sadaka

07/20/2010 10:56:00

Ramazan yaklasirken, zekat ve fitre gundememize girecekken, lisedeki edebiyat hocam cok degerli Ibrahim Demirci'nin asagidaki yazisini aktarma ihtiyaci hissettim. Ne guzel bakmis, ne guzel anlatmis! Ben dunyaya kizdigimda, insanlara kizdigimda, kendime kizdigimda acip okuyorum, ruhumu oksuyor, keskinliklerimi bIcak gibi biliyor:

"Sadaka"

Bir pazar günü, gazetelerin bulmaca eklerinden birini eline almış kızım; kare bulmacalardan birini çözmeye uğraşıyor. Bilmediklerini soruyor. Biliyorsam söylüyorum. Bazı sorularda kaç harfli olduğunu sormam gerekiyor. Bazen olası iki yanıtın harf sayısı eşit oluyor. Ya şu, ya bu, diyorum. Çıkmış harfler varsa işi, işimiz kolaylaşıyor.

Bir ara "Dilenciye verilen para" diyor. Biraz duraksayıp "Sadaka, değil mi?" diye soruyor. Evet, sen oraya "sadaka" yaz ama diyorum, sadaka sadece dilenciye verilmez, hem sadece paradan ibaret de değildir.

"Güler yüz sadakadır." anlamına gelen peygamber sözünü hatırlıyorum. Zengin Müslümanların sadaka vererek kazanacakları sevaptan sürekli yoksun kalacak olan yoksul Müslümanlar, Allah'ın elçisine bu durumdan duydukları üzüntüyü bildirdikleri zaman onlara "Sübhan Allah, Elhamdü lillâh, Allahu ekber!" diye zikrederek sadaka sevabına ereceklerini müjdeleyişini hatırlıyorum.

"Sadaka" sözcüğünün "sıdk" yani "doğruluk" kökünden türemiş olduğunu düşünüyorum. İnsanların sadaka vermekle, dine sadakatlerini doğrulayan bir iş yaptıklarını düşünüyorum. Sadaka vermemenin bir çeşit sadakatsizlik, bir çeşit ihanet anlamına geleceğini düşünüyorum. Sadakanın yalnızca dilencilere verilen küçük miktarlı ihsanlara hasr edilmesindeki tuhaflığın Kur'an dilinden uzaklaşmakla ilişkisi olduğunu sanıyorum. Çünkü Kur'an-ı Kerim'de bu kelime çok önemli bir farz olan zekâtı bile içerecek bir genişlikle kullanılmıştır. Sadakanın anlamı bir kez çarpıtılınca iş öyle bir noktaya geliyor ki, kimi insanlar az buldukları, beğenmedikleri yardımlar için "Ne bu ya, dilenciye sadaka mı veriyorsun?" diyebiliyorlar. Bu çarpılmada, dilenciliğin toplumsal bir olgu, bir sorun olarak yaygınlaşmış olmasının da bir payı vardır belki.

Sebebi ne olursa olsun, "sadaka"yı bugün düştüğü düzeyden kurtarmak, yeniden asıl yüksek konumuna çıkarmak gerektiğini düşünüyorum. Tasadduk etmek, yani maddî değeri olan bir malı ya da parayı Allah rızası için sadaka olarak vermek, küçümsenecek bir davranış olmamalı. Sadaka verenler, çalışıp kazanarak edinmiş oldukları bir şeyi veriyor olsalar da, çalışıp kazanma gücü de, bu güçle elde ettikleri şeyler de esasen her şeyin hakiki sahibi olan Allah'tan gelmiştir. Dolayısıyla verenlerin böbürlenmeleri de, alanların eziklik hissetmeleri de yakışıksız bir davranıştır.

Allah hepimizi yakışıklı Müslümanlar kılsın! Âmîn...

Ynt: sadaka

07/22/2010 10:21:00

Çok güzel bir yazı teşekkürler paylaşım için...

Ynt: sadaka

08/18/2010 13:23:00

bu kisilere ulasmamiz lazim:

“İftar saatinde eşim eve geldi. Yemek yapacak hiç bir şey yoktu evde. Aç aç bekliyorduk. Eşim ne yemek yaptığımı sordu. Ben de ‘yemek yapacak bir şey yoktu, yemek yok’ dedim. Bunun üzerine çocuklara sarılıp bir süre ağladı. Çok üzüldüğünü anlamıştım. Sonra da arka odaya geçti. Ben de fazla üzmemek için yanına gitmedim. Ama odadan ses gelmeyince merak edip gidip baktım. Eşim kendini iple tavana asmıştı.”.

Ynt: sadaka

08/19/2010 11:52:00

ihh'nin cok guzel kampanyalari var arkadaslar, bir inceleyin:

http://www.ihh.org.tr/


Cevabın:


Tartışmaya katılmak için giriş yap. Kayıtlı değilsen, bize katıl ve çocuklu hayatını kolaylaştır. Nurturia hakkında daha fazla bilgi için tıkla
Oteki Cocuklar

Tamamen Ücretsiz

Kaydol Tecrübeli anne ve babalardan yardım al. Sen de yardım et. Anı defteri, fotoğraf albümü, sorular, gruplar...