Her şeye rağmen pozitif!

06/13/2011 13:08:00

2010 Eylül ayı sonlarına doğru hamile olduğumu öğrenince ilk hissettiğimiz şaşkınlık oldu. Hani derler ya o anda ne hissettiniz? Ekin Loya’nın hiçbir zaman tek çocuk olarak kalmasını istemiyorduk ama bu kadar çabuk olmasını beklemiyorduk. Bir süre kabullenememiştim onu. Sanki orada tutunamayıp düşüp gidecekti. Ekin’e hamile olduğumu öğrenince bu haberi dünyaya haykırasım vardı, bu kez hiç de öyle olmadı. Bunun nedeni belki de iki çocuklu hayatın potansiyel güçlükleri ve bunun bende yarattığı kaygı idi. Bir taneyi zar zor idare eden biz iki çocuğun altından nasıl kalkacaktık? Ailemizden uzaktayız, çok yoğun çalışıyoruz. Sanki bu düşüncelerimi anlayan “fetüs”, gitme teşebbüsünde bulunarak beni birkaç kez yatağa yatırdı zaten. Sözün kısası, harika bir hamilelik geçirmedim. Son dört haftada iki kez doktor değiştirdim. İlk doğumum sezaryen olduğu için bana bunda da sezaryeni dayatmaya çalışan doktorlardan sıyrıldım sonunda.

Bu doğumumu normal yapmakta en başından kararlıydım. Ekin sezaryenle dünyaya gelmişti. Hastaneye sancıyla gitmiştim. Sadece 4 saatin ardından doktor çatı dar, bebeğin kafası kanala girmemiş diyerek beni apar topar kesip biçmişti. Bu gebelikte ise artık maymun gözünü açtı. Ne de olsa evde ikinci bir çocuk var ve sezaryen sonrası dönemin sıkıntılarını ona yansıtmamak lazım. Çok bilgilendim, bilinçlendim, yahoogroup’lara üye oldum, doktorlara bana SSVD yapacaksınız dayatması yaptım, “aaa ilki sezaryense ikincisi normal olabiliyor mu ki?” diye soran onlarca kadına bildiklerimi aktardım.

“Hamileliğin tadına” ancak izne ayrıldıktan sonra varabildim. Üç haftalık dönemde kendime üç yıldır yapmadığım güzellikleri yaptım. Hamile pilatesine gittim, masaj yaptırdım, yüzdüm, cilt bakımı yaptırdım (tamam, üç yıl içinde birkaç kez gitmiştim bakıma canım), ertelediğim ziyaret ve buluşmaları gerçekleştirdim, internette boş boş gezindim, bir sürü yemek pişirdim. Güneş’i düşünmeye çalıştım. Kızımı kreşten erken aldım, parka götürdüm, onunla oynadım ve ona daha da çok bağlandım. Bu dönemden çıkardığım ders arada bir gerçekten mola verilmesi gerektiği. Tatile gitmeden, evin ve çocukların tadını çıkararak, sakin sakin.

Son haftada düzensiz kasılmalar artmaya başladı ve sanki bebek hareketleri biraz yavaşladı. 2 Haziran günü sabah üzerimde bir ağırlıkla, biraz da sancıyla uyandım. Kahvaltıdan sonra tekrar kafayı vurup yattım. Öğle vakti kalktım, saat tuttum, baktım düzenli aralıklarla bir şeyler oluyor. Ocağa yemek koydum (daha sonra tadına bile bakamayacağım kurufasulye). Saat 15:00 gibi sancılar daha yoğun gelmeye başladı. Ilık bir duş aldım, geçmedi. Mutlu sona çok yaklaştığımı zannediyordum, çünkü Ekin’deki sancılarımdan çok daha güçlüydü bunlar. Doktorumu aradım, muayenehaneye gelmemi söyledi. Emre’yi aradım, gelip beni aldı ve NST’ye girdim. Evet, doğum bu gece olacaktı ama daha sadece 2 cm. açılma vardı. Bol bol yürümem gerekiyordu. Çıkışta pazara gittik, her şey çok normal ve biz hayatımıza devam ediyoruz. Buzluğa atmak için bezelye alacağız, Ekin’le onları ayıklayacağız.

Eve vardığımızda Ekinim gelmişti. Saltanatının son gününde ona sarıldım, kucakladım, öptüm çok. Ama hızına yetişemiyordum artık. Tek rahat edebildiğim pozisyon yatağın üzerinde eller ve dizler üzerinde sancıyı karşılamaktı. Ekin uyumadan hastaneye gitmeyecektim. Sonra dayanamadım ve Ekin’i babaannesiyle bırakarak 21:30 gibi uçarak gittik. Emre’ye yavaş ol daha çok var dememe rağmen o “biraz da heyecan yapalım” diyordu. Bu arada annem de ilk otobüse binmiş Ankara’ya geliyor. Hastaneye giriş, yatış, NST, yürüme, pilates topunun üzerinde oturma, tuvalete girme derken saatler geçti, açılma yetersiz. Ama doktorum bir kez bile sezaryen demedi. Doğumu kolaylaştırması için su kesemi patlattı (ayrıntılarına girmeyeceğim). Sonra yatağa yatırıldım, biraz serum, biraz oksijen, sancılar dayanılmaz hale geliyor, azıcık ilerleme var. Saat olmuş 02:00. Annem hastaneye varıyor. Kadının en doğal hali olmasına rağmen nedense annem beni böyle sıkıntıda görsün istemiyorum, hiç kıyamaz çünkü. Kendisi beni ve kardeşimi de çok zor doğurduğu için hemen anıları canlanıyor: ı-ıh sen bu kadarcık sancıyla daha doğuramazsın, sabahı bulur en az. Harika!

Ve 03:00’te epidural. Bana kalsa bunu da istemiyordum. Her şey doğal olacaktı. Doğum masasında doğurmayıp istediğim pozisyonu alacaktım hatta. Fazla direnmemek lazım, olmuyorsa olmuyor işte. Tamam dedim, şimdi ağrı da hissetmeyeceğim, açılma sürecek ve bebek fırt diye çıkacak sabaha. Biraz uyuyabildim. Saat 6’da hemşire donuk bir suratla geldi, telaşla bir şeyler yaptı, gitti, doktor geldi. Bir şeyler söyledi, daha fazla zorlamayalım istersen gibilerden, çünkü ilerleme yok. Sen o kadar uğraş, didin, sancı çek ve kendini ameliyat masasında bul yine. Ama kendimi bıraktım artık, çünkü elimden geleni yaptığımı biliyordum.

Ameliyathanede şipşak bir hazırlık yapıldı. Doktorum ve anesteziysen benimle şakalaşıyor. Sonra Emre yemyeşil kıyafetler içinde belirdi başucumda. Anesteziysen fotoğraflarımızı çekiyor. Sonra kesip biçilme başlıyor. Güneş’imin kafası içeride o kadar sıkışmış ki karnımı bir çekip bir itiyorlar çıksın diye. Bu sıkışma bir süre sonra karnımda mosmor bir darbe izi bırakacakmış da haberim yokmuş. Neyse ki geçiciymiş. Ardından minik bir hapşırık sesi, sonra ıngaaa. Aspirasyon ve ilk kontrollerden sonra genişlemiş ailemizin yeni mensubu ile ilk fotoğrafımız çekiliyor. Ağlamak istemiyorum, mucizevi duygular içinde değilim, ama çok mutluyum ve de çok yorgun. Beni biraz uyutmalarını istiyorum ki gün için enerji toplayayım…

Her şeye rağmen hikayemin “pozitif” olduğuna inanıyorum. Çünkü bir yeni bir bebeğin sağlıkla gelmesi hiçbir şeye değişilmez.     

 

Ynt: Her şeye rağmen pozitif!

03/08/2012 06:19:00

Sancılarınızı çekmiş olmanız, oğlunuza içeriden dışarıya çıkışta ve yeni oksijenli dünyaya alışmasında çok faydalı olmuştur eminim. Bu açıdan da çok pozitif buldum. Sağlıkla büyüsünler... :)

Ynt: Her şeye rağmen pozitif!

03/08/2012 07:19:00

o sancıyı bende 7  saat çektim,çatala çıktım 10cm açıklıkla doktor 2kere ıkın dedi 1 kere karnıma bastırdı sonra ortalığı velveleye verdi.olmuyor dedi hooop sezaryan,ayrıca 41.haftamın içindeydim.normal doğumu bu kadar isterken bu kadar beklemişken:(bazı kadınlar anlatıyor doktorum beni öperek okşayarak doğurttu diyor gerçekmi bu yaa!!!!!!!!!!!!!

Ynt: Her şeye rağmen pozitif!

03/08/2012 07:30:00

zeynep hanım hayırlı olsun bazen olayı akışına doktora bırakmak gerekiyor,çok şükür yavrunuz sağlıkla dünyaya gelmiş...

bu kadar normal doğum diye kendimizi paralıyoruz ama tabiki bir risk yoksa,benim herşey yolunda iken bunu yaşamam kötü oldu.ama Allah korusun bebeğim tehlikede olsaydı ve ben sezaryan olsaydım 1000 kere şükrederdim.ben doktoruma kızgınlığımdan dolayı takık kaldım bu konuya....


Cevabın:


Tartışmaya katılmak için giriş yap. Kayıtlı değilsen, bize katıl ve çocuklu hayatını kolaylaştır. Nurturia hakkında daha fazla bilgi için tıkla
Pozitif Doğum Hikâyeleri

Tamamen Ücretsiz

Kaydol Tecrübeli anne ve babalardan yardım al. Sen de yardım et. Anı defteri, fotoğraf albümü, sorular, gruplar...