yeni ssvd hikayelerinizi ekler misiniz? (bildiklerim annevebebisi ve elvan)

10/11/2012 11:27:00

SSVD yapan arkadaşlar hikayenizi, doğumun nerde olduğunu, doktor ve ebelerinizi yazar mısınız? Benim gibi ssvd planlayanlara fikir olsun. Biz de sizin yolunuzdan gidebilelim.
Anne ve bebeklerine sağlıklı uzun ömürler diliyorum. 

Ynt: yeni ssvd hikayelerinizi ekler misiniz? (bildiklerim annevebebisi ve elvan)

Ynt: yeni ssvd hikayelerinizi ekler misiniz? (bildiklerim annevebebisi ve elvan)

10/13/2012 21:02:00

Merhaba. SSVD yapmayı uzun süredir istiyordum. İlk doğumumda gereksiz yere sezaryene alınmıştım. Gerekçe çatının dar olduğu iddiası ve bebeğin iri olduğu yönündeki verilerdi. İstemedim, doğurabileceğime inanıyordum ama maalsef sisteme karşı tek başıma mücadele edemedim. Son anda yapılan duygusal manipülasyonlar, bebeğin ölecek, sen nasıl annesin vs. tarzı sözler sancı çekmekte ve yorgun bir anneyi derinden etkileyebiliyor. Hoş, her ne kadar nefes sayısının belli olduğunu bilsem de son direniş anlarımda kurulan korkunç senaryolar ve ölüm tellallığı  niteliğindeki sözler karşısında daha fazla direnemedim. Sezaryen masasında bile bir umudum vardı belki doğar diyordum. Nitekim üzerimde çok ciddi etkiler bırakan olumsuz bir sezaryen tecrübesi yaşadım. Doğumdan sonraki 1 yılda pek kendimde değildim. Sürekli araştırma haline girmiştim. Yerli yabancı kaynaklardan ssvd ve doğum hakkında bilgiler edinmeye başlamıştım. İri denen bebeğim 3800 gram doğmuştu. Ultrason ve NST gibi bilumum ölçüm cihazlarına güvenim sarsılmıştı. Öyle ya NST yi de karnımı bilinçli bir şekilde kasarak kandırabiliyordum...

Bir daha doğum yapar mıyım bilmiyordum ama içinize çok işleyen bir yaranız varsa o konuda herşeyi ister istemez öğreniveriyorsunuz. En azından benim durumumda böyle oldu... Nitekim bir kez daha gebeydim.

Hem heyecan hem telaş ile başladı gebeliğim. Pek çok bilgi edinmiştim. Teorik bilgi düzeyim oldukça iyiydi. SSVD yi destekleyecek bir doktor bulmam gerekiyordu. Başlarda ebe fikri aklımda yoktu. İlk 3 ay doktora gitmedim. Ama zaman ilerliyordu ve bir doktor ile temasta olmam gerektiğini düşünüyordum. Nitekim doğuma kadar 4 doktor 10'a yakın ebe ile görüştüm. Doktorların hepsi de taşın altına elini koymuş güvenilir ve iyi doktorlardı. Yalnız bazısı kilosu 3.500'ü geçerse deneyemeyiz diyor, bazısı rutin olarak suni sancı verip epizyo yapıyor, bazısı da kordonun geç kesilmesi yönündeki isteğimi karşılamıyorlardı. Ebeler ile görüşmelerim her daim daha olumlu geçiyordu. Tabi ebe hanımlardan bir kısmı ssvd olduğu için evde doğumu kabul etmiyordu. Belirli bir açıklığa kadar yanımda kalıp sonra hastaneye gitmeyi öneriyorlardı. Bu da güzel bir seçenekti lakin herşey güzel ve normal sürecinde ilerlerken bir anda evden çıkıp hastaneye gidip doğumu orada gerçekleştirmek de biraz anlamsız geliyordu bana. Hastanelere konum olarak yakındık ve bir sorun olursa evden çıkabilirdik, o ayrı... Neticede doktor ve ebe kontrollerim son haftaya kadar sürdü. Evde doğumu kabul eden 2 ebe anne ile irtibattaydım. Biri memleketindeydi ve diğer ebe anne ise doğumuma yardımcı olan ebemiz olacaktı. Bir diğer ebe anne arkadaşımız da yanımızda bize destek olacaktı. Ebelere "ebe anne" dendiğini ise daha sonradan öğrendim ve çok hoşuma gitti.

Bazı kararları doğum başlayınca vereceğimi biliyordum. Her ne kadar planı önceden oluşturmak rahatlatıcı olsa da, son anda 2. kez annelik için atan gönlümü dinlemeye kararlıydım.

Bu süreçte bol bol yürümeye gayret ettim. Yürüyemediğim zamanlar pilates topunun üzerinde vakit geçirdim. Genelde yere oturdum, yerde yemek yemeye çalıştım. Koltuk sandalye kullanmamaya özen gösterdim. Zihnimi olumsuz düşüncelerden arındırmaya gayret ettim. Binyıllardır kadınlar nasıl doğum yapıyorsa aynı şeyi ben de yaşayabilirdim. Hem doğum mucizesi dedikleri de bu olsa gerekti. Ayrıca bir çocuğun anne karnında oluşması, bir su damlası iken kanlı, canlı, sırlı bir insana dönüşmesinden daha zor olmasa gerekti doğum. Bebeğe orada can veren çıkış yolunu da gösterecekti elbet. Böyle düşününce "acaba doğurabilir miyim?" sorusu anlamını yitirdi içimde. "Acaba bebeği meydana getirebilir miyim, ona can verebilir miyim?" sorusu nasıl manasız bir soru ise "acaba doğurabilir miyim?" cümlesi de aynı manasızlığı kazanıverdi birden. Böylelikle doğuma olan inancımı tazeledim. Nasıl ki insan fıtri bir şekilde müdahaleye maruz kalmadan ölmek isterse, iradesi olsa ve gücü yetse yine o şekilde de doğmak isteyeceğine inandım. 

Standart hesapla 40. haftam dolmuştu ama gerçek hesaba göre beklemem gerekiyordu belli ki. Çünkü sancılarım gelmemişti. Sancılar gelmeden hiçbir şekilde müdahale edilmemesi gerektiğini çok iyi biliyordum. Çünkü her sancı bebeğin solunum egzersizi yapabilmesi için ona yardımcı oluyordu. Böylece ciğerleri doğum andında alacağı ilk nefese hazırlıklı hale geliyordu. Yavaş yavaş, acele etmeden... Sükunet içinde... Bebeğe, geleceğin annesine saygı duyarak... Neticede bebek dünyaya gelirken boyut değiştirecekti ve bu önemli değişimde ona yardımcı olmak istiyordum. Bebeğin doğumu anne karnında ölümü demekti.

40+6 da sabah erken saatte 4 dakikada bir gelen sancılarım başlamıştı. Epey şiddetli vuruyordu dalgalar. Öğlen saatlerine kadar 4 dakikada birden şaşmadı. Ancak öğlen saatlerinde düzenli aralığı kaybettik. Hatta 2-3 saatte 1 sancı geldiği bile oldu. Bu sırada nişanım gelmişti. Doğum aynı gün de olabilirdi 1 hafta sonra da. Bu yüzden normal hayata devam etmek gerekiyordu. Yine yürüyüşe çıktık, yol üstünde bir eczaneden evde gerekirse diye streil eldiven aldık. Eczacı hanım "ne için kullanacaksınız?" dediğinde eşim, "doğum için, evde doğum yapacağız da" dedi :) Korku ve endişe dolu gözlerle bakan eczacı hanıma gayet sükunet içerisinde, "merak etmeyin çok güzel olacak, evde kalmak değil esas hastaneye gitmek cesaret işi" dedim :) Gece olmuştu. Yazın en sıcak günleri olduğundan gece karanlığında dışarı çıkmak daha iyi oluyordu. Kısa bir yürüyüş yapıp bir külah dondurma yedik ve geceyarısı eve geldik. 2 saat kadar dinlendim.

Evet belki de o anın bu an olduğunu önceden bilseydim ne uyuyabilir ne de başka bir iş yapabilirdim. Sancılar başlamıştı. İçmek için hazırladığım çaydan bir yudum bile alamamıştım. Saat tam 3 idi. Çayı sofraya koymuş ama içememiştim. Sancılar arasında çok kısa bir aralık vardı. Ben diyeyim 30 saniye siz diyin 45 saniye :) 1 dakika bile değildi ve uzun dalgalar şeklindeydi. Bir vurdu mu yere el ve dizlerimin üzerine kapaklanıyor, geçmesini bekliyordum. Sancı aralıklarında sürekli yürüdüm. Koridorda bir o yana bir bu yana hareket halindeydim. Eşime sancı anında belime masaj yapmasını söyledim. Daha önce doğum kursuna katılmamıştık ama her öğrendiğim bilgiyi eşime de aktarmış ve özümsemesini sağlamıştım. Değişik masaj şekilleri denedik. Deneme yanılma yoluyla birkaç sancı sonra beni en çok rahatlatan masaj şekline de kavuşmuş olduk. Sancılar esnasında çenenin serbest bırakılması gerektiğini biliyordum, sesime kilit vurmamam gerektiğini de. Bebeğimin uyuduğu odanın kapısını kapattık ki sesimi duymasın, uyanmasın...

Erkenden ebe anneyi aramak istemiyordum. Belki de doğuma daha vardı. Ancak saat 4'de sancıların daha da şiddetlenmesi üzerine ebe anneyi çağırdık. 2 kez açıklık kontrolü yaptı. Doğumun açıklık kontrollerinden daha kolay olduğunu bilseydim, daha çok motive olabilirdim, ama bu gerçeği de doğumdan sonra öğrenmiş oldum. İlkinde 3 ikincisinde yaklaşık 7 cm. olduğunu söyledi. Bu süreçte ılık su dolu havuzda kaldım. Doğumda insanın zaman algısı kayboluyor, ancak sanıyorum 4 cm. ile 9 cm. açıklık arasını havuzda geçirmiş olmalıyım. Suyun rahatlatıcı etkisi yaklaşık olarak 2 saattir ve tahmin edilen doğum anına 2 saat kala girilmesi daha uygundur.

Sancılar esnasında tam bir konsantrasyon hali yaşadım. Kimsenin gözünün içine 1-2 stratejik an hariç bakmadım. Kimse ile değil gereksiz, gerekli kelamları bile edemedim. Örneğin yanan ışık beni rahatsız ediyordu, ancak eşime "ışığı söndürür müsün?" bile diyemedim. Hayal meyal perdenin ardından havanın aydınlanmaya yüz tuttuğunu gördüm.

Sancıların aralıkları hala en baştaki gibiydi. Ya 30 saniye ya 45 saniye. Daha fazla değil. Ara ara havuzdan yere sarkıp o şekilde masaj yapılmasını istiyordum. İttirme hissi geldikçe o sesi dinliyordum. Ebe annemizin ve eşimin üstü hem havanın sıcaklığından hem de havuzdan taşan sulardan sırılsıklam olmuştu bile. Ebe anne emekli bir ebe idi ve doğum anı için sırtüstü yatmamı istedi. Bir süre bunu başaramadım. Sırtüstü yatamadım. Havuzda ya da ayakta kalmayı istediğimi söyledim ama o şekilde ne bebeği tutabileceğini ne de gereken müdahaleyi yapabileceğini söyledi. Mecburen doğumun son birkaç dakikasında sırtüstü uzanmak zorunda kaldım. Doğuma çok az bir zaman kala gelen emekli bir hemşire hanım da sırtıma destek oldu. Konuşulanları algılamadığım anlarda yüzüme dokunarak dikkatimi çekti ve yapmam gerekenleri söyledi, algılamamı sağladı. Ebe anne zeytinyağını ustalıkla uyguladı. Ve bir kısa bir uzun ıkınma sonrasında bebek, geleceğin annesi artık bizlerleydi. Saat tam 7 idi ve doğum etkili sancılar ile 4 saat içinde gerçekleşmişti. O an, gerçek ile hayal arasında kararsız kaldığınız an... Yıllardır beklediğiniz, hayalini kurduğunuz, ama gerçek olduğunda bile hayal sandığınız bir an ve herşeyin bittiği an. Ne acı, ne sancı, fırtınadaki gemilerin liamana ulaştığı, fırtınanın dindiği ve etrafı taze bir esintinin kapladığı, güneşin ufuktan parıldadığı yeni bir gün... ve kucağınızda yeni bir sır, yeni bir can, yeni bir sayfa, yeni bir insan... Anne karnında yeni ölmüş ama dünyaya yeni doğmuş bir insan...

Hemen ayağa kalkmak istedim. Müsade etmediler. Mecburen yattığım yerden ebe anneye sarıldım, öptüm yanaklarından. Eşim de gözünden süzülen iki damla yaş ile alnımdan öptü beni. Psikolojik olarak kaldırabilecek her eşin şahit olması gereken bir an esasen. Hanımına, kızına ve özellikle annesine bakış açısında yeniliğe ihtiyacı olan herkes bu şekilde yenilenmeli. Kısa bir süre sonra uykusundan uyanan bebeğim de yanımıza geldi ve kardeşini öpmek istedi. "Karnın küçüldü mü anne, artık benin kucağına alabilecek misin?" diye sevinerek kucağıma tırmandı :) Ebe annemiz de çatımın doğuma çok müsait olduğunu, ilk doğumumu da çok rahat yapabileceğimi söyledi. Burada yorumu sizlere bırakıyorum...

Bir de dipnot; aslında evde doğum ya da ssvd yapanların sayısı sandığımız kadar az değil... İnternet kullanıcısı olmadığı için haberdar olmadığımız pek çok anne var. Bununla birlikte internet kullancısı olup bir şekilde ssvd yaptığından haberdar olduğumuz annelerin sayısı da çoktan 50'yi geçti belki de 100'e vardı bile. Dileyen herkesin doğumu tüm sadeliği ile yaşamasını temenni ediyorum. En çok da ülkemizde müdahalesiz doğumun ve ssvd'nin yaygınlaşmasını...

Ynt: yeni ssvd hikayelerinizi ekler misiniz? (bildiklerim annevebebisi ve elvan)

10/15/2012 09:36:00

Herşeyi çok güzel anlatmışsın, Allahım seni ve bebeklerini bağışlasın.
O açıklık muayanelerini 36.haftamdan itibaren yaşadım ama 39+5te 6 saatte 2cm den  3cm olan açılmamı beğenmeyen doktorum yüzünden ameliyata alındım. 3200 beklediğimiz bebek 3900 doğdu, ameliyat sonrasında da doktorum' bak niye çıkamamış bebek çünkü iriymiş' dedi. Şaka gibi. Bebeğin iri olduğunu siz niye bilemediniz, O ultrasonlar ne işe yarıyor? demek o an aklıma gelmedi. Baştan sezeryan meraklısı olan doktorumu anlamayan ben suçluyum başka doktora gitmediğim için. Ben ve bebeğim sağlıylıyız böyle avutuyorum kendimi.
Senin ve diğer normal doğum yapanların hikayelerini okudukça, mümkün olan en uzun zamanı evde geçirilmesi gerektiğini anladım.
Ebe annelerinize nasıl ulaşabiliz, 30 haftalık hamile arkadaşım da ebe arıyor. Özelden mesaj atarsan sevinirim.

Ynt: yeni ssvd hikayelerinizi ekler misiniz? (bildiklerim annevebebisi ve elvan)

10/15/2012 17:03:00

Evet maalesef anne olarak bizim de hatalarımız oluyor. Tabi doktorun söylediğine güvenmeye hata denirse! Travay hızlı ilerlememiş olabilir ama bu asla sez. gerekçesi olamaz. Belki de ortamdan dolayı yavaş ilerledi. Bilemiyoruz tabi bunları. Olsun artık olan olmuş. Sağlıklısınız şükür ki. Önümüzdeki maçlara bakacağız artık :) Evde zaman geçirmek gerçekten de çok önemli. Hem güven duyulan bir ortamda olmanın, hem de steril bakımından vücudun alışkın olduğu bir ortamda bulunmanın avantajları çok.

Ynt: yeni ssvd hikayelerinizi ekler misiniz? (bildiklerim annevebebisi ve elvan)

02/22/2013 11:33:00

merhaba:)
hikayenizi hayranlıkla gözlerim dolu dolu okudum.. bravo size! ben de şimdi 5 haftalık hamileyim, ssvdyi çok istiyorum...  ssvdyi destekleyen bir doktordan randevu aldım 1 ay sonrasına..heyecanla bekliyorum ne diyecek, nasıl geçecek randevu acaba diye...ilk doğumda bile bile lades dedim aslında, doktorumun sezeryan oranı çok yüksekti, ama ben somut verilere değil, onun söylediklerine inanmak istedim:( suyum gelip hastaneye gittiğimde hemen suni sancıyı verdiler. hatta doktor "hemşirenin elinden kaçmış, bir anda fazla vermiş sancıyı, çekebileceğin max. sancıyı çektin olmuyor, sezeryana alıcaz" dedi. ama içimde bir umut var sanki bu sefer bu işi kotaracağım gibi geliyor...siz nerede oturuyorsunuz, ebeyi nasıl buldunuz acaba?? bana da özelden mesaj atabilir misiniz sakıncası yoksa?

Ynt: yeni ssvd hikayelerinizi ekler misiniz? (bildiklerim annevebebisi ve elvan)

02/22/2013 12:07:00

avb, sezaryen masasinda bile hala bir umut beklemenin ne demek oldugunu biliyorum.. Bebeklerine tekrar uzun birer omur diliyorum.


Cevabın:


Tartışmaya katılmak için giriş yap. Kayıtlı değilsen, bize katıl ve çocuklu hayatını kolaylaştır. Nurturia hakkında daha fazla bilgi için tıkla
ssvd

Tamamen Ücretsiz

Kaydol Tecrübeli anne ve babalardan yardım al. Sen de yardım et. Anı defteri, fotoğraf albümü, sorular, gruplar...