Yok ben yetemiyorum..

Ynt: Yok ben yetemiyorum..

06/07/2010 13:15:00

@peyibal, ben yetişemiyorum. Aslında yetşimek için de kendimi yırtmıyorum :)) Kabullendim bazı şeyleri. Şimdi emekleme devresindeyiz biz. Yatağımı toplamadığım günler oluyor. Zaten kociş eve geldiginde tam karşısındaki kapı mutfaktır. Eger mutfak dağınıksa hemen sağa döner, yatak odasına bakar, yatak dağınıksa ilk söylediği laf şu olur: "zor bir gündü galiba"

Ben Ekin 2.5 aylıkken, haftada 2 gün yardımcı aldığımı bilirim. Yok yetişemiyordum. Daha sonra tekrar uzun uzun yazacağım. Şimdi fıstık uyandı.

Ynt: Yok ben yetemiyorum..

06/07/2010 13:18:00

Ben kimsenin gerçekten süper anne olabildiğine inanmıyorum. Çünkü bu hayatın olağan akışına aykırı. Hem ev işleri, hem çalışma hayatı, hem çocuk hem de karı koca ilişkilerini kimseyi üzmeden halledebilen varsa önünde eğilmek isterim.
Ev temizliğinin en azından elektrik süpürgesi kısmında oğlum uyanık oluyor. o uyurken süpürgeyi çalıştırsam zaten 2 dk içinde uyanır. dolayısıyla süpürge açtığım zamanlarda oğlumdan vakit çalıyorum. geri kalanını o uyurken yapsam da yetişmiyor. mesela dün ben bir odayı süpürüp 10 dk onunla sepete top atmaca oynadım. yarım saatlik süpürge işi 1,5 saatte bitti. sonra halıların hepsi ayakta ve tüm koltuklar yerlerinden çekili halde herşeyi bırakıp, oğlumun karını doyurdum ve uyuttum. o uyurken silme işlerini tamamlayıp halıları ve koltukları yerleştirdim. tozları aldım. çamaşırları katlayıp yerleştirdim. yenilerini makinaya attım banyoyu yıkadım. vs vs. derken oğlum uyandı. daha yapılması gereken hem akşamın hem de yarının yemeği duruyordu. bunları da o mızıklarken halledip yemeği yiyip oturduğumda saat 8.30'du ve bende pil bitti. bu arada babamızda el bilgisayarına bilmem ne programı indirip, internetten çin arabaları yorumlarına baktı. hakkını yemiyim buzdolabını çekmeme yardım etti. bi de egenin  kakalı bezini değiştirdi. ama 30 kere "annesiiii" diye bağırdı.
şimdi sadece dünün özetine bakarsak ben mutsuz ve yorgun, oğlum mutsuz (sürekli mızırdayıp anne bırak onu oynayalım diye ağladı), eşim mutsuzdur herhalde koca pazar 2 laf edemedik. karnımdaki bebek resmen canıyla uğraştı tüm gece. hala sancım var..ama evim temiz, yemeğim var.

olmuyor işte, bunların hiçbirini yapmasaydım da olmayacaktı. ege alerjik konjiktivit azıcık tozda gözler kan çanağı oluyor. 

ev iş yemek işlerine girince çocuk arada kalıyor. bazen onu da dahil etsem de olmuyor. destek alabileceğim kimsem yok. annem k.validem uzakta. haaa 1,5 yıl k.validem ve kayınpederim bizde kaldı o günleri yaşamaktansa çatlayana kadar bu işlerle başetmeye razıyım ama arada nefes almak istemiyor değilim. sinemaya gitmeyeli 1 sene olacak. dvd  playerdan filmi ileri tuşuna basarak 25 30 dk.da izliyoruz. kendim için doğru  dürüst alışveriş yapamıyorum. oğlumdan çaldığım zamanları kendim için olanlarla takas ediyorum böylece.


Ynt: Yok ben yetemiyorum..

06/07/2010 13:24:00

didoba, gayet de guzel is yapmissin, hem de hamilesin, bravo!

"evhanimi olamayacagim icin calisiyorum" gibi bir tezim vardi, sanirim dogru.

Ynt: Yok ben yetemiyorum..

06/07/2010 13:26:00

Benim şöyle oldu.

10 yaşında evden ayrıldım (yatılı okula gittim)
16 yaşında daha da uzak bir şehre gittim (üniversiteye)
21 yaşında elimde bir bavulla başka uzak bir şehre gittim (iş dünyasına dalmaca)

Kendimi bildim bileli hep yalnızdım, ailede işte sizlerin de yazdığı gibi "herşeyin hakkından gelen kız çocuğu" idim. Annem de böyleymiş, ona çekmişim, tek başıma fizana da giderim, ne iş olsa yaparım.

Ama üniversite yıllarımda annemi çok ağlattım. "Sende hiç akıl yok mu küçüçük çocuğunu yatılı okula gönderirsin" diye. Şimdi Ada bana bunu dese ölmek isterim sanırım. Çok acımasızmış gençliğim.

Yıllarca yalnız yaşadım. Sonra evlendim. Aile olmayı bilmiyordum. Öğrendim. Çocuk olayına hep uzaktan baktığımız yıllarda annem umudu kesmişti, bir gün "torun sahibi olamayacağım ben" diye ağlarken buldum onu.

Zamanla törpüledim kendimi. Yine de doğumdan sonraki ilk haftalarda özellikle, zor zamanlar yaşadık. Çünkü ben kimseyi istemedim yanımda. Hepsini her şeyi ben yapardım. Anneme ne gerek vardı, zaten hiç yoktu ki. Öyle de böyle de derken, zor geçen bir  sezeryanın ardından lohusalığımı bilip yerimde durmadığım için dikişlerim iltihaplanıp yatak döşek olduğumda annemin yanımda olmasına binlerce kez şükrettim.

Çok inanmam ama bazen evrenin bir döngüsü olduğunu düşünüyorum. böyle zamanlarda... Evren bana dur iki dakika delikanlı ol dedi. Annenin hakkını ödeyemezsin, dur ve sakin ol dedi.

40'ım çıkana kadar annemi yanımdan ayırmadım. Sonra işlerini halletmek bahanesiyle dinlenmesi, 60 senelik yerini yurdunu bırakmadan önce hazırlanması için memlekete gönderdim. Nasıl olsa Ada'ya o bakacaktı, o yüzden ben işe başlayana kadar onun da kendi annesinin yanında olmasını istedim. 4 ay sonra ben işe başlamadan 4 gün önce geldi annem. İyi ki geldi. Bazen hala çok zor zamanlar yaşasak da birlikte, olması olmamasından yüzlerce kat daha iyidir diye düşünüyorum. Annemin yardımını onun bana sunabildiği her fırsatta alıyorum ve teşekkür ediyorum binlerce kez. Biz anne-kız olmayı bilmiyorduk, belki de unutmuştuk, yeniden hatırladık.

Ben anneliğimin ilk aylarını kolay geçirdim. Ada kolay bir bebekti, hatta melek/kitap bebek karışımı bir şeydi. Duygusal anlamda çok zor bir hamilelik süreci geçirmiştim, iş yerinde zor zamanlar olmuştu. O yüzden bu "evde olma hali" bana çok iyi gelmişti. Yaz bebesi de olunca kıpır kıpır hiç durmadım yerimde. Yalnızlığımı özlemiştim, sevmiştim. Çekirdek aile olmayı öğreniyorduk. İyiydik anne-baba-bebek olarak. Eşim olmadığı zamanlarda da idare ediyordum, hiç koymuyordu bana. Ne zaman ki işe döndüm ve iş tempom yine beni benden almaya başladı, eşimin olmadığı tek başına zamanlar beni yormaya başladı. Ada el kadar bebeyken "hiç uykusuzluk" beni yormazken, günde 1.5'dan toplam 3 saate yakın yol teptiğim, gün içinde binbir türlü alicengiz oyunlarının olduğu iş yerim, eve yorgun argın geldiğim ve yalnız olduğum akşamlar artık beni geriyordu.

Kontrolümü kaybettiğim noktalarda bile yiğitliğime laf söyletmeden, "ben yaparım, ben böyleyim"lerimle kendi kendimi gaza getirerek kendime aslında ne kadar da çok yüklendiğimi farketmem, eşimin iş seyahatleri dolayısıyla yine şehir dışında olduğu, annemin ben hallediyorum diye düşündüğünden ve bana rahatsızlık vermemek adına, ben gelir gelmez evden çıkıp gittiği akşamlardan birinde oldu. İş çok yoğundu, annelik çok ama çok zordu, maddi manevi bitkin düşmüştüm, bütün kalabalığımın arasında yapayalnızdım ve çok fena bir sinir kriziyle patladım. O gün Ada'nın yüzündeki ifade gözümün önünden hiçbir zaman gitmeyecek :(

Şimdi artık biraz koy gitsin modundayım. İş hala çok yoğun, eşim hala seyahatte, annem çok yoruluyor gündüz ve akşam evinde ayaklarını uzatsın, çayını demleyip biraz dinlensin istiyorum ve hala onun biraz daha kalmasını çok zorunda değilsem rica etmiyorum. Ama kapıdan girince bütün yorgunluklarımı, endişelerimi bırakıyorum bir kenara artık. Bekleyen ev işleri, dağ gibi olmuş ütüler, yıkanması gereken bulaşıklar, çamaşırlar, darmadağın olmuş ev, yapılması gereken binbir türlü işi bırakıyorum ve yapabildiğim kadarıyla tamamiyle kızıma veriyorum kendimi. ozguranne'nin dediği gibi dönüp "kendime gülebileceğim" anlar bulmaya çalışıyorum.

Ynt: Yok ben yetemiyorum..

06/07/2010 13:32:00

Pamukelma ben bi de çalışyorum düşün . sabah 6.30'da kalkıp evime 40 km uzaklıktaki işyerime geldim. şirket avukatlığı yapıyorum. kabul ediyorum bedensel olarak çok yorulmuyorum ama yoğun bi işim var.
işin en kötüsü ne biliyor musun? şu an tertemiz evimin mis gib kabak dolmamaın sefasını bakıcı sürüyor. anlaşmamızda sadece çocuk bakımı vardı. bazen vicdana gelip sadece egenin kıyafetlerini ütülüyor ya da toz alıyor. o bile bana ilaç gibi geliyor sanki.
konut kredisi, bakıcı gib yüksek meblağlı maliyetler nedeniyle haftada bir kadın alamıyorum. bi süre daha bu tempoda devam edecekmişiz gibi görünüyor.

Ynt: Yok ben yetemiyorum..

06/07/2010 13:41:00

İşyerinde dinlenmek diye birşey gerçekten var. en azından bedenim dinleniyor. beynim ve gözlerimin akşama kadar hali kalmıyor ama oturarak çalışıyorum, şanslı günümdeysem revir boşsa öğlen yarım saat uyuyorum. Daha ne isteyim.

Ynt: Yok ben yetemiyorum..

06/07/2010 13:51:00

esraözlem, ben de hep aynı şeyi düşündüm. Minnacıkken hiçbirşey koymuyordu, ne zaman işe döndüm, tek yönetici ben kaldım, herşey üzerime gelir oldu... Okan gidene kadar tek başına kaldığım topu topu 48 saatin böylesi içimi burkacağını bilmiyordum. Can kuzusunu da burkuyor galiba...

Ynt: Yok ben yetemiyorum..

06/07/2010 13:55:00

sadeceanne, bak şimdi daha iyi anladım. Bana da yalnızken şöyle bir şey oluyor(du, bu aralar daha iyi, iyi gelir diye bu detayı yazıyorum). Geri döneceğini biliyorsun ama şöyle bir his sanırım, "ulan tek başımıza olsak .. yedik demek ki" . Bu insanın hem güvenini sarsıyor, hem de kaybetme korkularını depreştiriyor.

Ynt: Yok ben yetemiyorum..

06/07/2010 13:55:00

ilk yazinin "mutsuz"luk kismini atlamisim didoba.. bir de calisiyormussun, gercekten gelip yardim edesim geldi. evisi yapmasan da huzursuz olacaksin, o huzursuzlugu da ailene yansitacaksin, o yuzden uzulme.. hele ki "ev yemegi" olmazsa olmazlarimizdan bizim. calismiyorken ben de yardimci almiyordum ama evin agir temizligini esim yapiyordu. simdi iki cocukla, calisiyor iken, temizlik yapmayi hayal dahi edemiyorum, uyumayi tercih ediyorum, o yuzden ozel bir yerdesin didoba. umarim bir gun enerjinin tamamen bittigini hissetmezsin.

benim yaptigim su: haftaici her aksam kizlarla beraber 22:30-23:00 gibi uyuyorum. sabah 5 bucukta kalkiyorum, gunluk ev islerini+yemek yapmayi hallediyorum. haftasonlari ise camasir, utu, kizlarla oyun ve kizlarla gezme ile geciyor. bu listede, market alisverisi, giyim alisverisi ve ev temizligi yok, yapmiyoruz :)

Ynt: Yok ben yetemiyorum..

06/07/2010 13:56:00

Bizi burktuğu için onları da burkuyor sanırım sadeceanne, ayna nöronlar direkt alıyorlar kuzular bizdeki duyguyu, yok nasıl iyi hissediliyorsa bir yolu bulunmalı, sahiden sinir krizi eşiğine gelmemeli. Yoga meditasyon, gerektiğinde yardım isteyebilmek, alınamıyorsa biraz daha esnemek, super anne olmaya çalışmamak, belki bir akşam deli deli böğüre böğüre ağlamak, belki buraya yazmak, bir yolu muhakkak olmalı. Yoksa daha kötü olunuyor.


Cevabın:


Tartışmaya katılmak için giriş yap. Kayıtlı değilsen, bize katıl ve çocuklu hayatını kolaylaştır. Nurturia hakkında daha fazla bilgi için tıkla
Dert Ortağım Benim

Tamamen Ücretsiz

Kaydol Tecrübeli anne ve babalardan yardım al. Sen de yardım et. Anı defteri, fotoğraf albümü, sorular, gruplar...