şimdi tam şu anda içimden geldiği gibi...

<12>
03/03/2010 11:51:00



Kayıp zamanlar yaşıyorum. Nasıl ilerlediğini bilmediğim saatler, gidilip gidilip dönülen yerler, kendi içinde tekrarlayan anlar. Bir döngünün içindeyim ve uzun zamandır kendimi çekip de çıkaramıyorum oradan. Ama hani böyle olur ya bazen insana, uyku ile uyanıklık arasında bir yerlerde gibiymişcesine, durup da kendinizi seyredersiniz uzak bir noktadan, işte öyle bir ruh hali.

Çok yorgunum. Bedenim, zihnim, kalbim isyan ediyor bana bu günlerde. Ufak ufak sinyallerini veriyor bünyem "artık dayanamıyorum" diye. Ama durduramıyorum kendimi. Sanki durdursam tamamen kaybolacakmışım gibi.

Anneyim ben! Bunu daha önce bu kadar derinden idrak edememişcesine son günlerde kafamda dönüyor bu kelimeler. Sanki 9 ay karnımda taşıdığım, 20 aydır öpüp kokladığım yavrum bugün düşmüş kollarıma gibi, "Anneyim ben" diye yineliyorum kendime. Peki anne olmadan önce kimdim ben? Anneyken aynı zamanda, kimim ben?

Kaybetmişim gibi, çok eski siyah beyaz bir film izlemişim de unutmuşum gibi, kendime ait olanları hatırlamıyorum. Orada bir yerlerde saklı kalan hatıralarımı, anne olmadan önceki beni, kendimi bulmaya çalıştıkça daha da gizleniyorlar derinlere.

Sevdiklerim, sevmediklerim, işlerim, evlerim, şehirlerim, okullarım, geçmişim, yaptıklarım, hayallerim, yapmam gerekenler, yapmak istediklerim hepsi birbirine giriyor bir anda. Tüm sevdiklerimin ismini anımsama iddiasına giriyorum kendi kendime. İsimler, yerler, yüzler birbirine karışıyor, dökülüyor, paramparça oluyor. Kendimi bütün kalabalığımın ortasında yapayalnız buluyorum. Ve dönüp bakıyorum bir daha. Ne zaman kendim olacağım diye.

En son ne zaman yazdığımı düşünüyorum sonra. Kelimelerim ne zaman böyle tepe taklak olmuştu diye zorluyorum hafızamı. Dönüp de kendime, içime ne zaman bakmıştım ben... Ben, ben olmayı ne zaman hatırlamıştım en son...

Anneyim ben! Çalışan anneyim ya bir de, çalışmalıyım ve üretmeliyim ama yetiştirmeliyim de. En bam telimden, en hazırlıksız yerimden yakalıyor beni sorular. Evimde çocuğumu büyütmek yerine annanemin söylediği gibi "yıllarca tahsilini gördüğüm mesleğim"i icra ediyorum. Evimde çocuğumu büyütseydim çalışıyor olmayacak mıydım şeklinde bir karşılaştırma değil bu. Henüz anne olmadan da önce var olan, "hayatımı yaşamak için para kazanmak ve bunun için çalışmak gerekliliği mi yoksa çalışmak için mi yaşadığım"la ilgili yıllardır süregelen o sinsi sorunun cevabı daha çok. Hah, bak bir kez daha düşüyor aklıma. Üstelik tam da kim olduğumu kaybetmişken.

İçimdeki kız çocuğu iyice yerleşiyor yerine, daha bir çörekleniyor yüreğime. Ara ara uyanır ya işte böyle, sorgular, sorgulatır ya "ben"i "kendim"e. Yapıyor yine yapacağını. Bi'sus demek geliyor içimden, ben susuyorum sonra.

Anlıyorum bir anda... Kızımın annesi olmak dışında bir kız çocuğuyum ya ben aynı zamanda... Bunca zaman sonra nasıl bu kadar incinip kırılabildiğini hala, farkediveriyorum birden. Dizimdeki kanayan yaraya konan annemin öpücüğü gibi bir anda sarıp sarmalasam kendimi, hani alıp koynuma, "üzülme güzel kızım geçecek hepsi" desem olur mu diye soruyorum. Kapatsam gözlerimi ve düşlesem.. Bazen bütün bu gel-git'lerden, sorumluluklardan, yorgunluklardan kaçmak, alıp başımı gitmek, bir deniz kıyısında oturup saatlerce denize bakmak istiyorum ya, kapatıp gözlerimi, işte öyle gitsem rüzgara dolana dolana...

Ynt: şimdi tam şu anda içimden geldiği gibi...

03/03/2010 13:02:00

Esra, 


Lohusalık aslında 18 ay sürer diye okumuştum bir yerde. (Sabiha paktuna olabilir) Sanırım anneliğinde bir dönem bitiyor, yeni bir dönem başlıyor. 20. ay iki yaşa ne kalmış. O daha da bağımsızlaşıyor. Belki de vahşetin çağrısı gibi eski benliğin seni çağırıyor, belki içindeki yaratıcı kız çocuğu dışarı çıkmak için uğraşıyor... Onu da sev, ona da annelik et, onu da dinle. Hatta bir blog aç, hep beraber dinleyelim. Yazı dışarı aksın... Çok sevgiler... Kucaklıyorum uzaktan.

Ynt: şimdi tam şu anda içimden geldiği gibi...

03/03/2010 13:47:00

MERHABA,
 Yazını okuyunca kendimi buldum.Bende düşünüyorum oğlum olmadan önceki hayatımı, evliliğimi, zamanımızı nasıl geçirdiğimizi ama inanırmısın hatırlayamıyorum sanki daha önce yaşamamışım gibi.
Annelik cok zor bir meslekmiş,ama dünyanın en güzel duygusuymuş anne olunca anladım.
Bedenim ruhum çok yorgun ama umutlu bu günlerde geçecek.......

Ynt: şimdi tam şu anda içimden geldiği gibi...

03/03/2010 22:15:00

Canim benim ben de ayni duygulari zaman zaman hissediyorum. Hatta su son gunlerde o kadar yorgun hissediyorumki kendimi, uykular yetmiyor, oyle bir yatsam 48 saat uyusam diyorum...Iyi bir anne miyim? isimde basarili miyim? sanki hep bir eksiklik var...ya da bana oyle geliyor...Hayallerim neydi benim? oglumdan once nasil bir hayatim vardi? benim de pek hatirladigim soylenemez:)
Kucak dolusu sevgiler yolluyorum sana...

Ynt: şimdi tam şu anda içimden geldiği gibi...

03/04/2010 12:29:00

ozguranne, benimki sanırım 18.ayda başladı daha çok. Ya da ben hep attım sandığa, birikti birikti taştı böyle :)

Blog konusu acayip, yani halihazırda uzun zamandır hayatımda gündemimde olan bir şey. Fakat bu iş bence ciddi bir disiplin ve zaman gerektiriyor. Öylesine yazma işini ise yıllardır yapıyorum. Kağıda kalemle, cep telefonuna mesajla, bilgisayarımda notepad'le filan yazılmış irili ufaklı çok fazla şey var. İşin enteresanı bir de blogum var ama daha ziyade aklıma gelenleri not ettiğim, kendimi kendimle paylaştığım bir yer gibi. Public değil o yüzden. Tam bir günlük yani. Biraz da amatörce yaptığım yazı çizi denemelerini saklamak amaçlı. Ama düzenli bir blog tutmak için kendimi yeterince planlı hissedemiyorum. Kaldı ki zaten bu ara hiç bir şeye yetişemiyorum :)) Şimdilik sadece burdan, nurturia'dan paylaşacağım sanırım. Ama iyi ki nurturia var, iyi ki sizler varsınız, iyi geliyor yazmak.

yasar, Ozge sanırım hepimiz hissediyoruz bunları. geçecek tabii, sanırım biz de alışacağız.

Dün acayip bir günümdü arkadaşlar, fazla duygusal, fazla karmaşık, fazla yorgun, fazla fazla fazlaydım.  Ara ara nöbet halinde geliyor gidiyor, bugün daha iyiceyim.



Ynt: şimdi tam şu anda içimden geldiği gibi...

03/17/2010 14:57:00

İnsan böyle bir ruh halindeyken bile yalnız olmadığını hissedince sadistçe rahatlıyor. Kaç vakittir bende bi gidiyorum, bi geliyorum. Bi ordayım, bi burdayım...

Geçecek inşallah diye bekliyorum.

Bakalım ne zaman???

Ynt: şimdi tam şu anda içimden geldiği gibi...

03/17/2010 14:57:00

İnsan böyle bir ruh halindeyken bile yalnız olmadığını hissedince sadistçe rahatlıyor. Kaç vakittir bende bi gidiyorum, bi geliyorum. Bi ordayım, bi burdayım...

Geçecek inşallah diye bekliyorum.

Bakalım ne zaman???

Ynt: şimdi tam şu anda içimden geldiği gibi...

03/28/2010 19:08:00

sadece ben böyle hisediyorum sanıyordum cesaret edip dile getiremiyordum..büyük bebeğim doğduğunda; çocuklarıyla yalnız yaşıyan ablam ,yeğenleri anneme gönderip bana yardıma gelmişti.bebeğim iki haftalıkken ablamı hastaneye yatırdım ,dört gün sonrada kaybettik(akut lösemi).ben bebeğimi ona emanet edecektim ama o bana iki kıymetlisini bırakıp gitti.ben annellikten mi yoksa canımın bir parçasının kaybetmenin yasındanmı önceki hayatımı hatırlayamıyorum...artık hiçbirşey eskisi gibi değil biliyorum.içimdeki küçük kız çocuğu sanırım olgunlaşmak zorunda kaldı..keskin cümleler kuramıyorum. durup uzaktan seyretmek isterdim bazen,daha iyi anlayabilmek için.
söyledikleriniz içimde biryerlere dokundu yazmak istedim...sadece kendimden sorumluyken şimdi iki tane bebek,iki tane yeğen...bazen çok zorlanıyorum ,daha ileri yaşlardaki insanlar nasıl o güne kadar gidebildiler diyorum,bazen de herkesin hayatı bir anlamda zor diyorum hayata karşı umutlarımı kuşanıp  cesurca ayakta duruyorum .ama ne olur umut hiç tükenmesin.
herkese iyi zamanlar

Ynt: şimdi tam şu anda içimden geldiği gibi...

03/28/2010 19:25:00

Ben de sadece 'Ben' olmayi ozledim..itiraf ediyorum (kendime)...arada bir, sadece kisa bir sureligine de olsa sadece kendim icin birsey yapmayi, kendimle olmayi ozledim...sirf bu yuzden ikinci bebek konusundan gittikce uzaklasiyorum...kulaga bencilce geliyor di mi...ama dusundukce daraldigimi hissediyorum..36 yasindayim..daha bir sure Ela'yla "Biz' olarak kalicaz...sonra tam nispeten rahatlayinca tekrar bastan almak istemiyor canim...belki fikrim degisir...ama diger yandan tek cocuklu olma fikri de git gide hosuma gidiyor...neyse..dagittim konuyu..herkese i$ik ve sevgiler..

Ynt: şimdi tam şu anda içimden geldiği gibi...

03/28/2010 21:47:00

Gecenin köründe geldi geçti bana da bir şeyler...


İnsan değişiyor. Çocuktan önce de, bir bakıyorsun eski arkadaşlarından çok kopmuşsun, başka bir yerdesin. Bir bakıyorsun o eski halinden eser yok şimdi. "Eski ben"i hatırlıyorsun, süreklilik var. Sonra bir gün dönünce on yıl önceki "ben" bir tuhaf geliyor. Değişimden kaçış yok. 

Oysa anne olurken hamilelik seni sürece hazırlamıyor. Yani bebeği özlüyorsun, istiyorsun. Ama sana ne olacak, onu yaşayana kadar bilmiyorsun. Doğum sürecinden sonra öylesine keskin bir sıçrayış var ki, sen artık sen değilsin. Hem sensin, hem başka birisin. Bir süre sanki bir mağarada gibi yaşıyorsun. Emzirme saatleri, endişe, ağlama, koşturmaca. Üniversiteye ikinci sınıftan başlamış gibisin. Sürekli okuyorsun, bilgileri tazeliyorsun. Uyuyor neden uyuyor, uyumuyor neden uyumuyor. Oh rahatladım diyorsun. Üç ay geçiyor o rahatladım dediğinde o kadar da rahatlamadığını ama şimdi tam rahatladığını anlıyorsun. Sonra hop başa, git gel, git gel. Her dönemin zevki ayrı, tasası ayrı. 


Anne olduğun andaki sıçrama çok şaşırtıcı. İki gün önce bekar bir arkadaşla kafeinsiz kahve içip çene çalabilirken, bir gün sonra bunu en az altı ay içine sinerek yapamayacağını anlıyorsun. Evet bebek uyuyunca gidebilirsin, annene bırakabilirsin filan ama sen sen değilsin. O eski sen gitti. Eski arkadaşların anlıyor bunu, eski seni özlüyorlar. Sen de özlüyorsun. Ama artık başka bir şey doğdu. Yeni sen. Bazen iki sen kavga ediyor, biri oku diyor, öbürü uykum var kız sabahın köründe kalkınca napıcam diyor.

Artık iki kişisin. Evlenmek gibi değil, orada birey kalabilmiştin. Şimdi zor. Gittikçe yavru bağımsızlaşıyor senden ama yine de eteğinde. Bir el, elinde minicik. Bir de sen varsın, sen de birilerinin çocuğuydun. Sen de o saçları rüzgarda uçuşan insandın denize karşı. Sendin elinde sigarası duvara karşı. Ya da ona ve buna karşı, ya da bir eylemde bağırırken. Şimdi iki kişisin. Somurtmak, üzülmek, surat asmak filan yok. Bunlar sadece seni ilgilendirmiyor. yanındaki bir varlık yüzüne bakıyor ve izleri yorumluyor kendince. Ona baktıkca gülmek istiyorsun. Neşeli anne olmak. Kalbindeki karanlığı bazen geceye bırakıyorsun. Canın sıkılacaksa mesai saatleri dışında sıkılmalı. 

Yani aslında ben çok memnunum halimden. Bazen eski beni özlüyorum. Bazen iyi ki böyle diyorum. Pratiklik geldi, bir el çabukluğu. Bugün iyice farkettim, bir yandan kahvaltıyı hazırlarken bir yandan kızımla konuşup aynı zamanda sütünü içirirken. Çamaşırları beraber atıp, Ela ile birlikte asarken. Onun her şeyi teker teker kirliye atmasını izlerken. Sonra ortalığı bir yandan toplayıp, bir yandan dağıtırken, parkta koştururken. Sonra ilk kez kendi isteğiyle elini elime verirken. Bir pratiklik, bir koşturmaca, bir neşe. İşleyen demir ışıldar durumu. Eskiden olsa bir pazar günü gerçekten altıda kalkmak değil on ikide uyanırdım ve yayardım. Belki yürüyüşe giderdik. Belki kahvaltıya. Arkadaşlar gelirdi tabu oynardık akşama. Ya da gezinirdik ama bir serserilik. Pazar. Beni ilk defa güneşe çıkardılar. Oysa şimdi parklar ve bahçeler genel müdürlüğüyle kankayız. 

Canimino, Allah kolaylık versin.  Teyze anne yarısı, bazen fazlası. Umut tükenmez. Kardeşin şanslı, sen şanslısın. İçindeki minik kızı kucaklıyorum burdan. Saçını seviyorum, olur mu?

Ynt: şimdi tam şu anda içimden geldiği gibi...

03/29/2010 11:51:00

Esra, 

en basta sen, sonra meycan, canimino ve ozguranne.... dagittiniz beni. ben oyle cok iyi yazamiyorum ama cani gonulden size katiliyorum.
sarsilip kendime gelesim var ama biryandan da hazir kiz uyumusken yatip uyuyasim var...

<12>

Cevabın:


Tartışmaya katılmak için giriş yap. Kayıtlı değilsen, bize katıl ve çocuklu hayatını kolaylaştır. Nurturia hakkında daha fazla bilgi için tıkla
Dert Ortağım Benim

Tamamen Ücretsiz

Kaydol Tecrübeli anne ve babalardan yardım al. Sen de yardım et. Anı defteri, fotoğraf albümü, sorular, gruplar...