Bunu almaya ihtiyacım yok!

<123>

Ynt: Bunu almaya ihtiyacım yok!

05/30/2011 19:35:00

Biz çok need to get up to bir aileyiz:)

Biraz kapitalizm,materyalizm karşıtlığı,biraz inanışlar,idealler...
Ee pek tabi şartlar... -Hamilelikler,doğumlar derken evden çıkmayan bi tip-
Evlendiğimizden beri git gide olgunlaşan bir süreç.Tavan yaptı artık.Elimiz bişeye gitmez oldu:)

Eşim tutumlulukla cimrilik arasında bir yerde gelip gider:)
Şaka bi yana çocukların kıyafetlerine varıncaya kadar ihtiyaç olmayan hiç bir şey girmiyor nerdeyse evimize.

Bi zaman sonra almamak çok daha kolay bir hale geliyor.
Sizin deyin cimrilik:) Ben diyim tutumluluk:)

Ynt: Bunu almaya ihtiyacım yok!

Ynt: Bunu almaya ihtiyacım yok!

05/31/2011 20:10:00

Post-shopping itirafı.

Aldığım hatalı yatak örtülü nevresim takımı iade etmek için AVM'ye gittim. Tek amacım buydu ama:

- Yeni bir yatak örtüsü (%50 indirimdeydi)
- Bir tuz koyma kabı (metal ya da camdan değil, ışık geçirmeyen seramikten hem de !!!!)
- Kırmızı deriden bir tepsi (e şimdi yeni bebek gelecek, misafir çok olacak, ikram melamin tepside yapılmaz di mi)
ile çıktım AVM'den.

Ayrıca:
- Az önce buradaki emektar/girişimci bir arkadaşımızın web sitesinden oyuncak sipariş ettim.
- Yeni bebek için küçük bir koru yaptıracağız, onun siparişini verdim.

Kredi kartımı cüzdanımdan her çıkardığım anda bir iç çektim. Normalde pek alışverişkolik değilimdir (ayakkabılar hariç!). Pişman mıyım bilmiyorum. Olmalı mıyım?  

Ynt: Bunu almaya ihtiyacım yok!

06/01/2011 06:34:00

Tandem +1. Kendım gıbı bırını bulabıldıgıme sevındım.

Ucak ve konser bıletlerı ve klasık trenckot/jean'ler harıcınde tek kurus fazla harcamam, kasada alsam mı almasam mı dıye uzun uzun dusunur, muhakkak bır ıkı parca gerı bırakırım. Cunku hep su aklımda: bunu bulamayan ve asla alamayacak olan tonlarca ınsan mevcut dunyamızda. Bız ıse sadece kendı kucuk penceremızden arzu ettıklerımızı goruyoruz.

Kaliteye cok duskunum ama parasına cok dıkkat ederım kısacası.

Yabancı bır arkadasımla konusuyordum gecenler, ona ise bır gun gıydıgım kıyafetı ertesı gun asla gıyemeyecegımı soyledım cevabı su oldu: neden kı, Tanrı zaten bıze ıhtıyacımız olan herseyı vermıs, ben alısverısten nefret edıyorum, ihtiyacımız da yok aslında. Peki dedım, alısverisi (giysi) nasıl, nereden yapıyorsun? Bana zaten kullanmadıklarını verıyorlar, benım ıhtıyacım yok kı dedı.

Harcama sanırım bır vızyon olgusu...

Ynt: Bunu almaya ihtiyacım yok!

06/01/2011 06:56:00

Biz de ailece gerekli olmadan almayanlardanız. Montumuz, ayakkabımız eskimeden almayız, almışsak kesinlike ederinin yarı fiyatına almışızdır yani gerçekten indirimli ise ve yakın zamanda ihtiyacımız olacaksa. Zaten ayakkabı, çanta, giyim düşkünlüğümüz yoktur.

Fonksiyonel mobilyalar aldık, renk olarak da hemen modası geçmeyecek cinsten. Çok araştırdık, çok uygun fiyatlarla aldık. Evimize ederinden pahalı hiçbirşey giremez. Bebek eşyaları için de öyle düşündük, unisex renkler aldık. Büyüdüğünde de kullanırken çocuksu bulmayacağı bir mobilya aldık mesela.

Ambalajlı ürünler alırken ambalaj ücreti çok ise almamaya çalışırız, örn: ürün 5 liradır da afili ambalajla 10 lira yapmışlardır.. Özellikle koca bu konuda çok hassas.

Bizim düzeltmemiz gereken tek konu ise teknolojiye biraz fazla harcıyor olmamız. Gereğinden fazla laptop, harddisk, fotoğraf makinesi, telefon, flashdisk var evde. rahatsızım bundan :(

Ynt: Bunu almaya ihtiyacım yok!

06/01/2011 07:04:00

Amerika'nın son alışveriş trendi: Alışveriş yapmamak!

Hatta eldeki mallardan da kurtulup, hayatı sadeleştirmek! Kriz sonrası, çalışanlar, gelirlerinin daha büyük bir bölümünü harcamayıp biriktirmeye başlayınca, ABD'li üreticilerin etekleri tutuşmuş! Şu ara yapılan çoğu tüketici araştırmaları "Bu adamlar ne satın alırlarsa mutlu olurlar?" la ilgili.

Ortaya çıkmış ki bir servis almak, mal almaktan daha faydalı insan doğasına.
Yani bir ayakkabı yerine kutu oyunu, pahalı bir çanta yerine spor salonu üyeliği, araba yerine seyahat, ruj yerine sinema bileti, insanları daha mutlu ediyor! Bir tecrübe satın almak, kişiye daha yoğun ve uzun süreli bir tatmin sağlıyor. Üstelik 'Mal edinmenin mutluluk getirmediğini öğrenen 'dünyanın en çok satın alan halkı', kocaman otomobillerini, dört oda bir salon evlerini, 48 parçalık yemek takımlarını, doğrayan parçalayan karıştıran onlarca mutfak aletlerini satıp, ayrı bir oda haline gelmiş gardıroplar dolusu giysilerini fakirlere bağışlayıp hayatlarını sadeleştiriyor. Bazı aileler 40 metrekare bir evde, dört tabak, dört bardakla ve işe bisikletle gidip gelerek yaşamanın onları hiç olmadıkları kadar mesut ettiğini iddia ediyor. Bu esnada biriktirdikleri parayı yoga derslerine ve tatillere harcıyorlar.
 
YÜZ EŞYAYLA YAŞAMAYA DAVET!

Bir internet sitesi, tüketicileri sadece ve sadece 100 adet kişisel eşyayla yaşamaya davet ediyor! Yani kıyafet, kozmetik, ayakkabı, kitap, kalem, her şey toplam 100 parça edecek. Sitenin çağrısı büyük ilgi görüyor ve internet kullanıcılarından hatırı sayılır sayıda bir grup, kişisel eşyalarını hayır derneklerine bağışlayıp hayatlarındaki kalabalıktan kurtuluyor. Hikâye, psikologlara göre şu: İnsanlar, iyi ya da berbat, yaşamlarındaki tüm değişikliklere çabucak alışıyor ve doğalarında var olan sabit mutluluk seviyesine bir an önce ulaşmaya çalışıyorlar. Ebeveynlerinden birini kaybeden bir insanın bir süre sonra eski mutluluk ve neşesine kavuşması da bu yüzden, yalı alanın birkaç yıl sonra yalıda oturmayı kanıksayıp eskisi kadar 'mutsuz' olması da! Yani para mutluluk getirmiyor denemez ama parayla satın alınan mallar mutluluk getirmiyor! Şan dersleri, seyahatler, piknikler, tiyatro oyunları filansa başka! Farklı tecrübeler hayatı zenginleştirip memnuniyeti yükseltiyor! Los Angeles lı filmci Roko Belic dünyayı dolaşıp *Happy *(*Mutlu*) isimli bir belgesel üzerinde çalışıyor.

New York Times gazetesinin haberine göre San Fransisco'nun kalburüstü semtlerinden birindeki evini bırakıp, hayatını tamamen değiştirip, Malibu plajında bir karavana taşınmış!

Haftada üç dört gün sörf yapabildiği için şu anda ufacık karavanda çok daha mutlu bir hayat yaşadığını anlatmış.
 
 
AVUCUNUZU AÇMAYI DENEDİNİZ Mİ?

Asya'da maymun yakalamak için kullanılan bir çeşit tuzak vardır: Bir Hindistan cevizi oyulur ve iple bir ağaca veya yerdeki bir kazığa bağlanır. Hindistan cevizinin altına ince bir yarık açılır ve oradan içine tatlı bir yiyecek konur. Bu yarık sadece maymunun elini açıkken sokacağı büyüklüktedir. Yumruk yaptığında elini dışarı çıkaramaz. Maymun tatlının kokusunu alır, yiyeceği yakalamak için elini içeri sokar, ama yiyecek elindeyken elini dışarı çıkarması olanaksızdır. Sıkıca yumruk yapılmış el, bu yarıktan dışarı çıkmaz. Avcılar geldiğinde maymun çılgına döner, ama kaçamaz. Aslında bu maymunu tutsak eden hiçbir şey yoktur. Onu sadece, kendi bağımlılığının gücü tutsak etmiştir. Yapması gereken tek şey, elini açıp yiyeceği bırakmaktır. Ama zihninde açgözlülüğü o kadar güçlüdür ki bu tuzaktan kurtulan maymun çok nadir görülür.
 
Bizleri de tuzağa düşüren ve orada kalmamıza neden olan şey, arzularımız ve zihnimizde onlara bağımlı oluşumuzdur. Tüm yapmamız gereken; elimizi açıp benliğimizi, bağımlı olduğumuz şeyleri serbest bırakmak ve dolayısıyla özgür olmaktır! Bu örnekle benzeştirirsek; ben, sahip olduğumuzu düşündüğümüz her şeyin bizim için birer tuzak olduğunu fark etmediğimizi düşünüyorum:
 
—Çoğunlukla konuşmaktan fazla bir özelliğini kullanmadığımız son model cep telefonlarına sahip olmak,
 
-Ortalama 15 m2´sini kullandığımız ama kullandığımız alandan 10–20 kat büyük evlere sahip olmak,
 
—Belki bir kez giydikten sonra çok uzun sure dolabımızın bir köşesinde unuttuğumuz günün modasına uygun giysilere sahip olmak,
 
—Okumadığımız kitaplara sahip olmak, —Asla kadranın gösterdiği sürate ulaşamayacağımız en süratli arabaya sahip olmak,
 
—Bize günde 3–5 kez zamanı, başkalarına sürekli zenginliğimizi gösteren kol saatlerine sahip olmak,
 
vakit bulup gidilemeyen, gidilse bile dinlendirmekten çok uzak; tabiri caizse yorgunluktan haşatımızı çıkaracak deniz kenarına yakın bir yazlık, bir dinlence evine sahip olmak,
 
—Vaktimize, nakdimize, aklımıza, çenemize zarar verse bile bir futbol takımı taraftarlığına sahip olmak,
 
—Oturmadığımız koltuk takımları, izlemediğimiz dev ekran televizyonlar; kullanmadığımız, faydalanmadığımız daha nelere sahip olmak… Ya da sahip olduğumuzu sanmak…

__Sadece çevre olsun diye bulunduğumuz ortamlar ve arkadaşlıklar
O maymun gibi; avucumuzda tuttuğumuz sürece (faydalanamasak bile) sahip olduğumuzu sanmıyor muyuz? Ve ancak parmaklarımızı gevşetip bunlardan vazgeçtiğimiz zaman gerçekten özgür olup tüm yeteneklerimizi kullanabilir hale gelmeyecek miyiz?
 
Aslında biz bu dünyaya sahip olmaya değil, şahit olmaya gelmişiz. Ah bunu bir anlayabilsek. ..
 
Doç .Dr. Erol ERÇAĞ

Ynt: Bunu almaya ihtiyacım yok!

06/01/2011 07:49:00

Çok güzel bir yazı teşekkürler paylaşım için

Ynt: Bunu almaya ihtiyacım yok!

11/16/2011 13:29:00

Hatırlatasım geldi :)

<123>

Cevabın:


Tartışmaya katılmak için giriş yap. Kayıtlı değilsen, bize katıl ve çocuklu hayatını kolaylaştır. Nurturia hakkında daha fazla bilgi için tıkla
Alışveriş Yapmadan Yaşamak Mümkün

Tamamen Ücretsiz

Kaydol Tecrübeli anne ve babalardan yardım al. Sen de yardım et. Anı defteri, fotoğraf albümü, sorular, gruplar...