İki Yaş Sendromu

Ynt: İki Yaş Sendromu

07/20/2012 06:44:00

Özlem, Kaandada bundan bir süre önce istediğini ağlayarak anlatma huyu belirmişti, cidden çok sinir bozucu bir durumdu. O öyle yaptığında bende şöyle diyordum, annecim böyle ağlayarak anlatmaya devam edersen ben senin ne istediğini bilemem ağlamadan anlat annem bazen bu şekilde susuyordu. böyle susmazsada bende onun tattiği uyguluyordum kendine ne mi  :)) ses tonumu çocuklaçtırıp Kaan diyorum ve onun gibi ağlama sesi çıkarıyordum ve onun gibi şunu, bunu diyordum bu kez çocuk afallayıp beni izliyor ve susuyordu sonra sarılışıp ne istediğini anlamaya çalışıyordum.
Ve çok şükürki bu durumu atlattık şimdilik, sonrasında bir değişim olmaz ise;)

Ynt: İki Yaş Sendromu

07/20/2012 06:46:00

Benzer sorunları biz de yaşamaya başladık galiba! Anane ve dedede her istediğini yaptırmaya alışmış kerata, bir acayip davranıyor.
Ama benim Ece den önce büyük çocuğum Muratla biraz uğraşmam gerekiyor. Zira Murat bu yazılanların genelde tersini uyguluyor :(

Ynt: İki Yaş Sendromu

07/20/2012 06:51:00

pınar:))))))))

Ynt: İki Yaş Sendromu

07/20/2012 06:57:00

bahark paylaşmış. çok yararlı.

 
Pazar günü 2.si düzenlenen seminerdeydim, bu sefer daha iyi not tuttum gibi ve de gelemeyenlerle de paylaşmak istedim. Iraz bir yanlışım olursa düzelt lütfen beni.
Sendrom, çocuğun mu yoksa ebeveynin sendromu mu, önce bu sorgulanmalı. Ebeveyn olarak bebeklikten sonra herşeyin daha kolay olacağınız sanıyoruz. Halbuki büyüdükleri için herşey kolaylaşmıyor. Beklentiler artıkça daha mutsuz oluyoruz ve de öfkeleniyoruz. Çocuktan önce anne-babalar öfkeli.
Bu dönemde neler değişiyor :
  • Yemek yemede direnme
  • Uykuya direnç
  • Söz dinlememe
  • Anne-baba-arkadaşa vurma
  • İtiraz etme
  • Kendini yerlere atma
(Hepsi şu an aynen bizim evde mevcut)
12-36 ay çocukların özerklik önemi, tek gayeleri ilgi görmek ve onaylanmak.
Ebeveyn olarak yaptığımız hatalar :
  • Neden olanları yaşının bir özelliği olarak kabul edemiyoruz?
  • Çünkü çocuklarımızdan beklentilerimiz var.
  • “Elalem ne der” sürekli bu kaygıyı taşıyoruz, rahat olamıyoruz.
  • Anne-baba olmalıyız, arkadaş değil.
Çocuklarla iletişim kurarken daha çok somut kavramlar kullanmalıyız. Soyut kavramlar onlar için henüz bir anlam ifade etmiyor. Olaylara hep onların gözünden bakmaya çalışmalıyız.Yeterince sevgiye ve onaylanmaya ihtiyaçları var. Çocuklarımız büyürken bizim de anne-baba kimliklerimiz büyüyor. Çocuklarımızı sürekli yönetme eğilimindeyiz.
  • Oyuncaklarını paylaş.
  • Uygun zamanda banyo yap.
  • Ona asla dokunma.
  • Çişini artık buraya yap.
  • Yemek zamanı sofraya gel.
Halbuki ;
“CONTROL THE ENVIROMENT, NOT THE CHILD”
“Çocukları değil çevreyi kontrol et”
Peki neler yapmalıyız?
  • İnatlaşmayın.
  • Dikkat dağıtmayı deneyin “biraz” ve “makul” cümlelerle.
  • Dışarı çıkarın, koşsun, hoplasın,zıplasın.(Kötü hava yoktur, kötü kıyafet vardır.)
  • “Tutarlı” ve “aynı” davranın.
  • Temel doğrular “ortak” olsun.
  • Rutinler oluşturun.
  • Sınırlar ve kurallar koyun.
  • Kendinizi de düşünün.
  • Dil becerilerini destekleyin. (Üzgün olduğunu görebiliyorum gibi ifade cümleleri kurulabilir.)
  • Sözünü asla tamamlamayın.
  • Boy hizasına inerek, gözlerinin içine bakarak dinleyin.
  • Seçim şansı tanıyın. (Kırmızı kazak mı, yeşil kazak mı gibi)
  • Başarabileceği şeyler konusunda fırsatlar verin.
  • Hazır olmadığı becerileri kazanması için zorlamayın. (Tuvalet eğitimi gibi.)
  • Mümkünse temel bakım veren kişi değişmesin.
  • Kıyaslamayın. Her çocuk farklıdır.
  • Kişiliklerini ezmeyle, her istediğini yapıp şımartma arasındaki ince çizgiye dikkat.
  • Tüm patlamalarını engellemeyin. Ağlamaya da ihtiyaçları var.
  • Evden çıkarken kaçıp gitmeyin, mutlaka nereye gideceğinizi söyleyin.
Neler yapmamalıyız?
  • Dirense de inatlaşmayın. Bu bir iktidar savaşı değil, çocuğunuzdan hızlı düşünüp karar vermelisiniz.
  • Ceza asla uygulanmamalı.
  • “Az” ve “öz” konuşulmalı, uzun ve karmaşık cümleler kurulmamalıdır.
  • Herşeye “hayır” demeyin.
  • Etiketlemeyin. “Yok zaten sevmez, bunu yemez, kesin düşer gibi”.
  • Kork-ma, yap-ma, git-me gibi kelimelerde sondaki “me” ve “ma”ları kaydetmiyorlar.
  • Sehpayı dövmeyin. Çocuğunuzu böyle bir olgu ile tanıştırmayın.
  • Onun yerine işleri siz yapmayın, sorumluluk verin, yerine getirsin.
Toparlayacak olursak hazırlanmış çevre herkes için işleri kolaylaştırır. Çocuklar 2 yaşına kadar kendisiyle, 3 yaşından sonra da çevresiyle ilgilenmeye başlar. 2 yaşına kadar sorulan “neden”ler ilgiyi üzerinde tutmak içindir, 3 yaşından sonra “neden”leri gerçekten öğrenmek için sorarlar. Çocuklarımıza her zaman cevap veremeyebiliriz, “bilmiyorum” da bir cevaptır. Devam eden bir agresiflik varsa sorgulayın, çevrede onu etkileyecek ne gibi değişiklikler var. (Taşınma, kayıp vs. gibi). “Gözümün içine baka baka yapıyor” diyorsanız eğer, tek sebebi “ilgi” çekmektir.
Umarım yukarıda toparlamaya çalıştıklarım gelemeyenler için faydalı olur, ama fırsatınız olursa katılmanızı tavsiye ediyorum. Herkes kendine iyi gelecek cevaplara ulaşacaktır diye düşünüyorum.

Ynt: İki Yaş Sendromu

07/20/2012 07:37:00

Simden , yöntemini denicem. Bişeyi ağlayarak istersen ben de ağlayarak anlamadım dicem:))) iyi fikir.


Cevabın:


Tartışmaya katılmak için giriş yap. Kayıtlı değilsen, bize katıl ve çocuklu hayatını kolaylaştır. Nurturia hakkında daha fazla bilgi için tıkla
Temmuz 2010 anneleri ve kuzuları

Tamamen Ücretsiz

Kaydol Tecrübeli anne ve babalardan yardım al. Sen de yardım et. Anı defteri, fotoğraf albümü, sorular, gruplar...