Yok ben yetemiyorum..

<12345>
06/06/2010 20:03:00

Şimdi bu başlık hepimizi ara sıra yokluyor ya, bu ara sıra bende.. Belki biliyorsunuz bu ara eşim bir hafta yok, işin en yoğun son haftası, anneannemizin ayağı kırıldı.. Ben nedense "Allah'ım tek başımayken ya yeterince sabırlı davranamazsam ya sinirlenirsem" diye endişelendim durdum.. Sanki baba yok ya beni durduracak "Sen dinlen ben uyutayım/yedireyim/gezdireyim" diyecek kimse de yok..

Bugün sabah uykusuna 45 dakika uğraşıdan sonra anca benim yanımda dokunarak daldı Can. Ama bende de pil bitmişti. Her gün 10:30'da küt diye uyur, ilk baş başa olduğumuz güne böyle başladık.. Böyle hissediyorum.. Yavaş yavaş yükseliyor tansiyon. O kalkıyor, ben güzelce konuşup yatırıyorum, o kalkıyor ben tekrar yatırıyorum.. Sonunda ağlamaya başladı, ben de yanıma aldım, öylece 5 dakikada uyudu..

Akşamüstü uykusunda yine aynı.. Dolayısı ile de gece uykusu sarktı.. Mesele bu saat sarkmaları değil. Ya da ne bileyim, aman geç uyudu değil..

Mesele benim içimde yavaş yavaş yükselen bir öfke ve kızgınlık volkanını fark etmem! Kendimden korktum diyeyim size... İnanılmazzzzz sabırlıyımdır genelde, ama en sabırlı olmam gereken zaman ve kişi için kuzum için bazen kendimi sakinleştirmekte çok zorlanıyorum.

Niye böyleyim? :( Yoga ve meditasyona mı gitsem yine :((

Ynt: Yok ben yetemiyorum..

06/06/2010 20:15:00

Ben de yalnızken böyle oluyordum hep. Ilgaz'a da o kadar yansıtıyordum ki bunu, meseladışarıda alışveriş yaparken kucağıma gelmek istediğinde hemen ama oğlum bak tek başımayım, arabayı kim itecek falan diyordum. O da kendini mutsuz hissediyordu sanırım daha kötü oluyordu.

Ben de hep söylerim, yalnız başımayken, yanımdakiler bir şey yapmasa bile çok daha kötü bir anne olurdum. ama son zamanlarda epey bir toparladım. Sakin olup kendini sorgulayıp durmayı bırakmayı başarınca her şey daha iyi oluyor.

Tombik parmaklarına, yanaklarına bakmak iyi geliyor bana, ne kadar sinirlensem kendime onun çocuk olduğunu hatırlamak için.

Ynt: Yok ben yetemiyorum..

06/06/2010 20:16:00

Çoookkkk normallllll... İnsansın. O nedenle böylesin:) (Kısa yanıt yarın daha uzun yazıcam. Kendime pek yakın buldum. )

Ynt: Yok ben yetemiyorum..

06/06/2010 20:40:00

Benim eşim 59 gündür yanımda yok. O son derece sakin biri ve bebeğimize de o bakıyordu gitmeden önce. Bebeğimiz de çok uyumlu ve dengeli. Ben durumun eşimden kaynaklandığını düşünüp o gidince çocuğun bakımında zorlanacağımdan oldukça emindim. Zaten geç uyuyordu, ben oldukça yoğun çalışıp eve de iş getiriyorum. Ben çalışırken babası bakıyordu. Şimdi o da gidince ne yapacaktım? Günlerce bunu düşündüm.

Sonra eşim gitti. Kızım o gittiği gün birden 21.00 de uyudu. Ben mecburdum. Ve kızımı daha erken kaldırıp, daha az öğlen uykusu yaptırarak kendime zaman ayırmaya çalıştım. Ki O'nu uyutayım ve işlerimi yapabileyim.

İlk iki hafta çok zordu. Kızımla yeni hayatımıza alışmak ikimiz için gerçekten zor oldu. Sonra alıştık. Başlarda hep sevimli anne olmaya çalıştım ben. Hiiiç kızmadım. Sinirden dişlerimi sıktım. Fark etmedi hiç. O geç yatınca sabahladım. Sonra düşündüm. Bu normal değil. Ben insanım. Hem de yalnız ve çok yoğun çalışan bir insanım.  Benim kızgınlığımı, sinirimi, bocalayışlarımı da görsün bilsin, istedim. Hayat şıpıdık şıpıdık terliklerle yürür gibi değil her zaman. Ayakkabımın ayağımı vurduğunu bilmesi de gerek.

Kızdım, uyuyorsun hemen gözlerini yumuyorsun diye de bağırdım. Birlikte güldük. Birlikte ağladık. Sarıldık. Anneanne, ya da her hangi bir akrabamız falan da yok yanımızda bizim. Birlikte yaşamaya çalışmalıydık. Her duygumu her hâlimi gördü. Sadece şuna dikkat ettim. Hiç beni üzüyorsun demedim. Belki de o yüzden dün akşam kırılan porselenleri yanıma getirip, kırıldı bunlar, ben kırdım dedi ve sevimli olmaya çalıştı kızmayayım diye. Kızılacak bir şey ama üzülecek bir şey değil. Üzülmesine dayanamam. Ama kızmak anlık, olabilir. Kızarsın biter. Üzülürsün izi kalır. Benim çıkış noktam biraz bu oldu.

Bizim için 3,5 aylık bir yalnızlık daha var. Geçen zamanı düşününce, aslında bana kızımın sorumluluğun değil yalnızlığın ağır geldiğini anlayabiliyorum.

Ynt: Yok ben yetemiyorum..

06/06/2010 21:19:00

zeynebcim ne güzel ifade etmişsin duygularını, yaşadıklarını. çok duygulandım. evet kolay değil yaşadıkların. çok zor ama kendini yıpratma lütfen canımcım. herşey yoluna girecek inşallah.

Ynt: Yok ben yetemiyorum..

06/07/2010 06:10:00

Sadece anne,


Dün gece vaktim yoktu yazamadım. İnsan zaman zaman kendi sınırlarını test etmiş oluyor. Bu benim için eşim Çin'deyken oldu. Üç ay boyunca yalnızdım.  Bir kısmında annem geldi, ama zor zamanda tek başımaydım. O ay azılar çıkıyordu. Gece boyu gerçekten 0(yazıyla sıfır) uyku. Sonrasında enerjik bir yavru, bitmiş bir anne. Gece ağlar, huysuzlanır. Bir yandan yemek yaparım, bir yandan onu oyalarım, kendime yapamam yavrudan kalanı yerim. Yürüme dönemi, her yere girer, koşar. Hayatımın en zor aylarından biriydi. 

Dönem dönem yine zor zamanlar oluyor. Mesela o zaman uykusuzluğa inanılmaz bir tolerans geliştirmiştim. Şimdi geceleri deliksiz uyuyor uzun zamandır (baba geldi, deliksiz uykular geldi). Bir şekilde uykum bölünürse sersem olup sinirleniyorum. Oysa o zamanlar uyku bölünmesi aa uyudun demek ki bölündü gibi bir şeydi:) 

Sinirlendiğimiz şeyler, sınırlarımızı zorlayan şeyler değişiyor. O bahsettiğim zamanların birinde niye uyumuyorsun diye kızımla beraber ağladığım oldu. Çok utandım. Yani biliyorsun çocuğun sana bir kastı yok. Derdi başka. Babası uzakta, annesi huzursuz. Dolayısıyla o da huzursuz. Yani o stres çocuğa yansıyor. Senin o hallerini çok iyi biliyor. Ama nedenini bilmiyor. Sadece duyguyu biliyor. İnsan kendini çok çaresiz ve kötü hissediyor. Ama zamanla daha iyiye gidiyor. Farkındalık artıyor çünkü. 

Mesela eşin bir yere mi gidecek... Biliyorsun ki o gün normalden biraz daha zor geçecek. Hazırlıklı oluyorsun. Ne bileyim, akşam zor uyuyabilir diye düşünüyorsun, umduğundan daha hızlı uyursa seviniyorsun bu defa. O gün bir çikolata yiyorsun fazladan:) Normalde kastığın şeyi kasmamayı düşünüyorsun. O gün az yerse sallamıyorsun. Eşin olmadığı ilk gün için esnek kurallar koyuyorsun ki fazladan yorulma o enerjiye ihtiyacın olacak. 

Sonra mesela anne meselesi. Annen geldiğinde evet gerçekten kolaylık oluyor ama gelmezse ve bununla kendin başedebilirsen daha güçlü oluyorsun. Bir noktada eşim Çin'deyken kendimle gurur duymaya başlamıştım. Çok zorlandım ama sonra ya ben kıvırıyorum bu işi oldum. İnanılmaz bir pratiklik geldi. Güç geldi. Anlatması zor. Bir kez sinirlendin ya, bir daha o kadar sinirlenmen için daha fazla şey olması gerekecek. Anne olarak güçlendin. Farkındalığın arttı. Kendini gözledin, sonradan dalga geçtin kendinle belki. Bilmiyorum mesela bence o dalga geçme hali çok iyi. Üzülmekten daha çok işe yarıyor. (Ulan bi uyumadı diye amma kızmışım hehehehe gibi) Kendine güvenin artıyor. Bence öfke ve üzüntünün tersi mizah. Kendine gülebilmek, dalga geçebilmek, sonrasında tabi. O sırada insanın aklına gelse zaten sinirlenmez. O anda değil. Sonra...

Bi de hayatın başka yanlarındaki sıkıntılar etkiliyor. Bizim bi eğitmen şey demişti zamanında. Önce sen, sonra ailen, sonra işin, sonra ülken, sonra hayvanlar, sonra bitkiler, sonra evren... Bunları bileşik kaplar gibi düşün demişti. Birinde sızıntı olursa diğerlerinin seviyesi de düşer. Etki alanı farklı tabi. İşteki stres ve yorgunluk tahammül süresini kısaltıyor. Eğer akşamına o stres boşaltılamazsa ertesi güne daha kötü oluyor. (Bunları sen benden çook daha iyi biliyosundur zaten de) O nedenle yoga ve meditasyon bence çok iyi. Bir ara sabahları yüzüyordum işe gitmeden. Hayatımın en pambık dönemiydi onca strese rağmen. 

Özetle, kendini rahatlatacak bir yol bulmak, kendini şımartabilecek bir şeyler bulmak(abartı bi şey değil, normalde yapmadığın bişey gibi) kendinle dalga geçmek, duyguya kapılmamak (duygular gelir, yaşanır, gider, orada takılınmaz), çok zorlandığında bazen daha kötüsü olmadığına sevinmek. Mesela eşin gelecek bi hafta sonra. Ben o dönem, askerde de olabilirdi, olmadık bir yere gitmiş, haber alamıyor olabilirdim diye düşünüyordum. Zeynep belki en azından süre çok uzun değil (uzun döneme göre) diye düşünebilir... Biraz iyimserlik aşısı gibi. 

Sandığımızdan çok daha güçlüyüz. Allah test etmesin. Sen yetiyorsun. Can dünya tatlısı bir çocuk ve ne kadar mutlu ve huzurlu olduğu gözlerinden belli. Biz de anneyiz, insanız. İnsan üstü varlıklar değiliz. olumlu kadar olumsuz duygularımız da var. Çocuklarımıza "evet olumsuz duygularımız olabiliyor ama orada takılıp kalmıyoruz" konusunda rol modeli olabilirsek, bizden iyisi şamda kayısı der çok uzattığım lafımı burada noktalarım:)




Ynt: Yok ben yetemiyorum..

06/07/2010 06:38:00

Özgür Anne,

"Kendini gözledin, sonradan dalga geçtin kendinle belki. Bilmiyorum mesela bence o dalga geçme hali çok iyi. Üzülmekten daha çok işe yarıyor. (Ulan bi uyumadı diye amma kızmışım hehehehe gibi) Kendine güvenin artıyor."

Bu yazdığını Ilgaz'ın deyimiyle hiç ama hiç, hiç hiç hiç yapmadığımı fark ettim, üstelik kendiyle dalga geçebilen bir insan olmakla pek şişinirim. Bir atışma ortamında kendimle uygun bir laf sokuşturma aklıma gelip de kimse söylemezse dayanamaz ben söylerim. Ilgaz'la ilgili düştüğüm durumlarla çok dalga geçerim, ama kendi yaptıklarım, ne kadar önceden olsa ve tecrübesiz olsam, onlar hep bir "ahh", yüreğimde bir sızı. Anlatırken de hep ben ettim, siz etmeyin konusu. Yapabilir miyim ki acaba?

Ynt: Yok ben yetemiyorum..

06/07/2010 06:51:00

Damla,


İlk elin günahı olmaz diye bir laf var. Ben de her zaman yapabildiğimi idda etmiyorum ama ne bileyim bazen kendimizden aşırı beklenti içine giriyormuşuz gibi geliyor. İlk elin günahı olmaz şu demek. Diyelim kağıt oynuyorsun, basit oyun pişti. Daha kimse kağıt çıkmamış, yer boş, daha sayacak kağıt yok. Bi tanesini atacaksın, biri pişti yaparsa yapar. İlk el bu.  Nerden bilecen. 

Bi gece Ela sabaha kadar ağladı, kucağımda sakinleşiyor, koyar gibi oluyorum ağlıyor. Bi de nasıl soğuk bi gün. Böyle hışır oldum, deli oldum. Sabahına baktım azı patlamış. Gece hiç anlamadım, aklıma gelmedi. Çok kötü hissettim kendimi, o bahsettin sızı hala biraz sızlıyor. Ama napacan,  malmışım, salakmışım anlamadım. Bazen evde heder etiim çocuğuuu diye gezinirim. Sağ olsunlar heder ettinnn diye üstüme gelirler de öyle hafifler. Ne heder edicem ya mis gibi çocuk:)


Ynt: Yok ben yetemiyorum..

06/07/2010 07:12:00

Zeyneb; çok iyi anladım yazdığın duyguyu.. Benim de eşim, sabır küpü gibidir. Onu gördükçe kendimi daha da "yuh yani!" diye eziyorum zaten. Üzülme ve kızma durumu için çok haklısın. Galiba bizim evde (annemlerdeyken yani) "kızmak ve çatışmak" dünyanın sonu idi eskiden. Aman herşey sütliman olsun diye çok uğraşılırdı, sonra da annem 2 senede bir sinirden oturup ağlardı, biriktirip biriktirip.. Galiba ben de en ufak bir öfkeli halimde hemen bastırmaya çalışıyorum, sonrasında daha bir büyüyor.. İyi ki yazmışsın...

Damla; aynen, ne zaman yalnız kalsam ya uyuturken ya yedirirken ilk falsoyu veriyorum! Sanki yalnızım diye böyle çıplak gibi, ergen gibi hissediyorum. Böyle bir beceriksizlik hali.. Kendime, yalnızlığıma kızıyorum, Can'a da tabii.. B...n olan durum ise o sızı ve sorgulamanın sonrasında verdiği katmerli ve ağır suçluluk hali..

Özgüranne; bö ağladım valla şimdi:(( İçimden geçenleri pıt pıt saymışsın ne diyeyim..  Zaten en çok o koyuyor, dalga geçememek, yetkin olamamak, ve de tabii resmin bütününde kaybolup gitmek. Dediğin çok kıymetli, dalga geçebilir hale gelmek, az buçuk esnemek, "ya bu ne ki allasen, bunu mu dert ediyorum" deyivermek.. İyi ki yazmışsın sen de, sağol, içten bir sağol..

Ynt: Yok ben yetemiyorum..

06/07/2010 07:22:00

sadece anne,


Şöyle bişi demek istedim aslında. Şimdi diyorsun ki yalnızken elim ayağıma dolanıyor. Bunu bir üzüntü cümlesi gibi söylemişsin. Oysa şöyle de "yalnızken elim ayağıma dolanabilir" Bir veri cümlesi. Bunu böyle veri olarak kabul edersen bir sonraki yalnız kaldığında "iyi iyi bu defa daha az acemilik yaptım iyiyiz iyi" diyebilirsin gibi. Ela küçükken annem gelir giderdi, ertesi gün çok fena olurduk. Ben sersem olurdum, Ela huysuz olurdu. Sonra buna "ananegittidepresyonu" adını taktık. Gittiği ilk iki gün vay anam neden böyle demedik. Bildik ki iki güne geçiyor, bekledik. Böylece hafiflettik gibi gibi? 

Ynt: Yok ben yetemiyorum..

06/07/2010 07:31:00

Evet evet doğru diyorsun.. Benim yaptığım "Inınının yalnız kalacağız, kesin bir şeyler rast gitmeyecek" şeklinde kehanet etmek.. Gitmiyor da zaten, sanırım bu benim daha genel geçer bir vizyon/çerçeve sorunsalım.. Senin dediğin gibi koyunca anneye izin ve zaman da kalıyor.. Bir de dediğin üzere iş güç  ve annenin erozyonu da tabloyu mahvediyor. İlk altı ay tamamen ben baktım, ama kafamı öyle set etmiştim ki buna, herkes şaşırırken ben şaşırdıkları için onlara şaşıyordum.. Şimdi ise kişisel hayatta yüküm/sorumluluğum arttıkça Caniko tarafında da bir panik halinde buluyorum kendimi...

<12345>

Cevabın:


Tartışmaya katılmak için giriş yap. Kayıtlı değilsen, bize katıl ve çocuklu hayatını kolaylaştır. Nurturia hakkında daha fazla bilgi için tıkla
Dert Ortağım Benim

Tamamen Ücretsiz

Kaydol Tecrübeli anne ve babalardan yardım al. Sen de yardım et. Anı defteri, fotoğraf albümü, sorular, gruplar...