Yeni Doğan Döneminde Baba Olmak
Baba adayının çocuğuyla iletişimi de, eşinin hamilelik döneminde ona yardımcı olmasıyla başlar. Hamilelik döneminde anne, kendi içsel süreçlerini gözden geçirmeye koyulur, kendi çocukluğu ve kendi annesiyle olan geçmiş sorunlarını gözden geçirmeye çalışır.
Bu dönemde annenin yaşadığı fiziksel değişimlerin yanı sıra, duygusal değişimler de göz ardı edilemez. Dolayısıyla, hamilelikteki fiziksel sorunlar ve duygusal süreçlerle başa çıkarken babanın eşine verdiği duygusal destek çok önemlidir. Bebeğin doğumuyla birlikte baba için de zorlayıcı bir dönem başlar. “Annelik” hamilelik döneminde kadının zihninde şekillenmeye başlamış olsa da babanın, bebeğin doğumundan önce “babalık” ile ilgili tek referansı, kendi babasının çocuğu olduğudur. Bunun
dışında babalığı bebekle birlikte yavaş yavaş öğrenecektir. Anneler gibi babalar da tüm bu sorumlulukların gereklerini yerine getirebilmek adına kendi istek ve ihtiyaçlarından ödün vermek durumunda kalırlar. Bebeğin doğumu ve anneyle çok yakın ilişki içinde olması ile birlikte kadın ve erkeğin kendilerini ve birbirlerini algılayış biçimleri de değişikliğe uğrar. Hiç şüphesiz hamilelik dönemi ve ebeveyn olarak ilk aylar bir çiftin hayatındaki en hassas ve sıkıntılı
dönemdir. Babaların en çok şikayetçi olduğu değişimlerin başında, annenin tüm ilgi ve sevgisini bebeğe yöneltmesi ve babanın ilgi ve (cinselliği de içeren) yakın ilişkiden mahrum kalmasıdır. Babanın, anne-bebek arasındaki bu yakın ilişkiye imrenmesi gayet
doğaldır. Öte yandan, annenin bazen farkında olarak bazen de olmayarak babayı uzak tutmasıyla ortaya çıkan kıskançlık, sorunlara yol açabilir. Bazı durumlarda kendine güveni yerinde olmayan anne, bebeği devamlı yakınında tutmak ihtiyacında olabilir; bazen
aşırı sahiplenici bir tutumla bebeği başkalarından kıskanır ve sadece kendine saklamak isteyebilir; zaman zaman da yoksunluk ve kızgınlık duygularıyla babayı kendinden uzaklaştırabilir. Bu ve benzeri durumlarda, baba, kendini dışlanmış hissederek hafif ya
da şiddetli kıskançlık belirtileri gösterebilir. Bu dönemde, bebek ve anneyle yakın ilişkisini korumak durumunda olan babaya önemli görevler düşmektedir. Baba, “ben bu ilişkinin dışında kaldım” demek yerine, anne-bebek arasındaki yoğun beraberliğin doğal olduğunu, bu durumun kendisinin anne-bebek ilişkisinin
dışında kalması anlamına gelmediğini bilmelidir. Kendini ne kadar devre dışı hissetse de babanın duygusal desteği ve bunu eşine “Buradayım, seni dinliyorum”, “Yanındayım, nasıl yardım edebilirim” şeklinde ifade etmesi, eşiyle ilişkisini yakından takip etmesi
ve olumsuz durumlarda doğrudan konuşma çabası, olumsuz tepkilerin altında yatan duyguların açığa çıkmasına ve büyük ölçüde yatışmasına yardımcı olabilir. Bir yandan bebekle olan iletişimini devam ettiren babanın, anneye de zaman ayırmaya gayret etmesi, bu dönemde sekteye uğrayabilen eşler arası iletişimi güçlendirecektir. Bebeğin, eve geldiği ilk günlerde imkânsız gibi görünen anne babanın baş başa kalma
çabası, ilk zamanlarda belki birkaç dakikadan ibaret olacak, fakat bebeğin ve evin düzeni oturdukça bu zaman dilimi uzayacaktır. Babalar, eşleriyle baş başa kaldıkları bu özel zamanlarda, bebek dışında konulardan konuşmaya özen göstermeli, rahatlamaya ve keyif
almaya odaklanmalıdırlar. Bebekle ilgilenen üçüncü bir kişinin varlığı ise zaman zaman eşlerin özel bir program yapıp baş başa kalabilmesini kolaylaştırır. Feriha DİLDAR
