benim ilk anneler günüm..

05/08/2011 11:18:00

Bir aydır bazen durduk yere neşelenip “Anneyim ben!” diyorum, gülümsüyorum kendi kendime. Oğlum doğalı bir ay oldu..

Doğduğu günden beri “deliksiz uyku” kavramım yok benim. Uykunun en güzel yerinde bir ses duyuyorum, kaçar gibi kalkıyorum yataktan, beşiğe koşuyorum. “Yastık düşmüş olabilir mi? Örtüyü yüzüne mi çekti? Kustu mu yoksa? Yan yattığından emin miyim?” soruları bir nefeste geçiyor aklımdan. Yanına gidip, sırtına, karnına yavaşça birkaç kez dokununca uykusuna geri dönüyor, aç ya da bezi balon gibi dolmuş değilse tabii! Benim deliksiz uykum, onun uykusuna geri dönüşü. O an dünyanın insomnia sorunu çözülmüş gibi geliyor bana. Öyle rahatlıyorum.

Doğduğu günden beri kesintisiz yemek yemedim ben. Ben acıkınca o da acıkıyor gibi. Sağ yanağına parmakla dokunulsa ağzını açıp sağ tarafına dönüyor, sol yanağına dokunulsa sol tarafına. Oğlumun “Açım ben” ifadesi. Beslenmesi biraz gecikse, huysuzlanıyor, hemen ağlamaya başlıyor. Sonra mucize gibi bir şey oluyor, aylarca içimde büyüttüğüm oğlum benim vücudum ürettiği bir sıvıyla doyuyor! Beslenme süresi yaklaşık 45 dakika. Zaman zaman yoruluyor, öyle bekliyor, sonra devam ediyor, baya zaman alıyor ama o doyunca bir an Demokratik Kongro Cumhuriyeti doymuş gibi geliyor bana. Rahatlıyorum sonra.

Oğlumun doğduğu günden beri huzurla çıkmadım ben dışarıya. O yanımda değilse ona yanında şu anda bu deneyimsizliğime kıyasla, otuz yıllık deneyimiyle benim bakabileceğimden çok daha iyi bakabilecek biri olduğu halde aklımda hep “Uyandı mı? Acıktı mı? Ağladı mı?” soruları. Evi arayıp, her şeyin yolunda olduğunu öğrenip, bütün endişelerim birden silinince tükenmişlik sendromuna kesin çözüm bulunmuşçasına mutlu oluyorum. Eğer bebeğim de yanımdaysa kendimi “ohh rüzgâr ne güzel esti” yerine “aman örtelim, çok esiyor”,  “şuraya da gidelim mi?” yerine “eve mi gitsek, rahat rahat yatsa”, o yanımdayken ya da değilken  “bir bira alayım!” yerine “taze sıkılmış meyve suyu içeyim, süt yapsın.” cümlelerini kurarken buluyorum.

Oğlumun doğduğu günden beri elimde kumandayla bir koltuğa uzanıp aklımda hiçbir şey olmadan keyif yapmadım ben.  Huzurla başımı yastığa koyduğum bir an yok. Aklımda hep “Kakasında bir şey görmüştük ama kötü bir şey mi ki o?”, “Doymuyor mu yoksa?”, “Dün sağ tarafına mı yatmıştı? Bugün sol tarafına mı yatmalı şimdi?”, “Bu damlayı veriyoruz ama acaba zararlı mı?”, “Bu kıyafeti giydirdik ama dar gibiydi sanki, acaba belini sıktı mı?”, “Kakası yeşil mi, sarı mı olmalı?”, “Gaz için tam olarak ne yapmalı?” soruları.. Bir de tabii haberleri izlerken, tek bir iyi haber dinleyememişken, “Ben oğlumu bu dünyadan, bu insanlardan nasıl koruyacağım.. bütün bunlara nasıl hazırlayacağım..” korkusu.. Bazen kendime şunu soruyorum “Bebeğim olmadan önce ben neyi kafama takıyordum ki?” çünkü başka hiçbir sorun “bebeğine bir şey olması ihtimali” kadar can acıtıcı olamaz; bunu hiç aklından çıkaramıyorsun.

AMA. Yaptığın her şeyi hiçbir şey beklemeden yapıyor, bütün bunları yaparken de bir an olsun, bir kez olsun “Amaannn yeter!” demiyorsun. 

Anladım ki annelik aklındaki onca endişeyle dünyanın en huzursuz insanı gibiyken, aynı zamanda dünyanın en mutlu insanı olabilme sanatıymış! Bilinçsiz de olsa o güldüğünde dünyalar senin sanıyorsun. Bir refleks olarak parmağını sıkıca tuttuğunda duygulanıp, ağlamak isteyebiliyorsun. Gözlerini kocaman açıp seni tanımak ister gibi uzun uzun yüzünü incelerken, o an hiç bitmesin istiyorsun.. Yeni bir güne “offf çok sıkıldım, yapacak bir şey de yok” diyerek asla uyanamıyorsun; senin hayatının bir anlamı var! Üstelik bunu hiç aklından çıkaramıyorsun..

Önce dokuz ay içinde, sonra ölene kadar aklında, kalbinde büyütüyorsun.. onu düşünmeden geçebilecek tek bir günün yok, adın kadar emin oluyorsun…

Anneler günü mü? Hemen büyüsün ve ben onun hayatı boyunca öyle iyi, öyle duyarlı, öyle sevecen, öyle şefkatli, öyle düşünceli, öyle anlayışlı bir anne olayım ki, bana bir kere olsun hani o reklamdaki gibi;

“Annedir yüreği fazla dayanamaz.
Herkes bıksa benden annem bana doymaz.
Öper besler beni unutur kalbinde.
Annem burda olsun bana bir şey olmaz..

Her gün bakar bana kusurumu görmez.
Günler gece olsa o ışığı sönmez.
Ellerim büyüdü avuçlarında.
Bi tek annem olsun bana bir şey olmaz..”

desin gerçekten hissederek, bana bakıp gülümseyerek, işte o zaman “bana bir şey olmaz…”


Cevabın:


Tartışmaya katılmak için giriş yap. Kayıtlı değilsen, bize katıl ve çocuklu hayatını kolaylaştır. Nurturia hakkında daha fazla bilgi için tıkla
2011 Ilkbahar Bebekleri

Tamamen Ücretsiz

Kaydol Tecrübeli anne ve babalardan yardım al. Sen de yardım et. Anı defteri, fotoğraf albümü, sorular, gruplar...