organik degil "dogal" tarim hakkinda

06/28/2010 07:23:00

aydin naillinin ocakli koyunde kendi ciftliginde tarimla ugrasan pinar hanimi biliyorsunuzdur.
ilac ile sebze miktarinin artirilmasi ve sebzelerin dayanikli hale getirilmesi konusunda bir yazi yazmis. ciftcilikteki son durumu ozetleyen, isin icinde biri olarak kaleme aldigi bilgilendirici bir yazi olmus. yani "mis" "mus"lardan bahsetmiyor, yasadiklarini yaziyor, bu yuzden de cok carpici. yiyecekler konusunda asla ve asla bosvermislige kapilmayalim. bu konunun "bu ogun de bundan yesin nolur" diyemeyecek kadar onemli oldugunu unutmayalim:


Yaptığım tarım benim icadım değil. Yüzlerce yıl yapılmış ve artık büyük ölçüde terk edilmiş yöntemler... Biz yayladaki Yörüklerden, dağ köylülerinden öğrendik bunu. Ne yazık ki kayboluyor. Öyle bir noktaya gelindi ki bu yöntemle, bu tohumla, bu insan gücüyle elde edilen ürünlerin maliyeti pazar rekabetine dayanamaz oldu. Tüketiciler 1 TL, 50 Kr. gibi fiyatlarla ürün almak isteyince üretici de mecburen ''hay hay'' dedi. Ananevi tarımı terk etti. Terk etmek zorunda kaldı. Şimdi her yerde, herkesin elinde coşturucu haplar, verimi dörde katlayan hormonlar, fazladan magnezyum, fazladan potasyun, tavuk çiftliği atıklarından gübre... Balık çiftliği atıkları ''yosun özü'' oluverdi birden, organik sertifikalı ürünler bununla gübrelenmeye başladı. ''İyi Tarım Uygulaması'' dedikleri toprakta bile değil, ''havada'' yetişen domatesler... Straforları dolduruyorlar bir tüpün içine, potasyum vb. damlatılıyor ince hortumlar ile, içinde domates yetişiyor! FS1 AG, TRG67C, A1D1 TITAN... Herkesin elinde bu tohumlar var son zamanlarda. Hayvan tersi yerine motosikletlerin arkasında, traktörlerin üstünde beyaz tozlar dolu çuvallar götürüyorlar tarlalara. Ne olduğu belirsiz, korkunç bir tarım yapıyor herkes. Bununla da kalmıyor, çıkan mahsülü ''mumlama'' tesislerine götürüyorlar. Neden? Tüketici ''uzun süre dayanan'' sebze istiyor... Tesise giren ürün tutkal bazlı kimyasallarla spreyleniyor. Sonra çürüme, ezilme, yumuşama, solma... Aklınıza gelen her türlü zaiyat önlenmiş oluyor. Artık her şeyin bir çaresi var. Şu çocukluğunuzdan bildiğiniz tere, bildiğiniz roka, bildiğiniz marul tarladan sökülür, eve gelir ve o gün, en geç ertesi gün salata yapılmazsa pörsüyüp ölür değil mi? Artık ölmüyor. Genetik kodları değiştirilmiş marullar solmuyor mesela. Sökülüyor, sebze haline giriyor, kamyonlara yükleniyor, İstanbul Hali'ne giriyor, marketlere dağılıyor, raflara yerleştiriliyor, eve geliyor, bekliyor... Solmuyor! Aldıran yok. Fiyatı ucuz, dayanıklı... Bilerek ya da bilmeyerek, bütün bunları alıcı istiyor. 

Ege'nin pazarlarını gezin, hiçbir şey farklı değil. Tire Pazarı'ndaki, Milas Yolu'nun kenarındaki tatlı köylü teyzelerin hepsi bu tohumlara ve potasyum çuvallarına fazlasıyla aşina. Damatları getirdi. Komşuları öğretti. Köy köy gezip yüzde yüz verim artışını garanti eden, bedavaya tohum ve gübre veren mümessiller anlattı. Toprakları tamamen zehirlendi. Has tohumu dikseler de yetişmiyor artık. Hediye, numune diye diye GDO ve yanında promosyonu olan tarımsal hastalıklar girdi bir kere...

Şimdi fasulyeleri düzleştirici gübreyi atmazlarsa eğri büğrü oluyor. Aynısı salatalıklarda da var. Pazılar mantar hastalığına kapıldı. Bu sene yirmi kilo domates bile çıkmıyor, toprağa güve hastalığı bulaştırdılar. Koca Menderes Ovası, Bursa, Antalya, Çanakkale, Burdur... Tüm tarım alanları sömürge oldu. ''Gıdayı kontrol eden dünyaya hükmeder.''. Bunun bir ileri aşaması hastanelerin onkoloji servislerini dolduran milyon dolarlık makineler... Devasa bir ''kanser sektörü''...

Hemen her gün gübre mümessillerinden telefonlar geliyor bana. Bir yerde adını duymanızın imkansız olduğu tohumları ekmeyi öneriyorlar. En az iki kat, üç kat getiriyi garanti ediyorlar. ''Bakın siz hem kolilerle İstanbul'a gönderiyorsunuz, yolda da dayanır, pırıl pırıl gider.''. Söyledikleri bu...

Babamın kızıyım ben. Kızım için düzgün bir tarım hobisi olarak başladım. Sonra döndü dolaştı bir işe dönüştü. Başta ne yaptıysam, neyi uyguladıysam aynısını uyguladım. Hiç sapmadım, hiçbir zaman da sapmayacağım. Ne olursa olsun... 

Sorunlar var, biliyorum. Marullar yolda sararıyor. Soğuk suya tutarsanız diriliyorlar. Bu kadar basit. Domatesler ezilebiliyor. Elimden geleni yapıyorum. Tek tek kağıda sardırıyorum elimden geldiğince, oluyor, yine eziliyor. Etenesini sertleştiren ve istif imkanı yaratan ilaçlardan uzak durduğum için oluyor bu. Başka çözümler bulmaya çalışıyorum. Birkaç gün erken toplatıyorum mesela tam ermemişken... Size geldiğinde tezgahın üzerine ters şekilde kapatıyorsunuz, birkaç gün içinde kendi kendilerine kızarıyorlar. Basit yöntemler bunlar... Çoğunu öğrendiniz zaten :) 

Ben teşekkür etmek istedim. Hepinize, herkese... 

Selam olsun bana temiz tarımı öğreten Yörüklere, ilk tohumları taşıyan dağ köylülerine, gerçek köyüye, kadınlarıma, bugüne kadar bana hep destek olmuş, yaptığım işi takdir etmiş sizlere, yaylalara, toprağa bin selam...

Ynt: organik degil "dogal" tarim hakkinda

07/06/2010 13:31:00

daginik daginik olmasin, ciftlige ait bilgiler burda toplansin istedim, o yuzden baska bir basliktaki yazimi kopyaliyorum:

pinari tercih etmemin baska bir sebebi, egede olmasi. ege, yetistirilen sebze cesitleri acisindan zengin bir bolge. enginar, kereviz, borulce, limon... ic anadolu'da bulamiyoruz..ve de nazilli.. nazillinin dag koyleri hakikaten "el degmemis" yerler. yakin zamanlarda gazetelerde habeler vardi, turkiyenin en uzun yasayanlari nazilli koylerinde, diye, hatta pinar da bunu sayfasinda cok guzel anlatmis.

tarlalarindaki sebzelere dair aciklayici bilgiler yazmaya baslamis, ilk bolumunu bu hafta yolladi, asagiya kopyaliyorum:

Raf de Casi Domates

Tohumunu dünyadaki tüm domateslerin anavatanı İspanya'dan

getirdim. Binbir emekle, iki – üç sene uğraşarak Nazilli'nin çok daha sıcak ve

güneşli ortamında yetiştirmeyi başardım. Etenesi yumuşacık, çekirdekleri

hafifçe yeşil... İyice olgunlaştığında ağızda dağılıyor. Hafif ekşili bir tadı var.

Tek başına söğüş olarak, bol sulu bir çoban salatada ya da elma gibi ısırarak

yemek için ideal. Üst baş batıyor elbette bu son yöntemde :)

Tarla Domatesi

2010 yazında tüm ova domateslerine musallat olan ve yerel

gazetelerin sayfalarını ilaç firmalarının mantar hastalığı, tuta absoluta, güve

karşıtı... reklamları ile dolduran duruma inat; yüksek ve hastalıktan bütünüyle

uzak yaylada yetişiyor. Nostaljik, kıpkırmızı, yemeklere çok güzel lezzet veren

tatlı bir domates. Rendelemeye, sandviçlere ve barbeküye uygun...

Pembe Domates

Bu domatesin hayranlarının ve yetiştiricilerinin buluştuğu bir platform

bile var. Pembe Domates Ağı (PDA)... Ne var ki her talebe fesat karıştırmayı

seven yurdum insanı bu domatesin de çakmasını buldu. Kıbrıs'tan gelen pembe

renkli bir fide iki – üç sene önce memlekete girdi ve tezgahları kapladı.

Orijinalini en iyi lezzetinden anlarsınız. Çakması saman gibi bir şey... Orijinali

güzel kokulu, yamru – yumru, şekilsiz, içine büzülen yerlerinde siyahımsı izler

olan bir tür. Şekilli dilimler çıkaramazsınız belki ama çok seversiniz inanın.

Kesinlikle özel yasalarla korunması gereken bir tür bana göre.

Uzun Börülce

30 – 40 cm'lik boyuyla, sağlam kabuğu ile çok sevilen, dayanıklı,

lezzetli bir börülce. En çok taratora yakışıyor. Ege'de ''Turşulama'' denen öğüler

için ideal. Tarifi de şöyle: Börülceyi uçlarından azıcık kesiyorsunuz, üzerini

geçecek kadar su ile haşlıyorsunuz. Sonra sıcak suyun içinde bir – iki dakika

bırakıyorsunuz. Bu arada ayrı bir yerde 4-5 diş sarımsağı (biz 8-9 diş

kullanıyoruz) dövüyorsunuz. İçine yarım çay bardağı zeytinyağı ve bir yemek

kaşığı nar ekşisi... Bembeyaz bir köpük haline gelene kadar çırpıyorsunuz

bunları. Sıcak suyundan çıkarıp kevgirde süzdüğünüz börülceye ekliyorsunuz

hemen. Karıştırın, koyun buzdolabına, akşam yemeğinde buz gibi yiyin :)

Kısa Beyaz Börülce

Daha naif, incecik... Bir – iki gün içinde mutlaka pişirmeniz gereken

çok lezzetli bir börülce...Kavurması ve yağlaması yapılıyor. Tarifi ise şöyle:

Yemekten hemen önce börülceyi haşlayın. Kevgirden süzün. Kese yoğurdunu

su ile azıcık açın. Bol dövülmüş sarımsak ekleyin, krema gibi bir kıvama gelsin.

Ayrı bir tavada da tereyağı ve tatlı toz biber çevirin. Rengi iyice çıksın,

köpürsün. Börülceyi bir Borcam'a koyun. Üzerine sarımsaklı yoğurt, en üste de

yağı dökün. Parmaklarınızı yiyeceğiniz garanti :) Püf noktası şu: Börülce iyice

yumuşak haşlanmış olsun. Diri kalmasın. Tereyağını da bol tutun. Nazilli

yemekleri yağı bol sever :)

Topan Patlıcan

Topanı yaylada yetiştiriyorum. Gece dışarıya çıkarken kolunuza çanta

olarak takabilirsiniz. O kadar güzel ve parlak! :) Kızartma, şakşuka ya da

közleme yapacaksanız budur. :) Eğer közlenmiş gelmesini istiyorsanız sipariş

ederken yanına not olarak yazın kafi. Ekmek fırınında közletir yollarım. Hatta

biber de közletirim isterseniz? Hizmette sınır yok :)

Taze Fasulye

(Abartmıyorum) Yüzlerce GDO'lu çeşide karşın orijinal Ege fasulyesini

bulup diktim. İncecik, zarif ve kılçıksız. En çok beğenilen sebzem bu oldu

sanırım. Şimdi daha da güzeli iniyor yayladan. Az az ve ancak havanın

mülayimleşmesi halinde Ayşe Kadın'ın en son otuz sene önce gördüğünüz

versiyonunu gönderiyorum. İçi boncuk boncuk dolu... Kokusu mis gibi.

Çekirdeğinden istediğiniz yerde istediğiniz kadar üretebilirsiniz üstelik! Deep

freeze için uygun... Haşlayıp kevgirde süzdükten sonra doğrayın. Bir kelle

soğanı da tavada bir yemek kaşığı tereyağı ile pembeleştirin. Faulyeyi atın

içine, biraz daha pişirin. Tatlı toz biber ekleyin, biraz daha çevirin. İki – üç tane

de yumurta kırın, muhteşem olur. Çocuklar da bayıla bayıla yerler bu şekilde

hem.

İkinci bir yöntem de aynen börülce gibi haşlayıp, süzüp sarımsaklı

taratorunu yapmak. ...ki her sebze yazın bu şekilde turşulanır Ege'de. Et denen

şeyi yedikleri yok zaten. Sıcak yemek de yazın tercih edilmiyor. Turşula,

buzdolabına koy, akşam yemeğinde yanında yufka ve karpuzla ye... Şahane bir

yemek kültürü :)

Uzun Patlıcan

Bu patlıcan karnıyarık yapılsın diye yaratılmış. Yanına şehriyeli pilav

ne komposto olmazsa olmaz... Tarife gerek yok aslında başka ama şaşırsanız

da bilin ki patlıcan da burada doğranıp haşlanıyor, süzülüp sarımsaklı yoğurt ile

yeniyor genelde. Bu tarif zaman sorunu yaşayanlar için daha uygun sanki :)n

sanki :)

Süt Darı

GDO'suz mısır bulmak denizde inci aramak gibi bir şey son yıllarda...

Sanırım bir tek Karadeniz civarında kullanılıyor gerçek tohumlar. Üzerinde

anormal şekilde oynanıyor mısırın... Süt ineklerine slaj olarak veriliyor, her eve

kanseri sokuyor.... Tohumlar seri numaraları ile satılıyor Ege'nin her

kasabasında. Eskiden adına ne denirdi, nereden bulunurdu tohumlar unutuldu

gitti... Geçen sene Safranbolu'dan gelmişti tohumlarım. Bu işe çok meraklı

sevgili dostuma buradan teşekkür ediyorum :) Bu sene de Afyon'un güzel mi

güzel bir köyündeki akrabalarından sevgili İzmirli dostum getirdi :) Yiyen

herkes çok beğeniyor. Hatta bayılıyor! İzninizle küçük bir uyarı... Ne olur şu

mısır konservelerinden, Corn Flakes'lerden uzak tutun çocuklarınızı. İnanın

''mutlaka yemesi gereken'' bir şey değil. Eksik olsun... Lütfen...

Kabak

''Kabak tadı vermek'' deyimi haksızlık ediyor buna. İftiraya uğramış

bir sebzecik... Lezzeti olmayan bir şey değil kesinlikle ama tüm Türkiye kışın

domates yetiştirilen Antalya seralarının kabakları ile besleniyor. Tam olarak da

şöyle oluyor: Tüm kış aklınıza gelen her türlü ilaç ve hormon ile beslenen

domatese benzer şeyler Haziran ayı'nda arz fazlalığından sökülüyor. Yerine

büyük bir hızla büyüyen ve iki ayda meyve veren kabaklar dikiliyor. Toprakta

ne mineral, ne kalsiyum ne başka şey... Amaç üç ay da olsa serayı boş

tutmamak... Ne olursa olsun paraya çevirmek... Sizler, aileleriniz yakanıza

yapışan hastalıklarla boğuşuyorsunuz, kime ne..? İşte bu nedenle kabak, yerli

ve bahçe mahsülü olduğundan emin değilseniz asla almamanız gereken bir şey.

Gerçeği sapından bile güzel kokusu çıkan, dolmasını yaptığınızda

kokusu bütün evi saran, bağırsak tembelliği başta olmak üzere her derde deva

bir sebze...Burada kullanılan özel bir tarif yok. Kilo sorunu yoksa mücver

yapılıyor, kilo varsa dolma :) Dolmayı Nazilli usulü etsiz yapmak istiyorsanız da

harcı şöyle oluyor: Pirinç, soğan, az şeker, bir yemek kaşığı tereyağı, az

karabiber, az salça... Zeytinyağında kavurun biraz, sonra kabakları doldurun.

Üzerine de domates rendesi ve tereyağı karışımından sos yapın. Tencerede

sıralı dolmalara bunu dökün. Kısık ateşte pişirin. Hiçbir yerde ete gerek yok

bana göre :)

Taze Barbunya

En uygunu yaylalardan inen, çizgili değil de neredeyse tamamen

kıpkırmızı kabuklu olan kınalı barbunya... Çiğ yediğinizde ağzınızda şekerli bir

tat bırakır. Buradan anlayabilirsiniz... İri taneli, leziz mi lezizdir. Aklınıza gelen

her türlü yemeği yapabilirsiniz. Çocukların sağlığı için haşlama suyunu

kesinlikle dökmeyin. Kıymalı, salçalı, tereyağlı yemeği pek revaçta. Yanına da

ev mayası yoğurt.... Size süper enerji! :) Temmuz ayı dondurucuya atmak için

en uygun ay bu arada, bilginiz olsun...

Çarliston Biber

Listede ''Çarliston'' olarak yazdıysam da Anadolu'da eski tohumlardan

çıkan bu türe ''beyaz biber'' deniliyor. Kırdığınızda mis gibi biber kokar.

Mutfaktan salona taşar kokusu... Koca bir tarlada üç beş köken acısı

olabilir.Acısı da acıdır hani... Hiçbir şeye benzemez. Gönül isterdi ki size giden

her biberi dibinden kırıp tadarak test edelim ama pek kabul görür mü bilmem

bu yöntem :) Tam burada bir şeyi hatırlatmak istiyorum. Hatırlar mısınız o

zamanları bilmem... Hani anneniz pazardan biber alır, gelir, mutfak tezgahının

başında biberleri doğramadan önce ucundan koparım bu parçayı dilleriyle

tadarlardı sürekli. Acı çıkanlar kızartma yapılıp evdeki ''acı severler'' için

kızartma yapılıp bir kenara kalkardı. Tatlı olanlar da yemeğe doğranırdı. İşte bu

sahne laboratuarlarda her şeye hakim olunmaya başlandığında ortadan kalktı.

Vallahi gücenmiyorum ama ne olur birkaç tane acı çıktı diye sitem etmeyin.

Şükredilecek bir durum bu, inanın... :)

Bezelye

Sıcak havayı sevmez. Rüzgarlı, ılık iklim idealdir. Bu nedenle hava

acayip sıcak olmaya başladığında bende olmaz, kabuğu yanar hemen. Havalar

serin gidiyorsa tarlada döker, o ara isteyebilirsiniz. Bu mevsimde İstanbul'a

inen bezelyenin tamamı Bursa – Karacabey'den geliyor. Karacabey'deki tarımı

ne siz sorun ne ben söyleyeyim. Feribotla falan bir haftasonu gezmek için çok

yakın aslında size. Bir gidin, görün. Gerçekten çok isterim :)

Fidan Kereviz

Literatürde yaprak kereviz olarak geçiyor yanılmıyorsam. Bu

mevsimde kışlık kereviz dikimleri yaptığımız için tohumdan fideleme yapıldı. Bu

fideler aynı zamanda tazecik yemek için çok uygun. Tüm sos ve çorbalarda

aroması ile, vitaminleri ile eşsiz... Daha da güzeli ekşili – nohutlu yemeği ki

onun da tarifi şöyle:

Kerevizin yeşil yapraklarınız ayıklayın. Dallarını ve altındaki minicik

topanını soyarak kesin. Dalları da parmak parmak doğrayın. Zeytinyağına önce

pırasaları doğrayın, sonra kerevizleri... Sonra birkaç avuç haşlanmış nohut atın.

Bol bol domates rendeleyin, az su ekleyin. Kapatın. Tatlı toz biberi de çok sever

bu yemek. Pişince hiç açmayın, demlensin. Sıcakken üzerine limon sıkıp

sofraya getirin. Tadı muhteşemdir :)

Taze Asma Yaprağı

Üzümler olmadan toplandı. Gayet ince, gayet zarif... Benim size

yolladığım şekilde hiç yıkamadan boş ve kuru bir kavanoza sımsıkı bastırın.

Kapağını kapatın. Ne tuz ne bir şey... Bu şekilde hiç açmadan bir sene bile

muhafaza edebilirsiniz. Yemek yapacağınız zaman açın, yirmi dakika kadar

haşlayın. Harcını koyup sarın. Derin dondurucudan daha pratik ve sağlıklı bir

yöntem bana göre. Kilo ile satılmıyor bu. Bir birim = Bir kesekağıdı dolusu gibi

bir şey... Bir tencere sarmaya yeter. Ortalama 450 gr geliyor.

Enginar Kelle

Taç yaprakları ayıklanmamış halde gönderiyorum. Yani çanak değil...

İzmirliler, Giritliler için enginar dolmasından daha güzel bir yemek yok sanırım.

Tarçınlı, kuş üzümlü, fıstıklı, soğanlı bir harç ile doldurulur, düdüklüde pişer.

Taç yaprakları yumuşacık olur. Emerek, soyarak büyük bir zevkle yenir :) Ufak

ve tazeleri uygundur bu dolma için.

Salatalık

Bu konuda bir bilgi vermek istiyorum sadece. Çiftlikte koliler genelde

saat 14:00'da hazırlanmaya başlanıyor. Kolilere konulan salatalık en son gelen

ürün ve 12:00 – 13:00 arası kopartılıyor. Yani tazenin de tazesi... Ancak

salatalığın bir özelliği var. Dalından kopar kopmaz çok büyük bir hızla, bir – iki

saat içinde suyunu kaybeder. Hafifçe buruşur dış kısmı. Normalde çiftçiler bu

aşamada soğuk su dolu leğenlere yatırır salatalığı ancak bizim bunu yapacak

vaktimiz olmuyor. Sizden bunu rica ediyoruz :) Gelir gelmez soğuk suyun

altında bir dakika kadar tutarsanız sertleşip dirildiğini görürsünüz.

Kapya Biber

Kırmızı yağ biberi... Güneşi en çok seven sebze bu. Gün geçtikçe

güzelleşiyor. Hala tam kıvamına gelmedi. Temmuz sonu süper olacak. Şimdi

tek tük var... Havalar serin gittiğinde rengini almaz. Dolma mı yapacaksınız

yoksa közleyip salatasını mı yapacaksınız, not olarak yazarsanız ben de ona

göre yollarım. İsterseniz odun fırınında da közleyebilirim :) Siz kabuklarını

soyup salata yaparsınız. Ben dolmasına bayılıyorum. Etsiz yaptığım için bol

soğan, nane, salça ve -olmazsa olmaz- tereyağı ile pişirirsiniz, etin eksikliğini

hissetmezsiniz.

Dolmalık Yeşil Biber

İnce kabuklu, kabuğu kokulu... Mumlanmamış orijinal dolmalık

biber... Kabuğundan su kaybetme sorunu bu biberde de vardır. Hafif buruşsa

da aldırmayın. Su içinde tutun, ya da doğrudan pişirin o şekilde. Bayat falan

değil yani :) Kopardıktan hemen sonra suyunun uçması normalidir bunun...

Yeşil Börülce

Uzun olana oranla daha ince ve daha zarif... Haşlayıp kevgirde

süzerek bırakın. Başka bir yerde domates ve sarımsağı zeytinyağı ile öldürün.

Suyunu iyice çekince börülceyi karıştırıp bir – iki dakika çevirin. Soğutun. Tek

tük kılçığı vardır. Haşlanırken kılçık börülceyi bırakır. Sıcak suyun içine elinizi

sokup pıt pıt almanız lazım. Şikayet etmeyin bundan da ne olur :) Doğalı bu...

''GDO'' denen şey en çok ''kılçıksız börülce'' falan isteyen ev hanımlarından çıktı

inanın :)

Narpuz (Yarpuz)

Tertemiz su kaynaklarının yanında olur. En keskin kokulusu

yaylalardakilerde olur. Yaşar Kemal romanlarında hep betimlenir ya, o işte :)

Yapraklarını lif gibi kullanıp üzerine sabun sürerek kullanın. Vücutta mentollü

mis gibi bir koku bırakır. Şu ara özütünü çıkardık ve enfes bir sabun yaptık.

Çok sürmez, kurur kurumaz satışa koyacağım.

Taze Nane

Bol bol alın. Bir gazete kağıdına dallarını serseniz yeter. Hemen kurur.

Hile karışmamış mis gibi naneniz olur. İsterseniz ayranda, limonatada, salatada

kullanırsınız kıyıp. Yazın naneyi koklamak bile insana hayat veriyor. Bağ ile

satılıyor.

Pırasa

Kış için pırasa dikmeye başladık şu ara... Bu pırasalar da aynen

kerevizler gibi tazecik fideler... İncecik kıyıp marul ile birlikte bol limonlu

salatasını yapabilirsiniz. Pırasa mücveri, pırasa böreği, pırasa ile

hazırlayacağınız otlu iç... Her biri süper olur. Bir tek geniş halkalar çıkmaz

zeytinyağlı pırasa için.

Taze Soğan

İki tipi var. Birinin kelleleri iri. Kellesini alı, kesip ayrıca yemekte

kullanabilirsiniz. Yeşil yapraklarını ise salatada... Diğeri taze soğanımız...

Yayladan yeni yeni iniyor. Çok az geliyor. Yeter mi yetmez mi bilmiyorum.

Sarımsak

Kurudu artık. Çin malı plastik gibi bembeyaz sarımsak değil. Sarı –

esmer, güneşte kurutulmuş doğal sarımsak...

Bamya

Pembe saplı yayla bamyası da diktik. Sultani bamya da... İkisi de çok

nefis. Biz şöyle pişiriyoruz: (Elbette etsiz) Bir baş soğanı incecik kıyın. Yarım

çay bardağı zeytinyağı ile pembeleştirin. Bir iri domatesi rendeleyin bunun

içine. Bu da suyunu çeksin. Yarım tatlı kaşığı tız biber atın. Bir adet kırmızı

kapya biberi doğrayın. Varsa bir avçu haşlanmış nohut ve yarım çay bardağı

kadar koruk suyu ekleyin. İyice köpürüp özleştiğinde ayıklanmış bamyayı da

katıp yirmi dakika kadar ellemeyin. Demlensin. İşte bu kadar :) Et bana göre

lezzetini bozar. Elbette damak zevki sizin :)

Limon

Parafin banyosu ile delikleri tıkanmamış, bildiğiniz normal limon. Mis

gibi kokuyor elbette. Ambar limon dediğim de soğuk hava deposu değil...

Kağıda sarılıp serin, kuru bir depoya kalkıyor yayladaki bekçi evinin altında.

Kabuğundan yiyip kabuğu iyice sertleştiğinde satışa çıkıyor. Bu sene limon

ağaçları verimden düştü. O nedenle biraz fiyatlı...

Semizotu

Yabani... İstanbul'da herkes tohumdan dikilen ve seralarda yetişen

yeşil yapraklıya alışık. Bu semizotu yabanidir. Sapları pembe olur.

Kendiliğinden marulların arasında biter. İri bir bağ olarak satılıyor.

Acur

Uzun ve etenesi değişik bir salatalık. Kıtır kıtır yenilir. Cacık için

salatalıktan daha uygundur lezzeti. Antakya mutfağının meşhur yemeklerinden

''Acur Dolması''nı yapabilirsiniz. Acuru oyup yağda kızartın. İçinin harcını firik,

kıyma, sumak, salça, soğan ve baharatlar ile hazırlayın. Sofranızda son derece

farklı bir yemeğiniz olsun.

Maydanoz

İnce yapraklı... Has tohum... Gübre, yosun özü kesinlikle

kullanılmıyor. Bol hayvan tersi ve her gün çapa yapılarak yetiştiriliyor. Size

yollamadan önce yıkamamaya çalışıyoruz ama bazen çok çamurlu oluyor,

yıkamak zorunda kalıyoruz. Fazlalarını şu anda kuruyoruz. İlk kuruyanlar çok

farklı, çok çok güzel oldular. Kurusunu da tazesini de öneririm.

Dereotu

Bizim dereotumuz tohumdan değil yabani... Buralarda ''tarhun''

deniliyor. Dereotunun neredeyse aynısı ama ufak bir nüans var. Sapını kırın ve

kokusunu içinize çekin. Otuz yıl öncesine gideceksiniz :)

Taze Mancar

Kocaman topan olana pancar diyorlar buralarda. Şu sıra ufak

fidanların orta boy topanları var. Soğuk yeri seviyor. Sadece yaylada yetişiyor.

Tarifi şöyle: Topanları kesin. Atın tencereye. Haşlayın. Çatal girecek

kadar pişsin. Kaynar suyun içinde birkaç dakika beklesin. Siz o arada dört –

beş diş sarımsak ezin, yarım çay bardağı zeytinyağı ile bu sarımsağı köpürtün.

Bembeyaz olunca içine tercihe göre koruk suyu, limon suyu ya da nar ekşisi

ekleyin. Çırpmaya devam edin. Krema gibi olunca pancarları sudan çıkarın.

Soyun. Halka halka kesin. Bu kremayı dökün, karıştırın, emişsin. Buzdolabına

atın. Akşam yemeğinde yemeğin yanına getirin. Soğuk soğuk leziz olur. Tuzunu

atmayı unutmayın sakın :)

Koruk – Koruk Suyu

O kadar fazla sağaltıcı yönü var ki saymaya sayfalar yetmez. Her

şeyden önce şunu yazayım. Koruk, üzümün olmamışı, hamı falan değildir.

Koruk asması orijinaldir. Bir tür deli asma... Aşılanırsa üzüm olur ancak. Satışta

olan has Yediveren Koruğu'dur. Koca bir tarlayı sadece buna ayırdım. Katı

meyve sıkacağında suyunu sıkın. Bu suyu şişeye koyun. Ağzı kapalı şekilde altı

ay rahat dayanır. Ekşili olmasını istediğiniz her yemeğe, her salataya,

bamyaya, ekşili köfteye, patlıcan salatasına kullanın. Hatta en güzeli koruk

suyunu bardağa koyun. Şekerle ezin. Buzlu su ekleyin ve çocuğunuza dünyanın

en sağlıklı, arındırıcı, şifalı meyve suyunu verin. Buralarda ''İç goruk olma

moruk'' diyorlar :)

Patates

Lezzetini uzun süre unutamayacağınız, yerken de çocukluğunuzdaki

kızartmanın tadını bulacağınız patates... Yetiştirmesi, önlemesi, anlaması beş

sene sürdü. Madran Dağı'nda bir zamanlar çok sevilen, çok dikilen, son on

senedir düşük verim nedeniyle rağbet görmeyen bir tür... Kaymaklı Bozdoğan

Patatesi'nden dikildi.

Ynt: organik degil "dogal" tarim hakkinda

07/06/2010 13:44:00

pinarin melengec corbasi macerasi (boyle besleyici baska bir corba var midir acep):

Enginar kalbi, kereviz fidanı, kereviz topanı, yer elması, bolca havuç, bolca dereotu, maydanoz, ısırgan otu, pırasa, taze sarımsak, dilbarım otu ve en önemlisi melengeçi bir kazana attık. İçine koku vermesi için intişah, çörtük ve tarhana otu ekleyip hep birlikte kaynattık. Kaynar hali geçince ruşeymi ayrılmamış buğday unu ilave ettik. Sonra da bol bol kaymaklı yoğurt ekledik.

Hamur haline getirip temiz çarşaflar üzerinde bol rüzgar alan terekede kuruttuk, her gün çevirdik, kırıkladık... Sonunda iyice kuruyunca taş değirmende öğüttük.

Ynt: organik degil "dogal" tarim hakkinda

07/06/2010 14:00:00

Sevgili Pamukelma, Pınar Hanım gibi bende oğlum olduktan sonra sağlıklı(!) gıda konusu ile ilgilenmeye başladım.Şehir karmaşası içinde süpermarketlerden mümkün olduğunca uzak bir beslenme şekli geliştirmeye çalıştım.memleketten eski tohumlarla üretilmiş ve üretim aşamasına güvendiğimiz bazı sınırlı ürün takviyesi dışında,  Ankara'daki organik pazardan sebze meyve-deterjan vs. ihtiyaçlarımızı karşılıyoruz.Üzerinde durduğun konu çok önemli.Çünkü organik pazarda dahi tohumları sonradan uydurulmuş mısır, domates, salatalık vs. görmek mümkün.Halbuki üretim aşamasından daha ziyade bir ürünün sağlıklı dolayısıyla güvenilir olmasını belirleyen kesinlikle tohumun orijanilliği.Bu yüzden ben iki katı fiyatta ödesem pembe domatesler almaya devam edeceğim.Yamuk yumuk sırasız mısırlarımın lezzetini, yamuk kısa tombul salatıkların lezzetini benim oğlum da yaşasın ve gelecek nesillerin de yaşaması adına bu tarzda üretim yapan üreticilerden ürün alalım.Ben organik pazarda böyle eski tohum mahsullerini bulup alıyor ne güzel lütfen bunları üretmeye devam edin diyorum.Pınar Hanımın dediği gibi yok arılı yok bilmem topraksız vs.üretim, iyi tarım lütfen bunlara kanmayalım.Çocuklarımız için en sağlıklı tohumların en sağlıklı yöntemlerle buzdolabımıza girmesi için bu tarz bi lgileri bu platformda paylaşmaya devam edelim, Pınar Hanım ile kendi adıma bağlantı kurmak da şart oldu anlaşılan.Hoşçakalın.

Ynt: organik degil "dogal" tarim hakkinda

08/16/2010 14:55:00

Pinar'in Hurriyet'in Pazar ekinde yayinlanmis kucuk bir roportaji:

http://www.hurriyet.com.tr/pazar/15508933.asp

Ynt: organik degil "dogal" tarim hakkinda


Cevabın:


Tartışmaya katılmak için giriş yap. Kayıtlı değilsen, bize katıl ve çocuklu hayatını kolaylaştır. Nurturia hakkında daha fazla bilgi için tıkla
Organik ürünlere meraklı olanların grubu

Tamamen Ücretsiz

Kaydol Tecrübeli anne ve babalardan yardım al. Sen de yardım et. Anı defteri, fotoğraf albümü, sorular, gruplar...