2 yaş sendromu

02/13/2010 12:54:00

Merhaba, benim oğlum tam 2,5 yaşında ve 2 yaş sendromuna girmiş bulunuyor. 2 yaşını doldurduğunda 'heralde biz hafif atlatacağız' diye düşünmüştüm ama yanılmışım. Durduk yere sinirlenme, arabasını duvara yere fırlatma, yemek yemeyi reddetme (ki kuzey daha bir kaç ay öncesine kadar tek başına 1 levrek bitirirdi) başladı. Genelde sakin karşılıyorum ama bazen sakin kalmak çok zor olabiliyor. Acaba sizler bu konuda nasıl bir yaklaşımda bulunuyorsunuz? Özellikle merak ettiğim şey ödül ve ceza verme tekniklerini kullanıyor musunuz? İstenmeyen davranışları köreltmek için uyguladığınız bir yöntem var mı?

Ynt: 2 yaş sendromu

02/23/2010 08:21:00

Merhaba.Kuzey'in yaşadıkları o kadar normal davranışlar ki.Tabii ki, onu huzursuz kılan herhangi bir neden,problem yoksa (hayatınızda bir değişiklik ,stresli bir dönem ) bu tarz davranışlarla zaman zaman yüzyüze kalmak onun yaşının gereği.Biz de Yiğitle böyle zamanlar yaşadık .En yoğun dönemse taşındığımız sırada olmuştu.Oyun grubuna gidiyordu o zaman ve tam 2 yaşındayken ,evimizi taşımak durumunda kalmıştık.Kendi yaşıtlarına veya kızdığı herhangi birine vurma davranışı geliştirmişti.Oyun grubundaki öğretmenlerine durumu söylediğimizde , bunu özellikle bizim yanımızda yaptığını ve yaptığı zaman aşırı tepki göstermememizi ve uzun açıklamalarda bulunmamamızı söylediler.Asıl amacının ''ilgi çekmek'' olduğunu söylediler.Kesinlikle aşırı tepki gösterilmemeli ve mantıklı açıklamalar yapılmamalı!! O daha bir bebek!!

Size yardımcı olması açısından okuduğum bir kitaptan bizim çocuklarımızı ilgilendiren bir bölümü yazmak istiyorum:(Prof.Dr.Haluk Yavuzer :Çocuk Psikolojisi)

İki buçuk yaş:Bu bir geçiş dönemidir.Çocuğun sosyal bir duyarlılıkla yaptığı gösteriler,yardın isteği ve hayal kurma gücü  bu evrede artmıştır.2,5 yaş,bir dönüm noktası ve sinir sisteminin gelişimde bir ara evredir.........

Çok tutucudur ,her yeniliğe itiraz eder..Her şeyin alıştığı biçimde yapılmasını ister.Bu evrede en iyi tutum,çocuğun belirli sınırlar içinde ''HÜKÜMDARLIĞINI'' sürdürmesine izin vermektir.2,5 yaş çocuğunun farklı kutuplar arasında yalpalaması,bu dönemin önde gelen özelliğidir.Bu uç noktalarıaşırı bir faaliyetten ani bir tembelliğe,atılganlıktan utangaçlığa,güçlü bir sahip olma duygusundan aldırmazlığa,açlık çığlıkları atarken yemek istememeye,çığlık ve gözyaşlarından alçak sesle mırıldanmaya geçiş olarak çeşitleyebiliriz.Bu çeşitli davranışlar kötü huyluluk olarak algılanmamalıdır.Çocuk olgunlaştıkça ,davranışları olumlu yönde değişecektir.
Sonuç olarak 2,5 yaş,bir AYKIRILIK ve DENGESİZLİK yaşıdır.

Ynt: 2 yaş sendromu

03/02/2010 11:45:00


Eylemyiğit,
Teşekkür ederim. Biz de pedagoğumuzla aynı şeyleri konuştuk. Aslında bu davranışların normal ve yaşının gereği olduğunu biliyorum ama yanlış tepkiler vermekten endişeleniyorum. Yani sınır ne kadar konmalı veya özgürlük nereye kadar verilmeli. Doktorumuzla bunları konuştuk. Beni rahatlattı, hatta kuzeyin bu dönemi çok hafif atlattığını da söyledi. Biz de kendisini tehlikeye atmadığı sürece garip istek ve tepkilerine normal tepkiler veriyoruz. Kuzeyi fazla kısıtlamıyoruz. Bazen de acaba fazla mı bilinçliyiz, bu konularda fazla mı okuyup araştırıyoruz diye düşünüyorum. Hatta Gülse Birsel'in bu konuda çok komik bir yazısı var. Bulabilirsem onu buradan sizlerle paylaşacağım mutlaka. Sonuçta hiçbirimiz bu kadar bilinçli ailelerin elinde yetişmedik. Bilgili olmak güzel ama fazla da abartmamak gerekiyor sanırım.  İlgin için tekrar teşekkür ediyorum. 

Ynt: 2 yaş sendromu

03/03/2010 09:09:00

benim oğlumda 29 aylık herşeyi kendi yapmak istiyor bir şeye sinirlendiğinde yada istediği olmadığında kendini yerden yere atıyor kafasını yerlere vuruyor.Böyle zamanlarda dikkatini başka şeye çekmeye çalışıyoruz genelde faydası oluyor ama olmadığı zamanlarda da istediğini yapana kadar bu hareketlerden vazgeçmiyor.şimdi her istediğini bu şekilde yaptırıyor ilerde de bu hareketlerine devam ederse ne yapıcaz?onu merak ediyorum.

Ynt: 2 yaş sendromu

03/03/2010 10:17:00

Yaşar merhaba,
Kuzeyin pedagoğu Anıl hanım bu tür kendine zarar verme davranışlarının olabileceğini söylemişti ama henüz kuzeyde başlamadı. Sadece arabasanı fırlatıyor, bazen de yere yatıyor. Anıl hanım, ''eğer yapmasını istemediğiniz bir davranış gösteriyorsa, görmezden gelin. Görmezden gelinen davranış çabuk körelir. Kendine zarar veriyorsa dikkatini başka yere çekin, eğer zarar vermiyorsa davranışı tepkisiz bırakın'' dedi. Bir de istenmeyen bir davranış için en iyi ceza çocuğu sevdiği bir durumdan ya da şeyden mahrum bırakmakmış. Mesela o gün alışveriş merkezine gidilecek diyelim ve çocuk kötü bir davranış sergiledi. O zaman çocuğa, ''bu davranışı yaptığın için bugün alışveriş merkezine gitmiyoruz'' diyerek sevdiği ve istediği durumdan mahrum bırakmak gerekiyor ama önemli olan çok kararlı olmak asla geri dönmemek. Ayrıca cümleyi kurarken ''bir daha alışveriş merkezine gitmicez'' yerine ''Bugün ya da şimdi gitmicez'' ifadesini kullanmak gerekiyormuş. Ben bu hatayı çok sık yapıyordum. Mesela ''bir daha seninle araba oynamıcam'' derdim hep. Ama illaki o gün olmasa da ertesi gün araba oynadığımız zaman çocuk bunu kuralın ihlal edilmesi olarak algılarmış ve tabi o zaman en başa dönülürmüş. Bir de eğer bu dönemi çocuğun onurunu incitmeden onu sürekli gerekli gereksiz yere azarlamadan sakin bir şekilde atlatabilirsek, ben bu davranışların kalıcı olacağını hiç sanmıyorum. Zaten Anıl hanım da aynı şeyi söyledi. Önemli olan çocuğa sınırlarını iyi öğretmek. Gerekli gereksiz herşeye hayır dememek gerekiyor. Yani çocuk neye hayır neye evet deneceğini çok iyi bilmeli. Ben kuzey ağalrken bir şey isterse asla yapmıyorum. Ağlarken seni duyamıyorum ne dedeğini anlayamıyorum diyorum. Bir süre sonra bakıyor ki istediği yapılmıyor. Susup düzgün bir şekilde söylüyor istediğini. Ama kalıcı olur gibi bir endişeniz olmasın. Farkındaysanız şu 2-2,5 senede bile çocuklar acayip hızlı huy değiştirdiler. Bu dönem de  geçicek ve fırtına dinicek. Umarım en hafif zararla bu dönemi atlatırız hepimiz. Bu arada dosyalar kısmına Gülse Birsel'in çocuklu alileler ile ilgili eğlenceli bir yazısını koydum. Okumanı tavsiye ederim. Banapek de haksız gelmedi doğrusu.
Görüşmek üzere.

Ynt: 2 yaş sendromu

03/03/2010 11:50:00

Teşekkür ederim bilgilerin için.Gülse Birselin yazısınıda şimdi okuyacağım.

Ynt: 2 yaş sendromu

03/03/2010 11:59:00

güle birsel'in yazısını buraya yazıyorum. Dosyada açılmadığını fark ettim:

 çocuğu ve torunu olan herkese ......
Hep söylüyorum, biz çocukken midemiz bulanınca ekmek yedirirlerdi,
grip "Yatınca geçer"di, başın ağrıyorsa "Çocukların başı ağrımaz" denirdi,
uykun kaçıyorsa "Oyuncaklarını düşün, güzel rüyalar görürsün" şeklinde konu
halledilirdi!
Okuma yazmayı öğrenemiyorsan ya, "Tembel"din ya "Yavaştan, sağlam
sağlam öğreniyor"dun!
Hüzünlü bir çocuksan "Yazar olacak herhalde" derlerdi,
yerinde duramıyorsan, etrafa saldırıyorsan bir tane çakarlardı,
susup otururdun.
Kanaatimce pedagojinin zirve yaptığı yıllardı o yıllar.
Çünkü sonra sonra, koşup oynadıktan sonra öksüren çocuk 'astım başlangıcı',
okuma yazmayı zor söküyorsa 'disleksik', hüzünlüyse 'depresif',
aşırı hareketliyse 'hiperaktif' diye nitelendirilmeye başlandı ve o sinameki yetiştirilen tipsizler şimdi büyüdüler! O kadar ilgi alaka sonrası ola ola ne oldular? Emo!
Emo ne?
Hani beş-altı yıldır etrafta saçlarını gözlerinin tekini kapatacak şekilde öne öne tarayan, miskin görünüşlü, asık suratlı, beti benzi atmış, sıska,
dar pantolonlu, converse'li, siyah ojeli ergenler var ya...
Taksim'de kaldırımlarda filan oturuyorlar.
Aha onlar Emo!
Emo kelimesinin emotional'dan (hissi) geldiği, bu yavruların pek bunalımlı pek güvensiz ve duygusal olduğu, topluma uyum sağlayamadıkları için böyle takıldıkları söyleniyor.
Bizim zamanımızda punk vardı ya, onun gibi bir akım, ama bir halta yaramayanı!

*HERKESİN KEYFİNİ KAÇIRDIM*
Ay kıyamaam! Zamanında, kendi ergen yıllarımda bu akım daha dünyada yokken 10 gün emo takılmışlığım vardır! Kafam neye bozuktu hatırlamıyorum ama o 10 gün, üstelik de yaz tatilinde, evin o köşesinden bu köşesine oflaya poflaya nemli gözlerle dolaştım. Saçımı taramadım, denize gitmedim, sohbetlere katılmadım, tebessüm bile etmedim. Akşamları karabasan gibi yemek masasına çöküp herkesin keyfini kaçırdım. Bir akşamüstü, balkonda otururken annem "Ne bu surat her gün, senin derdin ne kızım aaa..." şeklinde pedagojik bir açılım yaptı.
"Sıkılıyorum... Hayat çok anlamsız" cevabımın üzerinden sanırım
birkaç saniye geçmişti ki, acı ve can havliyle bir metre havaya sıçradım.
Annem, her Türk annesinin uzmanı olduğu 'mıncırma' hamlesini oldukça sert ve uyarısız gerçekleştirmişti.
Mıncırma, malumunuz evlat artık poposuna terlikle vurulmayacak kadar büyüdüyse, ancak tekdir ile de uslanmıyor ve hakkı kötekse kullanılan, konu komşu, bitişik ev duyar ihtimaline karşı avaz avaz bağırmak yerine geçen bir terbiye şeklidir.
Tercihen bel veya bacak bölgesinden bir alan seçilir, elle kavranır ve et, 180 derece çevrilir!
Hemen ardından, daha acım ve şaşkınlığım hüküm sürerken, annem kısık sesle,
yüzünü yüzüme yaklaştırarak "Alırım ayağımın altına" diye başladı ve "Karnın tok sırtın pek! Aklını başına topla! Sıkılıyorsan da git bakkala evin alışverişini yap, sonra da gel yemek kitabından bir kurabiye pişir, akşam misafir var, hadi yallah..." şeklinde bitirdi!

*NE DERDİM KALDI NE DE TASAM*
Malumunuz eti mıncırılan ergen olay yerinde fazla kalamaz, mıncırandan tırstığı için kendisine yalakalık yapar, arzu ettiği aktiviteleri gerçekleştirir.
Mıncıran mutlu, mıncırılansa artık efendi bir insandır! Aynen öyle oldu.
Mıncırma sonrası ne derdim kaldı ne tasam! Emo'luğum o gün bitti, bu yaşa
kadar da hep mutlu mesut, uyumlu, üretken biri olarak yaşadım. Şimdinin
sokakta bira içen, gelen geçenden ihtiyacı var diye değil, hayat tarzı sandığı için para dilenen, dünyanın bütün derdi sırtındaymış gibi davranıp,
bunalım takılıp bir işin ucundan tutmayan emo'larının başında, bizim zamanımızın anne babaları olacaktı ki. Ohoo... Muma dönerdi hepsi! Bir kere her şeyden önce bütün o yüzü gözü saçla kaplı eşek herifleri bir eşek tıraşına götürürlerdi, kesin!
Ülkenin gençlerine bak.
Tarikat yurtlarında yetiştirilen çocuklar, polise atsın diye eline taş verilenler, bir de emo'lar!
Gelecekten çok umutluyum çok
!
 


 

 

Ynt: 2 yaş sendromu

03/05/2010 09:54:00

öylesine haklı ki...............bizler iyi besleyelim iyi giydirelim herşeyleri olsun en iyi doktora götürelim v.s derken...meğer en önemli şeyleri unutmuşuz...kim bilir daha neler neler yitik büyüyecekler...Allah sonumuzu hayr etsin

Ynt: 2 yaş sendromu

03/10/2010 11:19:00

mıncırmaya çok güldüm valla hakikaten süper yazı gülse birselin eline sağlık

Ynt: 2 yaş sendromu

03/10/2010 13:21:00

Bir de sadece ensesi terli olduğu için uzman polislerimiz tarafından terörist ilan edilen, yaşları 7-15 arasında değişen ve en az 20 yıl hapis cezasıyla yetişkin mahkemelerinde yargılanan TMK mağduru "çocuklarımız" var! Onlardan bahsetmeyi unutmuş sanırım:(( Onları terörist ilan eden de yargılayan da eşek traşını mübah sayan babaların muma çevrilmiş çocukları. Ben de çok umutluyum
çoook!

Not: TR'nin de imza koyduğu BM Çocuk Hakları Sözleşmesi uyarınca 18 yaşın altındaki herkes çocuktur ve çocuk mahkemelerinde yargılanmak zorundadır!

cocuk psikoloğu


Cevabın:


Tartışmaya katılmak için giriş yap. Kayıtlı değilsen, bize katıl ve çocuklu hayatını kolaylaştır. Nurturia hakkında daha fazla bilgi için tıkla
24-36 ay arası çoçuğu olanlar

Tamamen Ücretsiz

Kaydol Tecrübeli anne ve babalardan yardım al. Sen de yardım et. Anı defteri, fotoğraf albümü, sorular, gruplar...