Psikiyatride ‘dikkat eksikliği’ skandalı

05/14/2012 10:24:00

(AKSİYON Dergisinin, 663 ncü sayısından alıntıdır)

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite teşhisiyle ilköğretim çağındaki on binlerce çocuk gereksiz yere uyarıcı ve antidepresan ilaç kullanıyor. Hâlbuki ilaçsız yöntemlerle teşhis ve tedavi de mümkün. Ama nedense Türkiye’ye getirilmiyor.

‘Hiperaktivite’, ‘dikkat eksikliği’ ve ‘öğrenme zorluğu’; son yılların en çok tartışılan ve giderek önem kazanan rahatsızlıklarından. Araştırmalara göre ABD’deki çocukların yüzde 3 ila 5’i dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu yaşıyor. İngiltere’deki oran, yüzde 1’in altında. Türkiye için şu anda net bir orandan söz edilemiyor. Bu rahatsızlıkların çok tartışılmasının arka planında, tedavi amacıyla bazı uyarıcı ve antidepresan ilaçların kullanılması var. Teşhis konulan ve söz konusu ilaçlardan verilen çocuk sayısı her geçen gün artıyor. Maryland Üniversitesi’nden Prof. Dr. Julie Magon Zito, 2000 yılında yaptığı bir araştırmada, 4 yıl içinde antidepresan ilaç kullandırılan çocuk oranında yüzde 200 artış belirliyor. İlaçlardan bazıları bir hayli ağır. Prof. Zito, ABD’nin kuzeyindeki 200 bin çocuğun durumunu inceliyor. 2-5 yaş diliminde ağır ilaç tüketim oranı yüzde 1,25. 6-12 yaş grubunda oran yüzde 3’e fırlıyor. İlaçların çocukları nasıl etkilediğine dair zıt görüşler ortaya atılıyor. Beyaz Saray, etkiyi belirleyecek araştırmalara fon desteği çıkıyor. İlaç firmaları yetişkinlerdeki olumlu sonuçlara bakarak iyimser konuşsalar da, gerçek şu ki, ilaçların çocukları olumsuz etkileyip etkilemediği henüz bilinmiyor. Türkiye’deki uzmanlar da birbirinden çok farklı görüşler beyan ediyor.

Acaba hiperaktivite, dikkat eksikliği ve öğrenme zorluğunun belirtileri birbirleriyle nerede kesişiyor ve ayrışıyor? Hangi çocuklar uyarıcı ve antidepresan ilaç kullanmalı? Bu rahatsızlıklar niçin oluşuyor ve nasıl teşhis ediliyor? Teşhisler ne kadar isabetli? Hatalı teşhis sebebiyle boşu boşuna ağır ilaç tedavisi uygulanan çocukları nasıl bir akıbet bekliyor? ABD, Kanada ve Japonya ile Avrupa ülkelerinde başvurulan ve rahatsızlıkları yüzde 97 oranında teşhis eden testlere Türkiye’de neden rağbet edilmiyor? İlaçsız tedavi mümkünken, Türkiye’de neden yaygınlaşmıyor? Ebeveynleri çok yakından ilgilendiren bu soruları uzun süre ABD’de eğitim ve araştırma çalışmalarına katılan Psikiyatrist Tanju Sürmeli’ye yönelttik.

-Hiperaktivite bir hastalık mıdır? Dikkat eksikliği, beraberinde mi görülür, ya da o ayrı bir olgu mudur? Bu arada öğrenme güçlüğü nasıl değerlendirilmeli? Ebeveynler belirtilerle karşılaştığında ilk başta ne yapmalı?

Beynimizin ön tarafında dikkat ve konsantrasyonla ilgili bir bölge var. Akademik başarımız için dikkatimizi vermemize yarıyor. Bu bölgenin yan kısımlarında, dürtüsel davranışlarımızı kontrol eden bir yer var. Beynimizin orta arka kısmında hiperaktiviteyle daha bağlantılı bir bölge var. Ön bölge ile arka bölge arasında bir düzen olmalı. Kimyasal ve elektriksel düzensizlik oluştuğunda; dikkat, konsantrasyon, motivasyon ve hiperaktivite problemleri ortaya çıkıyor. Hiperaktivite ne? Kendisini durduramayıp durup düşünmeden hep hareket halinde olması; dürtüsel davranışlarda bulunması, oturup yarım saat 45 dakika bir dersi sağa sola bakınmadan kendini verip dinleyememesi. Ya da oturarak yapması gereken bir işte zorlanması. .

-Bu çocukların saldırgan davranışların da söz ediliyor?

Hiperaktivite ile saldırganlık arasında benzerlik görülse bile, tıbbi açıdan farklılar . Agresivite dediğimiz saldırganlığın beynin ön bölgesi ile bağlantısı var. Ama her hiperaktif çocuk saldırgan, her saldırgan da hiperaktif değil. İkisi bir arada da olabilir ama saldırganlık hiperaktivitenin bir sonucu değil. Hiperaktivitede bir kontrol problemi var. Bu problem saldırganlık gibi davranış problemlerine yansıdığında hiperaktiviteyle beraber saldırganlık ortaya çıkmakta…

-Peki dikkat eksikliğini nasıl tanımlamalıyız?

Normalde 6 yaş grubu 20 dakika dikkatlerini verebilmeli. Dikkati koptuğunda birkaç dakika dinlenip toparlanarak bir 20 dakika daha verebilmeli. Bunu yapamayanlar dikkat eksikliği içindedir. Derste 5-10 dakika sonra sıkılırlar. Dikkatlerini veremez, konuşmaya başlarlar. Komik şeyler yapmaya yeltenirler. Komik şeyler yapıldığında gülerler. Cama bakarlar. Dürtüsel olarak arkadaşlarını iterler, onlara kâğıt atarlar. Derste başka şeyler düşünürler. Kalem ve silgiyle oynarlar. Defteri, kitabı, sırayı karalarlar; bir şeyler çizerler. Bunları birer dakika yaptığını düşünün. Dikkatini toplamada zorlanan; eve geldiğinde de kendi başına oturup ders çalışamayan bir beyin…

TEŞHİSTE HATA YAPILMAMALI

-Hiperaktivite ile dikkat eksikliği arasındaki ilişki birliktelik mi, aralarında sebep-sonuç ilişkisi de var mı?

Yalnızca dikkat eksikliği grubu var. Dikkat eksikliği ile hiperaktivite beraber olan grup var. Hiperaktivitesi öne çıkmış, dikkat eksikliği az olan ya da hiç olmayan grup da var. Beynin elektriksel ve kimyasal düzensizliklerinde ifade ettiğiniz sübjektif soruyu cevaplamak çok zor. Çünkü bir network problemi oluyor. Hangisi öbürünü tetikledi? Bu mu onu çıkartıyı açıklamak çok zor. Yalnız dikkat eksikliği olan çocuklarda özel öğrenme zorluğu da olabiliyor.

-Öğrenme zorluğu dikkat eksikliğinin tabii bir sonucu değil mi zaten? Yani çocuk dikkatini veremediği için öğrenemiyor…

Hayır, bir de ayrıca öğrenmeyle ilgili merkezleri var beynin. Öğrenme merkezleri beynimizin kulaklarımızın hemen arkasındaki temporal dediğimiz bölgede. Burada elektriksel ve kimyasal düzensizlik olanlar var. Ayrıca bir kısmında dikkat problemi var bu çocukların. Hiperaktif grupta ayrıca temporal bölgeleri etkilenmişler de var. O kadar birbirleri içine girmişler ki, Bunları sübjektif olarak ayırt edebilmek zor. Hele hastanın 10-15 dakika görülebildiği yoğun merkezlerde daha da zor.

-Sırası gelmişken; otizmdeki öğrenme zorluğu ile bir ilişki söz konusu mu acaba?

Onlar tamamen farklı. Otizmde yeteri kadar beyin hücrelerinin yapılmadığına; o bölgelerin çok iyi gelişmediğine ve başka bölgelerin kontrolü aldığına dair yayınlar var. Öğrenme zorluğunda sol ile sağ beyin arasında zeka skorları açısından 10-15 puan fark oluyor genelde. Bunların bir kısmı dikkat eksikliği hiperaktivite hastalığını da beraber taşıyor. Sadece öğrenme zorluğu çeken bir grup var. Bunun yanı sıra dikkat eksikliği grubuna ya da dikkat eksikliği hiperaktivite grubuna giriyor bazıları. Özel öğrenme zorluğu içindekilerden bazıları dikkat problemi yaşıyor ama dikkat eksikliği hastalığı grubuna girmiyor. Kimi çocuklarda dikkat eksikliği var; ama dikkat eksikliği hastalığı grubuna ve özel öğrenme zorluğu grubuna girmiyor.

-Dikkat eksikliği ile özel öğrenme zorluğu arasındaki sınırları biraz daha netleştirebilir miyiz?

Özel öğrenme zorluğu grubunda dikkat eksikliği; hatta yüzde 75’inde hiperaktivite de olabilir. Genelde okuma, yazma, matematik ve algılamada daha belirgin belirtileri olan çocuklardır. Daha geri kalmışlardır yaş gruplarına göre. Anne babadan ve ana okulundan alınan hikâyelerde öğrenmeyle ilgili problemleri daha üst seviyededir. Matematik başarısı oldukça kötüdür. Ama aynı zamanda okumada, anlatmada, kendini ifade etmesinde de zorluk olabilir. Okuduğu bir şeyi organize bir şekilde anlatamayabilir. Ya da bu belirtilerden bir tanesini taşıyabilir. Birkaç tanesini çok iyi yaparken bir şeyi başaramaz. Öte yandan örneğin sevdiği derste çok başarılı olur. Mesela resimde. Sağ beyini çok iyi gelişmiştir çünkü. Sözel ve sayısal performans sol beyinin gelişmesiyle ilgilidir.

ÇOCUK SEVDİĞİ KONUYA DİKKAT KESİLEBİLİR

-Hiperaktif ve dikkat eksikliği içindeki çocukların bazı işleri yaparken saatlerce oturabilmesinin sebebi bu mu?

Beynimizin ön kısmı akademik başarı, motivasyon ve dikkat merkezimizdir. Dürtüsellik de buradan sağlanır. Ders ya da öğretmen sevilmese de başarıyı sağlayan merkez. Beynin orta kısmında ‘limbik’ dediğimiz bir sistem daha var. Anne karnındayken gelişiyor. Sevdiğimiz şeylere ilgi duymamızı sağlıyor. Beynimizin ön kısmındaki bölge düzenli çalışmasa da limbik sistem dikkat ve konsantrasyonumuzu sevdiğimiz bir işe yönlendirmemiz için devreye girebilir. Bu durumda anne baba der ki: “Bak işine gelince saatlerce bilgisayarın başında her şeyi yapıyor. Ama ders çalışmak işine gelmiyor.” Hayır, öyle değil işte. Çocuğu sevdiği konulara ilgi gösterten beynin orta kısmındaki bölüm hasarsız, aktif, çalışıyor. Bu bölüm, öğretmeni sevdiğinde matematik, fizik, Türkçe gibi derslerde bile devreye girebilir. Ya da bu derslerde geçen sevdiği bir konuda da işlev kazanabilir. Böylece o derste ya da konuda akademik başarıyı yakalayabilir çocuk.

-Çocukların beyinlerinin iyi çalışmasında anne babaların rolü de söz konusu mu?

Beyinlerin iyi çalışmamasında önemli faktörlerden biri de ebeveynin tarzı. Yapamayan bir çocuğa yapacaksın diye baskı kurulmamalı. Aşağılayıcı sözler söylenmemeli. Dayak asla. Bu davranışlardan hiçbiri beynin iyi çalışmasına yol açmaz. Böyle bir bilimsel çalışma yok dünyada. Bir beyin bir şeyi yapamıyorsa, taciz ettiğiniz ölçüde yapamayacak hale geliyor. Daha da kötü duruma düşürüyorsunuz. İkincisi kurallar koymayı ;durup, düşünen bir beyin olmayı öğretsinler çocuklarına. Hayır demeyi, dediklerinde, çocuk ağlayıp zırlarsa, pes edip ‘evet’ dememeyi öğrensinler. Yüzde 85 koydukları kuralda kalsınlar. Çünkü çocuklarının beyinlerinin gelişmesini etkiliyorlar.

-Peki bu gelişim hangi yaşlarda oluyor, dışardan ne kadar etkilenebilir beyin bu süreçte?

İki yaşından itibaren etkilenir. 1,5 ile 7 yaş grubu arası çocuklar izlendi. Televizyon ve bilgisayarla çok daha fazla uğraşan çocuklarda dikkat ve öğrenme zorluğunun okul döneminde çok daha yoğun olduğunu gördüler. Bu, manyetik alan ve elektrik akımının sağlıksız dalgaları artırdığını gösteriyor.

-Başka neler etkiliyor beynin gelişimini?

Beslenme. Bizim gibi ülkelerde karbonhidrat ağırlıklı beslenme çok fazla. Oysaki beyin; yüzde 80 oranında proteine, yüzde 20 de glikoz ve karbonhidrat türü besinlere ihtiyaç duyuyor. Bizde tam tersi.

-Hiperaktivite ve dikkat eksikliği türü rahatsızlıklar hangi yaşlarda teşhis edilmeli ve tedaviye başlanmalı?

Çocuk ana okuluna gidiyorsa dikkat eksikliği ve öğrenme zorluğu orada belirtilerini gösterir. ABD’de 3-3,5 yaşında durumu tespit edilen çocuklar var. Biz de erken yaşta görebiliriz. Ama daha ziyade ilkokul birinci sınıfın ilk 6 aylık döneminde teşhis konulur. Sıkıntı yaşanırsa doktordan yardım alınır.

-Teşhis nasıl olmalı?

Tabii ki klinik gözlem birinci derecede önemli Buna yeterince zaman ayrılmalı Çocuğun bakıcısına ve öğretmenine kadar gidilmeli. ABD’ de geliştirilen yöntemler var. 1998’de FDA onayı aldı. Beynin elektriksel akımına bakılıyor. Sonuç kaydediliyor. Bir veri tabanında kendi yaş grubuyla karşılaştırılıyor. Bu yöntemle çocukta öğrenme zorluğu mu, hiperaktivitemi , dikkat eksikliği mi söz konusu; yüzde 97 oranında belirlenebiliyor.

DİJİTAL EEG VE TOVA TESTLERİ

-Neurofeedback yöntemindeki gibi mi?

O işin tedavi aşamasında kullanılan bir yöntem. Dijital EEG teşhis yöntemi. Bir de ayrıca TOVA testi var. Bu da ABD’de çok yaygın. Görsel ve işitsel dikkat 22 dakika boyunca bilgisayarda ölçülüyor. Dürtüsellik ve beynin hızı ölçülüyor. Bu yöntemde de hiperaktivite dikkat eksikliği yüzde 85 oranında ayırt edilebiliyor. Batı’daki üniversitelerde kullanılıyor. Tedavide, ritalin ilacı mı etkili, yoksa Neurofeedback mi etkili, bu testle belirleniyor. Son teşhis unsuru kan testi. Bu çocuklarda yüzde 80 oranında B 12 vitamin eksikliği görüyorum. Anemi (kansızlık) da var. Türk halkının büyük kısmında emilim problemi söz konusu. B 12 sinir hücrelerini besleyen en önemli vitamindir. Bunun eksikliği dikkat problemi, öğrenme zorluğu yapıyor. Felç bile.. Hiperaktiviteye olan çocuğun şikayetlerini daha da artırabiliyor.

-Dışarıdan çocuk hiperaktif görünüyor… Ama gerçekte hiperaktif değil. Bu nasıl ayırt ediliyor?

Yüzde 97 hassasiyetle durumu gösteren test (dijital EEG) ile TOVA testinde işaret görülmediğinde ebeveynin çocuğa uyguladığı yetiştirme tarzına bakıyoruz. Ebeveyn kural koyamıyor, çocuğun her istediğini yapıyorsa, bunun değiştirilmesi gerektiğini söylüyoruz.

-Diyelim ki, hastlık ebeveynle ilgili…

Davranışsal gelişse de sonuçta beyin etkileniyor ki hiperaktivite oluşuyor. Davranışlar değiştirildiğinde, beynin hiperaktivite yol açan bölümündeki bozukluk iyileşiyor.

-Yüzde yüz iyileşme oluyor mu?

Her hiperaktivite, dikkat eksikliği ve öğrenme zorluğu beyindeki ilgili bölümlerin bozulması ya da ebeveyn yetiştirme tarzıyla oluşmuyor. Çocukluk döneminde geçirilmiş ufak tefek travmalar, kafa çarpmaları gibi olaylar da bu hastalıklara sebep olabiliyor. Dijital EEG ile bu travmalarda beyinde elektrik düzensizliği oluştuğunu görebiliyoruz. Diyebiliyoruz ki, dikkat eksikliği genetik değil; kafa travmasıyla oluşmuş, beynin şu bölgesi etkilenmiş. Ya da hiperaktivitesi genetik olarak geçmedi ona. Bu çocuklar boşu boşuna yıllarca ilaç kullanıyor.

-Peki, bu çocuklar nasıl iyileşecek?

Bir elektrik akımı düzensizliği tespit edildiğinde nöroterapi uygulanmalı. Neurofeedback var.

-Dijital EEG, Türkiye’de yaygın mı?

Değil. Biz hastalarımıza kullanıyoruz.

-Türkiye’de neden yaygın değil?

ABD Nöropsikiyatri Birliği Araştırma Komitesi, 2006 yılında bir defa daha, dikkat eksikliği ve öğrenme zorluğunun ‘Nörometric Analiz’ dediğimiz beynin elektrik akımına bakıp veri tabanında incelemeyle, ayrılabileceğin kanıtlanmış olduğunu kabul ettiğini duyurdu.

-FDA onayı bize neyi ifade ediyor?

FDA onaylı bir yöntemi kullanmaları için bilim adamlarının literatürü okuması lazım. Okusalar, bu işe başlarlar. Hiç vazgeçmezler.

-Tıp fakülteleri ve eğitim hastanelerinde de mi yapılmıyor?

Yapılmıyor. Beynin elektrik akımını analiz edebilmek için, bilim adamının veri tabanını satın almazı lazım. Kullandığım veri tabanı dünyada belirli üniversite ve kliniklerde var. ABD’de yaygın. Hollanda, Belçika, Almanya, Fransa ve İsviçre gibi Avrupa ülkeleri ile Kanada ve Japonya’da kullanılıyor.

-Dijital EEG ile başka hangi psikiyatrik rahatsızlıklar incelenebiliyor?

Aynı yöntemle depresyon olup olmadığına da bakabiliyoruz. Bazen ‘dikkat eksikliği hiperaktivite hastalığı’, ‘manik depresyon’ ile karıştırılabiliyor. Manik depresif dediğimiz bir hastalık var. Hastalığın bazı dönemlerinde kişiler aşırı hareketli ve enerji dolu olabiliyor; dikkat problemi yaşayabiliyor. Bu gerçek atlanarak, bu hastalara da dikkat eksikliği hiperaktivite tanısı konuyor. Dijital EEG ile manik depresyon da yüzde 92 oranında belirlenebiliyor.

İLAÇ KULLANIMI VE İLAÇSIZ TEDAVİ NÖROTERAPİ

Bir defa özel öğrenme zorluğunda ilaç önerilmiyor. Onun tedavisi eğitim. Dikkat eksikliği ve hiperaktivitede genellikle ritalin kullanılıyor. Prozac türü antidepresif ilaçlar ise beraberinde depresyon da varsa dikkat eksikliği hastalarına kullandırılıyor. Ama işin doğrusu çocuklara ilk etapta, çok gerekmiyorsa antidepresan verilmemeli. Çünkü antidepresanların çocuklardaki etkilerine dair araştırma verileri yok henüz. Neurofeedback yöntemi (Nöroterapi, ilaçsız tedavi biçimi) 1998 yılında FDA tarafından onaylandı. ABD Nöropisikiyatri Birliği, 2006’da bir defa daha Dijital EEG ile dikkat eksikliği, hiperaktivite ve öğrenme zorluğu türü hastalıkların teşhis edilebileceğini kabul ettiğini duyurdu. Neuromedric analizi iki türü var. Biri 6 yaş grubu üstüne, diğeri de sıfır yaştan itibaren yapılıyor. Dikkat eksikliği hiperaktivite hastalarının yüzde 30’u yaş ilerledikçe hiperaktivitelerinden kurtuluyor. Ama dikkat ve konsantrasyon problemi hayat boyu devam ediyor. Tabii ki ilaç kullanımı da.

İLAÇLAR BAĞIMLILIK YAPIYOR

Teşhis boyutundaki arızalar, tedavi sürecini de etkiliyor şüphesiz…

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite hastalığında 1937’den beri genel olarak uyarıcı özelliğe sahip ritalin adlı ilaç kullanılıyor. Uzun yıllardır yapılan kontrollü grup çalışmalarında, dikkat ve konsantrasyon problemi ile hareketliliği azalttığı tespit edilmiş. Öğrenmede kolaylık sağlıyor. Öğrenme zorluğu daha yoğun, baskın grupta ritalinin etkisi kanıtlanmış değil.

-Bu grup için ne yapılmalı?

Bu grup için özel eğitim tavsiye ediliyor. Son 15-20 yıldır ABD’de uygulanan neurofeedback (beyindeki elektrik akımı bozukluğunu, beynindeki bu dalgaları kişinin kendisine izlettirerek düzeltmeye çalışan; yani beyindeki hastalığı beynin kendi gücüyle iyileştirmeyi amaçlayan ilaçsız bir yöntem) tedavisinin, özel öğrenme zorluğunu yüzde 80-85 oranında iyileştirdiği görüldü. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite hastalarında da yüzde 75-80 oranında başarı elde edildi.

-İyileşme kalıcı mı?

Kalıcı olduğunu görüyoruz. 6 senedir Türkiye’de uyguluyorum. Bir ayda düzelen çocuk da var; iki üç ayda düzelen çocuk da.

-İlacın ne kadar kullanılması gerekiyor?

Hayatı boyunca ilaç kullanmak zorunda olan çocuklar var. İlacı bıraktığınızda şikâyetler tekrar ortaya çıkıyor.

-İlaç tedavi sürecinde neyi sağlıyor?

İlaç beynin kimyasal maddesini etkiliyor ama istediğimiz düzeyde elektrik akımını etkilemiyor. O yüzden de tedavi kalıcı olmuyor. Püf noktası burada zaten. Yalnızca kimyasal olay değil, ciddi elektrik akımı düzensizliği var. Neuroterapide, elektrik akımını düzeltmeyi başarabiliyorsunuz. Düzelttiğinizde o bölge kimyasal yapısını da düzenliyor.

-Ritalin ne ilacıdır?

Uyarıcı, kokain gibi etkisi olan kırmızı reçete ile verilen bir ilaç.

-Kokain gibi derken…

Beyni uyarıyor. Mesela kamyon şoförleri kullanıyor. Tıp öğrencilerinin önemli bir kısmı sınavlara hazırlanırken içiyor. Çünkü çok daha kolay ellerine geçiriyorlar bu ilaçları. Daha uzun süre uykusuz kalmalarını sağlamak, dikkatlerini uzun süre verebilmek için içiliyor.

-Niye kırmızı reçete ile satılıyor?

Bağımlık yapma olasılığı sebebiyle.

-Bağımlılık konusunu biraz açar mısınız?

Yale Üniversitesi Çocuk Psikiyatrisi Bölümü’nde çalışır ve eğitimimi de yaparken bu konuda epey bir literatür okudum. O literatürde diyor ki, ‘ritalin hiperaktif ve dikkat eksikliğinin yanı sıra, davranış bozukluğu gösteren, agresif, tutturucu, inatçı olan gruba verildiğinde bağımlılık yapma olasılığı daha fazla.’ Öbür grupta genelde bağımlılık yapmıyor. Ama geçenlerde bundan daha önemli bir veri çıktı ortaya. İki sene önce, Houston Kanser Merkezi’nde 12 çocukta ritalin verilmeden önce kanser markerleri ölçüldü. Ritalin verildikten üç ay sonra yeniden markerler ölçüldüğünde üç katı artış görüldü. Yani bu çocuklardaki kanser riski, ritalin almayanlara göre üç kat artırıyordu. Mutlaka kanser olacaklar denemez. Ama 12’de 12 olması çok önemliydi. Merkez çalışmayı yayına yolladıkları gün web sitelerine de koydu. Bulguların çok önemli olduğuna inandıkları için.

ÇOCUK DAHA DA HASTA OLUYOR

-Başka ilaçlar da veriliyor çocuklara, mesela prozac…

Çocuktaki dikkat eksikliği ve hareketlilik bazen manik depresif hastalığı kökenli olabiliyor. Bunlara prozac ya da başka bir antidepresan verip dikkatlerini düzeltmeye çalıştığımızda, manik atağı tetiklenebiliyor. Neuromedric analiz dediğimiz veri tabanı bu yüzden çok önemli. Dijital EEG ile baktığımızda rahatsızlığın hangi veri grubuna girdiğini tespit ediyoruz. Dikkat eksikliği mi, öğrenme zorluğunu mu, kafa travması mı, aile yetiştirme tarzından mı kaynaklanıyor vs? O zaman ilaç kullanılacaksa da daha bilinçli olunuyor. Bir kere dikkat eksikliği grubuna girmiyorsa çocuğa ritalin verilmemeli. Depresyon grubuna giriyor, peki hangisine? Ya manik depresyonsa. Manik depresyon grubundaki çocuğa prozac verdiğinizde onu daha çok manik yapıyorsunuz. Manik, ne demek,? Kontrolden çıkmak, aşırı hareketli, hırçın ve yüksek enerjili olmak. Ayrıca kafa travmasında beyinlerinin sağ tarafı etkilenen çocuklara antidepresan ilaç verdiğinizde onlarda manik tabloya benzer bir durum ortaya çıkabilmekte.

-Hangi durumlarda hiç ilaç kullanılmaması gerekiyor?

Ebeveynin yetiştirme tarzı ve beslenme kaynaklı rahatsızlıklarda EEG normal ise kullanılmamalı. Ebeveyne ‘Tarzını değiştir, olmadı mı getir bir daha görelim’ diyoruz. Antidepresanların bir başka neticesi de çocuğu sinirli, ajite hale sokar. İntihar düşünceleri oluşturur. Antidepresan ilaçlar beyinde bir takım şekilleri, sistemleri, networkları olumsuz yönde değiştiriyor. ABD’de birçok psikiyatrist çocuklarda antidepresyon ilaçlarının iyilikten çok zarar verdiğini düşünüyor. Prozac, beyinde 45 gün kalıyor. Ritalin, 4 ile 12 saat arası. Nöroterapinin yan etkisi yok.

-Kendi çalışmalarınızdaki başarı oranı nedir?

Önemli bir grup bize dikkat eksikliği hiperaktivite tanısı almış olarak geliyor. Biz ilaç denemesinden sonra da iyileşme olmayınca gelinen son adresiz. Bir de ilaçsız bir yöntem kullandığımız için tercih ediliyoruz. Bütün testleri yaptığımızda bir de bakıyoruz ki, çocukların önemli bir kısmı yanlış teşhis almış.

-Ne gibi?

Dikkat eksikliği hiperaktivite teşhisi almış. Ama aslında çocuk özel öğrenme güçlüğü içinde.

-İlaç kullanması gerekmeyen grup yani.

Evet, zaten ilaç da etki etmemiş.

Önemli bir kısmına baktığımızda dikkatlerinden çok dürtüselliklerinde problem var. Ama dikkat probleminden söz ediyor. Hâlbuki dürtüsel olduğu için çocuk normal olan dikkatini bile kullanamıyor. Bunu da TOVA testiyle ayırt edebiliyoruz.

-Bu test nasıl yapılıyor?

Bilgisayar ortamında yapılıyor. Bu test dikkati ve konsantrasyonu ölçüyor. Karşınıza bir görüntü geliyor. Yukarda çıkarsa bir düğmeye basıyorsanız. O görsellikle, dikkatle ilgili. Aşağıda çıkarsa basmıyorsunuz. Aşağıda çıkınca basarsanız dürtüsel davranıyorsunuz. Bu test ABD’de çok yaygın. Bu çocuklarda özel öğrenme zorluğunun daha yoğun olduğunu görüyoruz. Bu çocukların ilaca cevap vermemesinin sebebi de bu. Bir kısmının da geçirilmiş kafa darbelerinden kaynaklandığını görüyoruz. Nöroterapiyle şikayetlerin kalktığını görüyoruz. Karaciğeri, böbreği, beyni gelişme durumunda. Uzun seneler bu ilaçlar kontrolsüz bir şekilde tüketiliyor. Aileler, ‘Çocuğumuzda bir gelişme olmuyor ne yapalım?’ dediği zaman bile ‘devam edin’ deniyor, çareleri yok başka.

-İlaçlar gerekli durumlarda kontrollü olarak kullanılmalı ama değil mi?.

Neuromedric analiz yaptınız, dikkat eksikliği ve hiperaktivite grubu var. TOVA testi de yaptınız. Aileye diyorsunuz ki ‘İlaç etkili olabilir’ Neuroterapi için her gün ya da haftada dört saat gidip gelmesi lazım. Aile, ‘bu benim için imkânsız, ilacı alacağım’ diyebilir. En azından teşhis doğru. Yan etkilerin de anlattıktan sonra bir problem yok. Bize gelenlerin önemli bir kısmı gerçek dikkat eksikliği ve hiperaktivite hastası değil. Önemli bir kısmı o tanıyı yemiş ama. Gerçek hastalar da var tabii ki. Gerçek hastalardan ilaca cevap veremeyenler de söz konusu.


AKSİYON
Emin Akdağ – e.akdag@aksiyon.com.tr – Sayı: 663 – 20.08.2007


Cevabın:


Tartışmaya katılmak için giriş yap. Kayıtlı değilsen, bize katıl ve çocuklu hayatını kolaylaştır. Nurturia hakkında daha fazla bilgi için tıkla
ANADOLU PEDAGOJİSİ

Tamamen Ücretsiz

Kaydol Tecrübeli anne ve babalardan yardım al. Sen de yardım et. Anı defteri, fotoğraf albümü, sorular, gruplar...