Gerek var mı?

<123>
04/10/2011 20:27:00

Bu grup süper olmuş.

Hemen her eve sorgulanmadan alınan şeylerin gerekliliği sorgulayabiliriz.

Mesela yatak odası takımı. Bir ara epey kafayı takmıştık buna, bizim gelip geçerken köşelerine bacaklarımızı ve Ilgaz'ın kafasını çarpması dışında ne işe yarıyor. Bir taşınma halinde attık onu. Şimdi yer yatağında yatıyoruz ve komodin olarak da İkea muz ağacından puf kullanıyoruz. 

Ynt: Gerek var mı?

04/10/2011 21:47:00

ben en cok salonun ortasinda duran sivri köseli sehpalara gicigim :-p

Ynt: Gerek var mı?

04/10/2011 21:59:00

evlenirken yer yatağı olmasa da japon usülü yere çok yakın yatak alınması taraftarıydım,ama annem hamileyken-lohusayken sen nasıl yatıp kalkacaksın dedi,bana da mantıklı geldi normal standartlarda aldım
ikinci çocuğum olursa inşallah,ondan sonra tekrar bi değerlendirme yapıcam:)

şifonyer konusunda da durum şu: 5 senedir evliyim,annemin çeyiz dediği bütün tığ işi bilmem ne varsa o şifonyerde ve bi kere bile açmadım
güvelenmiş midir acaba die korkular içerisindeyim

Ynt: Gerek var mı?

04/10/2011 22:24:00

benim yatağım dediğiniz gibi yere yakındı. tüm hamileliğim bıyunca onunla cebelleştim. lohusalığımda ise aklımıza yatağın iskeletinin içine demir karyola ayağı yaptırmak geldi. geç olsun güç olmasın :)

Ynt: Gerek var mı?

04/10/2011 22:36:00

:)

darısı ikinciye inşallah
ve evet hamileyken olacak iş değil yer yatağı veya türevleri...

Ynt: Gerek var mı?

04/11/2011 05:37:00

Evet lohusayken zor olur gerçekten :) Kısa süreli başka bir çözüm bulunabilir.


Asna, unutmuşum sehpa diye bir şey olduğunu :) 

Ynt: Gerek var mı?

05/02/2011 21:05:00

Cuk diye oturdu, tam da bugun ruhumu arindirma yolculugumda evdeki atilacak yuzbin esyayla kafamin icinde savas verirken, bu maili aldim... grubu da gorunce paylasmasam olmaz dedim.. buyrun okuyun, 100 kisisel esyaya dusebilene benden 101. si hediye :)))

Alışveriş yapmamak...
Hatta eldeki mallardan da kurtulup, hayatı sadeleştirmek!
Kriz sonrası, çalışanlar, gelirlerinin daha büyük bir bölümünü harcamayıp biriktirmeye başlayınca, ABD'li üreticilerin etekleri tutuşmuş!
Şu ara yapılan çoğu tüketici araştırmaları "Bu adamlar ne satın alırlarsa mutlu olurlar?" la ilgili.


Ortaya çıkmış ki bir servis almak, mal almaktan daha faydalı insan doğasına yani bir ayakkabı yerine kutu oyunu, pahalı bir çanta yerine spor salonu üyeliği, araba yerine seyahat, ruj yerine sinema bileti, insanları daha mutlu ediyor!
Bir tecrübe satın almak, kişiye daha yoğun ve uzun süreli bir tatmin sağlıyor. Üstelik 'Mal edinmenin mutluluk getirmediğini öğrenen 'dünyanın en çok satın alan halkı', kocaman otomobillerini, dört oda bir salon evlerini, 48 parçalık yemek takımlarını, doğrayan parçalayan karıştıran onlarca mutfak aletlerini satıp, ayrı bir oda haline gelmiş gardıroplar dolusu giysilerini fakirlere bağışlayıp hayatlarını sadeleştiriyor.
Bazı aileler 40 metrekare bir evde, dört tabak, dört bardakla ve işe bisikletle gidip gelerek yaşamanın onları hiç olmadıkları kadar mesut ettiğini iddia ediyor.
Bu esnada biriktirdikleri parayı yoga derslerine ve tatillere harcıyorlar.

YÜZ EŞYAYLA YAŞAMAYA DAVET!


Bir internet sitesi, tüketicileri sadece ve sadece 100 adet kişisel eşyayla yaşamaya davet ediyor! Yani kıyafet, kozmetik, ayakkabı, kitap, kalem, her şey toplam 100 parça edecek.
Sitenin çağrısı büyük ilgi görüyor ve internet kullanıcılarından hatırı sayılır sayıda bir grup, kişisel eşyalarını hayır derneklerine bağışlayıp hayatlarındaki kalabalıktan kurtuluyor.
Hikâye, psikologlara göre şu:
İnsanlar, iyi ya da berbat, yaşamlarındaki tüm değişikliklere çabucak alışıyor ve doğalarında var olan sabit mutluluk seviyesine bir an önce ulaşmaya çalışıyorlar.
Ebeveynlerinden birini kaybeden bir insanın bir süre sonra eski mutluluk ve neşesine kavuşması da bu yüzden, yalı alanın birkaç yıl sonra yalıda oturmayı kanıksayıp eskisi kadar 'mutsuz' olması da!
Yani para mutluluk getirmiyor denemez ama parayla satın alınan mallar mutluluk getirmiyor! Şan dersleri, seyahatler, piknikler, tiyatro oyunları filansa başka! Farklı tecrübeler hayatı zenginleştirip memnuniyeti yükseltiyor!
Los Angeles lı filmci Roko Belic dünyayı dolaşıp *Happy *(*Mutlu*) isimli bir belgesel üzerinde çalışıyor.

New York Times gazetesinin haberine göre San Fransisco'nun kalburüstü semtlerinden birindeki evini bırakıp, hayatını tamamen değiştirip,
Malibu plajında bir karavana taşınmış!


Haftada üç dört gün sörf yapabildiği için şu anda ufacık karavanda çok daha mutlu bir hayat yaşadığını anlatmış.



AVUCUNUZU AÇMAYI DENEDİNİZ Mİ?


Asya'da maymun yakalamak için kullanılan bir çeşit tuzak vardır:
Bir Hindistan cevizi oyulur ve iple bir ağaca veya yerdeki bir kazığa bağlanır. Hindistan cevizinin altına ince bir yarık açılır ve oradan içine tatlı bir yiyecek konur. Bu yarık sadece maymunun elini açıkken sokacağı büyüklüktedir. Yumruk yaptığında elini dışarı çıkaramaz. Maymun tatlının kokusunu alır, yiyeceği yakalamak için elini içeri sokar, ama yiyecek elindeyken elini dışarı çıkarması olanaksızdır. Sıkıca yumruk yapılmış el, bu yarıktan dışarı çıkmaz. Avcılar geldiğinde maymun çılgına döner, ama kaçamaz. Aslında bu maymunu tutsak eden hiçbir şey . Onu sadece, kendi bağımlılığının gücü tutsak etmiştir. Yapması gereken tek şey, elini açıp yiyeceği bırakmaktır. Ama zihninde açgözlülüğü o kadar güçlüdür ki bu tuzaktan kurtulan maymun çok nadir görülür.


Bizleri de tuzağa düşüren ve orada kalmamıza neden olan şey, arzularımız ve zihnimizde onlara bağımlı oluşumuzdur.
Tüm yapmamız gereken; elimizi açıp benliğimizi, bağımlı olduğumuz şeyleri serbest bırakmak ve dolayısıyla özgür olmaktır!
Bu örnekle benzeştirirsek; ben, sahip olduğumuzu düşündüğümüz her şeyin bizim için birer tuzak olduğunu fark etmediğimizi düşünüyorum:


Çoğunlukla konuşmaktan fazla bir özelliğini kullanmadığımız son model cep telefonlarına sahip olmak,


-Ortalama 15 m2´sini kullandığımız ama kullandığımız alandan 10–20 kat büyük evlere sahip olmak,


—Belki bir kez giydikten sonra çok uzun sure dolabımızın bir köşesinde unuttuğumuz günün modasına uygun giysilere sahip olmak,


—Okumadığımız kitaplara sahip olmak,
—Asla kadranın gösterdiği sürate ulaşamayacağımız en süratli arabaya sahip olmak,


—Bize günde 3–5 kez zamanı gosterecek saatlerimiz, başkalarına sürekli zenginliğimizi gösteren kol saatlerine sahip olmak,

vakit bulup gidilemeyen, gidilse bile dinlendirmekten çok uzak; tabiri caizse yorgunluktan haşatımızı çıkaracak deniz kenarına yakın bir yazlık, bir dinlence evine sahip olmak,


—Vaktimize, nakdimize, aklımıza, çenemize zarar verse bile bir futbol takımı taraftarlığına sahip olmak,


—Oturmadığımız koltuk takımları, izlemediğimiz dev ekran televizyonlar; kullanmadığımız, faydalanmadığımız daha nelere sahip olmak…
Ya da sahip olduğumuzu sanmak…

__Sadece çevre olsun diye bulunduğumuz ortamlar ve arkadaşlıklar

O maymun gibi; avucumuzda tuttuğumuz sürece (faydalanamasak bile) sahip olduğumuzu sanmıyor muyuz?
Ve ancak parmaklarımızı gevşetip bunlardan vazgeçtiğimiz zaman gerçekten özgür olup tüm yeteneklerimizi kullanabilir hale gelmeyecek miyiz?


Aslında biz bu dünyaya sahip olmaya değil, şahit olmaya gelmişiz.
Ah bunu bir anlayabilsek...


Doç .Dr. Erol ERÇAĞ

Ynt: Gerek var mı?

05/31/2011 13:42:00

esya fazlaligindan nefret ederim. hatta bazen gittigim evlerde kendimi sunu surdan cikarsan, su esyayi suraya itsen, orta sehpayi kaldirsan, gumuslugu toptan kaldirsan seklinde evi yeniden dizayn ederken buluyorum. cok yogun, cok esyali evler beni boguyor. bizim evde olmayanlar ve olanlar :


yatak odasi takimi: takim olarak almadik. bazali yatak aldik (baza yorgan, yastik depolamak icin cok iyi oluyor), cok uzun yillar yatak basi veya komidin de yoktu ama bir su bardagi bile koyamamak zor oldugunda ikeanin yanlarini cekince hem depolama alani hem de sifonyer olabilen bir yatak basini aldik. bunun disinda maksimum depolama kapsiteli bir dolap yaptirdik, bir de sifonyer.

salon: vitrin, gumusluk zinhar yok.alani kuculten ve fonksiyonelligi olmayan esyadan hoslanmiyorum. yani kim neden benim bardak takimlarimi gormek istesin ki? ya da ben neden sergilemek isteyeyim ki? sadece yine maksimum depolama alanli bir konsol var. son derece bsit cizgilere sahip o da.  uzerine aksesuar hic almamistim ama zaman icinde gelen hediyelerle uzeri birkac zarif sus esyasi ile doldu.ustunde ortu yok.
salonum buyuk oldugunda 210x110 cm. kapanmayan kocaman bir masam var. etrafinda da toz alma derdi olmayan her tarafi koyu renk kumasla kapli koltuk gibi sandalyeler. (bu kisim vazgecemeyeceklerimden ,yemege misafirimiz geldiginde o rahat koltuk gibi sandalyeler ve genis masadan koltuga gecmek kimsenin aklina gelmiyor, cok uzun masa sohbetleri yapilabiliyor)
oturma grubunda tekli koltuklari (ozellikle kolcaklari genis olanlari) son derece az fonksiyonel ve yer kaplayan esyalar olarak goruyorum. nerdeyse ikili koltuk kadar yer kapliyorlar ama sadece tek kisi oturabiliyor. 2 tane tekli koltuk yerine 2li 3lu koltuk tercih ederim. bu yuzden bir 2li bir de 3 lu koltuk var evde.
tv unitesi, plazmayi duvara asinca altina 2,5 mt. eninde  50 cm. yuksekliginde -yine hepsi gibi bol depolama alanli- bir dolap yaptirdik. cd'ler, fotograf albumleri,..... birsuru ivirzivir topluyor.

hali, perde: oyle heryerde agir agir halilari sevmiyorum. evde toplamda 3 tane hali. bir tane oturma grubunun onunde ki bir tek o hali sinifina girer herhalde metrekare olarak. bizim ve ecenin yatak odasinda da birer tane max 2 metrekare buyuklugunde kucuk birer yolluk var. halilar keisnlikle ama kesinlikle cok fazla toz tutuyor. benim evde az hali olmasi sebebi ile cok cabuk toz ucusmaya baslar mesela. bu bir yandan iyi bir yandan kotu oluyor. iyi yani tozu halilarda hapsedip o toza surekli maruz kalmaktansa supurup ortamdan uzaklastiriyoruz, kotu yani ise surekli elektrik supurgesi ile yasamak oluyor :))
 uzun sure evtekstili sektorunde calistigimdan ve envai cesit kumasla hasir nesir oldugumdan. evde mumkun oldugunca az perde/ tul kullandim. sanirim kumas gormekten fenalik geldiginden olsa gerek :) salonda guneslik/stor uzerine tul. yatak odlarinda -karartma amacli- astarli perde ve tul. calisma odasi ve mutfakta stor.

hep depolama alani deyip durdum, iste benim eksigim de bu yonde. mobilya olarak cok sey yok ama fazla ivir zivirimiz, kiyafetimiz... var sanirim. yaklasik 2 senedir de yeni alisveris yapmamaya calisiyorum.


Ynt: Gerek var mı?

05/31/2011 13:49:00

neşe yeni bir eve taşınırsam eğer aynen senin gibi yapmak istiyorum...
nedense ilk evlendiğim zamanlar bunları hiç akıl etmemişim  benide kimse uyarmamış
aldıkca almısım mesela o gumusluk denen sey benı cok sınır edıyor ama atsan atılmıyor satsan satılmıyor :)


Ynt: Gerek var mı?

05/31/2011 13:50:00

sinem aynennn o gümüşlükleri nereye sokacagımı şaşırmış durumdayım en son kitaplık yaptım gözüme kötü gözükmesin die

Ynt: Gerek var mı?

05/31/2011 13:52:00

Sadece fazla yer kaplamasın dıye kızıma gıysı dolabı olarak ınce, uzun, dar bırsey aldım. Cunku fazla gıysı alıp depo yapmak ıstemıyordum orayı. Cogu sey gereksız. ve bız doldurdukca doldurma hevesımız artacak cunku bunun sonu yok.

<123>

Cevabın:


Tartışmaya katılmak için giriş yap. Kayıtlı değilsen, bize katıl ve çocuklu hayatını kolaylaştır. Nurturia hakkında daha fazla bilgi için tıkla
Sade bir yaşam

Tamamen Ücretsiz

Kaydol Tecrübeli anne ve babalardan yardım al. Sen de yardım et. Anı defteri, fotoğraf albümü, sorular, gruplar...