Kaliteli Zaman, Kaliteli İlişki [Çocuğumla kesintisiz iki saat oyun!]

03/21/2012 11:31:00

Kapıdan içeri girer girmez neşeyle bağırdı: ‘Anne biliyor musun bugün yuvada ne oldu? ‘
‘Görmüyor musun? Telefonla konuşuyorum.’

Hiç kimsenin sevdiği şey birbirine benzemiyordu. Annesi telefonu, babası arabayı seviyordu. Her şey erteleniyordu telefon ve araba söz konusu olduğunda. Bir de eve misafir gelecek oldu mu kendisine hiç yer kalmıyordu. Nerelere gitsindi? Annesi kapattı telefonu. Mutfaktan tencere kaşık sesleri geliyordu. Koşarak yanına gitti. ‘Sana yardım edeyim mi? ‘ dedi en sevimli halini takınarak. Annesi manalı manalı baktı. ‘Hayırdır. Bir yaramazlık filan. Bak bir de seninle uraşmayayım. Çok yorgunum zaten.’

Yorgunluk nasıl bir şeydi. Bazen elinde oyuncağıyla uykuya daldığında anneannesi oyuncağı yavaşça elinden alır ‘Nasıl yorulmuş yavrucak. Uykunun gül kokulu kolları sarsın seni’ diyerek alnına bir öpücük konduruverirdi. Yorgunluk gül kokulu bir uykuya dalmaksa eğer, ne diye annesi kendisiyle böyle kızgın kızgın konuşuyordu. ‘Anneciğim yorulduğun zaman gül kokulu uykulara dalarsın. Anneannem öyle söylüyor.’

‘Uykuya dalayım da gül kokuları kusur kalsın. Yorgunluktan ölüyorum.’

Bu kelimeden nefret ediyordu. Yorgunum. Yorgun olduğumdan. Böyle yorgun yorgunken… ‘Anneciğim sen yorulma diye…’

‘Yemekte konuşuruz çocuğum. Bankada isler yetişmedi.Baban gelene kadar bunları bitirmem lazım. Hadi sen oyna biraz.’

‘Hani siz yoruluyorsunuz ya…
‘Eeee….’
‘Ben de oynamaktan yoruluyorum.’
‘Ne yapayım? ‘
‘Bilmem…’

Yapılmaması gerekenleri biliyordu da büyükler, yapılması gerekenleri hiç bilmiyorlardı. Işıklar söndü birden. Annesi öfkeyle söylenmeye başladı.’Mum da yok’ diye diye karıştırdı dolapları el yordamı. Çocuk sırtüstü yatıp, anneannesinin köyünü düşündü. Gaz lambasının ışığında deli tavsan masalını anlatışını. Deli tavşanın duvardaki aksini getirdi gözlerinin önüne. Anneannesi gibi iki ellerini birleştirip işaret parmaklarını yukarı kaldırarak tavsan kafası yaptı. ‘bak deli tavsan’ diyerek parmaklarını oynattı. Yoldan gecen arabaların farları duvardaki tavsana yol açtı. Tavsan alabildiğine hür dolaştı sağda solda. Otlarla kuşlarla konuştu.

Sonra yorgun düştü. Duvardaki görüntü o minik avuçların açılmasıyla kayboldu. Kolu yavaşça kanepeden aşağı sarktı. Neden sonra ışıklar geldi. Kadın çocuğun hiç konuşmadığını akil etti birden. Kanepeye koştu. Küçücük dizlerini karnına doğru çekerek uykuya dalmıştı. Masanın üstündeki dosyalara baktı iğrenerek. Dindirilmez bir pişmanlık doldurdu içini. Uyandırmaktan korka korka küçük alnına bir öpücük kondurdu. Çocuk sanki bu öpücüğü bekliyormuşçasına
 
‘İşin bitince beni sever misin anne?’ dedi.

Kadın, sevilmek için randevu alan çocuğuna bakarak sabaha kadar ağladı.


-------------------------

--------------------------

Adam yorgun argın eve döndüğünde 5 yaşındaki çocuğunu kapının önünde beklerken buldu. çocuk babasına, “Baba bir saatte ne kadar kazanıyorsun” diye sordu…

Zaten yorgun gelen adam, “Bu senin işin değil” diye cevap verdi. Bunun üzerine çocuk “Babacım lütfen, bilmek istiyorum” diye üsteledi. Adam -İlla da bilmek istiyorsan 20 milyon” diye cevap verdi..

Bunun üzerine çocuk “Peki bana 10 milyon borç verir misin” diye sordu.

-Benim senin saçma oyuncaklarına veya benzeri şeylerine ayıracak param yok. Hadi, derhal odana git ve kapını kapat” dedi. çocuk sessizce odasına çıkıp kapıyı kapattı.Adam sinirli sinirli;”Bu çocuk nasıl böyle şeylere cesaret eder.” diye düşündü.

Aradan bir saat geçtikten sonra adam biraz daha sakinleşti ve çocuğa parayı neden istediğini bile sormadığını düşündü, “Belki de gerçekten lazımdı”…Yukarı çocuğunun odasına çıktı ve kapıyı açtı… Yatağında olan çocuğa,”Uyuyor musun” diye sordu. Çocuk “Hayır” diye cevap verdi…


-Al bakalım, istediğin 10 milyon. Sana az önce sert davrandığım için üzgünüm. Ama uzun ve yorucu bir gün geçirdim” dedi… çocuk sevinçle haykırdı, “Teşekkürler babacığım”… Hemen yastığının altından diğer buruşuk paraları çıkardı.

Adamın suratına baktı ve yavaşça paraları saydı. Bunu gören adam iyice sinirlenerek, “Paran olduğu halde neden benden para istiyorsun?…

çocuk “Param vardı ama yeterince yoktu ” dedi ve yüzünde mahcup bir gülücükle paraları babasına uzattı;

“İşte 20 milyon… Şimdi bir saatini alabilir miyim babacım?…”


Lütfen sevdiklerinize ve size ihtiyacı olanlara zaman ayırın…
 
--------------------------
------------------------------

Zaman çok çabuk geçiyor.
Çocuklar çok çabuk büyüyor.
Onlar için ayırdığınız zaman; ilişkinizin kalitesini belirliyor;


Sınır Tanımayan Ebeyveynler Topluluğu Ebeveyn ve Çocuk İlişkisi için bir fırsat sunan "Kaliteli Zaman, Kaliteli İlişki" Projesi ile çocuğunuza her hafta sonu iki saat kesintisiz zaman ayırma sözü alıyor sizden...

Şimdi çocuğunuz için iki saatinizi alabilir miyiz?

Davulumdan Masallar
Eğitmen: Serkan Kırmızı
Saat: 14:00 -16:00
Tarih: 24 Mart 2012 Cumartesi
Ücret: 40 TL
Yaş Grubu: 36+ Ay
Yer: Play to Learn Anaokulları Akatlar


Çocuk Yogası
Eğitmen:Sima İbrahimiye Ölçer
Saat: 14:00 -16:00
Tarih: 25 Mart 2012 Pazar
Ücret: 40 TL
Yaş Grubu: 36+ Ay
Yer: Play to Learn Anaokulları Akatlar






Katılım sınırlıdır; stetdern@stetdernek.org adresinden kayıt yaptırınız.

Not: Lütfen kendiniz ve çocuklarınız için ev ayakkabısı ile geliniz.


http://www.playtolearn.com.tr/anaokulu-adres.html

IBAN: TR92 0006 4000 0011 1230 8654 97
Hesap Numarası:




http://www.facebook.com/#!/events/332881040092869/


Cevabın:


Tartışmaya katılmak için giriş yap. Kayıtlı değilsen, bize katıl ve çocuklu hayatını kolaylaştır. Nurturia hakkında daha fazla bilgi için tıkla
Sınır Tanımayan Ebeveynler Topluluğu

Tamamen Ücretsiz

Kaydol Tecrübeli anne ve babalardan yardım al. Sen de yardım et. Anı defteri, fotoğraf albümü, sorular, gruplar...