Ayşenin yazısı ile ilgili bir yazı

<12>
01/06/2011 19:08:00


Bu konuyu yıllar öncesinde (tarihine baktım 2005miş) üye olduğum Tarih-Toplum-siyaset grubunda tartışmıştık.
Oraya yazdığım maili buraya kopyalıyorum. Tarihi özellikle yazmak istedim. Aradan 5 sene geçti, çocuklarım oldu ama hala bu konuda endişelerim aynı. Hala dışarıdan gelen uyarılara karşı nasıl bir tutum izlemeliyim bilmiyorum.
Ayşenin yazısının altına yazmak istedim ama konu kapatılmış. Umarım bu başlık da aynı akibete uğramaz :)

Önce eşcinsellik konusunda bir yazının linkini vereyim

(Bu yazı tartışma sırasında verilmişti. Birçok konusuna katılmamakla beraber benim için etkileyici yanı her ne kadar kaynak verilmese interseksüellere İslam dininde ayrı yer verilmesi, kesinlikle toplumun dışına itilmemesi, tam tersi onların korunmaya alınması olmuştu. Bundan sonraki bir mailde de escinsellere yonelik ilk cezanin Hz. Omer zamaninda geldiği, Peygamber efendimizin zamanında verilen bir ceza olmadığı gibi öngörülen bir ceza da olmadığı, sadece kınayıcı sözlerin olduğu yönünde. 
Ayrıca birçok boyuttan da eşcinselliğe bakış açısından hemen her satırına katıldığım,o yazı için yazının sahibinden izin isteyen bir mail gönderdim. Olumlu yanıt gelirse paylaşacağım.)


Escinsellik konusunda "ben" "sen" "o" kipinde oldugu
zaman konusmak gercekten cok kolay oluyor.Fakat
escinselliği tamamen normal olarak görenler acaba
kendi cocukları bu kimlikle karsılarına çıktığı zaman
tepkileri ne olur? Yada ... bey ve bu
dusuncedekilerin cocugu boyle bir sorunu olsa tamamen
dışlar mı?
Bu soruyu kendime durustce sordum. Bir escýnselle cok
rahat arkadas olabilecegimi dusunen ben Oglum karsıma
gecse,"Anne bu benim erkek arkadasım" dese ne
hissedecegimi yorumladým.Karsılık olarak verebilecegim
"hayal kırıklığı, uzuntu,acı cekmek, sucluluk" oldu.

Niye cocugum konusunda endişe hissediyorumu
yorumlamadan once Anatomi hocamız Selman Abinin "beyin
ve ask" konulu dersinden bir alıntı yapmak istiyorum.
Insan beyninde "limbik sistem" yada alt ben,
bilinçaltı diyebilecegimiz kısmın baslıca
fonksiyonları yeme, içme, seksüel istekleri düzenleme
üzerine kurulu.Aslında ilkel insan beyni karsısındaki
nesnelere "bu yenir mi, bu içilirmi, bununla
çiftlesilirmi?" seklinde bakıyor.Iç güdülerle alınan
bu karar hipotalamusa iletilerek karsımızdakı nesne
veya insan hakkýnda bir karara varmamız saglanılıyor.

İnsanın karsısındakı insanda baktıgı ilk sey "bununla
birleşirsem ortaya saglıklı bebek cıkar mı"
seklindedir.Insanların genel begenilerine baktığımızda
erkekte geniş omuz,kadında buyuk gogusler gibi
kriterlerin temelde dayandığı noktada dogurganlık
ölcütleri. 

Niye her insana asık olmuyoruz veya onunla birlikte
olmak istemiyoruzun cevabı ise frontal korteks denilen
insanı insan yapan entellektuel birikimlerin saklı
oldugu kısım...Frontal korteks devreye girdigi anda bu
tip icguduler devre dısı kalıyor.
Limbik sistemimiz ve diğer bölgelerimiz sürekli açık
oldugu için bazı uyaranlar ust bolgeye gitmeden direk
normal kabul edilmeye baslanıyor.

Ornegin oturdugunuz sandalyeyi hissetmezsiniz, ama bu
yazıyı okudugunuz andan itibaren sandalyede
oturdugunuzu farkedersiniz.

Niye bunlarý yazdığıma gelince. Oncelikle daha onceki
mailimde yazdığım dogustan bu tip bozukluk yasayanları
tamamen ayrý tuttugumu belirteyým. ... hanımın
gonderdiği yazıda oldugu gibi bunlar herzaman vardı ve
hep olacak.
Ama ikincil olarak gelisen escinsellik ise tamamen
ayrı bir konu. ... beyin rahatsız oldugunu
dusundugum ama beni kesinlikle endiselendiren konu ise
cevremizden escinsellik konusunda gelen uyarılar.

Nasıl insanlar 50 yıl once cok garip gelen belki hiç
yemeyecegi, damak tadına aykırı olan býr seyi surekli
uyarılarla beynine kabul ettirip bunu yenilebilir hale
getirebiliyorsa cinsel tercihleride değiştirilebilir.

Ornegin dogurganlık olcutlerinin insanı nasıl
etkilediğini yazmıstım. Simdilerde býr dergiyi elinize
aldığınız zaman reklamlardaki mankenlere dikkat
ettiğinizde artık erkek modelinin daha feminen
modellerden seçildiğini veya kadın mankenlerin
gittikçe erkeklesen sac bicimi, kıyafet gibi objeler
uzerine dayalı oldugunu hepsinde olmasa bile cogunda
farkedeceksiniz.En begenilen erkek modeli bundan 20
yıl once Kadir Inanırken gitgide daha bebek yuzlu
erkege yonelindiğine de dikkatinizi cekmek istiyorum.

Buyuk denen gazeteleri bir hafta boyunca takip
edin.Hergun olmasa bile bir hafta içinde en az bir
kere escinsellik ve normal yasam uzerýne veya
escýnselliği asikar biçimde bilinen bir kisinin
yaptıklarıyla ilgili bir haber mutlaka cıkar.

Televizyon dizilerinde ise galiba "bir istanbul
masalı"ydı, kahramanlardan biri escinsel, diğeri once
bunu reddediyor sonra eský dostluklarýna
dönüyor.Mahallenýn muhtarları dizisinde ise bu oldukca
acık bicimdeydi.Kardesi tarafýndan sert insan olarak
nitelendirilen bir kisi escinsel, bir barda sarký
soyluyor, tum mahalleye yardımcı oldugu için cok
seviliyor.Bir diger uyaran ise travestilere has "ay
kızz" repliğinin gecmediği bir komedi programı hemen
hemen yok.Bunlarla dalga geciliyor diye
dusunebilirsinia ama sonucta bunların hepsi birer
uyarı.

Bu uyarıların sonucuna gelince.Ilk uyarıda
reddedersınız, ikinci uyarıda defans gosterirsiniz,
ucuncu-dorduncu uyarıdan sonra yok sayarsınız, onuncu
uyarýdan sonra ise ust beyninize iletmeden normal
kabul etmeye baslarsınız. 

Nasıl bizim anne-babamýz travesti diye bir kavramı
reddediyorken bize artık normal geliyorsa  bir sonraki
nesilde normalden artık biseksuelliğin yasanabilir
birsey oldugunu dusunmeye baslayacak.Bu uyarılar devam
ettiği muddetce Ondan sonraki nesil bunu dogal olarak
yasayacak. 

Bu konuda yapabilecegimiz birşey var mı?
Sanmýyorum.Cocugunuz "escinsellik ne demek" diye
sordugunuzda verecegimiz cevap onu bundan korur mu
veya tam tersi tepki yaratır mı emin degilim.Bilinçli
veya degil bu tip uyaranlara karsı endiselenmek
dışında ne yapabilecegimiz konusunda ise ne yazık ki
fikrim yok...

Ynt: Ayşenin yazısı ile ilgili bir yazı

01/06/2011 20:15:00

yazmayacaktım ama dayanamadım. yazdıklarınızı doğru anlamak için soruyorum. "dogustan bu tip bozukluk yasayanları tamamen ayrý tuttugumu belirteyim" demişsiniz. bozukluktan kastınız eşcinsellik mi?


yine uyaranların etkisiyle eşcinselliğin normalleşeceğini söylüyorsunuz sanırım. eşcinsellik anormali mi sizce?

Ynt: Ayşenin yazısı ile ilgili bir yazı

01/06/2011 20:32:00

Makaledeki "bu tip uyaranlara karşı endişelenmek" konusunda söyleyeceğim bir şey var.

Gençler arasındaki korunmasız cinsel ilişki
Erken yaşta hamile kalma riski
Okullardaki uyuşturucu problemi

Bu tür uyarılar, televizyonlardaki travesti görüntülerinden daha ciddi bir tehdit oluşturmuyor mu çocuklarımıza karşı?

Keşke bunları tartışsak. Bunlara karşı ne yapabileceğimizi konuşsak. Çözüm üretmeye uğraşsak.

Ynt: Ayşenin yazısı ile ilgili bir yazı

01/06/2011 21:18:00

Doğuştan kastettiklerim interseksüeller. Testiküler feminizasyon, hermafroditler veya diğer bozuklukluklara sahip olanlar.

Yazıyı mümkün olduğu kadar ellememeye (isimleri noktalamak hariç)  çalıştım. Bir önceki mailim eşcinselliğin sonradan kazanıldığına dair bir iddiaya karşı, doğuştan da iki cinsiyete veya kromozom yapısı XY olmasına karşın kız şeklinde görünüşe sahip olanlar, veya XX olmasına karşı dış görünüşü erkek olabileceğine dair yazdığım bir maildi. Mesela testiküler feminizasyon. Kromozom yapısı XY ama görünüşleri tamamen kadın. Bu şekilde tam rakam veremeyeceğim ama benim öğrenciliğim sırasında 3 yaş civarında (belki daha küçüklerdi) 2 çocuk için heyet toplanıyordu.Heyet (psikiyatrist, çocuk cerrahı, çocuk doktoru,etil kurul tam bilmiyorum kuruldakileri atmayayım yani) kararı ile muhtemelen kız çocuğa çevirileceklerdi.   Sorduğunuz kısım yazdığım bir önceki maile ithafendi yani :) 
İnsanların yaşadığı-hissettiği veya yaşatılmak zorunda kaldığı cinsiyet farklı ise bunu yargılayamam buna normal veya anormal diyemem. Doğarken cinsel organları erkeğe benzetildiği için erkek gibi büyütülen veya kıza benzetildiği için kız çocuklar var.
Anormal-normal?
Geçen 5 yıl içinde düşüncelerimde en büyük fark bu. Artık hiçbirşey için iyi-kötü- normal anormal demiyorum. Ben bir eşcinsel olsam benim normalim de bu olacaktı. 
Aslında eşcinsel değil biseksüellik normalleşebilir desem daha doğru olacaktı. 


Ynt: Ayşenin yazısı ile ilgili bir yazı

01/06/2011 21:25:00

Blogcuanne, tabii ki hepsi hakkında konuşulmalı. Özellikle uyuşturucu konusunda çok çok çok konuşulmalı. Travesti görüntüsü değildi kastım. Ne yazık ki travesti ile ilgili görüntüler genelde şiddet veya onların yaptıkları şiddet ile ilgili. Benim kastım o değildi. Hele de tvde travesti çıkıyor, hadi RTUKe şikayet edelim asla değil. 

Ama gençler arasında da eşcinsel olmadığı halde sırf nasıl olduğunu merak ettiği için bir başka kişiyle olmasa bile kendini rektal travmaya uğratan 15 yaş civarı en az 3 hasta tanıdım. Belki cerrah olsam daha fazla görürdüm. Bunlar sadece öğrenciliğim veya sonrasında stajda tanık olduğum. (Ayrıca bu çocukların sırf merak etmesi nedeni ile cinsel istismara açık olma durumu da var)
Yazımda kastettiğim aslında bir ucundan da bu.

Ynt: Ayşenin yazısı ile ilgili bir yazı

01/06/2011 21:35:00

Yok, yok, RTÜK'e şikayet edelim gibi hiç almadım :)


Ynt: Ayşenin yazısı ile ilgili bir yazı

01/06/2011 21:48:00

EsraEA ya tamamen katılıyorum, bu mesleğin içinde olupta katılmamak mümkün değil.

Birde doğuştan çift cinsiyetler varki, bir süre bu şekilde takip edilip, hormonal durumlarına bakılarak sağlık kurul kararı ile tek cinsiyete çevriliyorki, buradaki ailenin ve çocuğun üzerindeki toplumsal baskıyı ben bile düşünemiyorum, 
       Ayrıca acaba çocuk gerçekten hangi cinsiyeti isterdi farkında olsaydı...
-organlarıma bakıyorum iki cinsiyetim var ama hormonlarım şu(kadın) diyor, aile tarafından yetiştirilme tarzıma bakıyorum diğeri(erkek) diyor...acaba benim ruhum ne diyor, her ikisinede dönebilme şansım varken..............

Konunun boyutları tıbbi açıdan oldukça geniş olmasına rağmen, biz toplum olarak eşcinseller yada transeksüelleri sadece özenti olarak nitelendirerek yargılamamalıyız, neler yaşamış olduklarını oturduğumuz yerden bilmemize imkan yok....her toplulukta olduğu gibi çürük elmalarda çıkacaktır.

Ynt: Ayşenin yazısı ile ilgili bir yazı

01/06/2011 22:02:00

Kader, geçenlerde konjenital adrenal hiperplazi ile ilgili bir seminere katıldım. İngiltereden bir yazı anlatıldı. İnterseksüel olan 5 çocuk kurul kararı ile kıza çevriliyor. (Çocuk cerrahisinde iken sormuştum, kız çocuğa çevirmek daha kolay olduğu için genelde o tercih ediliyormuş) Bunların büyüdükleri zamandaki yaşantıları incelenmiş. 3ü evlenmiş, boşanmış. Depresyonda. Biri intihar etmiş, birisi de lezbiyen olmuş. Bu çocuklara müdahale etmenin aslında bakıldığında %100 olarak başarısızlıkla sonuçlandığına dair sonuca varmıştı anlatan kişi. 

Benim bahsettiğim 2 çocuktan birisi ise hermafroditti. Çocuk 3 yaşına kadar erkek olarak büyümüştü. 3 yaşında kız çocuğa çevrilecekti. Ailesini hatırlıyorum, çok şaşkınlardı. Bulabildikleri tek teselli Allah böyle yaratmış idi. Bu çocuğun akibetini bilmiyorum. Ama dediğin gibi ona sorulsa acaba ne isterdi?

Ynt: Ayşenin yazısı ile ilgili bir yazı

01/06/2011 22:24:00

Esracım, biz işin içinde olduğumuz için biraz olsun durumları bilebiliyoruz, senin tıbbi terimlerle anlattığını bir çocuğun ağzından anlatmak istedim bende...çoğunluğu hayalkırıklığıyla sonuçlanıyor dediğin gibi...
toplum olarak yargılamak yada yok saymak oldukça kolay geliyor değilmi birçok şeyi?

özgecim,osmanlı ve osmanlı öncesinde bu konudaki yaşanmışlıkları daha önce birkaç kitapta okuştum, kaynaklarıyla paylaşım iyi olmuş...

Ynt: Ayşenin yazısı ile ilgili bir yazı

01/06/2011 22:56:00

Çok yakın bir arkadaşım var gay!Aynı zamanda meslektaşım.Bir gün bana şöyle dedi.''Keşke bir gece uyusam ve ertesi sabah heteroseksüel olarak uyansam!''Utandığı ya da bu durumundan rahatsız olduğu için değil.Toplumun baskısı,sürekli yalnızlık...

Bir kere bu insanlar çoğu zaman yalnızlığa mahkum edilmiş insanlar.Hem cinsel tercihleri nedeni ile,hem toplum tarafından.Düşünsenize siz bir kadın olarak bir dünya erkek arasından seçim yapıyorsunuz,onlar azınlık içinde toplumdan gizli saklı bi aşk yaşamaya çalışıyorlar.Bence oldukça zor bir durum.

Onlar için yaşanmaz hale getirdiğimiz bu ülkede eminim ki kimse isteyerek eşcinsel olmayacaktır.

Ayrıca dünyaca kabul edilen amerikan psikiatri derneğinin yayınladığı DSM_4 e göre de eşcinsellik hastalık olarak kabul edilmemektedir.

Esranın bahsettiği uyaran konusuna ise katılıyorum.Bunun tvlerde gerçekten harika bir olaymış gibi gösterilmesinden,bunun bir show malzemesi olarak kullanılmasından rahatsızım.Ve emin olun gerçek eşcinseller de çok rahatsız.Özenti ile merak ile ben de rektal travmaya uğramış bir hasta görmüştüm.Eminim sayıları daha da fazladır bu meraklıların..Ne yazık ki bizim de bu konuda endişlenmekten başka yapacağımız bişey yok!

Ynt: Ayşenin yazısı ile ilgili bir yazı

01/06/2011 23:17:00

vallahi söylemeden edemedim.konu çok başka yerlere gitmiş ama.ayşe de sanırım bizim düşüncelerimizi öğrenmek için yazmıştı.
hiç kimsenin başta oğlum olmak üzere hiç kimsenin yatak odası tercihleri beni ilgilendirmez de, üzmez de...
cemil ipekçi'nin dizine yaslanmış "kendinize dikkat edin ne olur" diye ağladığım gün de, bir oğlum olsa ve ona benzese üzülmem demiştim içimden.tüm samimiyetimle seviyorum içinde "insan" taşıyan bedenleri.
önceden olmuş, sonradan olmuş, doğuştanmış, tercihmiş,yaradan öyle uygun görmüş, görmemiş çok da umrumda değil açıkçası.

<12>

Cevabın:


Tartışmaya katılmak için giriş yap. Kayıtlı değilsen, bize katıl ve çocuklu hayatını kolaylaştır. Nurturia hakkında daha fazla bilgi için tıkla
Escinsellerin haklarina dair.

Tamamen Ücretsiz

Kaydol Tecrübeli anne ve babalardan yardım al. Sen de yardım et. Anı defteri, fotoğraf albümü, sorular, gruplar...