Hacettepe ''Süt içmeye devam'' dedi

01/12/2012 06:36:00

Türkiye'nin en büyük üniversitelerinden biri olan ve önemli bilimsel araştırmalara imza atan Hacettepe Üniversitesi (HÜ), son günlerde özellikle çocuklara süt içirilmemesi yönündeki açıklamalara tepki göstererek, kanserden korunma, diş sağlığı, kemik gelişimi ve bağışıklığın kuvvetlenmesinde olmazsa olmaz olarak gösterdikleri sütün, mutlaka içilmesi gerektiğini vurguluyor.

Kolesterol ilaçlarının faydalı olmadığına yönelik tartışmaların ardından son günlerde özellikle çocuklara süt içirilmemesi yönünde bazı hekimlerce yapılan açıklamalara tepki gösteren bilim insanları, kanserden korunma, diş sağlığı, kemik gelişimi ve bağışıklığın kuvvetlenmesinde ''düzenli süt içilmesinin'' olmazsa olmaz olarak kabul edildiğini, başta çocuklar olmak üzere yetişkinlerin de süt içmesi gerektiğini belirtti.

Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Murat Tuncer, AA muhabirine yaptığı açıklamada, anne adaylarının, 6 aydan sonra bebeklerin, küçük çocukların, ergenlik çağındakilerin, gençlerin ve yaşlıların; yani her yaş grubunun hayatının her döneminde yeterli ve dengeli beslenmek için süt tüketmesi gerektiğini söyledi. Süt ve süt ürünlerinin, sağlıklı bir yaşam için vazgeçilmez besin gruplarının başında geldiğini vurgulayan Tuncer, ''Bilhassa kalsiyum bakımından zengin olan sütte en az 9 tane olmazsa olmaz besin ögesi bulunmaktadır. Tuncer, Dünya Sağlık Örgütü'nün 2 yaşından sonra her gün 2 bardak süt içilmesi yönünde öneride bulunduğuna dikkati çekti.

''Pastörize ya da UHT sütler, güvenle tüketilebilir''

Hacettepe üniversitesi (HÜ) Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Serhat Ünal da süt ve süt ürünlerinin tıbben alerjik bir durum tespit edilmediği takdirde mutlaka tüketilmesi gerektiğini, ancak tüketirken göz önünde bulundurulması gereken unsurlar olduğunu söyledi.

Süt ve süt ürünlerinin ''güvenilir'' olmasının çok önemli olduğunu vurgulayan Ünal, zengin bir besin kaynağı olan sütün, mikroplar için de iyi bir besin olduğu ve pastörize ya da sterilize edilmemiş sütün çok ciddi hastalıklara neden olabileceğinin unutulmaması gerektiğini belirtti. Ünal, bunların başında bruselloz, listerioz, tüberküloz, tifo ve kolera mikroplarının geldiğini anlatarak, ''Kaynatma, bu risklerin tamamını ortadan kaldırmak için yeterli değildir. Çiğ süt ile bulaşabilecek bu hastalıklar açısından (maalesef bu değerli besini en çok tüketmesi gereken) hamileler, yaşlılar, çocuklar ve bağışıklık sistemi zayıf insanlar en riskli gruplardır'' diye konuştu.

Bu risklerin ortadan kaldırıldığı ve kaynatma işlemi ile kıyaslandığında sütün besin ögelerinin çok daha iyi korunduğu ''pastörize ya da UHT sütlerin'' güvenle tüketilebilecek ürünler olduğunun altını çizen Ünal, son kullanma tarihine dikkate edilerek bu sütlerin güvenle içilebileceğini söyledi.

Süt tüketimi, kanserden ve astımdan koruyor''

HÜ Prevantif Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. İsmail Çelik de tüm dünyada süt tüketimi için çeşitli kampanyalar yürütüldüğünü, hatta hükümetlerin sağlık politikalarında süt tüketimini arttırmaya yönelik uygulamalara yer verdiğini anımsattı.

Türkiye'deki süt tüketimini engellemeye yönelik iddiaların nedeni ve temelinin ciddi biçimde sorgulanması gerektiği değerlendirmesinde bulunan Çelik, ''Asılsız iddiaların aksine sütün, kanserden ve hatta astımdan koruyucu etkisi birçok çok bilimsel çalışma ile ortaya konulmuştur'' dedi.

Sütün, içerdiği kalsiyum ve D vitamininden dolayı ''kanseri önlemede oldukça yararlı'' olduğunu vurgulayan Çelik, şöyle devam etti:

''Sütte bulunan kalsiyum bağırsaklardaki, kansere yol açabilen fazla asitleri yok eder ve böylece sindirim sistemi sağlıklı bir şekilde çalışır.

Süt içen hastaların kanser hücrelerine bakıldığında, hücre gelişmelerinde yavaşlama saptanmıştır. Böylece, kalsiyumun kanser hücrelerini yavaşlattığı kanıtlanmıştır. Yine bir çok bilimsel araştırma, D vitamininin başta meme, yumurtalık, prostat ve bağırsak kanseri gibi toplumda sıkça görülen çok kanser türünden ve kalp hastalıklarından insanları koruduğunu göstermiştir.''

Süt, sporcuların performansını artırıyor

HÜ Spor Kulübü Basketbol Şube Sorumlusu Doç. Dr. Mutlu Hayran da sütün, sadece kemik sağlığı değil, kas kitlesi ve yağ dağılımı üzerindeki olumlu etkileriyle de önemli olduğunu söyledi.

Hayran, ''Süt, içerdiği mineral, vitamin ve proteinler bakımından, ideal bir egzersiz sonrası içecek olarak sporcu sağlığının korunması ve performansın arttırılması bakımından vazgeçilmez öneme sahiptir'' dedi.

ZMO Başkanı Tuncer ne demişti?

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Metabolizma ve Beslenme Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Aydın, ''Çocuklara yoğurt verin, kefir verin ama sütü süt olarak içirmeyin. Çünkü süt en alerjik gıdadır'' açıklamasında bulunmuş, buna başta bilim insanları ve ilgili sivil toplum kuruluşları tepki göstermişti.

Ulusal Süt Konseyi, yaptığı yazılı açıklama ile ''çocuklara süt içirmeyin'' diyen zihniyetin bilimden ve sağlıktan bihaber olduğunu savunarak, süt ve ürünlerinin sağlıklı üretimine, tüketimine destek ve hatta öncülük etmek yerine; sağlıklı ve zeki bir nesil yetiştirilmesine engel olmaya çalışan sorumsuz yayınlara derhal son verilmesi gerektiğini belirtmişti.

Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Turhan Tuncer de ''Süt insan sağlığı için çok önemli bir besin kaynağıdır. Bu yaklaşımı gösterenlerin amacını bilmiyoruz ama bu açıklamalara itibar edilmesin'' şeklinde açıklamada bulunmuştu.

AA

http://www.haber7.com/haber/20120111/Hacettepe-Sut-icmeye-devam-dedi.php

Ynt: Hacettepe ''Süt içmeye devam'' dedi

01/12/2012 06:44:00

bebişler için yemek tarifleri bölümü ama gruba uygun olduğunu düşünerek ekledim.

Ynt: Hacettepe ''Süt içmeye devam'' dedi

01/12/2012 10:36:00

her kafadan bir ses çıkıyor...uht iyidir diyen de prof. uht süt değildir diyen de prof....HAngisine güvenilir bilemedim, biz küçükken annem hep sokak sütçüsünden alır kaynatırdı, çok şükür sağlıklıyız da...Ben bebeğiğme köyden gelen bir süt buldum kaynatıp, yoğurt, lor yapıyorum..Ama böyle şeyleri okuyunca da kafam karışıyo hemen...Ne yapmalı acaba?

Ynt: Hacettepe ''Süt içmeye devam'' dedi

01/12/2012 10:36:00

her kafadan bir ses çıkıyor...uht iyidir diyen de prof. uht süt değildir diyen de prof....HAngisine güvenilir bilemedim, biz küçükken annem hep sokak sütçüsünden alır kaynatırdı, çok şükür sağlıklıyız da...Ben bebeğiğme köyden gelen bir süt buldum kaynatıp, yoğurt, lor yapıyorum..Ama böyle şeyleri okuyunca da kafam karışıyo hemen...Ne yapmalı acaba?

Ynt: Hacettepe ''Süt içmeye devam'' dedi

01/12/2012 10:44:00

elosko ya katılıyorum.son 1 yıl içinde süt zararlıdır diyeni bile gördüm.bu bir ticaret sektörü oldugu için mecburen uht sütü tavsiye edecekler.bana normal süt daha iyi gibi geliyor.saglam bilimadamları olsada şöyle cebine para indirmeden tarafsız konuşan bizimde içimiz rahat etse.


para mevzusu olmasa bakalım 1 yaş öncesinde sütü yasaklıycaklarmı bu da önemli bir konu

Ynt: Hacettepe ''Süt içmeye devam'' dedi

01/12/2012 11:32:00

bende kızımı memeden kesmek zorunda kalınca kutu sütlerden vermeye başladım.

linkte doktor cevabı var. bakmanızı tavsiye ederim.

http://www.anneoluncaanladim.com/forum/forum_posts.asp?TID=9607&title=ilk-adim-sutu

Ynt: Hacettepe ''Süt içmeye devam'' dedi

01/13/2012 14:00:00

bu da başka bir görüş işte. artık anneler nasıl karar vericek ben de şaşırdım



İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Aydın, sütün, çok faydalı bir içecekken pastörizasyon, yüksek ısı uygulaması (UHT) ve homojenizasyonla çok zararlı bir ürün haline geldiğini söyledi.

Prof. Dr. Ahmet Aydın, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sütün raf ömrünü uzatmak için yapılan pastörizasyon ve UHT'nin bazı hastalık yapan bakterileri ortadan kaldırırken, faydalı bakterileri de yok ettiğini söyledi.

Sütün içindeki faydalı bakterilerin hastalık yapmadıkları gibi, birçok hastalığı da önlediğini, sütün kesilmesini ve ekşimesini sağladığını ifade eden Aydın, ''Süt, çok faydalı bir içecekken pastörizasoyon, UHT ve homojenizasyonla çok zararlı bir ürün haline geliyor'' görüşünü dile getirdi.

Ahmet Aydın, pastörizasyonun, sütün vitamin ve mineralle zenginleşmesini engellediğini, sindirim enzimlerini tahrip ettiğini ileri sürerek, ''Tahrip olan ve sindirilmeyen protein parçacıkları, bağırsaktan kanımıza geçiyor, vücut da bunları düşman olarak algılıyor ve bağışıklık sistemini tahrip ediyor. İnsan vücudu tahrip oluyor ve alerjik hastalıklara, bağışıklık sistemi hastalıklarına, romatizmal hastalıklara neden oluyor. Çocuklarda görülen kronik orta kulak iltihabının altında da süt kullanımı vardır'' diye konuştu.

Homojenizasyon sırasında uygulanan basıncın süt proteinlerinin moleküler yapısını büyük ölçüde değiştirdiğini kaydeden Aydın, molekül yapısı değişmiş proteinlerin immün sistemini aşırı uyardığını ve çocuğun ileride diyabet, astım ve multiplskleroz gibi ''otoimmün-kendi dokularını tahrip edici'' hastalıklara yakalanmasına yol açtığını iddia etti.

Prof. Dr. Aydın, sütün iyi bir kalsiyum kaynağı olmadığını savunarak, ''Bizim gibi ülkelerde laktaz eksikliği çok fazladır. Bu nedenle bizim gibi ülkeler yoğurdu bilir, yoğurt ihtiyaçtan doğmuştur. Batı ülkeleri yoğurdu bilmez, çünkü onlar süt şekerine daha eğilimlidirler'' dedi.

SÜT, KEMİKLERİ SAĞLAMLAŞTIRIR MI?

Aydın, ''Süt, sağlam kemiklere neden olur'' yargısının da kırılması gerektiğini belirterek, sütün kemikleri sağlamlaştırmadığını, tahrip ettiğini savundu.

Sütün kalsiyum miktarının yüksek olduğunu, ama iyi emilebilmesi için yeterli kalsiyum-fosfor dengesini tutturamadığını ifade eden Aydın, şöyle konuştu:

''Çünkü kalsiyumun emilebilmesi için fosforla belli bir oranı tutturması gerekiyor. Maalesef sütte bire bir gibi oran vardır ve kalsiyum, fosfor iyi emilmez. İyi emilmediği zaman da kana geçmez. En çok süt tüketen ülke ABD'dir, yılda kişi başına 130 litre süt tüketimi vardır. Ve en çok da kemik kırıkları ve kemik erimesi burada görülür. Meksikalı ve siyahlar fazla süt tüketmezler, bunlarda kemik kırıkları son derece derece azdır.''

Dereotu ve rokada, sütten daha fazla kalsiyum bulunduğunu anlatan Ahmet Aydın, ''Kalsiyum pek çok yeşil yapraklıda var. Bunlar ayrıca bir yığın vitamin sağlıyor. Hele de bunları taze taze tüketirseniz. Emilim açısından kalsiyum, fosfor oranları da çok iyi. Yeşil yapraklılar kemiklerin kuvvetlenmesi için gerekli olan potasyum, magnezyum açısından da zengin. Kemiklerin güçlü olması için yeşil yapraklıların tüketilmesine önem verilmeli'' dedi.

SÜT ÜRÜNÜ TÜKETİN

Sütü süt olarak değil, süt ürünü olarak kullanmanın daha doğru olacağını dile getiren Aydın, şu önerilerde bulundu:

''Mümkünse günlük mandra sütü tüketilmelidir. Sütü alınan hayvanın meralarda otlamasına ve suni yem yememesine dikkat edilmeli. Temiz olduğuna güveniliyorsa, sokak sütçüsünden de süt alınabilir. Şehirdeki en iyi seçenek, günlük pastörize şişe sütleridir. Uzun ömürlü homojenize kutu sütlerini kesinlikle kullanmayın. Sadece ekşiyen veya kesilen süt ve yoğurtları yiyiniz. Sütü süt olarak değil, mayalanmış olarak yoğurt, kefir, peynir olarak kullanın. Böylece olunca kaynatmaktan dolayı kaybedilen vitamin, mineral ve enzimlerin bir kısmını geri kazanılır.''

Ynt: Hacettepe ''Süt içmeye devam'' dedi

01/18/2012 17:31:00

ben 2 yıl bilecikte bir köyde yaşadım.köylüler hayvanlarının sütlerini satıyorlardı..hemde çok ünlü bir firma alıyordu sütleri.bilecik çok yeşillik bir yerdir,köyde hayvanların otlayabileceği çok fazla alan var ama 2 yıl boyunca hayvanlarını otlattıklarını görmedim.tamamen suni yemlerle besleniyorlar.yani kutu sütlerin işlemden geçmeden önce bile ne kadar süt olduğu tartışılır..

Ynt: Hacettepe ''Süt içmeye devam'' dedi

01/19/2012 10:26:00

elif_su cok onemli bir gozlemini paylasmissin, tesekkur ediyorum.



Cevabın:


Tartışmaya katılmak için giriş yap. Kayıtlı değilsen, bize katıl ve çocuklu hayatını kolaylaştır. Nurturia hakkında daha fazla bilgi için tıkla
BUGÜN BEBEĞİME NE PİŞİRDİM?

Tamamen Ücretsiz

Kaydol Tecrübeli anne ve babalardan yardım al. Sen de yardım et. Anı defteri, fotoğraf albümü, sorular, gruplar...