Eylül ayı kitabı / Terapi - David Lodge

<123>

Ynt: Eylül ayı kitabı / Terapi - David Lodge

10/01/2012 08:10:00

Bugün haftanin filmi, yarin da kitap, ne dersiniz?

Ynt: Eylül ayı kitabı / Terapi - David Lodge

10/01/2012 08:13:00

Olur ben filme akşam katılabilirim ancak.. 

Ynt: Eylül ayı kitabı / Terapi - David Lodge

10/01/2012 12:03:00

Olmaz, ikisini birden bugün bitiremem. Şaka şaka siz başlayın geriden gelelim bitiremeyenler olarak o zaman.

Ynt: Eylül ayı kitabı / Terapi - David Lodge

10/02/2012 10:37:00

Cegeda super:) ee ne zaman tartisiyoz ?

Ynt: Eylül ayı kitabı / Terapi - David Lodge

10/03/2012 19:13:00

Tartışmak isteyenler başlasın bence tartışmaya :}

Ynt: Eylül ayı kitabı / Terapi - David Lodge

10/04/2012 08:27:00

Terapi, ozsaygi yoksunu,kendini degersiz hisseden ama iyi bir isi,seksi bir esi,spor bir arabasi olan Laurance'in Kierkegaard'in "mutsuz adam" tanimlamasiyla kendini kesfetme yolculugu hikayesi.Kitap bircok farkli açıardan ele alinabilir cok genel konusundan bahsetmek istemiyorum biraz ayrintiya giricem. ozellikle mercanın Maureenin son yaratma cabası demesi uzerine ilk once bu konuya deginmek istedim.

İlk ıncelemek istedigim nokta kitaptaki bazı semboller olacak. Bence kitapdaki en buyuk sembollerden biri Maureen'in gogusleri:) Bas karakterimiz Laurence bir lavanta kokusuyla hatırladıgı o cocukluk askı Maureen'in gogusleriyle kendindeki masumıyeti, gercek askı ve samimi duyguları yeniden hatırlıyor aslında bir nevi "mutlu adam" oldugu zamanları yeniden hatırlıyor. Maureen ve Laurence icin "goguslerin" imgeledikleri cok farklı. Maureen onları din ve vicdan arasında bi kopru gibi gorurken, Laurence icin bir nevi haz ve mutluluk veren birer arac gibiler. Maureen aslinda kitabin basinda Meryem ana figuru olarak goze carpmış olsa da sonuna dogru o da farkli bir kimlik kazanip ozgurlesme ve degişme yolunda buyuk adimlar atiyor ki haç onun degişiminin bir parcası.
Kitabın sonunda Laurence'in aslinda Maureen'in gogsunun birini kaybetmis oldugunu ogrenmesi kendi depresyonun nekadar bos bir zemine dayandigini farketmesini saglayarak dizindeki icsel bunalim sendromundan bianda kurtulmasini sagliyor. Yani aslında bence Laurence'in asıl "awakening"i burda baslıyor. Kendi depresyonuyla Maureen'in yasadıklarını (oglu Damieni da kaybetmiş olması) kıyasladıgında kendi bunalımın nekadar anlamsız oldugunu farkediyor. Tek gogsunu kaybetmiş bir kadınla cinselligi yasayıp bosalması da onun aslında artık cok degişmiş oldugunun buyuk bir kanıtı.

Aromaterapi,fizyoterapi,akapunktur vs. tum terapilerin yapamadıgını aslında Maureen, gogusleri ve simgeledikleri basarmıstır ha tabi bu uyanıs da Kierkegaardin rolu da cok buyuktur. tıpkı bir kitap okudum hayatım degişti diyen insanlar gibi Kierkegaard'ı okuduktan sonra Laurence da da buyuk degişim baslamıstır.

yani Mercancım sunu demek istiyorum ki bence Maureen de en az Kierkegaard kadar onemli hatta diger butun kadınlardan da onemli bir karakter bu romanda o yuzden bir son yaratmak icin onu yazdıgını dusunmıyorum. tum diger kadınlar Sally'de dahil ve tabi Amy' de Laurencê'in kişiligindeki boslugu bize gostermek icin yaratılmıs kişiler.

Ynt: Eylül ayı kitabı / Terapi - David Lodge

10/04/2012 09:18:00

galiba grahame tubby'den mesaji aliyor:) ben tubbynin sasirmasina sasirdim :) grahame'e sigortasi oldugunu soyluyor o da gayet rahat soyuyor. herkes kazancli mi demeli? ben soygunu gercekci buldum sonucta ne olacakti ki?

maureen'in mutlu adami hatirlatmasi kismina katiliyorum ve aslinda insanlarin neler cektigini gormek kendine getirdi tubby'i. ve hac kismini hizla okuyup gectigimi itiraf edecegim :) sadece o tv cekimi kismini sevdim.

severek okudum yeni bir yazarla tanistim tesekkurler

Ynt: Eylül ayı kitabı / Terapi - David Lodge

10/04/2012 20:01:00

her şeyden önce kitabı okurken güzel zaman geçirdim; bol bol güldüm.. mutsuzluğunu, mutsuzluğuna gülerken daha da derinden hissettiriyordu..kendiyle ve çevresiyle inceden dalga geçişi çok kararındaydı..akıcı bir şekilde giderken birden Kierkegaard lı bölümler başladı..o kısımları biraz daha ağırdan alıp sindirerek okumak icap etti..kitapta sanki sürekli bir denge vardı, sanki her karakterin boşlukta kalmasını engelleyen bir de karşılığı vardı..

günlükler her zaman daha samimi gelmiştir,bu da öyleydi..yazarla senli benli olduğumuz durumları seviyorum..o yüzden sonunun, her kahraman için güzel bitmesi gayet tatmin ediciydi..
sürekli konuları 'içsel diz bunalımı'na bağlayışı ya da benzetişi  süperdi..hatta kendime uyarlayıp deniz e sinirlendiğim zamanlarda 'içsel deniz bunalımı' diye takılıp sakinleştim..=)

Ynt: Eylül ayı kitabı / Terapi - David Lodge

10/07/2012 11:22:00

kac gundur yazacagim, yazamadim. 

ben burada yorum yapan arkadaslariokuyunca ne kadar amatore kitap okudugumu anliyorum :) ben genelde adamin duygulariyla beraber duygu degisimlerinden gecip tamamen hislere odaklaniyorum. bir katharsis hali :) o kapsamda kitabin bana hissettirdikleri/dusundurdukleri:

tubby'yi cok sevdim ben. durust bir adamdi. akli karisik ama aslinda bir anlamda net, kendini ve etrafini iyi analiz eden. duygularini kontrol edemiyormus gibi gorunse de aslinda eden. 
ilk bolumde bir tur kistirilmislik hali icindeydi sanki. aman da ne guzel bir hayat yasiyordu ama aslinda akip giden hayatina uyum sagliyordu. hayati bir anlamda onun kontrolunden cikmisti. 'iyiyim ben aslinda, bir tek dizim agriyor, neden agriyorsa iste' diye kapi kapi care aramaktaydi. sorunun daha derin oldugu belliydi ama genel resme bakinca bir sorun da goremediginden sorunun hayatinda oldugunu anlamakta zorlaniyordu. 
kierkegaard ona yeni dusunce kapilari acti. tam da evliligin tek duzeligininin, yinelemenin de ne harika bir sey olduguna kendini ikna etmisken, evliligi bitmeye karar verdi. her sey harikaydi, neden boyle oldu anlamak zordu. 
sonraki bolum. digerlerinin gozunden tubby;yi dinledigimiz kisim, baslarda yorum yapan arkadasin tam tersi yonde hissettim ben. o kismi okurken cok uzuldum. ne kadar da dagilmis adam dedim. nasil da kaynetti kendini, rezil oldu. sefil oldu. sonra onlarin kendi yorumu oldugunu gorunce cok rahatladim. evet kendini baskalarinin gozunde kucuk dusmus goruyordu ama bununla ve daha derininde kendiyle bir barisikligi vardi ki bunu boyle mizahi bir dille ve muhtemelen gercekte oldugundan cok daha asagilayici bir sekilde anlatabiliyordu. her seyi iyi sandgi hayati dagilmistyi. suyun akisina birakamazdi artik kendini ve bir seyler yapmasi gerekiyordu. kendi icsel yolculuguna gecmisin kalintilarindan basladi. 
maureen bir simgeydi sanki. genclik hayalleri, gencligin masumiyeti, kierkegaardin aski uzerinden ozdeslestirmeler. onun pesinden hac yolculguuna cikmak standart hayatini kirmayi goze almak buyuk bir devrimdi aslinda baslarda cok buyk bir atalet icine olan tubby icin. maureen'i buldugunda hayata dair daha gercek seyleri buldu. mureen'in hayatinda her zaman o kadar kolay akmayan gerceklikleri buldu. kafasinda dik gogusleri ve gencligi o kadar yuceltmisken, artik olmayan memenin ameliyat yerine duydugu sevgi bir anlamda romantikligi birakmak, gercek ve derin bir seylere degr vermek gibiydi. bu asamalarda benim icsel yolculuguma gelirsek, genc maureen'i yucelttigi yerlerde kendimin, vucudumun ne kadar yaslandigini, gencligin ne kadar guzel ve ozel bir donem oldugunu ve o buyuyu kaybettigimi dusunurken; tekrar karsilastiklarinda yasadiklari bir anda gercek guzelligin simdiki halim (hem fiziksel hem duygusal ve dusunsel anlamda) oldugunu hissettirdi, iyi geldi (katharsis yoluyla tedavi oldum :) ) 
eh evet bir anda cok kolayca aydinlaniverdi, bambaska bir insan oldu belki ama bastan beri o yolculuktaydi aslinda. 
graham'i da kafasina cok romantik bir sekilde konumlandirmisti. hatta eve nasil almadi diye sasiriyordum yer yer ama romantik oldugu kadar da bencil bir adamdi aslinda. beklenen durum graham'in evini soymasiydi belki de. hem boylece gecmis tamamen temizlendi ve hayatin oyle dik memeler, kierkegaard pesinde kopenhag'a gitmeler gibi romantik bir kurgu degil daha gercekci bir akis oldugunu gordu sanki. cok daha ayaklari yere basan ve olgun bir yeni hayata basladi. kendini analiz edebildiginden de dizi iyilesti, yoksa mutlulugu buldugundan ya da daha once agrimasi maureen'in eksikliginden oldugundan degil bence. 
yazin kierkegaard bastan cikaricinin gunlugunu okumustum. bu kitaptaki ona gondermeleri okumak ayrica hosuma gitti.
gecen haftanin filmi bridges of the madison county geldi simdi aklima. bambaska bir duzlemde de olsa sarsak bir zeminde akip giden hayatinda bir kirilma, farkindaligin artmasi gibi bir durum ikisinde de var sanki. ama bunda sartlar onu mecbur birakti ve yeni bir yola girdi, buyudu; francesca ayni zeminde kalmayi secti ya da belki mecburdu. 
cok ince bir espri anlayisi vardi kitabin, o da cok hosuma gitti. 







Ynt: Eylül ayı kitabı / Terapi - David Lodge

10/09/2012 08:55:00

çok eğlenceli bir kitap okuyorum,bitmedi yeni başladım.:)) 

<123>

Cevabın:


Tartışmaya katılmak için giriş yap. Kayıtlı değilsen, bize katıl ve çocuklu hayatını kolaylaştır. Nurturia hakkında daha fazla bilgi için tıkla
Film/Kitap Kulübü

Tamamen Ücretsiz

Kaydol Tecrübeli anne ve babalardan yardım al. Sen de yardım et. Anı defteri, fotoğraf albümü, sorular, gruplar...