4 eylül haftası / Caché

Ynt: 4 eylül haftası / Caché

09/12/2012 10:57:00

Merhabalar,

Haneke'yi ben de duyup hiç izleme firsatı bulamayanlardanım.İyi oldu burada ismi geçti.Ben de fırsat yaratayım.Teşekkürler.

Filmleri keşke yüzyüze oturup, bir kahve eşliğinde çözümleyebilseydik. Yazarak fikrimi nasıl beyan edeceğimi de şaşırdım.

Sevgilerimle,

 

Ynt: 4 eylül haftası / Caché

09/12/2012 11:10:00

filmi izledim şimdi. film hakkında yorumlarımı tartışmaya saklayacağım da genel olarak bi sinema objesi olarak filme baktığımda;

avrupa filmlerini genellikle sevmem ama beni çok etkileyen avrupa filmleri de var. ( aslında aksiyonda amerikan yapımlarını aratmayan filmler benim sevdiklerim, yani yine avrupa sineması saymayabilirsiniz.) bu film bir fransız filminin durgunluğunu barındırsa da aslında genele göre olayların ilerleyişi cidden hızlı. turkuaz senin yorumundan sonra tam klasik fransız filmine çattık heralde demiştim ama o kadar da değilmiş :) yani izlememiş olanlar nolur korkmayın :))

bi de izlediğimiz filmlerin sürekli aksiyonlu, sürükleyici, ateşli olması gerekli mi, o da bi soru. hayat sürekli aynı hızda gitmiyo, hepimiz duraksıyoruz bazı noktalarda. örneğin moda göre şarkı seçmek bunun en basit örneği. rakı sofrasındasındır, canın biraz bile olsa sıkkındır, normalde yüzüne bakmayacağın, arabesk diye nitelendirecegın bi şarkıya eşlik etmeye başlayıverirsin. sanatçısından tiksiniyosundur hatta belki de :) o an hiç birini düşünmezsin, kapılır gidersin. film izlemeye başlamadan önce de çoğu zaman böyle seçimler yaparız. hadi biraz duygulanayım, biraz güleyim, vs. bazen de bırakmalıyız ki hayat bizim için seçsin ( ya da nurti anneleri :) ). alışkanlıklarımızı zaten her zaman devam ettiriyoruz, bir kere de bünyemizin alışık olmadığı birşeyi tadalım. ama tadarken ön yargılı olmayalım, öğrenmeye açık olalım, gerçekten harika bir film olabileceğini, ya da belki sonuna kadar çok kötü bi film olabileceğini düşünmeyelim, hiç düşünmeden tüm algılarımız açık bir şekilde izlemeye çalışalım bu alışık olmadığımız filmleri.

diyeceğim budur işte :) kimse kimsenin yorumuna takılmasın izlemeden önce. ne ' ooooo çok sanatsal noktalar varmış, nereler acaba, nasıl izlesem, nasıl yorum yapabilirim.' diye, ne de ' ooooo çok sıkıcıymış, ileri sara sara bi bakınayım, sonra da ekşi sözlüğü açar ordan okurum yorumları.' diye başlayalım filme, olur mu :) bütün fikirlerinizden soyunun.




Ynt: 4 eylül haftası / Caché

09/13/2012 12:33:00

açılışı yapıyorum arkadaşlar.Filmde en bariz hissettiğim şey hayatın durağanlığı.İnsanlar genel olarak mutsuz ;kadın mutsuz (juliette binoche ne güzel bir kadın bu arada,o ten,o duruluk,sıfır makyaj var gibiydi film boyunca,kıyafetleri çok sıradan ve kötüydü yalnız,ceketinin kolları 10 cm uzundu vs) adam mutsuz,çocuk mutsuz..yemeklerde ve günlük hayatta zaruri olanlar dışında konuşma yok,neşe yok.Kadınla adam birbirlerine hiç dokunmuyorlardı mesela.Hep uzak ve mesafeli gibilerdi.Ev de çok renksiz ve sevimsiz geldi bana.Aslında birçoğumuzun hayatı gibi .Sıkıcı da olsa,sevimsiz de olsa bir rutin var ve o rutini bozacak herşey bizi sonsuz endişeye boğuyor.Ben sandım ki o kasetlerde daha mahrem bişey çıkacak ama sadece evin uzaktan çekimleri vardı.YİNE de izlendiğini bilmek çok kötü olsa gerek,Belirsizlik ve korkuyla yaşamak.


adamın Majid'den şüphelenmesini anlıyorum,gidip taciz etmesini de anlıyorum da Majid (mecit oluyor herhalde türkçede) niye boğazını kesti onu anlamadım.Ne kadar rahatsız edici de olsa bu çok büyük bir eylem,kendi hayatına son vermek için yeterli miydi??Çocuğu olan bir adam sonuçta.İnsan öyle bir anda oğlunu düşünmez mi??Bir de adama gönderilen o resimlerde de hep kan vardı,güzel bir ironi oluşturmuştu intihar sahnesiyle.


Ynt: 4 eylül haftası / Caché

09/15/2012 18:08:00

bende seyrettim bu hafta ama anca vakit bulabildim yazmaya maalesef ;))

film beni pek sarmadı açıkçası hatta yarısından sonra sıkıldım bile denebilir.ama hep bir heyecanla bekledim ve filmin son sahneside dahil olmak üzere cevaplanmayan sorular kaldı kafamda bolca.çünkü bence bir sonuca bağlanmadı ben hep sonucu bekledim ama ya ben göremedim yada o videoları kimin çektiği belirsizdi :S en çok etkilendiğim sahne mecid in oğluyla başroldeki adamın wcdeki konuşmasında mecidin oğlunun adama dediği insanın vicdanıyla ilgili söylediği sözdü.final sahnesi bile sanki film devam edecekmiş gibiydi yazılar çıkınca şaşırdım açıkçası ve kafam allak bullak bir sürü cevapsız soruyla kalakaldım öylece :P

kısaca temaya uygun gerilimse gerilim bir filmdi ama sıkıcıydı ve sonuç yoktu.

not:yazılan yorumları okumadan yorumumu yazdım ;)

Ynt: 4 eylül haftası / Caché

09/16/2012 20:35:00

Kasetleri kimin gonderdiginin bir onemi yoktu bence filmde. George'un, bir zamanlar, cocukken de olsa isledigi bir sucun sorumlulugunu, ergen olduktan sonra bile kabul etmeyisi, olayi yok saymasi, vicdan azabi cekmeyisi, Majid'le karsilasip yuzlestikten sonra, usulen bile olsa bir ozur dilemeyisi vardi..

Majid'le, mutfaktaki ilk sahnelerinde, cocuktum belki ama yine de benim yuzumden haksizliga ugradin, hayatin kim bilir ne hale geldi, ozur dilerim, beni affet, beni affetmen icin yapabilecegim bir sey var mi? diye sormasini cok bekledim ama maalesef George hic ustune alinmadu. Ee? Cocuktum, napayim, ne alakasi var? tarzi bir yaklasim sergiledi hep. Ozur dilemis ve telafi etmek icin cabalamis olsaydi belki de Majid oyle dramatik bir harekette bulunmayacakti. Zaten bunca yil intihar etmeyip, George'la yuzlestikten sonra intihar edisi, onca yillik haksizliga karsi bir ozur, bir mahcubiyet gormeyisinin sonucuydu sanki..

George ve annesi arasindaki konusmada da dikkatimi ceken sey, bir zamanlar evlat edinmeyi dusundugu ancak sonrasinda yetimhaneye gonderip, arayip sormadigi cocugu hatirlamamasiydi. Onun icin o kadar onemsiz bir ayrintiydi ki, silip atmisti. Oysa Majid George'a, annesini ve babasini sordu, onlari ne kadar iyi insanlar olarak hatirladigini belirtti. Yillar sonra sizin hala hatirlayip, hatta bir nevi size haksizlik ederek sizi basinizdan atmis ve sonra da sizi hic arayip sormamis insanlari guzellikle anarken; onlarin sizi hafizalarindan tamamen silip atmis oomasi ne hazindir..

George'un annesi, belki de hayatinin tamamen ters donmesine sebep oldugu cocugu hic hatirlamaz ve umursamazken; George'un piyanodan kopmus olmasina pek ah ahlanip, vah vahlaniyordu..

Burjuvazinin zayif ahlak.anlayisi, davranislarinin getirdigi sorumlulugu uzerine almayisi, bencilligi ve kendine buyuk, eften puften dertleriyle bogusmasi uzerinden cozumlenebilecegi gibi; Fransa'nin emperyalizmi ve somurgelerine karsi olan haksiz tavri, onlar uzerindeki olumsuz etkisi ve bunu hala kabullenmeyisi uzerinden de okunabilir film..

En son sahnede, okul dagilirken Majid'in oglu ile (ki eski nesle gore okumus, kendisoni yetistirmis, bir nevi sinif atlamis -bunu tuvalette George'a da soyluyor-) George'un, ana babasinin hal ve tavirlarindan utanan, onlardan farkli, daha duyarli bir bakis acisina sahip ogullarinin, sol alt kosede kafa kafaya verip, iki esit taraf ve arkadas gibi, sanki bir plan, proje uzerinde konusup anlasiyorlarmis, karar veriyorlarmis gibi konusmalari, gelecegin bugunden guzel olacaginin umidi ya da mujdesi gibi okunabilir...

...gibi kisaca aklima gelenler bunlar...

Ynt: 4 eylül haftası / Caché

09/17/2012 06:53:00

Günaydın herkese.O gerçekten tuhaf bir noktaydı,annenin Mecit'i hiç hatırlamaması ;kaldı ki 6 yaşında bir çocuğun kendine bir ortak istememesi anlaşılır bir durum ama o anne-babanın yetimhaneye zorla götürülen bir çocuğa kolayca sırtlarını dönüp eve girmeleri hiç anlaşılır değil.Filmin en dramatik sahnesiydi Mecit'in kaçmaya çalışması (böyle sahneleri hiç aklımdan çıkaramıyorum,sanki ordaymışım gibi acayip bir empati yapıyorum,günlerce acıtıyor içimi)..Bu duyarsızlık sadece burjuva olmakla açıklanabilir mi??Yoksa başka bir nedeni mi var bilmiyorum..


Adamın kendini çok da suçlu hissetmesi gerektiğini düşünmedim sonuçta 6 yaşındaydı yine de bu olayı hiç unutmadığına göre vicdan azabı çekmiş olmalı,o halde neden Mecit'ten özür dilemedi?Ne olursa olsun intihar gerekçesi olamaz diye düşünüyorum hala..

Burjuva -burjuva olmayan ayrımını da çok kabul etmiyorum yaşadığımız hayat içinde.Burjuva sınıfına dahil olmayanlar çok mu vicdanlı,hakkaniyet sahibi??Hiç sanmıyorum,bence vicdan-ahlak vs gibi kavramlar tamamıyle kişisel..

Ynt: 4 eylül haftası / Caché

09/17/2012 08:39:00

Ancak insanin, icinde yasadigi toplumun, sinifin, kulturun degerlerini zamanla icsellestirdigi de bir gercek bence.. Birlikte yasadigimiz insanlara benziyoruz zamanla ve kollektif degerler olusuyor.

Ynt: 4 eylül haftası / Caché

09/17/2012 11:55:00

Haneke içinde yaşadığı Avrupa toplumunu ve kendi dahil olduğu burjuvaları çok sert eleştirmiş caché'de. İzlediğim diğer filmleri de buna benzer sert eleştiriler barındırıyordu (ilgilenenler için: seventh continent ve funny games de sıkı burjuvazi eleştirisi barındıran iyi filmleri)

Avbi'nin söylediklerine ek olarak bu kasetleri kimin gönderdiği meselesi hakkında bir şeyler söylemek istiyorum. Bence kimin olduğunu bilmiyoruz çünkü o dışardan bakan gözlemciyi temsil ediyor. Belki fransız halkını simgeliyor olabilir, olan biteni gören ancak sadece izleyici olarak bakan bir göz..Bir ihtimal de bizi simgeliyor, yani filmi izleyenleri filme bu şekilde dahil ediyor da olması bir ihtimal..

Ynt: 4 eylül haftası / Caché

09/17/2012 12:08:00

''sert eleştiri'' derken neyi kastediyorsunuz merak ettim ;gerçekten anlayamadığım için soruyorum.Sertlik hangi kısımda sizlere göre??senaryo mu sertti,görsel olarak mı sertti?? Sert diyince ben beni afallatan bişeyler bekliyorum.İntihar sahnesi gibi..



Ynt: 4 eylül haftası / Caché

09/17/2012 12:55:00

Bir çok şey sayabilirim aslında ama sanırım final sahnesinde Majid'in Georges'a dönüp sana bir hediyem var diyerek boğazını falçatayla kesmesi yeterli..


Cevabın:


Tartışmaya katılmak için giriş yap. Kayıtlı değilsen, bize katıl ve çocuklu hayatını kolaylaştır. Nurturia hakkında daha fazla bilgi için tıkla
Film/Kitap Kulübü

Tamamen Ücretsiz

Kaydol Tecrübeli anne ve babalardan yardım al. Sen de yardım et. Anı defteri, fotoğraf albümü, sorular, gruplar...