Yok ben yetemiyorum..

Ynt: Yok ben yetemiyorum..

06/07/2010 07:50:00

"Şöyle bişi demek istedim aslında. Şimdi diyorsun ki yalnızken elim ayağıma dolanıyor. Bunu bir üzüntü cümlesi gibi söylemişsin. Oysa şöyle de "yalnızken elim ayağıma dolanabilir" Bir veri cümlesi."

Özgür Anne, bu aslında ciddi ciddi bir üzüntü nedeni olabiliyor. Ki mesela benim için bu asla bir veri değil. Benim için artık "eyvah yalnız kalıyoruz" durumu değil. Çünkü becerebiliyorum. Ama yalnızlık çok kolay başa çıkılabilir bir durum değil. Hissettirdiği şeyler açısından diyeyim.

Benim tam iki aydır sadece eşim yanımda yok değil. Mesela annemi, kardeşlerimi falan da bir 7-8 aydır görmüyorum. Ya da şu anda yaşadığım yerde bundan 9 ay önce yaşamıyordum ve burada bırak bir dostu, bir tek arkadaşım bile yok. Bu durum elimde bir veri olarak kalmıyor. Yaşamak gerek diyebilirim bununla ilgili. Çünkü gerçekten hissettirdiği şeylerle "ammman canım şunu düşüneyim"le başa çıkmak kolay değil.

Türklere has bazı kavramlar var. İnşallah, maşallah, çok şükür, Allah beterinden korusun falan. Kriz dönemlerinde ülkemizin dibe batmıyor oluşunda iki şey gösteriliyordu. Birisi bu durumda aile yakınlarından destek almaktı. Her açıdan. Çünkü her ne kadar eskisi gibi olmasa da aile bağlarımız diğer milletlere göre sağlam:=)) Bu da bir güç kuvvet veriyor insana. Ki durumu kendi hayatımıza indirgediğimizde, ben bu anlamda böyle bir destekten yoksunun.

Diğeri işte beterinden korusun durumu. Aslında tam da senin yazdığın şey bu. Ki ben işimden dolayı beterin beteri durumlarını sıkça görüp bu anlamda amman kızım dert ettiğin şeye bak diyorsam da kriz anında ammman şunun başına şu gelmişti diye düşünmek biraz zor.  Yine de sakin zamanlarda hep işe yarayan bir şey bu. Çok zamandır bununla ilgili yazmak istiyordum. Sanırım hepsini buraya yazacağım:=))

Ynt: Yok ben yetemiyorum..

06/07/2010 08:01:00

Zeyneb bence yaz hepsini..

Ynt: Yok ben yetemiyorum..

06/07/2010 08:14:00

Zeynep, 


Yani senin özel durumun için demedim. Şöyle bir şey demek istedim. Bazen üzüldüğümüz şeyler oluyor. Mesela eşim yokken ve gece uyumamışken cumartesileri zor geçiyordu. Öyle bi durumda yine öğle yemeği yapamadım diye kendi kendime dertlenmek yerine, "cumartesileri, bir gün öncenin yemeği yenebilir, cumartesileri bir kere gözleme yese bişi olmaz, cumartesileri öğle yemeği yapılamayabilir" gibi veri cümleleri koyuyorum. Veri cümlesinden kastım, olayı duygudan arındırma çabası gibi. Herkeste yaramayabilir, Öyle yapınca durum duygudan arınınca ben daha rahat ediyorum en azından.

Bir sonraki cumartesi de "vay bugün de yemek yapamadım öğlene yetişmedi" diye üstüme gelene kadar, "evet cumartesileri böyle olabilir, en iyisi cuma akşamdan yapmak. Ya da bu günlük yesin kavanoz maması nasılsa hafta içi iyi besleniyor" gibi cümleler.  Normalleştirme çabası. Belki sadece benim için geçerlidir bilmiyorum. "Eşim evde yokken akşamları zor uyunur" diyince daha sakin, daha hazırlıklı oluyorum o geceye. Hani sorun benden kaynaklanmıyormuş da, hayatın bir gerçeğiymiş gibi. "Havada bulut varsa yağmur yağar" haline getiriyorum kendi hallerimi. En azından kendi üstüme gitmemiş oluyorum. 

Yalnızlık konusuna gelince... O konuda teselli var mı bilmiyorum o nedenle bir şey diyemiyorum. Allah kimseyi sevdiceğinden ayrı koymasın. En zor yanı o. Üç gün bile uzun, altı ay çok ama çok uzun... İnsan dayanıyor belki ama bedeli çok ağır... 

Yani eğer iyi geliyorsa, "en azından şöyle değil"   diye düşünmek işe yarar. İşe yaramıyorsa boşvermek lazım. Herkese iyi gelecek diye bir şey yok. Her ne iyi geliyorsa onu bulup uygulamak lazım. Bazen bana bir kendine acıma şeysi gelirdi eskiden, özellikle yurt dışında yaşarken gelirdi, sevdiklerimden uzaktayım, kimseler yok, bana bişi olsa gelemezler filan diye, yani insan kendini duyguya teslim edebilir. Ya da o duyguyu yaşamaya izin verip, üzerinden geçmesine çalışabilir. Kendi adıma duyguyu yaşayıp, geçmesine izin vermeyi öğrenmeye çalışıyorum. İnsana bir faydası yok çünkü üzülmenin. Yapabiliyor muyum, Çoğu zaman hayır, ama çabam var. İşte meme bırakıyoruz, içim acıyor zaman zaman. Hadi gel de dalga geç kendinle. Bu kadar bile veremeyen bi sürü insan var neyin tribindesin de kendine. Diyorum ama gene de ince sızı. Yani buraya yazıyorum bıy bıy ama sadece çaba... yoksa ben biliyorum da mı oynuyorum, yoo...  ama biliyorum ki geçecek... 



Ynt: Yok ben yetemiyorum..

06/07/2010 08:16:00

Ben Duru'yu doğduğundan beri yanlız büyütüyorum. Yanlız derken, eşimle birlikte. Ne anne kayınvalide, ne bir bakıcı yardımcı... Annem ilk 15 günün sonunda evine gitti ve ben biz eşimle bi başımıza kaldık 15 günlük bebeyle. Eşim sağolsun çok yardımcı ve sabırlıdır. Ancak şansımıza, Duru çok zor bi bebekti. 24 saat ağlardı, günde 2 kez doktora koşardık, yanıt hep aynı:birşeyi yok çocuğun.
Özellikle ilk 4 ay nerdeyse HİÇ uyumadık eşimle. Zombi gibi dolaşıyorduk. Ben zaten çoookkk problemli bi hamilelik sonrası bir de bebekle başbaşa kalınca, sinir krizleri geçirip ağlıyordum. Susmuyordu, susmuyordu, susmuyordu...
Acaip gergin ve sinirliydim. Ama bir kez bile sesimi yükseltmedim bebeğime. Hep kendime kızdım ANNELERİMİZ 5-10 ÇOCUĞU BİRDEN BÜYÜTMÜŞ, SEN 1 BEBEĞE KARŞI SABIRLI OLAMIYOR MUSUN diye...
Sonra bir arkadaşımdan şu cümleyi duyduktan sonra herşey daha da kolay oldu benim için. BU BEBEKLER BİZE ALLAH'IN EMANETİ. ONLARA İYİ BAKMALIYIZ VE ASLA SİNİRLENİP KIZMAMALIYIZ. SESİMİZİ YÜKSELTMEK GİBİ Bİ LÜKSÜMÜZ OLAMAZ..
evet çok doğru. Onlar bize Rabbimizin emaneti. Onlara iyi bakmak zorundayız. Hele bir de çocuk sahibi olamayanları düşündükçe, Duru'ya daha bir sabırlı, daha bir anlayışlı oluyorum. Ve her gece şükrediyorum Allah'ıma, bana kızımı nasip ettiği için:)))
Hepimiz anne olarak zaman zaman zor anlar yaşıyoruz. Ama sinirlenip bağırmadan önce, bi 10 saniye derin nefes alıp, olayı tekrar düşünelim. Ve Damla'nın dediği gibi minicik dolma parmaklar ve yanakları:)))))))))))

Ynt: Yok ben yetemiyorum..

06/07/2010 08:17:00

Zeynep, yer değişikliği insanda ayrı bir depresyon yapıyor. Ben her değişiklikte bir süre depresyona girdim. Ankara'ya ilk gittiğimde 6 ay ağladım, İstanbul'a ilk geldiğimde 6 ay ağladım. Çevreye göre, Damla da ne gözü kara hatun, kafaya koydu mu bir hafta sonunda basıp gidiyor, biz olsak... şeklindeydi. Tek farkım olacakları önceden hesap etmemekti belki, sonradan çektiğin sıkıntıları gözü karalık çok da etkilemiyor. O da gitse ağlayacak, ben de gidince ağlıyorum.

Sonuncu lokasyon değişikliği depresyondan çok şaşkınlık şeklinde oldu. Sonuçta eski evimden hepi topu 13 km uzağa geldim ve bir süre terziye, kasaba, çay bahçesine falan eski mahalleye gittim. Bir yandan evin yakınında hızla düzen kurmak için dönüp durdum. Bu şaşkınlık fena halde Ilgaz'a yansıdı ama, ona yansıyınca çocuğu bozdum diye gene depresyon olarak bana yansıdı. Artık yaşlandım herhalde diye düşündüm.

Bir de mesela annen gelebilecek durumdadır ama dersin ki biraz idare edeyim. Ama annen gelemeyecek durumdadır, ikisi de zor ama o zaman insan daha kötü hissediyor. Ya da kocan benimkine dönem dönem ve  son zamanlarda olduğu gibi her akşam ve her hafta sonu çalışıyordur ve evin işlerinden arabanın tamirine, çocuğun okulundan  alışverişe, hatta düğünlere katılınması, cenazelere gidilmesi gibi her şey senin üzerindedir. Ama bu bir tercih meselesidir ve geçecek diye düşünürsün, varlığı yeter dersin. Ama eşin yanında ve yardım etmiyorsa, ya da seninki gibi zorunlu olarak uzaktaysa daha bir gariban hissedersin kendini.

Bence de yaz hepsini.

Ynt: Yok ben yetemiyorum..

06/07/2010 08:54:00

hilal, bu bahsettiğin durum bana o kadar yakın geldi ki. fakat ben bu paylaşım için her zaman kocamı da dahil ettim. yani bu çocuğu tek başıma yapmadığıma göre... ve bu bir baba için hep sorumluluk hem de haktır. benim doğrum da böyleydi.

ben çok başa çıkabilen bir insanım. şöyle diyorlar hakkımda hep, ooo Zeynep hâlleder. annem mesela daha bir gün acımış değil bana ki çünkü ben kendime acımıyorum. n'olacak, yapıyoruz işte diyorum. sen kendine acımayınca kimse de yardıma ihtiyacın olduğunu düşünmüyor.  annem eli kesildiği için ablamın yanında iki hafta, ayağını kırdığı için ve hamile olduğu için diğer ablamın yanında da bir o kadar kalmak zorunda. kardeşim tezini yazıyor, uykusuz kalıyor ve bir de aç mı kalsın. annem gerek. ve annem üzülüyor her birimiz için ayrı ayrı. ben yükümü onun üzerine atmak istemiyorum.  ben hep daha güçlü, daha dik bir duruş sergiliyorum dışa karşı. dün çok sevdiğim biri bana dedi ki, senin blogunu ailen okumuş olsa bir dakika bile beklemezler gelmek için. düşündüm sonra. çok doğru geldi.

aslında ne hissediyorum, ne yansıtıyorum. gerçekten hissetiğim bu mu? iki gün önce telefonda konuşurken durduk yere anneme bağırdım.  bu aslında bir dışa vurumdu, düşününce anlayabiliyorum.

Ynt: Yok ben yetemiyorum..

06/07/2010 08:59:00

Sanırım benim daha bir on fırın ekmek yemem lazım büyümem için.. Gerçi büyümek hiç bitmek bilmeyen bir yolculuk ama, bu ara nedense daha olgun/sabırlı/tevekkül eden biri olmaya ihtiyaç duyuyorum...

Ynt: Yok ben yetemiyorum..

06/07/2010 09:02:00

Hep güçlü olmaya çalışmak, öyle görünmek, hep evet sen halledersin, sen kıvırısın, başa çıkarsını duymak, hep sen şöyledin vıdıvızıdısını 35 yıllık hayatımda çok duydum,halen duyuyorum ama bundan artık hoşlanmıyorum ve artık kabul de etmiyorum
ben artık çok güçlü olmak istemiyorum
bazen zayıfta olabilirim...
herşeyi dort dortluk halledemiyor olabilirim...
herşeye gögüs geremeyebilirim...
hep baş okşayan değil başının da okşanması gereken olabilirim...
O nedenle hayata karşı yetebildiğim kadar varım ve evet yavrumu yetebildiğim kadar yetiştiriyorum/tireceğim..ne bir fazla ne bir eksik.  

Ynt: Yok ben yetemiyorum..

06/07/2010 09:06:00

Anane babane yakında yaşayanlara çok özeniyorum... 

Ynt: Yok ben yetemiyorum..

06/07/2010 09:07:00

LUGESYA; bu yazıyı ben mi yazdım??? yok yok sen yazmışsın:)
Nasıl da benim ruh halimin aynısını yazmışsın? En son dün gece eşime ARTIK BENİM DE ZAYIF NOKTALARIMIN OLABİLECEĞİNİ, BAZI KONULARDA YETERSİZ VE GÜÇSÜZ OLABİLECEĞİMİ, BENİM DE YARDIMA İHTİYACIM OLABİLECEĞİNİ ANLAYIN LÜTFEN diye ağladım. ANLAYIN dan kastım, eşim, ailem, arkadaşlarım...
Herkes tarafından EZGİ HALLEDER, O Bİ ŞEKİLDE ÜSTESİNDEN GELİR diye düşünülmesinden sıkıldım artık:((
Ben de artık yaslanılan omuz yerine, başımı omuza YASLAYAN olmak istiyorum....


Cevabın:


Tartışmaya katılmak için giriş yap. Kayıtlı değilsen, bize katıl ve çocuklu hayatını kolaylaştır. Nurturia hakkında daha fazla bilgi için tıkla
Dert Ortağım Benim

Tamamen Ücretsiz

Kaydol Tecrübeli anne ve babalardan yardım al. Sen de yardım et. Anı defteri, fotoğraf albümü, sorular, gruplar...