içim ağlıyor

Ynt: içim ağlıyor

02/26/2011 14:18:00

Ayşegül,
sana ne kadar enerjim varsa hepsini yolluyorum.
Ne vakit ihtiyaç duyarsan, yaz buraya gene yollarım, canım benim :))

Ynt: içim ağlıyor

02/26/2011 18:06:00

Kadinlarla erkeklerin ne kadar farkli oldugunu anlamak icin su site ve hatta dert ortagim grubu bile guzel bir ornek :)

Internette, bloglardan forumlara kadar her yerde kadinlari dertlesirken, sorunlarina care ararken goruyoruz :) Bazen cok abarttigimizi dusunuyorum ama bazi yonlerden de cok faydali oldugunu ..

Biz kadinlar bir sorunumuz oldugunda, arkadasimiza telefin aciyoruz, icimizi dokuyoruz; en kisa zamanda bulusuyor ve saatlerce konu uzerinde konusuyoruz :)) (Gecen gun arkadasimizin kocasi; her hafta toplanip saatlerce konusacak ne buluyorsunuz? diye sordu bize :)) Bloglara giriyoruz, forumlara, nurturia'ya.. Hep icimizi dokuyor ve akil istiyoruz..

Hangi sitede; karimla sorunlarimiz var, eskisi gibi degiliz, cocuk oldu boyle oldu, soyle dertliyim, boyle fenayim.. aman derdime bir care diye yazdigini gordunuz ki :))) Hele bir de arkadaslarinin toplanip boyle yardimci olmaya calistigini :))

Erkekler iclerine atiyor sonra da mumkun mertebe en duyarsiz hallerini takinarak sorunlarini saklamaya calisiyorlar. (Genelliyorum.)

Aslinda her evli, ozellikle de cocuklu ciftin terapiye gitmesi gerekiyor. Ama erkeklerin orda da iclerini dokebileceklerini pek sanmiyorum :)

Karsimizdakini degistiremeyiz ama bakis acimizi degistirebiliriz.

Insan ister istemez hep olumsuza odaklaniyor ama bunu degistirmeye calismak lazim. Cocuklar buyudukce her sey daha kolaylasacaktir muhtemelen. Bunun gecici bir sure oldugunu dusunup, gunu idare etmeye calisabilirsin. Bir de esinin iyi yonlerini dusunmeye calis. Canini sIktIginda onun iyi yonlerine odaklanmaya calis.

Erkeklerin ustlerine gelinmesinden de hoslanmiyorlar. Hadi anlat, hadi paylas, hadi konus.. hadi sorunlarimizi cozelim dedikce daha da kaciyorlar. Biraz kendi hallerine birakmak lazim.

Gececektir insallah Aysegul. Sen de cok uzerinde dusunup kendini uzme, yorma. Oluruna birak..

Ynt: içim ağlıyor

02/26/2011 18:50:00


ya niye talep eden biziz,bunu da kabullenemiyorum,niye bizim ilgiye şefkate,sevilmeye ihtiyacımız var da onların yok?

eksik olan taraf biz,bize lütfeden taraf onlarmış gibi değil mi?
sadece çocuktan bahsetmiyorum hayatın genelinde erkekler daha kendi kendilerine yeten varlıklar..
duygusal olarak kendilerini eksik,yanlız hissetmiyorlar,şu yaşadığımız ve isyan ettiğimiz sorunlar,zamansızlıklar,veya zamanı ot gibi geçirmekten gelen rahatsızlıklar niye onlarda yok anlamıyorum:P

Ynt: içim ağlıyor

02/26/2011 19:13:00

Sevgili Aysegul, umarim sorunlar cabuk hallolur. Herkes yazmis bir suru oneri zaten. Evde oturmak cok zor, calismaya baslasan emin ol hayat daha kolaylasir. Evlilikler cocuklardan etkileniyormus. Ben onumdeki 1-2 ornege bakip biz boyle olmayiz diyordum ama biz de etkilendik. Bazen beni anlamiyor, bazen bana ve yaptiklarima deger vermiyor, bazen sadece ev arkadasiyiz, bazen... Bu boyle gider, umudum 1-2 seneye oglan buyudukce eskisi gibi biz olabilmek. 

Ynt: içim ağlıyor

02/26/2011 20:00:00

Adaşım, benzer şeyler bizde de var. bu hafta eşim çok yoğun olduğu için ben artık haftaya ona uzunnn bir e-mail yazıp içimi dökmeye karar verdim. bu hafta yazmıyorum ki yoğunluğundan dolayı arada kaynamasın, biraz dikkatli okusun. çünkü genelde sorun olarak görüp anlattığım şeylere gülüyor ya da hiç anlattırmıyor. belki yazarsam oturur da okur biraz üzerinde düşünür.. ben bu duruma en büyük sebebin yaşadığımız şehirde yakınımız olmaması olduğunu düşünüyorum. annem ya da kv olsaydı yakınımda herşey çok daha farklı olurdu diye düşünüyorum. bugün cumartesiydi eşim evdeydi ama akşama kadar toplam 5 dk konuşamadık, çocuk doğru düzgün uyumadı, uyanık olduğu esnada da hep çok huzursuzdu, kötü bir gündü.. Umarım sizde her şey yoluna girer. uyandı gene bizimki.

Ynt: içim ağlıyor

02/26/2011 21:27:00

neler hissettiğini anlatan bir mektup yaz, ama şikayetlerini değil, eşinin neleri yaptığından rahatsız olduğunu değil, sadece senin hissettiklerini yaz. ben böyle hissediyorum, böyle olunca kendimi kendimi böyle sanıyorum, böyle üzülüyorum diye . şöyle olmasını isterdim, şu şekilde olsa çok mutlu olur, ben de şu şu davranışları sergilemezdim gibi.
anlayacaktır.
;)

Ynt: içim ağlıyor

02/26/2011 21:34:00

ilk yazını okuyup yorum yazmıştım. zaten sen de aynı şeyi düşünmüşsün. umarım işe yarar. sevgiler.

Ynt: içim ağlıyor

02/27/2011 23:02:00

Sorun hallolmuş sevindim. Bir daha tekrarlamaz inşallah.

Genel olarak 1-2 cümle yazmak istedim. Önce şunu kabullenmek lazım. Erkekler farklı, biz farklıyız. Sonra, modern kadının beğenmediği ama aslında pek çok sorunun alevlenmeden sönmesini sağlayan "biri konuşup söylenirken ötekinin susması"nı hayata geçirebilmek önemli. Hatta şunu da kabullenmek lazım, susan taraf hep siz olsanız bile evlilikte taşları yerine oturtmak için, eş istenilen kıvama gelene kadar bunu yapmak şart. Bu şekilde alev büyümez, evi sarmaz. Anlık yanar, yandığı yerde de söner. Cevap verirseniz ev çolukla çocukla birlikte yanar. Beğenelim ya da beğenmeyelim, bunlar gerçekler. Ama çağ öyle şeyler empoze ediyor ki bize, susmanın acizlik, kendini ezdirme olduğunu düşünenimiz çok. Yıllarla beraber öğrendim ki asıl cevap susmaktan başka bir şey değil. Cevap verme gücü olan kişi, susmayı seçtiği anda başarmıştır.

Bir de aşk ile şehvet karışmış vaziyette kavram olarak. İki kişinin eş olarak birbirine duyduğu ancak ve ancak şehvet ya da sevgi ve aile olmanın huzuru vs. olabilir. Aşk kavuşamamak üzerine kurulu bir kelimedir. Ya da ilahi bir duyguyu ifade eder. Biz maalesef aşk kelimesini çok yanlış kullanıyor ve beklentilerimizi de aşk kelimesinin yanlış bilinen anlamı üzerine kurup, o anlamdan bekliyoruz isteklerimizi.

Dolayısıyla hayal kırıklığına uğruyoruz aile ortamımızda ve evliliklerimizde.

Beklentileri bir insan üzerne kurmak da insanı son derece yıpratır. Eş de bir insan, biz sanıyoruz ki eşimiz üzerinde hakimiet kurma hakkımız daha fazla. Oysa karşımızdaki velev ki eşimiz bile olsa beklentilerimizi yüksek tutmaya gerek olmadığını düşünüyorum. Hatta beklentilerin azalmasıyla mutluluğun artması arasında böyle ters yönlü de bir ilişki var.

Amacımızı belirlemek şart. Ne istiyorum? Önceliğim mutlu olmaksa bu üstteki sözlere biraz olsun kulak vermek gerekir. Yok önceliğim eşimin karşısında kendimi ispatlayıp haklı çıkmak bunu da gözüne gözüne sokmaksa o zaman yorulmayı, yıpranmayı, kırılmayı ve kırmayı da göze almak lazım ki, bunlar gönle hoş gelen işler değil.

Herkese içlerinin kan ağlamadığı, kırlar kadar engin bir yuva mutluluğu diliyorum.

Ynt: içim ağlıyor

02/28/2011 07:53:00

Aşk en hakiki ve sonsuz duygudur. Aşık olmak kadın erkek arasındaki duygu olsaydı, aşık olup evlenen nice çift boşanmazdı. Madem aşıklardı da niye bitti aşkları? Aşk özü itibariyle bitip tükenecek bir şey değildir. O yüzden "aşk" kelimesini yanlış kullandığımızı ifade etmek isterim tekrardan. Tabi herkesin kendi bildiği anlamıyla kullanma serbestisi var. Ben özünden bahsediyorum.

Ynt: içim ağlıyor

02/28/2011 08:06:00

annevebebis ne güzel yazmışsın kendi adıma bir şeylerin altını çızdim yorumunla :)
Sana içten katılıyorum


Cevabın:


Tartışmaya katılmak için giriş yap. Kayıtlı değilsen, bize katıl ve çocuklu hayatını kolaylaştır. Nurturia hakkında daha fazla bilgi için tıkla
Dert Ortağım Benim

Tamamen Ücretsiz

Kaydol Tecrübeli anne ve babalardan yardım al. Sen de yardım et. Anı defteri, fotoğraf albümü, sorular, gruplar...