Amour - Haneke

02/20/2013 12:17:00

Malum oscar adayları son dönemin seyirliklerini epey bir etkiledi..Çoğumuz merak edip aday olan filmlerden bir kaçını izlemeye başladık. İzlediklerim içinden en çarpıcı olanı kesinlikle Amour'du..İzleyenler burada tartışabilsin diye açıyorum başlığı..İzlemeyenler için spoiler olabilir, aklınızda olsun..

Ynt: Amour - Haneke

02/20/2013 13:28:00

İstanbul İfsak'ta Film Analizi Semineri'nde Haneke Sineması var. Haneke sever iseniz kaçırmayın. 25 Şubat'ta başlıyor.

Ynt: Amour - Haneke

02/20/2013 19:47:00

Hanekeden baska bir "ev" filmi.. İki kisi uzerinde donen hikayeye az ve oz sayida kisi gerektigi kadar giriyor. Kari koca entellektuel bir ciftin hic beklemedikleri anda, siradan bir gunlerinde yemeklerini yerlerken kadinda bir hastalik bas gostermeye basliyor.. Sonrasi kadinin da adamin da bu hastalikla verdikler sinav. Kadinin gururlu ruh hali ile yardimi kabul etmeyisi, adamin da ayni sekilde karisinin yardima muhtac gorunmesini istememesinden kaynakli kimsenin(kizinin) yardimini istememesi, ve adim adim gelinen final sahnesi.. Hepsi bu kadar karmasik ruh halleri iken Hanekenin naif ve kendine ozgu diliyle anlatilmis filmde. Bu kadar kirilgan ve arabeske kolayca kayabilecek bir konuda olagan ve gercekci diyaloglari, sade ama carpici sahneleri ve son derece dogal oyunculuklari nasil yakalayabiliyor.. ben bir kez daha Hanekeye hayran kaldim izlerken..

Ynt: Amour - Haneke

02/22/2013 09:08:00

Burcu selam, ben filmdeki aşk ile vurgunun curumek olmadigini dusunuyorum. Adam karisina olan aski sebebiyle sonu o sekilde hazirliyor. Karisinin kendisini asla gormek istemeyecgi bir halde gormeye dayanamiyor, ona olan aşki sebebiyle.

Guvercin sahnesi evet iyiydi :)

Ama bana gore en vurucu olan son sahnede hadi hazir misin cikalim diye karisinin kocasini cagirmasi , evde cikip gitmeleri dahice bir son idi.

Seviyorum bu adami, durmadan film yapsin :)

Ynt: Amour - Haneke

02/22/2013 09:10:00

Haneke çok severim..ilk fırsatta izlemeli :)

Ynt: Amour - Haneke

02/22/2013 09:40:00

yeter la spoiler vermeyin :))

Ynt: Amour - Haneke

02/22/2013 09:53:00

DİKKAT DİKKAT!!  Çokca spoiler icerir izlemeyenler okumasın:)


Bu film icin soyleyebilecegim ilk sey "fazlasıyla gercekci" olabilir. Gecen aksam saat 00:00' da basladım filmi izlemeye. Evin sessizligi filmin sessizligine karıstı ve sanki yukardan biryerlerden bu yaslı ciftin degişen hayatlarına tanık oluyor gibiydim. Film bittginde uyuyup kalan esime baktım, ya dedim bizim de basımıza boyle birsey gelirse? İşte film kendi hayatınızı, evliliginizi, saglıgınızı ve geleceginizi sorgulatan cinsten. Filmi hollywood filmi sevenlere tavsiye etmem, Haneke sevenlere onun tarzını bilenlere ve tanımak isteyenlere tavsiye ederim.

Film kapalı atmosferiyle hapsedilmiş iki beden ve ruhun, yasadıgı hastalık, yaslılık, acizlik, yalnızlık ,ölüm ve aşk temalarını cok gercekci işlemiş ve hissetirmiş. Yemek ve uyumak ve bazı gundelik(tras olmak,diş fırcalamak,bulasık yıkamak) işlerin yer alması ,  kadın ve erkegin yataktaki dusunme anları ve uzun sessizliklerinin filmde yer alması hayatın sıradanlıgını gostermek adına cok sey anlatıyor ve filmin gercekligine vurgu yapan sahneler.  (Kutuphanenin ustundeki tozlar bile dikkatimi cekti soyle bi uzanıp silesim geldi:)


Filmde dikkatimi ceken sahneleri soyle sıralayabilirim:

İlk etkilendigim sahne konser sahnesiydi. Yaslı cift konsere gidiyor ve  belki de ev dısında yaptıkları tek aktivite buydu. Konser sırasında kameranın seyircilere donuk olması bianda noluyor dememe yol actı. Bu bolum sanki filmin devamına yapılan bir flashforward niteligindeydi. Yonetmen filmin devamında bizim bu yaslı ciftin hayatına seyirci olacagımızı  ve onları izlerken kendi hayatlarımıza da birer izleyici olabilecegimizi hatırlatmıs gibiydi.

İkinci ilgimi ceken bolum "kuş" un pencereden iceri girdigi ve George'un onu dısarı cıkarmaya calıstıgı ve filmin devamında bir kez daha karsımıza cıkacak olan "kuş" sahneleriydi. Aslında ilk kışkışladıgı bolumde "kuş"u eve gelen hareketli, canlı hayatı sembolize eden bir oge gibi dusundum ama ikinci kuş sahnesinde yonetmenin "kuş" ve " Anne" arasında bir benzetme yapmak istemiş olabilecegini hissettim. Cunku George kusu ortuyle ustune kapatarak yakalamaya calısmıstı tıpkı Anne'ni bir yastıkla bogmaya calıstıgı gibi ama "bu sefer" kuşu serbest bırakmıstı. (Kus semboli tartısmaya acıktır bence herkes icin baska seyler dusundurebilir)

Bir diger sahne George'un Anne'e yemek yedirmeye calısırken Anne'nin agzını kapatarak reddetmesi bana kendi oglumla aramda gecen yemek yedirme ve reddetme seanslarımızı hatırlattı. George'un Anne'e tokat atması da cok uzucuydu ama bu sahnede hissetigim sey "ask"ın farklı bir ilişki modeline gecmesi gibiydi. Baba ve kucuk kızı gibi...

Filmde en akıllıca kurgulanan sahneler "kapı" sahneleriydi diyebilirim. Filmin ilk sahnesi "kapı" semboluyle baslıyor ve filmin sonu yine "kapı" semboliyle bitiyor.Yaslı ciftin evine girmek icin kırılan kapı sanki bana yaslı ciftin yıllardır kurmaya calıstıkları duzenin,huzurun kırılması ve iceri hayatın asıl gercekleriyle yuzlesme zamanlarının gelmesini sembolize ediyor gibi geldi. Filmin sonunda da George'un kapıyı bantlaması sanki gercekleri kabul etmeyisi ve karısının eski haliyle halusinasyonlar gorup evden dısarı cıkmaları da yine bu ölümü kabul edemeyişi eski gunlere duydugu özlemi dusundurdu.

Ynt: Amour - Haneke

02/22/2013 20:48:00

bu ayın kitabını okurken eros ve thanatos göndermesi vardı bir yerde..aklıma amour geldi hemen..haneke aşk ve ölümün dualitesini çok enteresan biçimde yorumlamış..

eda değinmiş zaten, bence de giriş sahnesindeki kamera açısı ve sonrasında çiftin evine girmemizle birlikte bu açının değişimi bizi hem izleyici pozisyonuna sokan hem de öykünün içine - karakterlerle identifiye olarak - girmemizi sağlayan bir trick olmuş..
evin içerisi yaşanmışlık izleriyle dolu, kamera evin içerisinde gezindikçe eve ve georges'la anne'ın hayatına, hikayelerine daha da bir dahil olduğumu hissettim. anne'ın hastalığının başlangıcında, anne ile identifiye oldum, düştüğü durumun ne kadar zor olduğu, kendi potansiyel yaşlılığımla ilgili endişe hissettirdi bana, güçten düşmek, sakatlanmak, yeti yitimi gibi fikirler çok çaresiz hissettirdi..georges'un kızıyla olan ilk konuşması bence haneke'nin filmlerinde sık sık eleştirisini yaptığı avrupa'daki sosyal dinamiklerin bir başka kritiğiydi..eva sanki bir yabancı gibiydi babasının karşısında..haneke yedinci kıta'da bu eleştirinin en acımasızını yapıyordu, orada da çekirdek ailenin bağları nispeten sağlam olsa da sosyal anlamda kopukluk, izolasyon ve sonuçları çok dramatik eleştirilmiş. izlemeyenlere mutlaka tavsiye ederim (yalnız çok dramatik bir film, hassas insanlar hamileler lohusalar falan izlemesin bence)
anne'ın öğrencisinin ziyareti yitirdiklerini daha iyi anlamamızı sağladı..piyanoya bakarken anladık ki aslında sadece yemek, içmek, tuvalete tek başına gidebilmek gibi temel ihtiyaçlar değil, bir şeyler üretmek ve daha sofistike ihtiyaçlar da doyurulmadığında acı verici. zaten anne konuşmak istemedi bu konuyu çok acı verici bulduğu için..
film ilerledikçe georges ile identifiye oldum, sevdiğin insanın elinden kayıp gidişi, onun çaresizliği ve aşkının sınanması gerçekten iç parçalayıcıydı..hiç desteği yoktu. gelip babasına öfkelenen ve annesini öyle görmeye tahammülü olmayan kızı duygusal destek vermekten bile acizdi, para vererek destek aldığı personel ve sadık apartman görevlisi dışında kimsesi yoktu..
izlerken bir yandan da annem babam yaşlandığı için onların başına bu tip şeylerin gelme olasılığı korkuttu beni..yani film genel olarak çaresiz ve güçsüz hissettirdi bana..
öte yandan filmdeki 'eros' hikaye çok dramatik bile olsa olayları yumuşatıyordu. anne ölüyor olsa da aşkın ölmüyor olması garip bir tatlılık katıyordu hikayeye..
sinematografik olarak mükemmel bir sahne vardı, georges'un anne'a su içirmek için çabaladığı sırada attığı tokat sahnesi ve onu takip eden manzara resimleri..inanılmaz bir sekanstı bence..o ilk sahnenin ağırlığı ve hüznünü takiben gelen resimler insanda garip bir huzur ve kabulleniş hissi yaratıyordu..tam olarak anlamını çözebilmiş değilim..ama hissiyatı gerçekten harikaydı..
filmin içindeki kuş metaforu tam da eda gibi düşündürdü bana..başta georges kuşun özgürlüğünü, hayat doluluğunu rahatsız edici buluyordu sanki, onu evden çıkarmak istiyordu çünkü yitirdiklerini (kendi sağlığı-bacağındaki sorun ve anne'ın yatalak hale gelişi) onun yüzüne çarpıyordu o kuş..
sonrasında ise anne ile kuş arasında bir özdeşim kurdu, onu serbest bırakışı anne'ı serbest bırakışını çağrıştırıyordu..anne'ı yastıkla boğduğu sahneden önce hikaye anlatırken anne'ı öldürmek niyetinde değildi bence, karısına anlatmadığı bir güçsüzlük hikayesi anlatarak çok aciz durumda olan karısının karşısında kendisini daha kırılgan hale getiriyordu - ki karısının gururu daha fazla incinmesin..ama o spesifik hikayeyi anlatırken bir yere hapsolmanın, hastalığın, sevdiklerinle istediğin gibi birlikte olamamanın acısını anımsadı ve anne'ı özgür bırakmayı seçti..
filmin sonunda anne'ı sağlıklı gördüğü ve hayalini takip ederek evden çıktığı sahne çok ağlattı beni, o yaşta tek desteğinin yasını tutmanın ne kadar zor ve komplike bir süreç olduğunu çok iyi anlatıyordu..ama  anne'ın hayaliyle bile olsa birlikte evden çıkmaları yine aralarındaki aşkın büyüklüğünü filmin sonunda bize hatırlattı. bence filmde ölüm vardı ama thanatos değil eros galip geldi..

Ynt: Amour - Haneke

02/22/2013 21:34:00

ben de filmin sonunda anne'ı bulaşıkları durularken gördüğümüz hayal sahnesinde  gözyaşlarımı tutamamıştım. Son dönemde izlediğim en dokunaklı filmdir herhalde "amour"

Ynt: Amour - Haneke

02/23/2013 10:16:00

Spolier uyarisina gerek var mi bilmiyorum ama ben yine de diyim spoiler var :)

Ben filmin sonunda George un hayal gordugunu degil, oldugunu dusundum; beraber evden cikip gitmelerinin de olum metaforu oldugunu..

Esra, bahsettigin gibi kendimizi hem Anne hem George yerine koymamizi istemis Haneke, oykuyu anlatirken tek taraftan degil dengeli bir sekilde her iki aciyi da gostermis bize. Hem eger gorduyseniz filmin iki afisi var, ayni sahnenin birinde Georgeun yuzu birinde Anne'nin..

Ynt: Amour - Haneke

02/23/2013 11:56:00

Esra Eros ve Thanatos gondermesi aklıma gelmemişti cok guzel dusunmussun. Dreamypillow afiş cok basarılı bence de.


Cevabın:


Tartışmaya katılmak için giriş yap. Kayıtlı değilsen, bize katıl ve çocuklu hayatını kolaylaştır. Nurturia hakkında daha fazla bilgi için tıkla
Film/Kitap Kulübü

Tamamen Ücretsiz

Kaydol Tecrübeli anne ve babalardan yardım al. Sen de yardım et. Anı defteri, fotoğraf albümü, sorular, gruplar...