Cocugun Nefes Egitimi (Mustafa Kartal)

08/20/2010 19:21:00

Bebeklerin diyaframlarini cok iyi kullandiklarini hepiniz duymussunuzdur. Bebek dogum anindan sonra oyle bir ilk sesleniste bulunur ki, yaklasIk uc kilogramlik agirliga sahip vucudu ile butun hastaneyi cinlatacak yuksek bir volume ulasir.Kendinden otuz hacim daha fazla akcigerlere sahip insanlar bu volume asla ulasamazlar. Bebek butun sIkayet ve ihtiyaclarini gun boyu aglayarak ifade etmesine ragmen sesi kisilmaz. Ama yetiskin insan bes dakika aglasa sesi kisiliriki gun kendine gelemez. “Nedir bebegi daha fazla ses volumune ve ses dayanikliligina sahip kilan sey?” diye sorarsaniz. Cevabi, "henuz bozulmamis olarak tam kapasite ile kullanabildigi diyafram adalesidir."derim. O zaman sunu anlariz ki diyafram adalesini bebek daha sonra sahip olamayacagi bir performansta kullaniliyor. Peki, daha sonra ne oluyor da bebek cok yuksek performansta kullandigi diyafram adalesini ayni basarida kullanmaktan uzaklasiyor?

Bu sorunun cevabinin iyi anlasilabilmesi icin biraz teknik bilgi gerekiyor.Oncelikle diyafram solunumu ( alt solunum ) ile kaburga solunumu ( ust solunum )arasindaki farklara goz atmak gerekir. Ust solunum trioksin ve adrenalin salgisi ile sempatik sistemi inhibe eden bir etki yaratir. Sempatik sistem aktive oldugunda kisi yasam heyecani, nese, dikkat kazanirken ayni zamanda korku ve endise yuklenir. Savas ya da kac etkisi ortaya cikar. Bu durumun zihindeki karsiligi ayrilik bilinci, benlik bilinci, kutuplasma, rekabet, deneyimleme arzusu, olmayana erdirgeyerek ogrenme durumudur. Diyafram kullanimi ile parasempatik sistemin sinir dugumlerine basinc uygulandiginda sempatik sistemin karsiti olan yuzles ya da kabul et etkisi ortaya cikar. Parasempatik sisteme bagli salgilarin zihinde yarattigi surec birlik bilinci, beraberlik, eslesme, sessizlik, sakinlik, kosulsuz sevgi, olani oldugu gibi kabul etmedir. Butunsel solunumda bu iki sistem birbirine koordineli olarak calistigi zaman her sey tam olmasi gerektigi gibidir. Ancak bu iki sistemden birinin onde olmasi butun dengeyi bozar. Simdi gelelim bebek ne zaman ve ne sekilde diyaframini kullanmaktan vazgeciyor sorusuna…

Dunyaca unlu cocuk uzerine uzmanlasmis psikologlarin genel gorusune gore cocuk gelisme doneminde uc farkli donemden geciyor. Bu gecis donemlerinde rehberlik verilmediginde zorlaniyor. Bu donemlerden ilki 2-3 yas arasina denk geliyor.Tamamen melek olan ve dualiteden hic haberi olmayan bebek, bu donemde ilk defaiyi- kotu, guzel-cirkin, dogru-yanlis, kadin-erkek vs…gibi dualitik kavramlarla tanisiyor. Bu konuda rehberlik verilmediginde ayrilik bilincine geciyor ve kendince tanimlar yaparak kutuplasiyor. Bu ona yapilan “erkek adam aglamaz”, ya da “sen kiz cocugusun haddini bil” seklinde empozelerle butunluk anlayisindan uzaklasmasina yol aciyor. Sahip oldugunu zannettigi degerlerini koruma arzusu yuzunden endise ve korku duymasi sonucunda sempatik sinir sistem devamli aktive oluyor. Bu durum onun diyafram solunumu yerine devamli ust solunumda kalmasini gerektiriyor ve sonucta diyafram solunumu kaybediliyor. Cocugun 2-3 yaslarindaki diyaframdan ilk uzaklasmasini, ikinci kritik donem olarak ilk okul oncesindeki gecis donemi takip eder. Burada tamamen korku ve endise ile beslenen, yaristirilan, rekabet icine sokulan cocuk tamamen sempatik sinir sisteminin etkisi altinda yasamini surdurur. Bunu ucuncu devre olan ergenlik donemi takip eder. Kendini karsi cinsten eksIk veya fazla gorme, daha iyiyi olusturmak icin digerlerini ekarte etme empozesi (okul birincisi olma, OSS imtihaninda herkesi gecmek zorunda olma ) ve degerlerini koruma arzusu ( mal sahibi olma ) vs gibi sahiplenme ve beklentilerin yarattigi korku ve endiselerle tamamen diyaframdan kopup ust solunuma tasinir. O artik cok nadir zamanlarda diyaframini hatirlar ve derin bir ohhh cekmeyi bile unutur. Bundan sonra toplumun onergeleri, dinler, felsefeler, orfler, gelenekler, anne babanin kendi anlayisini baskilamasi, yasam kaygisi, hizlanan zamanin ve teknolojinin rekabet empozesi tamamen birlik bilincinden ayrilik bilincine gecilmesine, beraberinde korku ve endisenin sonucu olan ust solunuma gecilmesini garantiler. Artik bu noktadan sonra ozel bir egitim ve farkindalik calismasi yapmadan tekrar diyaframi kullanabilmek neredeyse imkansizdir. Ust solunumun yetersiz oksijen alma modeline bagli olarak fiziksel, duygusal ve dusunsel rahatsizliklar gundeme gelir. Aci ve zorluklarla dolu kisir bir dongunun icinde bilincalti sIkismis hicbir cikis yolu bulamayan insan profili ortaya cikar. Cocuk bu kritik gecis donemlerinde dogru rehberlik alarak ve nefes tekniklerinin sundugu dogru nefes alma calismalarini yaparak nefesini kontrol etmeyi ogrenebilir. Bunun sonucunda fizik duygu ve dusunce bedenleri uzerinde tam bir hakimiyet kurarak her turlu zorlugun ustesinden gelebilecek bir yeterlilige ulabilir. Sadece nefesini dogru kullanabildigi icin her zaman ve her yerde dengeli ve uyumlu olarak yüksek bilinc ve daimi farkindalik boyutunda kalabilir.

Mustafa Kartal

www.nefesteknik.azbuz.com

 


Cevabın:


Tartışmaya katılmak için giriş yap. Kayıtlı değilsen, bize katıl ve çocuklu hayatını kolaylaştır. Nurturia hakkında daha fazla bilgi için tıkla
Indigo/Kristal/Gokkusagi/Elmas Cocuklar

Tamamen Ücretsiz

Kaydol Tecrübeli anne ve babalardan yardım al. Sen de yardım et. Anı defteri, fotoğraf albümü, sorular, gruplar...