uğurlama (aileden biri olanların ardından)

11/30/2012 21:51:00

Bazen kurduğunuz hayallerin hiçbir zaman gerçekleşemeyeceği bir tokat gibi çarpar yüzünüze ya, öyle oldu bugün. Zeytin’im uzun zamandır yaşlılıktan kötülemişti. Ama yine de hayallerim vardı ona dair.

Ben hamileyken herkes “eee Zeytin ne olacak” diyordu. Sanki Zeytin bir eşyaydı da kullanım ömrü dolunca, artık ona gerek kalmayınca, eskiyince atıverecektik. Ben de her seferinde “Şimdi nasılsa öyle olacak, çocuklar Zeytin’le arkadaş olacak, oynayacak” diyordum.

Bebeklerden sonra hiçbir şey değişmemişti Zeytin’le bizim aramızda. Yine bizim odamızda kendi yatağında yatıyordu. Sadece kısa bir süre, o da bebeklerim prematüre diye, onların odalarına almadım, oyun alanlarına girmesine engel olmaya çalıştım. Çalıştım diyorum pek başaramadım çünkü. Her üçü de birbirine pek meraklıydı, her fırsatta yan yana geliyorlardı.

Bu yaz başından itibaren baya kötüledi Zeytin. Çişini falan nereye yapacağını bilemez oldu. Havalar da aşırı sıcak olunca bahçeye çıkardık. Aslında bahçe iyi geldi önceleri, baya toparlandı da, son zamanlarda yeniden kötüledi.

Zeytin ile bebekler o çok özendiğim oyun aşamasına pek gelemediler. Önce çocuklar kendilerini taşıyamıyordu, yürüyemiyordu falan. Sonra da Zeytin kötü oldu. Görmediği için dokunmalardan ürküyordu, çocukları uzak tutuyordum ondan.

El kadardı ilk karşılaşmamızda. Bir arkadaşımızın köpeğinin yavrularından biriydi. Üniversitedeydik. Aslında ev arkadaşım isteyip almıştı ama eve girdiği andan itibaren benimle olacağı belliydi, içlerinde en hayvan delisi bendim ve bana zimmetlenmiş oldu böylece.

Minicik, siyah, kıvırcık bir kuzucuktu o. Çok akıllı bir bıdıktı, her şeyi kolayca öğreniyordu. O kadar minikti ki dışarı çıkardığımda kaldırımlara çıkamıyordu mesela. Mıyk mıyk ağlıyordu kaldırımın başında durup. Ya da koltuğun üzerine koyunca inemiyordu aşağı.

Öğrenci köpeğiydi ne de olsa. Garibandık, zor yaşıyorduk. O da zor yaşadı bizimle. Tasma bile alamamıştık başta. Önceleri elime bir poşet alıyor öyle dışarı çıkarıyordum, poşeti takip ediyor, ağzına alıyor ve bu sayede ayrılmıyordu peşimden. Sonra bavul askılarından bozarak bir tasma dikmiştim ona. Kırmızı gövdeye sarılan alt kısmı ve siyah sapıyla çok güzel olmuş, çok yakışmıştı. Neyse sonra bir memlekete gidişimde babam kıyak yapıp tasma almıştı.

Yedikleri de garibancaydı tabi, kendimize ne buluyorduk ki. Biz ne yersek onu yerdi, genelde ama hiçbirşey olmadığında evde mesela ekmek doğrar üzerine çay döker birazcık da toz şeker serperdim, bayıla bayıla yerdi.

Nereye gitsem götürürdüm çoğunlukla. Öğrenci arkadaşların evlerine beraber giderdik. Amfi tiyatroya, parka, okulun bahçesine giderdik. Hele bir gün yaz başlarında okulun bahçesine götürmüştüm, oradaki süs havuza birden atlayıp hepimizi hayrete düşürmüştü. Doğuştan yüzücü olduğu da böylece çıkmıştı ortaya. Sonrasında denize gittiğimizde hep taşımıştım onu yanımda yüzmeyi seviyor diye.

Babam evde kedimiz var diye getirmemi istemiyordu. Pek kıymetli kedisinin üzülmesine dayanamazdı. Ama ikna ettik, daha doğrusu emri vaki yaptık. İlk yolculuğumuzda karton bir kutuda otobüsün bagajına vermiştim onu. Ama daha otobüs terminalden ayrılmadan kartonu yırtıp ilk bagaj kapağının açılmasıyla fırlamıştı dışarı. Ankara İzmir tüm yol boyunca hop oturup hop kalkmıştım. Sonrasında alışmıştı yolculuklara, bir sepet almıştık ona, küçük bir piknik sepeti. Yolculuk için hazırlıklar başlayınca, bavulları falan ortada görünce başlardı kendi sepetinin yanına gitmeye. Gidip gelip koştururdu. Sepeti de ortaya çıkarınca rahatlardı o da geliyor diye. Hemen hop atlardı sepete, sıkışık olmasına rağmen hiç itiraz etmezdi, zevkle otururdu sanki, gezmeye gidiyoruz diye. İlk yazımızda evde kimse kalmayacak olunca Zeytin’e ne olacağı konusunda sorun çıkmıştı. 

Babam yürüyüşe çıkardı sabahları, Zeytin’i de götür demiştim. Önce “ne götürecem, ben köpekle falan gezemem” demişti, “ne o sosyetikler gibi”. Ama sonra götürdü. Hatta ilk çıkarışındaydı sanırım, biri sormuş buna “Aaa ne tatlı erkek mi dişi mi?” “Erkek” demiş babam, dişi olmasına rağmen. “Adı ne” demiş, “Rin Tin Tin” demişi babam da. Gelmiş bize anlatıyordu, terslik yapacak ya.

Adana’da portakala alıştı. Her gün üç dört portakal yerdi. Yemesi de çok komikti. Başından ufak bir delik açıp içini tamamen boşaltırdı. Önceleri yere dökülen portakalları toplayıp getiriyordu. Sonra ev sahibimiz söyledi alt dallardan koparıp getiriyor diye. Başta inanmadım, ama sonra ben de gördüm. Resmen portakal topluyordu Zeytin’im. Yıllar nasıl da geçti. Ankara’dan ayrılırken ben Zeytin’i ben götürebilirim değil mi demiştim ev arkadaşıma, o da tabi demişti. Zaten aksi düşünülemezdi herhalde, ayrılamazdık biz. Adana’ya gelirken hayalim bahçeli bir evdi. Daha çok Zeytin için. İlk yıl olmadı ama sonraki zamanını hep bahçeli evimizde geçirdi Zeytin. Portakal bahçesi içerisinde. 

Bahçeli evimizdeki ilk aylarımızda bir yavru kedi attılar bahçeye. Miyavlamasına gidip bulduk onu. Aldık besledik. Sanırım bendeki kedi sevgisi ona da yansıdı. Zeytin de çok sevdi o kediciği ve kedi emzirme macerası öyle başladı. Tırmık ile başlayan emzirme serüveni onlarca kedi ile devam etti. Bizim kedileri dövmeye kalkan yabancı kedilerle hariç; hep kedilerle dost oldu Zeytin.

Bir keresinde sokaktan çok hasta bir kedi getirmiştim. Ayakta duramıyordu, yavruydu daha. Ne yapacağımı da pek bilmiyordum ama getirmiştim işte bir ümit. Antibiyotik iğnesi falan yapmıştım. Ama düzelecek gibi değildi, bir şey yemiyordu. Zeytin’e vereyim bunu dedim. Belki o emzirir iyileştirir. Hakikaten de öyle oldu. O kedi, eşimin belki son olur umudu ile adını koyduğu “Yeter” halen bizimle. Halen her gördüğünde sürünür Zeytin’e, sever onu. Belki de en çok kediler arayacak Zeytin’i.

Zeytin, sana ne desem bilmiyorum. Yazmasam içimde büyüyüp duruyorsun, yazsam gözlerim durmuyor. Hiç anne olmadığı halde defalarca süt anne olan fedakar köpüşüm benim. Sen bize köpeklerle kedilerin bile dost olabileceğini öğrettin. Nice yavru kediciğe yardım ettin karşılık beklemeden. Hep sevgi dolu oldun, hep heyecanlı. Keşke son günlerin o kadar kötü olmasaydı, keşke hep o meraklı, hareketli, yaramaz halinle gelseydin gözümün önüne. Keşke ayrılmak zorunda kalmasaydık, keşke çocuklarım da senin sevgi dolu kalbini görüp anlayabilseydi, keşke oyunlar oynayabilseydiniz beraber. Keşke senin sesini duyunca heyecanlanan ve bana senin seslendiğini haber veren bebişlerim, kendi elleriyle besleyebilselerdi seni. Keşke ömrün bu kadar kısa olmasaydı. Seni çok özleyeceğiz biliyorum, sadece ben değil, Defne, Deniz, arkadaşların çocukları, kedilerin, hepimiz çok özleyeceğiz seni. Güle güle kara kuzum benim, güle güle kıvırcığım, Zeytin’im… 

 

 

 

 

Ynt: uğurlama (aileden biri olanların ardından)

11/30/2012 22:20:00

Zeytin'i çok anlatasım vardı, yazmak iyi gelir belki dedim. Sağol, ben de çok üzülüyorum, içim acıyor. 

Ynt: uğurlama (aileden biri olanların ardından)

11/30/2012 23:54:00

off çok ağladım gidiyorum...  Tatlı Zeytin görmeden sevdim seni rahat uyu ...

Ynt: uğurlama (aileden biri olanların ardından)

12/01/2012 09:22:00

Benim garip bir inanışım var, ölürken bizi onların karşılayacaklarına inanıyorum. Böyle düşünmek içimi rahatlatıyor. Umarım öyle olur... Sabır diliyorum sana...

Ynt: uğurlama (aileden biri olanların ardından)

12/01/2012 09:31:00

sevil gece 4'te okudum  bir şey yazamadım o an, gözlerimden yaşlar döküldü gecenin o vaktinde. öyle güzel yazmışsın ki zeytin gibi güzel bir köpeğe de böyle bir uğurlama yakışırdı. başın sağolsun tekrar..güle güle zeytin, güle güle güzel kız..

Ynt: uğurlama (aileden biri olanların ardından)

12/01/2012 11:07:00

hiç benım hayvanım olmadı,ne kadar anlarım desem de yalan olur bu yakınlığı,ama dün ızledıgım zeytının  kedıyı emzırme sahnesınde koptum,kocayla ızledık,bakakaldık hatta...uzaktan bıle bu kadar etkıleyen bı güzellığın hayatında olması nası bişeydır tahmın bıle edemıyorum,keza üzüntünü de öyle...ama ne şanslıymış ki sizin gibi güzel ınsanlara rastgelmiş,uzun süre geçirmiş sizinle...çok mutludur emınım gittiği yerde...

Ynt: uğurlama (aileden biri olanların ardından)

Ynt: uğurlama (aileden biri olanların ardından)

12/26/2012 00:11:00

Sevilcim bir hayvansever ve bir kopek sahibi olaraktan aglattin beni! ne hissettigini cok iyi anliyorum ki kopegim 2 senedir bende ve inanilmaz baglandim ona,ilk kustugunda deliler gibi gozyasi dokup,saatlerce yalvardigimi bilirim,ne olur ona bir sey olmasin!dayanamam,hazir degilim diye..bende senin gibi hep mucadele ettim,ediyorum.bebegin var ama! evde kedi,kopekte neymis vs vs..daha once kangalimiz da vardi :) asil Borisim di oda.

inanilmaz fedakar,cefakar ve yardimsever,is Zeytincigin..bir o kadarda guzel!

Sevilcim tekrar basin sagolsun,sen Zeytin gibi bir kopege sahip oldugun icin,Zeytin de senin gibi bir sahibi oldgu icin sansliymissiniz..cok uzgunuuum


Cevabın:


Tartışmaya katılmak için giriş yap. Kayıtlı değilsen, bize katıl ve çocuklu hayatını kolaylaştır. Nurturia hakkında daha fazla bilgi için tıkla
Düşünen Hayvan

Tamamen Ücretsiz

Kaydol Tecrübeli anne ve babalardan yardım al. Sen de yardım et. Anı defteri, fotoğraf albümü, sorular, gruplar...