çocuğumuza yalan söylemeyi nasıl öğretiyoruz?

04/25/2012 08:58:00

Adem güneş
Çocuk, bildiği ve yaptığı şeyleri doğduktan sonra öğrendiğine göre yalan” nasıl öğrenilmektedir? Aslında çocuk yalan söylemez, ancak çocuk yalan söylemeye zorlanan bir süreçten sonra yalan söylemeyi alışkanlık haline getirir. Çocuğu yalan söylemeye iten en önemli nedenlerin başında ise anne-babaların baskıcı tutumları gelmektedir.
Ünlü Alman Psikolog Hans Zulliger’in “Çocuk Vicdanı ve Biz” isimli eserinde, “Çocuklar korku ve baskı nedir bilmeseler yalanı da bilmezlerdi” diye bir tespiti vardır. Evet, yalan insan fıtratına aykırı bir davranış bozukluğu olmasına rağmen günümüzde az ya da çok her insanın alnında bir nebze de olsa yalancılık karası bulaşmış durumda.
Fıtratın en güzel yaşandığı yılların çocukluk yılları olduğu düşünülürse aslında insanın yalan söyleme "kabiliyeti"nin başladığı yıllar da yine çocukluk yılları olduğu bir gerçektir. Aslında çocuk yalan söylemez, ancak çocuk yalan söylemeye zorlanan bir süreçten sonra yalan söylemeyi alışkanlık hâline getirir. 
Örneğin, mükemmeliyetçi bir annenin elinde çırpınıp kendi kişiliğini geliştirmeye çalışan iki kardeş düşünelim... Bu iki kardeş odalarında gayet güzel oyun oynarken birden bire bir hır-gür çıkmış ve kavganın sonunda masanın üzerinde duran değerli bir vazo kırılmış olsun. Odada kırılan bir eşyanın sesini duyan anne işini gücünü bırakıp odaya hışımla girse, saç-baş birbirine girmiş iki kardeşi bir yanda, kırılan o güzelim vazoyu da diğer yanda görse ve "Kim kırdı bu vazoyu? Çabuk söyleyin bana!" diye kızgın bir halde seslense, çocukların o sıradaki psikolojisi nasıl olur acaba?
Eğer vazoyu kıran kardeş ortaya çıksa ve "Anneciğim ben kırdım" dese, muhtemel ki sinir içindeki annenin elinden kurtulmak zor olacaktır. Böylesi bir atmosferi çocuğa yaşatan anne, aslında çocuğun izzetini koruması için başvuracağı yanlış bir yola sapmasına neden olacaktır. Çocuk vazoyu kendi kırmış olsa dahi, annesinin öfkesinden korktuğu için "Ben kırmadım" diyecektir. Çocuğun böyle söylemesi aslında her ne kadar davranış bozukluğu olsa da, çocuk üzerinde oluşan psikolojik baskının neticesi olarak "gurur" ve "onur"una dokunulmaması için kurtuluş yolu olarak böylesi bir "yalan"a başvuracaktır. Yalanın ilki çoğu defa çocuğun "izzet" ve "gurur"unu korumak için başvurduğu bir yöntemdir. Başlangıçta kendi üzerindeki baskıdan korunmak için yalan söylemeye adım atan çocuk, daha sonra yalanın ne kadar da işe yaradığını (!) öğrenerek hayatının değişik safhalarında kazandığı bu alışkanlığı uygulamaya geçirecektir. 
Önemli olan ne?
Hâlbuki “Kırılan bir değil, binlerce vazo mu yoksa çocuğun yalan söylemeye zorlanması mı daha önemlidir?” diye sorulacak olsa ve bir yalan başlangıcının çocuğun dünyasında nasıl bir zehir tesiri olduğu anne-babalar tarafından bilinseydi, hiçbir anne-baba elini beline koyup, "Bu vazoyu kim kırdı?" sorusunu sormazdı. 
Evet, çocukta yalan söyleme ihtiyacının en temel nedeni, çocuğun izzet ve onurunu koruma gereksinimidir. Hangi yaş grubu olursa olsun -ister 3 yaş, ister 5 yaş- eğer çocuk kendi üzerinde "ceberut" bir baskı hissediyorsa insan olmanın gereği olarak bu baskıya boyun eğmemek için kendisini kurtarma formülünün en ilkeli olan "yalan"a başvuracaktır.
Birçok anne-baba, çocuklarını eğitirken, bir yandan "asil" bir insanda olması gereken bir tavrı kazandırmak için "Ölüme gideceğini bilsen dahi asla yalan söyleme kızım/oğlum" diyerek nasihatte bulundukları halde, aynı çocuğun yaptığı bir hata karşısında maalesef anne-baba olarak aynı "asil" davranış sergilenmiyor, hoşgörü ve tevazu ile yaklaşılmıyor çocuklara… 
Hâlbuki duygusal ve psikolojik baskı altında "adam" edilmeye çalışılan çocukların büyük bölümünün ortak özelliğidir yalancılık... Yalan konusunda ustalaşmış hangi yetişkinin çocukluk yılları sorgulanmaya başlansa, karşımıza çıkacak manzara hep aynıdır: Çocukluk yıllarında psikolojik ve duygusal baskı görülmesi...
Eğer anne-babalar, yetiştirip evlendirdiği, toplum içine gönderdiği çocuğunun yalan söylüyor olmasından utanmak istemiyorsa, çocuklarına baskı yapmasın. Ama maalesef günümüz anne-babalarının çocuk terbiyesinde en çok kullandığı yöntemin baskı ile çocuk yetiştirmek olduğunu acı acı gözlemliyoruz. Baskı ile çocuk terbiye etmek öyle trajik bir hal almış durumda ki, birçok anne-baba çocuğunun baskı altında kalarak yalancılık özelliği kazanacağından habersiz olarak bir de "Sakın yalan söyleme, seni mahvederim" diye tehdit ederek çocuğun kişiliğini perişan etmektedir. Çünkü bir yandan üzerindeki baskıdan dolayı yalan söyleme ihtiyacı duyan çocuk, öbür yandan da yalan söylerse ikinci bir baskının tehdidi altında şaşkına çevrilmektedir. 
Yalan öğrenilen bir davranıştır
Yalan sadece baskı karşısında gurur ve izzetini korumak için başvurulan bir davranış değildir. Çünkü yalan aynı zamanda öğrenilen bir davranıştır. Çocuk, yolunda gitmeyen bir şeyin nasıl çözüleceğini anne-babasından görerek öğrenir. Eğer anne-baba kendi zavallılığının adına "pembe yalan" dahi koysa, hatta onu rengârenk balonlarla süsleyerek çocuğuna sunsa da, yalan, yalandır. Çocuk bir yalanın nasıl söylendiğini anne-babasından asla öğrenmemelidir. Böylesi bir anne-babalık, çocuk açısından çok acı verici olduğu gibi, yıllar sonra yetiştirdiği çocuğun hâlini seyretmesi açısından da anne-babalar için ıstırap verici bir durumdur. 
Örneğin, dersini yapmadan okula giden çocuğunu; "Oğlum dün akşam ödevini yaptı ama acele ile evden çıktığımız için masanın üzerinde kaldı, yarın getirsek olur mu öğretmen hanım?" diye (güya) korumaya çalışan bir anne eğer bu sahneyi çocuğuna yaşatırken çocuğunun vicdanını nasıl zehirlediğini fark etse ve çocuğunun ileride kendi başına hangi belaları açabilecek bir kabiliyeti o birkaç dakika içinde nasıl da öğrettiğini bilse, çocuğunun karşısında yalanın "y"sini bile kullanmaktan yılandan korkar gibi korkardı. 
Zira yalan aynı öğrenilen bir davranış gibidir. Hangi durumlarda işe yaradığı ve hangi durumlarda nasıl utanmadan yalan söyleneceğini çocuk anne-babasından öğrenir.
Anne-babalık bir "izzet" abidesi, bir gurur abidesidir. Hiçbir çocuk annesinin yalan söyleyebilecek kadar küçüldüğünü ve bayağılaştığını görmekten memnun olmaz ve hiçbir çocuk böylesi bir anne-babanın halinden dolayı gurur duymaz.
Çocuk yetiştirmek belli bir hassasiyet ister, belli değerlere sıkı sıkı sarılmak şarttır ve belki de bu değerler içinde en önemli olanı "dürüst" olmaktır. Belki de bu yüzden Peygamber Efendimiz (a.s.m.) sahabe efendilerimize yalan söylemenin münafıklık alameti olduğu gibi ciddi bir tehditle insanlığı ikaz etmiştir.
Hayal ile yalanı birbirinden ayırın
Yalanın ortaya çıkışı her ne kadar baskı altında kalmakla bir anılsa da ve yalan öğrenilen bir davranış olsa da, çocuk dünyasında adı yalan olmayan birtakım davranışlar vardır ki anne-babalar bu konuda mutlak surette bilgi sahibi olmalıdır. Bu açıdan bakıldığında çocukların 6 yaşına kadar söyledikleri birtakım gerçek dışı beyanlara da "yalan" diyemeyiz. Zira 6 yaşından küçük çocuklar henüz hayal dünyası ile gerçekleri tam ve net olarak ayıramadıkları için, bazen hayal dünyasında canlandırdıkları bir şeye kendileri de inanır ve sanki gerçekmiş gibi de etrafındakilerle paylaşırlar. Böylesi bir durumda anne-babaların asla paniğe kapılmalarına gerek yoktur; zira çocuğun buradaki sözleri, bizim anladığımız manada yalan değildir. 
Örneğin, 3 yaşındaki bir çocuk bazen hayalî olarak okula gider, okulda (olmayan) öğretmeniyle konuşur, hatta öğretmeni ona bir kalem hediye eder. Çocuk öğretmenin kendisine hediye ettiğini düşündüğü bu kalemi ablasının çantasından izinsiz olarak alabilir ve kullanmaya başlayabilir. Bu çocuğa ablası "O benim kalemim, kalemimi ver" dese de çocuk inatla "Bu kalemi bana öğretmenim hediye etti" diye kendini savunabilir. Böylesi bir durum karşısında anne-baba asla "Seni gidi yalancı, ver ablanın kalemini, sen okula bile gitmiyorsun" diyerek çocuğu incitmemeli, ezmemeli, hayal dünyasındaki pembelikleri siyaha dönüştürmemeli… 
Yalan söyleyen çocuk için ne yapılmalı?
Çocuklarda 6-7 yaşından sonra yalan söyleme alışkanlığı devam ediyorsa, işte o zaman anne-baba önce kendini, sonra çocuğun çevresini ve daha sonra da çocuğunu bir kere daha gözden geçirmelidir. 
Zira yalan alışkanlığı başlamış olan bir çocuğun bu alışkanlığı kaptığı bir yer mutlaka vardır. Bu yer bazen bir televizyon dizisi, bazen okulda bir arkadaş, bazen anne-babanın bizzat kendisi olduğu gibi bazen evdeki gereksiz yere yükselmiş olan gerilim olabilir. 
Hangi sebeple olursa olsun eğer bir çocuk 6-7 yaşını geçmiş ve hâlâ yalan söylüyorsa biz buna "davranış bozukluğu" diyoruz. O takdirde anne-baba birtakım tedbirleri almak zorundadır. Yalan söyleyen bir çocuğa "Sakın bir daha yalan söyleme, seni ... yaparım!" demek bir çözüm değildir. Zira eğer çocuk zaten baskı ve korku halinde yalan söylüyorsa bu durum çocuğu yalan söyleme konusunda daha da profesyonel hâle getirecektir. 
Yalan söyleyen çocuğun yalanına vurgu yapılmaz ve çocuğun yalanı yüzüne çarpılmaz. Eğer böyle olursa çocuk kendini "yalancı" olarak etiketleyecek ve yalanla başlayan davranış bozukluğu bir de "kişilik" zaafını da kabullenmeye doğru gidecektir. Çocuk her ne olursa olsun asla "kişiliksizliği" kabullenmemeli ve onu kendine yakıştırmamalıdır.
Yalan söyleyen çocuğa akşamları yatmadan önce hikâyeler anlatılmalı ve bu hikâyede yalan söyleyen bir kişinin nasıl da yanlış bir davranış sergilediği resmedilmelidir. Çocuk, yalan söylemenin nasıl bir yanlış davranış olduğunu hikâye içindeki olayları anlayarak öğrenmelidir. Burada dikkat edilmesi gereken şey şu ki; çocuk ile hikâye içindeki kişiyi özdeşleştirecek ifadelerden kaçınılmalıdır. Örneğin çocuk 7 yaşında ise, hikâye içindeki yalan söyleyen ve daha sonra yalan söylemekten kurtulan kişi asla 7 yaşında olmamalıdır. Çocuk hikâyedeki kişinin kendisi olup olmadığını sorsa dahi, anne-baba bunun öyle olmadığını izah etmelidir. 
Yalancı çocuk yetiştir(me)mek için bunları yap(may)ın!
İşte size 10 adımda usta bir yalancı çocuk yetiştirmenin yolları:
1- “Sakın yalan söyleme, yoksa...” diyerek tehdit edin. Çocuklar zaten baskı altında oldukları için yalan söylerler. Yalan söyleyen çocuğu bir de tehdit etmek çocuğu yalancılıkta ustalaştırmaktan başka işe yaramaz. 
2- Çocuğunuza yalan söyledikçe ve çocuğunuz yalanınızı fark ettikçe "şaka yapmıştım" deyin. Çocuk yalanının fark edildiğini hissedince, yalanının adına "şaka" demeyi öğrenir. Çocuk işine geldiğinde yalan, yakalanacağını hissettiğinde "şaka" diyerek kendini kurtarmayı öğrenir. 
3- Çocuğunuz kendinden büyük birisinin yalanını yakaladığında, "Çocuklar yalan söylemez, büyüklerin işine sen karışma" deyin. Böylesi bir söz, çocuğu yalandan uzaklaştırmaz, aksine yalanı meşrulaştırır. Yalanı büyüklerin kullanabileceğine çocuğu inandırır. Çocuk her ne kadar kendinden büyükler tarafından "Sen küçüksün" diyerek ayrımcılığa uğrasa da, büyüklerin sergilediği davranışları kendi de büyüyünce yapmak üzere zihninin bir noktasına çalar saat kurar gibi yerleştirir. Günü geldiğinde iyi bir yalancı olur çıkar.
4- Çocuğunuzun yalanını fark ettiğinizde "Neden yalan söyledin?" diye sorun. Çocuğa sorulacak bu soru anlamsızdır, çünkü cevabı yoktur. Ayrıca böylesi bir soru çocuğa "Sen yalancısın!" etiketinin yapıştırılmasına neden olur ki, çocuk artık kendini "yalancı" olarak tanımlayabilir. Eğer çocuk kendini bir defa "Zaten ben yalancıyım" diye tanımlarsa, yalan söylerken yüzü kızarmaz bir yalancı oluverir. 
5- Çocuğunuz henüz 6 yaşından küçükse yalan söylediğinde "yalan söyleyenin cehenneme atılacağını" söyleyin. 6 yaşından küçük çocuklar “yalan nedir, doğru nedir”i ayırt edemez. Bu yaştaki çocuklara dinî tehditle yalandan uzak tutmaya çalışmak, yalanı önleyemeyeceği gibi, çocuğun dinden soğumasına da neden olur. 6 yaşından küçük çocukları yalandan alıkoymak için ahlakî eğitim yerine, örnek model yöntemiyle eğitmek gerekir.
6- Çocuğunuzun iyi bir yalancı olmasını istiyorsanız, ona verdiğiniz sözde durmayın. Çocuklar kendilerine verilen sözleri çok özenle takip ederler. Ebeveynlerin kendilerine verdiği sözde durmaması çocuğun "sözde durmanın çok da önemli olmadığı" ahlakını geliştirir ki bu da yalancılığın temelidir. 
7- Çocuğunuzun yalanını gördüğünüzde, yalan söylemeyen çocukları ona örnek gösterin. Çocuklar hiç bir zaman kendilerinin başkalarıyla kıyaslanmasından hoşlanmazlar. Hele ki yanlış bir davranış sergileyen çocuğa bir başka çocuk örnek göstererek doğru yola çekmeye çalışmak çocuk için oldukça inciticidir. 
8- Çocuğunuzun iyi bir yalancı olmasını istiyorsanız, kendi yalanınızı "pembe yalan" ve "masum yalan" diye sevimli hale getiriniz. Yalan yalandır. Anne- babanın bu yalana bir de pembe renkli kıyafet giydirip şirin göstermesi çocuk açısından da vakti geldiğinde uygulanacak bir yöntem olarak öğrenilir. 
9- Çevrenizde yalanınız fark edildiğinde kendinizi kurtarmak için çocuğunuzu şahit gösterin. Çocuk, yetişkinlerin birbirlerine karşı nasıl da yalan söylediğini ve fark edilen bir yalanın nasıl şahitlendirileceğinin ilk provalarını böylece anne-babası ile yapar. Kendi de dara düştüğünde ve yalanı ortaya çıktığında bazen etrafındakileri bazen de mukaddes değerleri kendisine şahit tutar.
10- Çocuğunuzun usta bir yalancı olmasını istiyorsanız ona hayatın kurnazlıklarını öğretin. Yalan ile kurnazlık ikiz kardeştir. Yalandan korkan kişi kurnazlığa sığınır. Kurnazlıkta becerikli olabilmek için iyi bir yalancı olmak gerekir. Anne-babalar çocuklarına kurnazlık sanatını zaman zaman gösterirken aslında çocuklarını iyi bir yalancı olarak yetiştirdiklerini bilmelidir. 
ALINTI


Cevabın:


Tartışmaya katılmak için giriş yap. Kayıtlı değilsen, bize katıl ve çocuklu hayatını kolaylaştır. Nurturia hakkında daha fazla bilgi için tıkla
ANADOLU PEDAGOJİSİ

Tamamen Ücretsiz

Kaydol Tecrübeli anne ve babalardan yardım al. Sen de yardım et. Anı defteri, fotoğraf albümü, sorular, gruplar...