta var olan ancak atıl durumdaki gizli zeka potansiyelini harekete geçirmek ve kapasitesini artırmaktır. Önce rakam ve sonra sayılarla
başlayan Abaküsün kullanımı öğretilir. Zihinsel canlandırma çalışması, yani mental çalışmalarla yapılan egzersizlerle yeterli amaca ulaştıktan sonra abaküs kaldırılır. Böylece bellekte, Abaküsün fotografik görünümü yaratılarak hesap yapma işlemine geçilir.
Zaten uzun süredir Abaküsle çalışma yapmış öğrenciler, sanki beyinlerinde bir Abaküs varmışçasına yine boncuk hareketlerini kullanırlar ve hareket ettirdikleri parmak işaretleriyle işlemi süper bir hız ve doğrulukla sonuca ulaştırırlar. Mucizevi çocuklar bu
akıl olmaz becerileriyle karşılarındaki herkesi büyülemeye başlarlar.
Gizmar programının çocuklarımıza kazandıracağı bu becerilerle yapılan zihinsel egzersiz çalışmaları süresince beynimizdeki iletişim ve öğrenmemizde aktif rol oynayan dört önemli nokta olan Görsel, İşitsel, Dokunsal ve hayal noktalarımızı sürekli bir şekilde
uyarılır. Böylece her hangi bir konu üzerinde çalışmak üzere odaklanma ve dikkat toplamaları en üst düzeye ulaşmış olur. Zeka potansiyellerini ortaya çıkaran çocuklarımız bu çalışmalar sayesinde sarsılmaz bir özgüven kazanırlar ve kendilerini daha iyi ifade
edebilirler.
Gizli Zeka Bayilik İletişim
Telefon : 252 612 54 75 (pbx)
Franchising İrtibat : 0 537 729 00 07
Faks : 252 612 54 75
www.gizlizeka.com
www.gizmar.com.tr
info@gizlizeka.com
genel merkez 1:
Cumhuriyet mah.Nene Hatun cad. Aydın Sok. Aydın sitesi A blok no:9/1-2 NİLÜFER/Bursa
Telefon:224 452 04 11 (pbx)
Genel merkez 2
Adres : Kesikkapı Mah.Atatürk Cad.Servet Hanım İş Hanı Kat 1-2 (Atatürk İlköğretim Okulu yanı) Fethiye/Muğla
Uyarılar
Tecrübeler
Duyurular
Mamalar / Tarifler
Oyun ve Aktiviteler
Kendin Yap
Şarkılar / Ninniler

